Etiketler

, , , ,

Yakup SaygılıAKP’li 4 eski bakanla ilgili yolsuzluk ve rüşvet iddialarını inceleyen TBMM Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu, konuyla ilgili soruşturmayı ve operasyonu yürüten savcıları ve emniyet yetkililerini dinlemedi.

17 Aralık yolsuzluk ve rüşvet operasyonunu yürüten eski İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Yakub Saygılı, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nden Soruşturma Komisyonu’na mektup yazdı. Saygılı, operasyonun ardından önce görevden alınmış, daha sonra meslekten ihraç edilmişti. Yakub Saygılı, 20 maddelik mektubunda, komisyona ifade vermek için başvuruda bulunduğunu ancak aylar geçmesine rağmen çağırılmadığını, bu sebeple mektup yazma ihtiyacı hissettiğini aktardı. Mektubuna, komisyonun çalışmalarından umutlu olmadığını söyleyerek başlayan Saygılı, soruşturmaya ilişkin çok önemli bilgiler paylaşıyor. İşte söz konusu mektuptan satır başları:

ZARRAB’I İZLEYEN EKİPLER İNSANSIZ HAVA ARACIYLA TAKİP EDİLDİ

“KOM Daire başkanı neden Teknik Şube müdürüne ve İstanbul Mali Şube müdürüne ‘Geçmişte ve günümüzde Reza Zarrab’ın telefonu dinlendi mi’ diye sormuş ve ilgili bilgileri istemiştir? Bu talimatı kendisine kim vermiştir? İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş, kimden talimat alarak, Reza Zarrab ve grubu ile ilgili çalışma yapılıp yapılmadığını anlamak için bir adli kolluk birimi olan Mali Şube Müdürlüğü ekiplerini takibe almış ve bu izleme için insansız izleme aracı (İHA) da dahil kamu kaynaklarını kullanmıştır? Konu kendisine ve o dönem yardımcısı olan 4. sınıf Emniyet Müdürü Mesut Yılmaz’a sorulmalı. Konunun Muammer Güler’in ‘Bu konu ile ilgili şahsen ben ilgileneceğim.’ demesinin hemen arkasından cereyan etmesinin araştırılması gerekir.”

HANGİ BAKANIN ÖZEL KALEMİ, REZA ZARRAB İÇİN TELEFON ETTİ ?

“İstihbarat Şube Müdürü Ahmet Arıbaş’ın, operasyondan 20 gün önce Mali ve Organize Şube müdürlerinin görevden alınmasını neden istediği ve yerlerine kimlerin görevlendirilmesini talep ettiği konularında dönemin İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Mesut Yılmaz’ın bilgisine başvurulmalı. Organize ve Narkotik Şube’den sorumlu Emniyet MüdürYardımcısı ile görüşmek için Reza Zarrab, hangi bakanın özel kalemini arattırmış, ‘ben bakanın adamıyım’ mesajı vermiş ve randevusuna gelmeye tenezzül etmemiştir?”

REZA ZARRAB’IN VİLLASINI KORUMAK İÇİN POLİS BOTU TAHSİS EDİLDİ

“Reza Zarrab, hangi bakanın emriyle İstanbul Deniz Liman Şube Müdürü’nü arattırarak deniz kenarındaki villasını denizden korumak üzere polis botu tahsis ettirmiştir? Konu, dönemin Deniz Liman Şube Müdürü Kenan Eyigün’e sorulmalı. Zarrab, bakanları devre dışı bırakarak aslında daha etkin kiminle çalışmak istiyordu? Zafer Çağlayan buna nasıl ve neden mani oldu?” “İstihbarat Daire başkanının ve arkasından İstanbul İstihbarat Şube üdürü’nün değişmesi, siyasetin polis üzerindeki etkisini ne kadar artırdı? Daha seçim için adaylık bile belli olmamışken, Daire Başkanı Engin Dinç ve diğer bazı EGM yetkilileri İstanbul İstihbarat ve İstanbul Mali Şube müdürlerini arayarak Mustafa Sarıgül hakkında dosya hazırlanmalarını isteyecek kadar ileri gitti mi? Zarrab’la ilgili çıkacak medya haberi hangi bakanların devreye girmesiyle engellendi?”

YENİ SAVCILAR, PARA TRAFİĞİ FOTOĞRAFLARINI NEDEN İŞLEME KOYMADI?

