Etiketler

, , ,

Gültekin AvcıSelam-Tevhid’de ölümcül sorular
Türk tarihinin en büyük ihanetini bile bile kapattılar.
Şimdilik…

Tevhid-Selam ihanetinin AKP’yi, MİT’i, takipsizlik savcısı ile onayan hâkimi ve havuz medyasını yakacak dramatik sorgusu elbet yapılacaktır.

En kötü ihtimalle 15 yıllık zaman aşımı var.

Fakat zaman aşımına uğraması mümkün değil çünkü suç eylemleri devam ediyor.

Şimdi de ihaneti gören polisleri, “bir daha devlet seviyesinde örgütlü ihaneti görmeyecek ve kanunun gereğini yapmayacaksınız”edasıyla gözaltına almaya devam ediyorlar.

Savcı kanunu çiğneyerek soruşturma evrakını “gizli kalması gerekir mi, devlet sırrı mı” sorusuyla Cumhurbaşkanı ve Başbakanlığa gönderiyor. Yapamaz bunu.

CMK.157’deki soruşturmanın gizliliğini bizzat kendi ihlal ediyor.

Belli ki savcı hem işi bilmiyor hem de siyasilerden habersiz adım atmak istemiyor.

Oysa Ceza Kanunu’nun siyasal ve askeri casusluk suçunu düzenleyen 327. maddesinin kanun gerekçesinde şöyle yazar:

“…Suç olgusuna ilişkin bilgi ve belgeler, bir hukuk toplumunda hiçbir surette devlet sırrı olarak koruma altına alınamaz.”

Yani suç teşkil eden eylem hiçbir surette devlet sırrı olamaz, gizlilik kaydıyla korunamaz.

Kanunsuzca kapatılan 2011/762 soruşturma numaralı Selam-Tevhid soruşturması, 106 klasör ve 55.000 belgeyle görevini yapacak savcıyı bekliyor.

Yargıtay’ın 2002, 2006 ve 2014 içtihatlarına rağmen hâlâ Tevhid-Selam için “sözde örgüt” diyen hukukçular var.

Hatırlatalım:

Tevhid-i Selam espiyonaj ve terör örgütüne “uyduruk-sözde” diyenler için tekrar hatırlatalım:

1- Yargıtay’ın 2002, 2006 ve 2014 tarihli kararlarıyla bu örgütün silahlı terör ve casusluk örgütü olduğu “hukuki kesinlik” olarak kabul edildi.

2- EGM TEM Daire Başkanlığı’nın “Türkiye’de faaliyet gösteren terör örgütleri listesi”nde 11. sırada bu örgütün adı vardı.

3- Ağır Ceza Mahkemeleri’nce Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve Bahriye Üçok cinayetlerinin ardında bu örgütün tetikçileri çıktı ve ağır hapis cezalarına mahkûm oldular. Halen hapiste cezalarını çekiyorlar.

4- Selam-Tevhid örgüt üyeleri, Topluma Kazandırma Kanunu’ndan yararlanmak istediklerini söyleyerek örgütü ve ilişkilerini samimi şekilde anlattılar.

Mumcu, Aksoy, Kışlalı gibi aydınlara tetik çeken ve İran lehine casusluk yapan örgüte verilen ağır hapis cezalarını onayan Yargıtay şu noktaya dikkat çekiyordu:

“Esasen, “Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu Örgütü”nün silahlı terör örgütü niteliği ilk kez 12.11.2002 tarihinde Yargıtay’ca kabul edilmiş ve 08.11.2006 tarihinde de bu kabul sürdürülmüştür…”

Ve Yargıtay son hukuki noktayı şöyle koydu:

“Dava konusu Tevhid-Selam/Kudüs Ordusu ve İslami Hareket örgütlerinin silahlı terör örgütü niteliğinde bulunduğu…”

Bunca Yargıtay kararını nereye koyacaksınız?

Bazı sorular

“Sözde örgüt” diyenler şu soruları cevaplasın.

1- Soruşturmada Hakan Fidan’la ilişkisi/görüşmeleri tespit edilen, müsteşar olduğunda makamına tebrike giden (Hüseyin Avni Yazıcıoğlu) HAY’da:

1/25.000 ölçekli, üzerinde “gizlidir, başkasında bulunması suçtur”yazan Harita Genel Komutanlığı’na ait TSK harita ve krokileri ne arıyordu?
Halkalı Nükleer Araştırma Merkezi’nin detaylı krokisi, ATAK helikopteri, Altay tankları, Heron, Anka ve İHA’ların detaylı projeleri ve MSB projeleri ne arıyordu?

Firar eden İran ajanı Naser Ghafari’ye devletin gizli bilgilerini neden teslim etti?

