Etiketler

, , ,

Aydınlık RTETayyip Erdoğan İsrail karşıtı görüntü vererek Müslüman dünyada etkili olmaya çalışıyor.

Bu siyaset, Erdoğan’ın Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olması nedeniyle öne çıkıyor.

Amacı, Müslüman dünyanın İran önderliğinde birleşerek Amerikan karşıtı bir cephe oluşturmasını önlemek.

Sünniler “İsrail karşıtı Türkiye varken neden Şii İran’ın yanına gidelim” diyerek Amerikancı kanata yönlendirilecekler.

Ancak AKP’nin kuruluş aşamasından beri Amerika’daki Yahudi lobisi ve Yahudi örgütleri AKP için çalışıyor.

İşte hikayesi:

Tayyip Erdoğan’ı ve Abdullah Gül’ü Amerika’nın Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz keşfetti.

Daha doğrusu, bu keşfi Türkiye’deki Yahudi Lobisi yaptı ve keşfettikleri Erdoğan’ı Abramowitz ile tanıştırdılar.

O zaman, yani 1992’de, Erdoğan Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı idi.

Abramowitz, İsrail kökenli bir Yahudi olup, Yahudi Lobisi’ne yakın duran bir diplomat.

Abramowitz 15 Ekim 1996’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Erdoğan’ı makamında ziyaret ederek:

“Siz burayı (İstanbul) yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz” dedi.

Amerikancı basın bu konuşmayı reklam etti. Tayyip Erdoğan’ın parlatılması böyle başladı.

Abramowitz, Erdoğan’ı makamında sık sık ziyaret etmeye başladı.

Erdoğan, Başbakan olması durumunda Amerika’nın her isteğini yerine getireceğine söz verdi.

CIA, hiç çekinmeden, açıkça, herkesin ulaşabileceği CIA bağlantılı Rand Corporation’un yayın organında, Ocak 1996’da, Tayyip Erdoğan’ın Başbakan, Abdullah Gül’ün ise Dışişleri Bakanı yapılacağını açıkça yazdı.

CIA’nın yan kuruluşu Rand Corporation’un yayın organlarında ve ABD strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda mealen şöyle deniyordu:

“ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye’yi kontrol edemez, Fazilet Partisi’nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan’ın Başbakan, Abdullah Gül’ün de Dışişleri Bakanı olması  halinde ABD Türkiye’yi kontrol altında tutmaya devam edebilir.”

Bu yazılar, tüm Amerikancılara, büyük sermayeye, tarikatlara bir talimat niteliğinde idi.

Bundan sonra Erdoğan’ın jet hızıyla yükselme dönemi başladı.

Tayyip Bey önce İl Başkanı, sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yapılarak Başbakanlığa hazırlandı. ABD, “yürü ya kulum” diyordu.

Bu raporları okuyan İşçi Partisi ve Aydınlık Dergisi, halkımıza bu planı haber verdi.

(Muhakkak ki diğer partiler de bu yayınları okumuşlardı, ama onların halkımızı bilinçlendirmek gibi bir sorunları yoktu)

Aydınlık, 20 Ekim 1996 tarihli sayısında bu olayı kapaktan duyurdu:

“Abramowitz, Tayyip’i Erbakan’ın yerine hazırlıyor”

Yani, AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 6 yıl önce, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisi, Amerika’nın bu seçimi yaptığını halkımıza duyurdu.

O zaman Erbakan Başbakandı. (28 Haziran 1996-30 Haziran 1997 Refahyol Hükümeti)

AKP diye bir oluşumun adı bile yoktu. Erdoğan, Refah Partisi üyesi idi.

Ancak Erbakan, bu olaya müdahale etmedi. O da Tayyip Erdoğan’a zımnen yol verdi.

Cumhuriyet Gazetesi 16 Şubat 1997

Leyla Tavşanoğlu’nun İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek ile söyleşisi:

Perinçek:

“ABD, Tayyip Erdoğan’ı Başbakan, Abdullah Gül’ü de Dışişleri Bakanı yapacak. CIA’nın yan kuruluşlarından Rand Corporation’un yayın organında da bu yazıldı.”