“Adlî kolluk görevi ifa eden Malî ve Organize Şube müdürlerinin yaptıkları adli görev sebebiyle görevden alınması emrini il valisi ve il emniyet müdürlerine kim vermiştir? Dönemin Müsteşarı Efkan Ala ile il valisi arasında geçen ve kamuoyuna milletvekili Umut Oran tarafından dinletilen telefon görüşmesinde bu müdürlerin, şüphelilerin ifadelerinin alınmadan görevden alınmaları talimatının verildiği anlaşılmaktadır. Soruşturma savcısı Celal Kara iddianameyi tam hazırladığı anda neden görevden alındı? İddianame taslağında neler vardı? Operasyon sırasında ele geçen dijital materyallerin incelenmesi sonucu ulaşılan çarpıcı para trafiği ve belge fotoğraflarına dair raporlar neden yeni savcı Ekrem Aydıner tarafından işleme konulmadı?”

MİT VE ERDOĞAN, BİLDİKLERİ SUÇLARI NEDEN SAVCILIĞA BİLDİRMEDİ?

“Operasyon tarihinden 8 ay önce MİT tarafından Başbakan’a iletilen rapor kim tarafından kaleme alınmıştır? Bu suçları tespit eden birinin aynı zamanda savcılığa veya adlî kolluk birimine bu suçları bildirmiş midir? Bilgi verilen Başbakan bildirmiş midir? Her iki makamın da suçu bildirmeme yetkisi bulunmakta mıdır? MİT, 17 Aralık dosyasında adı geçenlerden hangisini dinlemiş ki bu kadar detaylı bir rapor yazılabilmiştir? Kimi neden korumuşlardır? 2013 yılında Reza Zarrab’ın yolcu beraberinde Dubai’ye gönderdiği yüzlerce kilogram altınlara Atatürk Havalimanı’nda müdahale edildiğinde, neler yaşanmıştır? Gümrük görevlileri, altın çantalarını açmaya neden korkmuşlardır? Zafer Çağlayan’a en kaliteli piyanoyu kim almış ve parasını kim ödemiştir?”

ZAMAN.COM.TR – ANKARA / 4 Aralık 2014, Perşembe

*****

FAZLI MERT – MÜRSEL GENÇ – ZAMAN.COM.TR

2 Eylül 2014, Salı

17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasını yapan polisler “hükümete darbeye teşebbüs” iddiasıyla suçlanıyor. Dayanak olarak da “yasama dokunulmazlığı olan kişilerin dinlenildiği” öne sürülüyor. Eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı ise emniyet ifadesinde yasama dokunulmazlığı olan kişilerin direkt olarak dinlenilmediğinin altını çizdi. Suç örgütü liderleri ile yasama dokunulmazlığı olan şahısların fiziki ve telefon irtibatlarının tespit edildiğini belirtti ve bu tespit üzerine asıl dinleme yapılmazsa suç işlenmiş olduğunu vurguladı öğrenildi.

RÜŞVET SUÇUNDA TAPEYE SORUŞTURMA SAVCISI KARAR VERİR

Eski Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı emniyet ifadesinde, “Suç örgütü liderleri ile yasama dokunulmazlığı olan şahısların gerek fiziksel gerekse telefonla irtibatları görülmüştür. Görülen irtibatlar anlık olarak soruşturma savcısına iletilmiş, savcının suça iştirak görüşmesi olduğuna karar verdikleri tape yapılmıştır.” dedi. Konuya örnek olarak rüşvet suçunu misal veren Saygılı, “Veren, alan ve aracının rol aldığı rüşvet suçunda veren veya alandan birisinin yasamama dokunulmazlığı olması durumunda bu işlemin tapesinin yapılıp yapılmayacağına soruşturma savcısı karar vermektedir.” dedi. Saygılı ayrıca, örgütlü bir suça karılan yasama dokunulmazlığı olan şahısların dinlenilmesinin Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre suç olmadığını da vurguladı.

AYNI HEDEFLERİ MİT DE TAKİP ETTİ

Saygılı, yolsuzluk şüphelileri ile alakalı MİT’in Erdoğan’a bir rapor sunduğunu hatırlatarak, “Raporun içeriği medyada yayınlandı. Rapor incelendiğinde aynı hedeflerin ve belki de daha fazlasının MİT tarafından da takip edildiği ve dinlenildiği anlaşılmaktadır. Demek ki adli soruşturmaları emniyete paralel olarak dinleyen başka bir istihbarat birimi bulunmaktadır.” şeklinde ifade verdi.

