Etiketler

, , , , ,

Fuat Avni*Muhsin Başkan‘ın öldürülmesinden Beyefendi haberdardı…
*TSK‘nın ‘Kozmik Odasın‘da Kadir Hakim neden hiç bir şey bulamadı? 
*Muhsin Başkanla nasıl bir ilgisi olabilir Kozmik Oda‘nın? 

Ergenekon yapılanmasının sahada görev yapan özel yetiştirilmiş birliği vardır. Bu birlik tamamen operasyonel işlerde kullanılır. Birlikteki kişilerin çoğunun aileleri eşleri bile ne iş yaptıklarını bilmez. Nokta konumlara helikopterle bırakılıp PKK ile savaşmışlardır. Bu savaşlarda deneyim kazanırlar. Özel olarak yetiştirilen bu kişler için adam öldürmek sıradan bir iştir. Bunlardan biriyle Başbakanlıkta bir arkadaşım vesilesiyle samimiyetimiz gelişti. Tabi ki kim olduğunu bilmiyordum. Zaman içerisinde haftada bir iki gün odama gelip gitmeye başladı. Çok durgun hüzünlü bir hali vardı. Anlatacak bir şeyleri olduğu belliydi.Yakın çevremden ve etki alanımın güçlü olmasından ötürü bir ricası olduğunu söyledi. Onun TSK’da görevli sıradan biri olarak biliyordum. GATA‘dan rapor alması gerektiğini söyleyince şaşırdım. Şaşkınlıkla nedeni ve neden benden istediğini sordum? Bana o özel ekibi ve kendisininde o ekipte olduğunu, saatlerce anlattı. Duyduklarıma inanamıyordum. Gaffar Okkan suikastını bizzat bu ekibin yaptığını anlattı. Dikkat çekmemek için şalvar ve puşi giymiş olduklarını, olayın hemen sonrasında bir camiye saklandıklarını söyledi.

Bir kaç içerisinde camiden ayrılarak özel askeri araçla Hatay‘a ardından Suriye ve oradan Kuzey Irak‘a geçtiklerini dile getirdi. Okkan suikastinde yer alan ve konuşacaklarından şüphelenilen bazı arkadaşlarının Malatya‘da sevkiyat yapan askeri uçağa bindirildiğini, fakat uçağın ilginç bir şekilde yere çakıldığını, onlarca masum erin de uçakta feda edildiğini anlattı.

“Bizi hep bu tip operasyonel işlerde kullanıyorlar ve farklı zamanlarda farklı vesilelerle ortadan kaldırıyorlar” dedi. GATA‘dan rapor alamazsa görevli olarak Kuzey Irak‘a gönderileceğini ve orada infaz edileceğini söyledi. Nasıl bu kadar emin olabileceğini sorunca, komutanının kendisini özel olarak çağırıp, “seni bir kaç güne K.Irak‘a gönderecekler sakın gitme. Sizin ekipten 3 ay önce giden kişiyle akibetin aynı olacak. 3 ay önce bir arkadaşımız şehit oldu diye infaz edilmişti” dedi.

“Rapor alırsınız ya da almazsınız ama benim elimdeki bilgi ve belgeleri birine aktarmam lazım. Kime güveniyorsanız vereyim” dedi. “Ne gibi belgeler var” dedim. “Ankara‘da bir hakim Kozmik Oda‘ya girmeden evvel biz girdik. Orayı temizlememiz istendi. Üç kişi geceli gündüzlü temizlik yaptık. Fakat başımıza bir şey gelir korkusuyla bir çok belgeyi de yedekledik. Hepsi elimizde. Uzun zamandır operasyona bizi göndermiyorlardı. Bir kaç ay evvel ekipteki bir kaç kişi yeni bir infazı konuşuyorlardı. Ne oluyor diye sorunca, “Abi şu meşhur GİZLİ TANIK namussuzunu ortadan kaldırmazsak ‘1 numarayı bile deşifre edeceğim’ demiş” dediler.”

Meşhur GİZLİ TANIK dedikleri maalesef Muhsin Yazıcıoğlu idi.!

Herkesin güvendiği tek siyasetçi olduğundan, bir çok belge ona giderdi. Muhsin Başkan‘la ilgili söylediği doğruydu.

Benim de bulunduğum bir ortamda; ki Başbakan koltuğa yeni oturmuştu. Tepedeki aktif görevlileri Başbakanlığa çağırdı. “Ne kadar kirli derin yapı varsa hepsiyle ilgili ne varsa ortaya dökün. Ne kadar derin yapı varsa çökertin” demişti. Bazıları heyecanla, “Efendim sonu nereye varırsa varsın devam edelim mi?” diye sorunca, ”Evet, kefenimizle geldik biz bu makama” demişti.

Fuat Avni olarak o gün benim için inanılmaz bir gündü. ‘Milletimiz yüzlerce yıllık esaretten kurtulacak artık’ diye düşünmüştüm. O gün orada olan kişiler-ki hepsi hayattadırlar-; benimle aynı duyguları paylaşmıştı. Ve o ekip geceli gündüzlü yıllarca çalıştı. O ekipten biri, “küçük bir kızım var her gece onun yatağında yatıyorum belki bu benim son günüm olacak” demişti. Yalçın Akdoğan‘ın “Kumpasçı” dediği insanlar, onlar iktidarlarını sağlama alsınlar diye günlerce adeta kan kusuyorlardı. Çocukları bile tehdit ediliyordu. Bu çalışmada elde edilen ne kadar bilgi belge varsa, Başbakan‘la beraber birine daha servis edildi: Rahmetli Muhsin Başkan‘a…

Şimdi karşımdaki bu zatta bana meşhur GİZLİ TANIK demişti. Muhsin Başkan, Başbakan‘ın “inanmıyorum, siz zıvanadan çıktınız” diye tasfiye ettiği Ekibe inanıyordu. Çünkü Başbakan İstanbul sokaklarında hamasi nutuklar atarken o hapiste yıllarını geçiren bir dava adamıydı.

