Etiketler

, , , , , ,

Turgay OğurAliya İzzetbegoviç resimli aktrollerden günaşırı hakaret alanlar el kaldırsın.

O ho! Ne kadar çoksunuz.

Aliya, siyasal İslamcıların sevdiği, hürmet ettiği bir şahsiyettir. Boşnakların efsanevi lideridir. 

Malum, Yugoslavya’nın dağılmasıyla iç savaş çıkıyor. Komşuları Sırplar ve Hırvatlar Boşnakların adeta ırzına geçiyor. Boşnaklar, Aliya liderliğinde kurtuluş savaşı veriyor. Ulusal kahraman oluyor. 

İşte o Aliya Bosna – Hersek Cumhuriyeti kurulduktan sonra 6 yıl cumhurbaşkanlığı yapıyor. Kurucusu olduğu parti de iktidarda. Yani dünya üzerinde ondan daha büyük bir milli iradeye sahip lider yok.

Cephelerde savaşmış bir komutan olan Aliya’ya iktidarı boyunca “hain, ülkeni sattın” diyecek kadar ileri giden gazeteciler var. Ancak hapse atılan tek bir gazeteci yok. Aliya sadece şunu diyor: Bu gazetecilerin hakkaniyetli olması için elimden bir şey gelmez, sadece gelecek nesillerin böyle olmaması için gayret gösterebilirim. 

Avrupa’nın tesirine bak. Demek Osmanlı biraz daha Avrupa içlerine doğru gidebilmiş olsaydı ne Müslümanlar görecektik. 

Bosna’ya göre güneydoğuda kalan Türkiye’de ise durum gittikçe kötüleşiyor. Çok sayıda gazeteci hakaret davalarında yargılanıyor, suçlu bulunup cezası ertelenen ve tepesinde bir kılıçla işini yapmaya devam edenler var. Cezası ertelenmeyen var. Son olarak Birgün gazetesinden Barış İnce 21 ay hapis yatacak Cumhurbaşkanı’na hakaret ettiği gerekçesiyle.
Konu her türlü absürtlüğe de gebe. Erdoğan’a hakaret etti diye karısını ihbar eden var. Havaalanı bekleme salonunda Erdoğan’a hakaret ettiğini duyan meçhul vatandaşın ihbarıyla içeri atılan işadamı var. Okullarda çocuğu Erdoğan hakkında ileri geri konuştuğu için fişlenen babalar var. Bir tweet yüzünden işini kaybedenler var.

Müesses nizam, kendi ajandasını tıkır tıkır uygularken, bu mutluluğu borçlu oldukları Erdoğan’a mahkeme kararlarından bir kalkan hediye ediyor. Aynen Demokrat Parti’nin çıkardığı Atatürk’ü koruma Kanunu gibi. Atatürk’ü yaşayan bir olgu olmaktan çıkarıp mumya müzesine kaldıran, bütün bir ülkeyi ve tarihi Atatürk’e karşı toplu bir riyakarlığa mahkum eden “koruma” kanunu. 

Erdoğan’ın koruma duvarları tenkit geçirmez malzemeden örülüyor. Duyabileceği son çatlak sesler bunlar. Bir sunağa dönmek üzere. Çiçekler, metinler, şiirler hatta ömürler armağan edilen bir sunak. Asla kimin yürekten sevdiğini, kimin korkudan geldiğini bilemeyeceği sonsuz bir şüphe ve yalnızlık. Resmen hürriyeti tahdit bu. 
ALİ NESİN

Matematik Köyü’ndeki bir bina nedeniyle Prof. Ali Nesin’in 5 yıla kadar hapsi isteniyor. Şirince’ye gidenler, Matematik Köyü’nü ziyaret edenler benim gibi sinirden ağlamış olmalı bu haber karşısında. Şirince’de yaptığı evler yüzünden hapiste yatan ve böyle giderse 10 yıl daha yatmaya devam edecek olan Sevan Nişanyan’ın da çok emeği var bu köyde.

Güzel yapılan işlerin cezasız kalmayacağını öğrenmiş olmalıydık ama çok şükür ki hayret etme duygumuzu yitirecek kadar zombileşmedik henüz. 

Yetenekli öğrencilerin matematik kampı yaptıkları bu köy bir zaman makinesi gibi. Bir koridorda Öklid’de karşılaşsanız yadırgamazsınız. Kireç taşından yapılma beyaz brandalı açık amfisinde dersinize Thales girse, yanınızda oturana “Pisagor’un dersi ne zaman?” diye sorarsınız. Kütüphanesi, hiç abartmıyorum dünyada ilk 10’a girecek güzellikte. Ve bunların hepsi imeceyle yapıldı. Benim bile bir iki tuğlam vardır.

Ali Nesin, yargılanması değil Üstün Hizmet Madalyası alması gereken bir Matematik Baba. 

Hapis cezalarının madalya olduğu bir üçüncü dünya ülkesi olmaktan vazgeçelim artık.
Turgay Oğur
Reklamlar