Etiketler

, , , ,

Egemen OyİŞTE karşınızda Egemen Bağış…

“Yüce Divan” oylamasında oy kullanıyor.Elindeki zarfı, fiyakalı bir şekilde seçim sandığına postalıyor. Dudaklarında kibirli bir alay…Bakışlarında kayıtsız bir boş vermişlik… Edasında mübalağalı bir rahatlık…Var.

Öyle bir artistlik yapıyor ki… Gören de…“Yargıla beni ey mahkeme” deme cesaretini gösterdiğini…“Benim aklanma hakkımı elimden alamazsınız” diye gürlediğini… “Suçum yok ki korkayım, gönderin beni mahkemeye” diye meydan okuduğunu…“İşte buradayım, tek bir kör kuruşa el uzatmadım” diye haykırdığını…Zanneder.

Öyle bir “atara atar, gidere gider” hareketi çekiyor ki…
Gören de…
Büyük bir kahramanlık yaptığını…
Yedi düvelin tüm mahkemelerine meydan okuduğunu…
Yargıç karşısına çıkmaktan zerre çekinmediğini…
Partili arkadaşlarına “Beni Yüce Divan’a yollamazsanız iki elim yakanızdadır” diye gürlediğini…
Artistlik yapmak için elinde muhteşem bir gerekçe olduğunu…
“Çıkın karşıma ve ispatlayın çikolata kutusuyla rüşvet aldığımı” diye yeri göğü inlettiğini…
Zanneder.
*
Helal olsun Zafer Çağlayan, Muammer Güler ve Erdoğan Bayraktar’a!
Hiç değilse…
Sergileyemedikleri kahramanlığın artistliğini yapmaya kalkışmadılar.
Belli belirsiz bir mahcubiyet duygusuyla…
İnceden utanarak…
Hafiften kızararak…
Hareket etmesini bildiler.
*
Egemen Bağış’a gelince…
İki dakika bile savaş meydanına çıkmaya cesaret edememiş bir mücadele kaçkını olmasına rağmen…
Tarihin görüp göreceği en büyük cengâver gibi poz vermekten kaçınmadı.
Böylece…
Milletçe hepimize “başkası adına utanmak” denilen duyguyu yaşattı…

Ahmet Hakan Coşkun / Hürriyet

Reklamlar