KRİPTOLU TELEFONLARI MİT YA DA YABANCI SERVİSLER ÇÖZEBİLİYOR

Saygılı ayrıca, emniyetin sahip olmadığı bir teknoloji ile kriptolu olduğu iddia edilen telefonları dinleyebilen ve çözebilen başka birimlerin olduğuna dikkat çekerek, “Bu birimlerden MİT olma ihtimali olduğu gibi yabancı istihbarat servislerinin olması mümkündür.” şeklindeki ifadeleri sorgu zabıtlarına geçti.

YASAKLI EL-KADI ÜLKEYE SOKULDU

Saygılı’ya sorulan bir diğer soru ise yolsuzluk fezlekesinde, “grubun liderliğini yapan Binali Yıldırım’ın da daha üst düzey birinin talimatları ile hareket ettiği” ifadesi ile kimin kast edildiğiydi. Saygılı bu soruya cevaben Yasin El Kadı’nın Birleşmiş Milletler El Kaide Yaptırımlar Komitesi tarafından faaliyetlerinin kısıtlandığı ve bu sebeple de Bakanlar Kurulunca da Türkiye’ye girişinin yasaklandığını hatırlattı. Saygılı sonrasında, El Kadı’nın bizzat Başbakanlık koruma ekipleri tarafından ülkeye sokulduğu ve bunun da o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’ın nüfuzu ile gerçekleştiğinin tespit edildiğini belirtti. Saygılı, işlenen en az 5 ayrı suç olduğunu belirterek, “Bu işlem o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan’nın nüfuzu ve mahiyeti ile gerçekleştirilmiştir.” ifadelerini kullandı.

BAŞBAKANLIK KORUMALARINDAN EL-KADI’YA SAHTE PASAPORT

Yakub Saygılı El Kadı ile alakalı suç tespitlerini, “Yasin El Kadı isimli şahsın ülkeye girişinin yasak olmasına rağmen Başbakanlık Koruma Müdürliğü personeli tarafından çoğunluğu Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan olmak üzere ülkeye illegal olarak sokulması, sahte pasaport kullanılması, kendisine Başbakanlık Koruma Ekibi ve kamu araçlarının tahis edilmesi ve yasaklı olması sebebi ile otellerde kalamayacağından kendisine villa tahsis edilmesi, işlemleri gerçekleşti.” şeklinde sıraladı. Saygılı ayrıca, “Başbakan olması kişiye suç işleme veya ülkeye girişi yasak olan kişiyi himaye hakkı vermez.” diyerek El Kadı’nın yasalara göre suç işlediği için izlenmekte ve dinlenmekte olduğunun altını çizdi. Saygılı, yapılan işlemin El Kadı’nın suç faaliyetlerini yürütebilmesi için kimden destek aldığı ve kiminle hareket ettiğinin bilinmesi olduğuna ise ayrıca temas etti.

ERDOĞAN, YASAKLI EL-KADI İLE HALİÇ’TE BULUŞTU

Emniyet sorgusu sırasında Saygılı’ya Haliç Kongre Merkezi’nin güvenlik kameralarının incelenmesi de soruldu. Saygılı’nın cevabı ise ayrı bir skandalı gözler önüne serdi. Saygılı, Kongre Merkezi’nin kameralarının incelenerek kayıtların çözümünün yapılıp tape haline getirildiği belirtildi. Çözümlerin soruşturma savcısı tarafından delil olarak kabul edildiğini dile getirdi. Saygılı, görüşme içeriği ile alakalı olarak ise, “Yasin El Kadı isimli şahsın ülkemize girişi yasak olmasına rağmen MİT Müsteşarı Hakan Fidan  ve o dönem başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki görüşmeleri içeren güvenlik kameralarıdır.” dedi.

BAŞÇALAN’IN YAYINLADIĞI GÖRÜŞMELER MALİ ŞUBE’YE AİT DEĞİL

Yakub Saygılı’nın, yapılan dinlemelerin dışarıya sızdırıldığını ima eden bir soruya verdiği cevap ise faklı bir skandalı ortaya çıkardı. Saygılı, “Başçalan twitter hesabının yayınlamış olduğu görüşmelerin hiçbirisi adli kolluk sorumlusu olduğum Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından dinlenilmemiş, kaydedilmemiştir.” diyerek olayın farklı bir boyut taşundığını dile getirdi.

