Etiketler

, , ,

BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. (Anadolu Ajansı - Muammer Tan)

“Babamın ölümü 14 Temmuz’dur. 15 Temmuz akşamı ancak haber alabildik… Bir Ramazan günü…  Gümüşhane nüfusuna kayıtlı ‘Gestapo’ lakaplı Adnan Gündüz geliyor, tekmil istiyor.

Diyorlar ki, ‘Çok kötü durumda, yani ölüm derecesinde.’

‘Kaldırın, getirin’ diyor.

2 kişi kollarına girip, getiriyor, getirmesiyle beraber o tekvandocuların yaptığı bir hareketle göğsüne büyük bir tekme vuruyor ve kafa üzeri yere düşüyor. İşte ondan sonra da bir daha kalkamıyor zaten.Birçok analist der ki: ‘PKK’nın esas doğum yeri Diyarbakır Askerî Cezaevidir.’ Bu doğru bir tespittir…

İşkenceler sonucunda babam Bedii Tan’ı, bir gece sabaha kadar suyun içerisinde yatırıyorlar, oradan ciddi bir enfeksiyon kapıyor, hastalanıyor…

Hasan Cemal’in ‘Kürtler’ kitabında Ferhat Cemiloğlu, babamın oruç tuttuğunu ve orucunun dışkı yedirilerek bozdurulduğunu söylüyor. Bu, kayıtlarda var.”

****

TBMM İnsan Hakları Komisyonu bünyesinde kurulan Diyarbakır Cezaevi Alt Komisyonu, 12 Eylül döneminin işkenceleriyle anılan Diyarbakır 5. No’lu Cezaevi’nin mağdurlarını dinliyor… Geçen hafta yapılan toplantıda, babası Bedii Tan’ı cezaevinde işkenceyle kaybeden HDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ile yıllarca bu cezaevinde kalan Abdürrahim Temel ve Faruk Altun, yaşadıkları olayları anlattı. Tan, babasının bir Ramazan günü orucunun insan dışkısıyla bozdurulduğunu, ardından da bir askerin attığı tekmeyle öldürüldüğünü söyledi. HDP’li vekil, Diyarbakır Cezaevi’nin İnsan Müzesi olması önerisinde bulundu. Başkanlığını, Diyarbakır Cezaevi’nde 7 yıl kalan AK Parti Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu‘nun yaptığı Cezaevi Komisyonu’na anlatılan bazı anekdotlar özetle şöyle:

BEDİİ TAN’I 4 GÜN SUDA YATIRMIŞLAR

ABDURRAHİM TEMEL: “33’üncü koğuşun gardiyanı Gestapo’ydu, bizimki de Schumacher’di. Yani böyle şey isimler veriyorlardı. Gestapo tekvandovari bir hareket yapıyor ve Bedii (Tan) Amca merdivenlerden yuvarlanıyor ama göğsüne vurduklarında ağzından kan çıktığını söylediler arkadaşlar. Bağırdılar ‘bunu kaldırın’ dediler. Kaldırdığımda sadece kelime-i şehadeti algıladım. Ben dizüstüne çöktüm ve öylece kalınca bizim Schumacher’le başka çavuşlar falan bizi tekme tokat içeri aldılar, o orada yığılı kaldı.”

İNSAN PİSLİĞİ VE CANLI FARE YEDİRİLDİ

FARUK ALTUN: “Diyarbakır Cezaevi’nde 12 Eylül’e kadar kaba işkence yoktu. 12 Eylül’ün olduğu sabah gardiyanlar, ‘Artık eskisi gibi olmayacak, bundan sonra bizim sözümüz geçecek’ dediler. Bazı yerlerde diz boyu, bazı yerlerde 30 cm pislik vardı, insanın tuvalet pisliği. Bizi oranın içine attılar. Komutla insanlara pislik yediriliyordu. İnsanlara fare yedirme var canlı olarak. Aklınıza gelecek her türlü işkence. Mesela ben 5’e 10 kalasının ne olduğunu cezaevinde öğrendim, bilmiyordum. ‘5’e 10 nedir?’ diyordum, dediler ‘kalastır’. Bunlara cop sökmüyor, gerçekten coplar belli bir zamandan sonra elastik oluyordu. Biz 5’e 10 kalaslarla dayak yerdik.”

2 Mart 2016 / Zaman

 

Reklamlar