Etiketler

, , ,

Nuh GönültaşDoğu illerinde seçim gezilerini sürdüren Cumhurbaşkanı’nı gören vatandaşlar ona sırtını dönüyorlarmış! Devlet adamına saygıda asla kusur etmeyen bu insanlar bunu neden yaparlar ki? Cumhurbaşkanı kendisine bu soruyu soracağı yerde bunu yapanları “edepsizlik”le suçluyor. Yani… İnsanlar sırtını da dönerler yüzünü de dönerler. İnsanlara “niye döndün” denilemez.


Bu tavır aslında Doğu insanının geleneksel tavrıdır. Umudunu kaybettiğinde, sesini nasıl duyuracağını bilemediğinde, satıldığını, aşağılandığını, yok sayıldığını düşündüğünde bunu yapar.

‘Sırtını dönmek’, büyük bir hayal kırıklığının sessizce haykırılması, sessizce gönül konulmasından başka anlama gelmez.

Ayrıca, insanların kendilerinde hayal kırıklığı hissi uyandıran birine sırtını dönmesi son derece uygar-medeni bir tavırdır, son derece uysal ve yapıcı bir uyarıdır.

Olaya “Ben Cumhurbaşkanıyım, bana bu tavrı gösteremezler” diye bakarsanız, o zaman da adama şöyle derler:

Bizim tepkimiz Cumhurbaşkanı’na değil, bir parti için devletin ve cumhurbaşkanlığı makamının bütün imkan ve itibarı ile seçim propagandası çalışması yapan, diğerlerini aşağılayan, küçümseyen Tayyip Erdoğan’adır.”

İktidar AKP’yi ne yaptı?

Arkadaş ben sana oy verdim ama…

Al bunu dilediğin gibi tepe tepe kullan diye…

Mesela:

Hakkımı, hukukumu ortadan kaldır,

malıma mülküme el koy, seyahat hakkımı ortadan kaldır,

can ve mal güvenliğime tehdit ol,

ülkemi savaşa sok diye vermedim.

Rutin dışına çık diye,

yasalara aykırı hareket et diye

MİT TIR’larıyla bir başka ülkenin iç savaşına silah taşı,

çevre ülkelerdeki iç karışıklıklarda taraf ol diye vermedim.

Televizyonlardan, miting meydanlarından milleti tehdit et,

Yasamayı, yürütmeyi, yargıyı her şeyi tekeline al,

Ülkeyi yarı açık cezaevine çevir,

Hukukun çanına ot tıka,

Suçluyla suçsuzu ayırma,

Hür teşebbüse el koy,

Bankayı gasp et,

Gazeteciye gözdağı ver,

Polisi polise, hakimi hakime kırdır,

Yargıyı tek eline, idareyi çift eline, yargısız, sorgusuz, hesap vermeden idare et diye oy vermedim.

Yahu, Allah aşkına şöyle dönüp bir bakın ve sorun kendinize:

Biz ne yapıyoruz” diye…

Eğer hâlâ ne yaptığınızın farkında değilseniz, ülkemizin, huzurumuzun, kardeşliğimizin ve iç barışımızın, dış sulhumuzun canına okumadığınızı düşünüyorsanız

Size birer birer anlatayım neler yaptığınızı…

Eskiden generaller millete parmak sallardı, şimdi siz sallıyorsunuz.

Eskiden generaller Kırmızı Kitap yazar, millete iç tehdit dış tehdit dikte ederdi, şimdi siz yapıyorsunuz.

Maşallah, hayatta tek kitap okuyup yazmamışsınız ama milletin oyuyla millete karşı iyi Kırmızı Kitap yazarı oldunuz

Yönetirken, vatan haini, millet düşmanı falan gibi faşizme hizmet eden kavramları generallerden daha fazla kullanmaya başladınız.

İhanetin, devlet sırrının, gizliliğin, rutin dışına çıkanın, Anayasa’yı delmenin, hukukun ötesine geçmenin sınırlarını o kadar genişlettiniz ki, bu ülkede sadece siz ve size ağam-paşam diyenler dışındaki bütün alanları daralttınız.

Eğer hâlâ bu ülkeye, millete, halka, vatandaşa ne yaptığınızı anlamadıysanız “13 yıllık iktidarda biz ne yaptık, iktidar bizi ne yaptı” sorusunun cevabını verin.

İktidarın sizi ne yaptığını kendiniz anlamayabilirsiniz, onun için dışarıdan biri olarak size yardımcı olmam gerekiyor:

Ey AKP’liler iktidar sizi;

Kırmızı Kitap yazarı yaptı.

Haksız hukuksuz karar veren hâkim yaptı, savcı yaptı.

İnsanları tekmeleyen, gazlayan polis yaptı

Ölümler üzerine bile siyaset yapabilen bir siyasetçi yaptı.

Acılar üzerinden oy devşirmeye çalışan bir homo-politicus yaptı.

Eskiden küfür etmezdiniz küfürbaz yaptı, eskiden tehdit etmezdiniz tehditkar yaptı.

Eskiden mağdurdunuz, sizi mağrur, sonra da hodbin, hodgam, hodendiş yaptı.
Bir şey daha yaptı, onu da 17/25 dosyaları yeniden açıldığında hep beraber anlayacağız!

Meğer Ali Babacan da bir şehir efsanesiymiş!

Atalar yüzyıllar öncesinden yaşadıklarını tecrübelerle ifade etmişler:

“Kıratın yanında kalan ya huyundan ya suyundan” veya “Körle yatan şaşı kalkar.”

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’a getircem sözü:

Siyasi kariyerinin sonuna kadar imajını düzgün getirip, sonunda bozmak gibi bir eylemin içinde oldu Ali Babacan.

Meğer aslında o bir şehir efsanesi, bir illüzyonmuş!

8 yıldan beri ekonominin başında ve ne yaptı diye sorunca ne diyebiliriz:

Aktif varlıkları artıda, kârda ve sermaye yeterlik rasyosu en yüksek bankaya el koydurdu.

Üretim, istihdam ve ihracat odaklı bir ekonomik model inşa etmedi.

Sadece bir mirasyedi gibi memleketin mülklerini satarak 8 yıl geçirdi.

Sadece doğru tespitler yapıp, bu tespitler doğrultusunda hiçbir adım atmadı, hiçbir yapısal değişim yapmadı.

Kemal Derviş’in politikaları üzerine oturdu ve 8 yıl idare etti.

Yönetimdeyken kendisine bağlı kuruluşların yasa dışı biçimde, artıda olan bir bankaya el koyulmasına izin verdiği gerçeği bundan sonraki hayatında da kendisini takip edecek!

Ne garip, tam da bu satırları yazarken radyoda Şekip Ayhan Özışık’ın “Saçların tarumar gözlerinde nem/Ateşe benzerdin küle dönmüşsün/Hayal mi gerçek mi gördüğüm bilmem/Elden ele gezen güle dönmüşsün” şarkısı çalıyor ve bu sözler yazdıklarımla ne kadar da uyumlu:

Bir eser kalmamış eski halinden

Yazık geçmez akçe pula dönmüşsün.

Nuh Gönültaş / BUGÜN / 3 Haziran 2015

Reklamlar