SPARK PROGRAMI DA KABİNEYİ BURADA TOPLAYACAĞIZ SÖZÜ DE KULLANILMADI

Soruşturma savcısının Saygılı’ya, mali şube polisleri tarafından Spark programı ile görüşmeler yapıldığı görüşmelerde “kabineyi burada toplayacağız” gibi ifadelerin kullanıldığını sorduğu belirtildi. Saygılı ise, “Şube içi kullanıldığını söylediğiniz Spark isimli yazışma programı şubede kullanılmamıştır. Teknik gelişmelere paralel olarak yeni donanım ve yazılımlar sürekli denenir, bu denemeler kapsamında lokal bir iki bilgisayarda denenmiş olabilir ama şube müdürlüğünde böyle bir program yaygın ve aktif olarak kullanılmamıştır. Dolayısı ile kullanıldığı iddia edilen “kabineyi burada toplayacağız” ibaresi şubemizde kullanılan ve geçerliliği olan hiçbir programda ve hiçbir dosyada geçmemiştir.”  İfadelerini kullandı.

GİZLİ TANIK FATİH, SORUŞTURMA SAFHASINDA YER ALMAMIŞ

25 Aralık operasyonu kapsamında gözaltına alınan Eski Mali Şube Müdürü’nün polis ifadesinde gizli tanık Fatih’in polis memuru İ.K. olduğu öne sürüldü. Saygılı’nın ifadelerine göre gizli tanık Fatih’in savcılık toplantılarına dahi katılmadığı ortaya çıktı. Soruşturma safhasında yer almayan gizli tanık Fatih’in sadece teknik görevi olduğu Saygılı’nın ifadesinde yer aldı.

GİZLİ TANIK FATİH’İN HİÇBİR TOPLANTIYA KATILMADI, SAVCI TALİMATINI BİLME ŞANSI YOK

17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk operasyonunu yapan eski Mali Şube  müdürü Yakub Saygılı’nın emniyetteki ifadesinde ‘gizli tanık Fatih’ ile ilgili ilginç ifadeler yer aldı. Saygılı kendisine yöneltilen “Gizli Tanık Fatih ifadesinde personele Yasama Dokunulmazlığı olan Başbakan ile ilgili tüm görüşmelerin tape yapılması talimatının verildiğini beyan etmiştir. Bu konu ile ilgili ifadenizi veriniz?” sorusuna Saygılı şu cevabı verdi; “Gizli tanık Fatih olan ama aslında kendisinin polis memuru İ.K. olduğunu anladığım personelin Cumhuriyet Savcısı ile yapılan hiçbir brifing ve toplantıya katılma imkanı yoktur. Dolayısıyla böyle bir talimatın doğrudan savcı tarafından verdiğini bilme şansı yoktur. Tapelerin yapılması soruşturma savcısının talimatları ile gerçekleştirilmiştir. Özel hayatı ilgilendiren ve keyfi hiçbir konunun tapesi yapılmamıştır.”

BAŞBAKANIN GÖZALTINA ALINACAĞI İDDİASI SAÇMA

Emniyetteki sorguda Saygılı’ya yöneltilen soruların birçoğunun ‘Gizli Tanık Fatih’in beyanlarına dayandırılması dikkat çekti. Saygılı gizli tanık Fatih’in başbakanın gözaltına alınacağı yönündeki beyanına, “Gizli tanık Fatih’in söyledikleri içersinde en saçma şey başbakanın da gözaltına alınacağı hikâyesidir” cevabını verdi. Saygılı ifadesinde şunları anlattı; “Kolluğun yasama dokunulmazlığı olan hiç kimseyi Anayasanın 83. Maddesine göre tutması yakalaması ve gözaltına alması mümkün değildir. Sadece teknik görevi olan soruşturma safhasında yer almayan  bir polis memurunun kendisine sağladığını düşündüğüm menfaatler karşılığında kamuoyu algısının yaratılabilmesi için tamda ihtiyaç duyulan ifadeyi verdiğini görüyorum.”

*****

ZAMAN.COM.TR

16 Ekim 2014, Perşembe

Büyük yolsuzluk ve rüşvet soruşturmasını yürütürken açığa alınan ve ardından tutuklanan eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakub Saygılı, tutuklanan Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz’la ilgili çok çarpıcı bilgiler verdi. Saygılı, Hüseyin Korkmaz’ın 25 Aralık operasyonu ile alakası olmadığı halde tutuklandığını yazdı.