Yani, AKP’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 5 yıl 8 ay önce, Perinçek, Cumhuriyet Gazetesi kanalıyla da, bu gerçeği halkımıza duyurdu.

Aktüel Dergisi Sayı 520, yıl 2001

CIA İstasyon Şefi Graham Fuller, 2001’de “İslami hareketin liderliği” görevini Tayyip Erdoğan’ın “yenilikçi” gurubuna verdi.

Fuller, Aktüel Dergisi’nin 520’nci sayısında:

“Fazilet Partisi içinde yenilikçilerin ağır basarak yönetime geleceğini, bu kanadın İslami hareketin lideri olacağını”

öngördü, yani ABD’nin bu yöndeki arzusunu beyan etti.

Ama yenilikçiler Fazilet’i ele geçiremeyince yeni bir partinin, AKP’nin kurulması gündeme geldi.

Tayyip Bey’e bu desteği veren CIA Şefi Fuller de Yahudi

“Tayyip Bey’e istediği an ulaşabilen” Henri Barkey de Yahudi.

Tayyip Erdoğan, CIA şefleriyle görüştükten sonra TÜSİAD’a:

“Turgut Özal’ın bıraktığı yerden devam edeceğim” sözünü verdi.

Tayyip Bey, 16 Temmuz 2000’de Amerika’da JINSA (Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü) yetkilileri ile görüşmeler yaptı.

Görüşmelerin içeriği bilinmiyor.

Tayyip Bey, 18 Temmuz 2001’de İsrail Büyükelçisi David Sultan ile görüştü.

Ona, “Yeni kurulacak parti İsrail ve Amerika’nın politikalarına ters düşmeyecek” garantisi verdi.

20 Kasım 2002 Simitis görüşmesi

Tayyip Bey, 20 Kasım 2002 günü, hiçbir yasal yetki ve sıfatı olmadığı halde      Yunanistan başbakanı Simitis ile gizli ve kanunsuz bir görüşme yaptı.Bu görüşmeye Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı üst düzey yetkilileri alınmadı.                     Türkiye’nin Atina Büyükelçisi Yiğit Alpoğan, izleyenlerin şaşkın bakışları altında itelenerek odadan çıkarıldı.Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Akın Alpturan ve Dişişleri Bakanlığı Türkiye-Yunanistan İlişkiler Masası yetkilisi Baki İlkin de                   kapının dışında bekletildiler ve görüşme tutanağa kaydedilmedi.Bu, Türkiye tarihinde (Osmanlı dönemi dahil) görülmemiş bir rezaletti.

4 Kasım 2002 

Tayyip Bey, 3 Kasım 2002 seçimlerinden bir gün sonra ABD Savunma Bakanı Wolfowitz’e bir mektup yazdı ve gizli kurye ile gönderdi, mektuba özel cep numarasını da yazdı.

Mektup 17 Ocak 2004 günü Star Gazetesi’nde Hayrullah Mahmut’un köşesinde yayımlandı.

Tayyip Bey, mektubunda, Türkiye Genelkurmayı’nı, “seçim sonuçlarından memnun olmadıkları” için Wolfowitz’e şikayet ediyordu,

ve Wolfowitz’den, Türkiye Genelkurmayı ile kendisi arasında arabuluculuk yapmasını istiyordu.

Bu da, Türkiye tarihinde (Osmanlı dönemi dahil) görülmemiş bir rezaletti.

Tayyip’in mektubu, baştan sona amir-memur ilişkisini yansıtıyordu:

“Bu yardım ve ülkeme geçmişte gösterdiğiniz dostluk için çok teşekkürler. Sizinle kişisel olarak görüşmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Samimiyetle sizin olan!”

Erdoğan’ın bu mektubu yazdığı Wolfowitz de Yahudi…

Bu olaydan sonra hiçbir resmi sıfatı olmayan Erdoğan, Genelkurmay Başkanı’nı karargahta ziyaret etti.

Sonra Cumhurbaşkanı’nı Köşk’te ziyaret etti.