İran ajanı Ghafari’ye devlet bilgilerini servis ederken görüntülenen HAY, MİT’e personel alımıyla neden ilgileniyor?

2- Hakan Fidan ve Başbakan danışmanlarından S.T, İran Kudüs Ordusu generali Mir Vakili ve Türk aydınlarına tetik çeken katilleri yetiştiren bu HSŞ ile neden özel toplantılar yapıyordu?

1988’de Suud-Amerikan bankasını bombalayan,

Tevhid-Selam terör örgütünden 12 yıl 6 aya mahkûm olan,

Kudüs Ordusu’nun Türkiye yapılanmasını kuran,

Mumcu ve Kışlalı’nın hapisteki tetikçilerine her ayın 1-5’i arasında İran kaynaklı düzenli nakit akışı sağlayan, (Ferhan Özmen’e 1200 TL, Rüştü Aytufan’a 900 TL ve Necdet Yüksel’e 900 TL)

Ve Mumcu, Kışlalı, Üçok ile Aksoy’un katili olan F. Özmen’in İran’da askeri eğitim almasını sağlayan HSŞ ile Hakan Fidan ve başbakan danışmanı S.T. neden gizlice bir araya gelir?

3- Mahkeme kararıyla yapılan 1853070631 no’lu dinlemede; Tevhid-Selam örgüt üyeleri Hakan Fidan müsteşar olarak atandığında neden“yüzyılın ataması” diye seviniyorlar? Fidan hakkında neden“Tevhid’den arkadaşımız” diye konuşuyorlar?

Hatırlatalım ki Mumcu, Aksoy, Üçok ve Kışlalı’nın katilleri Tevhid Dergisi/grubu etrafında toplanmışlardı.

4- Tehlikeli adamdır, diye rejim bir ara takip ediyordu şimdi takip etmiyor şeyden beri Hakan o MİT’in başına geldiğinden beri, daha önce bazen yakın takip de yapıyorlardı.”

Mumcu ve Kışlalı’nın katillerini yetiştiren HSŞ neden böyle diyor?
5- Tevhid-Selam soruşturması tezgâhsa, Türkiye’de büyükelçilik ve konsolosluğunuzda çalışan 28 tane resmi İran misyon görevlisi (Naser Ghafari, Ali Kiasat Far, Hasan Şabani) neden kaçtı?

6- AHaber ve Hilal TV’nin İran temsilcisi Mehmet Ali Akbulut halen Tevhid-Selam’da kırmızı bültenle aranıyor. Ama AHaber’e canlı bağlanıp konuşuyor. Yargının aradığı bu temsilcinizi neden teslim etmiyorsunuz?

7- Madem Tevhid-Selam bir tezgâhtı, bu soruşturma devam ederken MİT ve EGM’nin Tevhid-Selam örgütünün “muhtemel eylem” içerikli uyarı yazılarını nereye koyacaksınız? (Dosyada.)

8- Hakan Fidan, gizli ilişkide olduğu İran istihbarat generali, HSŞ ve eski AKP Milletvekili F.K. ile konuşmalarında neden “Emin” kod adını kullanıyor?
Üstelik bu kişilerin hepsi kod adı kullanıyor. Neden?

9– Soruşturma dosyasında 10.06.2013 tarihinde gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısında Başbakan Yard. Bülent Arınç ve RTEarasında geçen tartışmaları bizzat Fidan’ın İran istihbarat generali Mir Vakili’ye aktardığı bilgisi var.

Mir Vakili, “Ağa (BB) çıldırmış, herkese kızıyor, toplantıdan dışarı atmış Sayın Bülent Arınç’ı” diyor. Ve HSŞ’nin sorusu üzerine de haberi “Emin”den aldığını söylüyor.

Gizli kalması gereken Bakanlar Kurulu içeriği bir İran istihbarat generaline neden gizlice aktarılır?

10- Fidan’ın özgeçmiş raporu, devletin gizli bilgilerini kaçan İran ajanı Naser Ghafari’ye servis ederken görüntülenen Tevhid-Selam örgüt üyesi HAY’da bulundu. Bulunan belgede “15 yıldır tanındığı, çalışırsa İslami sebeplerle çalışacağı” notu vardı.

Bunun sebebi nedir?

Ve daha yüzlerce cevapsız soru…

Tek kelime cevap veremediler bugüne kadar.

Her bir soru Selam-Tevhid soruşturmasında görevli polislerin, TEM Müdürleri Yurt Atayün ve Ömer Köse’nin haklılık ve suçsuzluk fermanı.
Kimileri içinse suçların somut delili.

Tevhid-Selam soruşturmasında karşılaşılan bu materyaller suç değilse, dünya tarihinde casusluk diye bir şey yoktur.

Gültekin AVCI / Bugün / 10 Şubat 2015
Reklamlar