Hüseyin Korkmaz’ın Mali Şube Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliği’nde çalıştığını belirten Saygılı, “Hani şu Rıza Sarraf isimli hayırsever işadamını yakalayan büroda. İşin özü savcı, 25 Aralık operasyonunda hiç çalışmayan bir görevliyi tutuklattı.” ifadelerini kullandı. Saygılı, “Fena çuvalladınız. Alâkası olmayan bir yiğidi 25 Aralık nedeniyle tutukladınız.” dedi.

Twitter hesabından paylaşımlarda bulunan Yakub Saygılı, kendisi ve eski mesai arkadaşlarının 25 Aralık operasyonu sebebiyle tutuklandığını belirtti. Saygılı, Komiser Yardımcısı Hüseyin Korkmaz’ın 25 Aralık operasyonunun hiçbir yerinde görevli olmadığını ve soruşturma detaylarını savcıdan öğrenmesine rağmen tutuklanmasına dikkat çekti. Hüseyin Korkmaz “Hırsızdan korksak polis olmazdık” çıkışıyla ve konuşmasını engellemek için polislerin ağzını kapatmaya çalışmasıyla dikkat çekmişti.

İşte Yakub Saygılı’nın o tweetleri:

1. Bunları biliyor musunuz ?

2. Ben ve eski mesai arkadaşlarım 25 Aralık operasyonu sebebiyle tutuklandık.

3. Hani şu “ALO FATİH” in olduğu, Urla villaları, havuz medyasının satın alınması iddialarının olduğu soruşturma.

4. Hani şu müteşebbis “Yasin El Kadı’nın” girişi yasak olmasına rağmen ülkemize korumalarca sokulduğu…

5. Kendisine koruma tahsis edildiği, sahte isimle tedavi edildiği bilgilerinin bulunduğu soruşturma…

6. Dedik ya hepsi iddia işte…Siz bakmayın bana…

7. Aslında konu şu; Yakub Saygılı ve cezaevindeki arkadaşları 25 Aralık opr. yaptılar. Hakettiler bunu.

8. Ya Komiser Yardımcısı Hüseyin KORKMAZ ..?

9. 25 Aralık operasyonunun hiçbir yerinde görevli değildi. Soruşturma detaylarını savcıdan öğrendi.

10. Her soruşturma sırasında savcılıktan görevlendirme yazısı alınırdı. Hüseyin orada da yoktu.

11. Dinleme, izleme tutanakları ve fezlekenin hiçbir yerinde adı, parafı ve imzası da yok…

12. Yok arkadaş yok, zorlama.

13. Hatta bu operasyonu hazırlayan bürolarda da çalışmıyor. Operasyonu yürüten büro Sahtecilik büro amirliği.

14. Hüseyin KORKMAZ şubede göreve başlamasından, ayrıldığı güne kadar Nitelikli Dolandırıcılık Büro Amirliğinde çalıştı.

15. Hani şu Rıza SARRAF isimli hayırsever işadamını yakalayan büroda..

16. İşin özü savcı, 25 Aralık operasyonunda hiç çalışmayan bir görevliyi tutuklattı.

17. İçeride alâkasız bir yiğit yatıyor. Savcı da hakim de biliyor. Toparlayamıyorlar şu anda.

18. Yoksa yine ” sen ne cüretle hayırsever işadamlarını yakalarsın? ” yaklaşımı mı?

19. Fena çuvalladınız. Alâkası olmayan bir yiğidi 25 Aralık nedeniyle tutukladınız.

****

18 Haziran 2014, Çarşamba  09:45

17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarını yürütürken görevden alınan ve ardından meslekten ihraç edilen eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı ilk kez konuştu. Saygılı, süreçle ile ilgili merak edilen bir çok konuya açıklık getirdi.

Radikal‘e röportaj veren Saygılı, 17 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasının MASAK raporları ve ihbarların değerlendirilmesiyle başladığını belirtti. Operasyon günü 2 saat içerisinde görevden alınacağını düşündüğünü söyleyen Saygılı, ” Yanıldım. 24 saat sonra görevden alındım.” ifadelerini kullandı. “Yasama dokunulmazlığı olan hiç kimse ve Başbakan’ın aile fertlerinin telefonları dinlenmedi” diyen eski İstanbul Mali Şube Müdürü, “Kriptolu telefonların dinlendiği iddiaları doğruysa, polis teşkilatında kriptolu telefonları dinleyip çözebilecek bir teknoloji bulunmamaktadır. Fail başka yerde aranmalıdır.” şeklinde konuştu.