Sonra Genelkurmay’ı bir daha…

Hiçbir resmi sıfatı olmamasına rağmen, aynen Simitis’i ziyaret ettiği gibi…

ABD iradesini arkasına alan hiçbir resmi sıfatı olmayan bir şahıs, ülkenin en üst makamlarını tantana ile ziyaret ederek:

“Beni Başbakan yapmaya mecbursunuz, Amerika böyle istiyor” diye sopa gösteriyordu…

Amerika’nın “Tayyip Erdoğan Başbakan olsun” talimatını hazırolda dinleyen Deniz Baykal, Anayasa’nın ve kanunların paspas gibi çiğnenmesine aldırış etmeden, Tayyip Bey’in yenilenen Siirt seçimlerinde aday olmasını destekledi ve “muhtar bile olamayacak” olan Tayyip Bey, kanunsuz bir şekilde Meclis’e taşındı.

Tayyip Bey, Baykal’ın bu hizmetini yıllar sonra kaset yayımlayarak mükafatlandıracaktı..

İşçi Partisi Genel Başnkanı Doğu Perinçek, Cumhurbaşkanı Necdet Sezer’i makamında ziyaret etti.

“Cumhuriyet yıkıcılarına Hükümet kurma görevi veremezsiniz” dedi. Bu konu da bir de dosya sundu.

Ama, Sayın Sezer, Amerika’nın iradesine karşı çıkamadı.

AKP projesinde şöyle deniyor:

“Türkiye Orta Doğu’da emperyal bir güç olmalıdır. ABD Ortadoğu’daki faaiyetlerini Arap hanedanlarına dayamıştır. Bu ülkelerin halkları arasında giderek yükdelen demokrasi talepleri karşısında bu hanedanlıklar yıkılabilir. Böyle bir tehlike karşısında ABD için en iyi müttefik ancak Türkiye olabilir.” (Hürriyet ve Cumhuriyet, 31 temmuz 2001)

Siyonist Lobiler Tayyip Bey’e ödül vermekte yarışıyorlar

Başbakan Erdoğan 10 Haziran 2005’te Amerika’daki Musevi lobisinin önde gelen kuruluşu olan ADL’den “Cesaret ve Üstün Hizmet Ödülü” olan “Davut Boynuzu” aldı.

Bu ödül, İsrail Devletinin kuruluşundan bugüne kadar sadece 9 kişiye verilmişti.

Bu 9 kişi de İsrail Devleti’ne verdikleri üstün hizmet dolayısı ile bu ödüle layık görülmüşlerdi ve hepsi de Yahudi idi.

Ödülü alan onuncu kişi ise Yahudi değildi, adı da Tayyip Erdoğan idi, ünvanı ise Türkiye Başbakanı.

Böylece Erdoğan, “Üstün Cesaret Ödülü” sahibi ilk ve tek Yahudi olmayan kişi ünvanını kazandı.

(ADL = Anti Defamation League = Ayırımcılığa Karşı Birlik)

AJC (American Jewish Committee = Amerikan Yahudi Komitesi) de Erdoğan’a ödül verme yarışına katıldı.

İşte ödül töreninden bir görüntü:

Boynunda 2 adet Siyonist Madalyası sallanan Tayyip Erdoğan’ın Müslümanları kandırmak için İsrail’e kuru sıkı bağırmasına kimse kanmaz.

Madem ki “Van Minıt”, neden madalyaları iade etmiyor, hala boynunda taşıyor?

Erdoğan, İsrail Başbakanı “Müslüman Kasabı” Ariel Sharon’un elini sıkarken: 2 Mayıs 2005

Amerika 6 yıl önceden karar almış, oya gibi işlemiş, Türkiye’nin başına geçirmiş.

Başbakanı ve Dışişleri Bakanı’nı isimleri ile 6 yıl önce (1996’da) yayınlarında ilan etmiş, 2002’de de planını gerçekleştirmiş.

Bütün bu apaçık gerçekler karşısında, hala daha “AKP’yi %49 oyla halkımız seçti” diyenler kaldı ise, pes vallahi. Artık diyecek bir sözüm yok onlara.

Ali Serdar Bolat

Reklamlar