Gelelim zatın anlattıklarına: “Abi Muhsin Başkan‘ı öldüreceklerini anlamıştım günlerce uyuyamadım” dedi. “Sonra bir gün ekibe acil hareket emri geldi. Helikopterle M. Başkan‘ın öldürüldüğü yere geldik. İnfaz çoktan gerçekleşmişti. Bizden olay yerini temizlememiz istenmişti. O gün, daha dün gibi aklımda, olay yerini temizlerken kayda aldım her şeyi”

Gözyaşları içinde dinledim onu. “Merak etme, ne yapabileceğimize bakalım, ben sana rapor alacak birilerini bulurum inşaallah. Elindeki bilgi ve belgelere gelince onları da güvendiğimiz birilerini bulursak bir şekilde verelim” dedim. Hatta o gün aklıma Taraf gelmişti. Günlerce güveneceğimiz bir mecra bulmaya çalıştım. 2007‘den beri Recep bey ve etrafındaki kimseye güvenmiyordum. Hayatımın en büyük hatalarından birini o günlerde yaptım. Emniyet istihbarattaki birine durumu anlattım. “Teyit edelim anlattıklarını” dedi.

Bir tarihte karar kıldık. Benim ofiste onları buluşturdum. İstihbarattan 3 kişi geldiler, içlerinde sadece arkadaşım olanı tanıyordum. Bana anlattıklarının aynısını onlara anlatmaya başladı. Biri sadece izliyor, öbürü not alıyor, diğeri de dikkatle sorguluyordu. Görüşmeden 3 gün sonra ofisime geldiler.“Anlattıklarının hepsi doğruymuş, belgeleri O’ndan alacağız, merak etmesin raporu da ayarlıyoruz.” dendi. Kozmik Oda‘daki bilgiler Muhsin Başkan‘ın vefatıyla ilgili bilgi ve görüntüler bu kişlere verilmiş oldu. Peki belgelerin akibeti ne oldu?

Meğer bana gelen istihbaratçılar Kemalettin Özdemir‘in yıllardır beraber oldukları ve onu efsaneleştiren kişilerden bazılarıymış. Ne kadar bilgi, belge, görüntü varsa Özdemir‘in eline geçmişti.

Bunu aylar sonra Bakan Beşir Atalay bazılarımızın olduğu ortamda bizzat söyledi. “Sizden hiç bir şey olmaz Özdemir olmasaydı; değil siz, ben, Beyefendi bile içeri girecekti” deyip kendisine ulaşanları açıklamıştı.

Bir şey daha, çok önemli bazı siyasetçi, iş adamı, bürokrat, yargı mensubu kişilerin kasetleri de kozmik odadan onların eline geçmişti.

Alın size turpun en büyüğü: Muhsin Başkan‘ın öldürülmesinden Beyefendi haberdardı. Bunu devletin bekası için kabullenmişti. Beyefendi‘nin en büyük korkusu, bunu bildiğine dair ses kaydının ortaya çıkacak olması. Korkunun ecele faydası yoktur.

Ümitsizliğe düşmeyin, belgelerin hepsi başkalarında da mevcut. Kelle koltukta dolaşan dava adamları bir kaç kişiden mi ibaret sanıyorsunuz?

Oligarşik kadrodan Fethullah Gülen‘le görüşme talebinde bulunan biri var. Pişmanlık arz edecekmiş. Hocaefendi itibar etmiyor haliyle. Oligarşik danışman kadrosu içerisinde gün geçtikçe Beyefendi‘nin kendilerini uçuruma sürüklediğini düşünenler var. Endişelerini gidermek ve safları sıklaştırmak için sorgulanma ihtimalleri olan suçlarla ilgili her gün bir yasa çıkartılıyor.

Meydanlarda diklenip durduğuna bakmayın saatlerce endişesini dile getirdiği adamları gözlerindeki korkuyu farketmiş durumda. Oligarşik danışmanlardan biri ‘Yav kardeşim Genel Kurmay Başkan‘ının içerde yattığı bir ülkedeyiz, bizim sonumuz nasıl olacak‘ diyor. Tahminime göre sürekli İlker Başbuğ‘u örnek veren bu zat ilk ayrılanlardan olacak. En korkak olan, kaybedecek en çok şeyi olandır.

Hiç bitmeyecek sandıkları saltanatları öyle bir sallandı ki, korkudan her şeyi yapabilecek psikolojideler. Böcek dediler ellerinde patladı. Dün Tubitak‘taki Beyefendi‘nin açıklamasıyla içlerindeki korkuyu artık seslendirmeye başladılar. Bu gün akşama kadar şoktaydılar. Normalde vakit namazlarını bile aksatmayan biri Tubitak‘taki açıklamayı nasıl savuştururuz diye Cuma‘ya bile gidemedi.

Kaynak: @fuatavni

Reklamlar