İŞTE SAYGILI’NI O RÖPORTAJININ BİR KISMI:

17 Aralık soruşturması nasıl başladı, nasıl bir süreçti?

Son üç yıldır yolsuzluk suçlarını soruşturmakla görevli birimin iş hacmi normalin üstünde artmış ve bu suçlarla mücadele konusunda kaynak artırımı veya yeni bir iş bölümü yapılmaya acilen ihtiyaç duyulmaya başlanmıştı. MASAK raporları ve ihbarların değerlendirilmesiyle başlayan Rıza Sarraf ve arkadaşları grubunun soruşturması, ilk 5 ay herhangi bir suç grubu takibinden farklı değilken 5.aydan itibaren suç grubunun, yasama dokunulmazlığı olan kişiler ve çocuklarına temas etmeleri ile soruşturma, ülkemizin alışık olmadığı bir hal aldı.

“2 SAAT İÇİNDE GÖREVDEN ALINACAĞIMI DÜŞÜNMÜŞTÜM. YANILDIM.”

Operasyondan bir gün önceki düşünceleriniz nelerdi? Ne gibi kaygılara sahiptiniz, operasyonun sonuçlarını da öngörebildiniz mi?

Operasyon, adli amirler olan Cumhuriyet Savcısının talimatı ile yapıldı. Bu emir verildikten sonra geri dönüşü yoktur. Sonuçları ise şahsım için öngörülebilirdi. Ankara’nın iradesi ile 2 saat içinde görevden alınacağımı düşünmüştüm. Yanıldım. 24 saat sonra görevden alındım. Adli bir görevin yerine getirilmemesi düşüncesi, benim aldığım eğitimler, hukuk ve demokrasi anlayışıma uygun değildir. Bu sebeple kolluk, kendisine adli bir emir verildiğinde, uygulayıp uygulamamayı değil, en iyi şekilde nasıl uygulayacağını planlamalıdır. Her şahıs veya siyasi otoritenin kendisini koruma refleksi vardır. Bu durum, hukuk içinde kalırsa meşrudur. Kendini korumak için ne kadar ileri gidebileceği, kişinin veya kurumun hukuk anlayışı ile orantılıdır. Bizim durumumuzda adli bir emir yerine getirileceği için herhangi bir korkum yoktu. Hala da yok. Çünkü baştan sona hukuki bir işlemdir.

Amirlerinize operasyon öncesi bilgi verdiniz mi?

Operasyonla ilgili öncesinden İl Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın ve İl Valisi dahil idari ve mülki amirlerin hiçbirisi bilgilendirilmedi. Bu durum gerekliydi ve hukuka uygun alınmış bir önlemdi. Cumhuriyet Savcısının da talimatıydı. Çünkü soruşturma kapsamında kendileri doğrudan takip edilmese de bazı Bakanların soruşturmayı deşifre etme, olabilecek bir adli takibi engelleme faaliyetleri vardı. Bu kapsamda eski İçişleri Bakanının, İl Emniyet Müdürünü ziyaret ederek soruşturma kapsamında takip edilen Rıza Sarraf’a adeta kefil oldukları görülmüştür. 17 Aralık sabahı Sn. Hüseyin Çapkın’a bu konuyu hatırlattığımda “eğer bana operasyonu haber verseydiniz benim bunu İçişleri Bakanına söylememem mümkün değildi” diyerek uygulanan tedbirde isabet edildiğini adeta tasdik etmiştir. Çünkü anılan İçişleri Bakanının oğlu operasyon kapsamında gözaltına alındı, tutuklandı ve kendisi hakkında da soruşturma savcıları tarafından TBMM’ne fezleke gönderildi.

Operasyon günü neler yaşandı? Sizi arayan, operasyonu durdurmanızı isteyen oldu mu?

Soruşturma günü saat 06:30’da Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Nazmi Ardıç ile birlikte İl Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın ikametine giderek kendisini operasyonla ilgili bilgilendirdik. Gün içerisinde Sn.Çapkın’la birkaç telefon görüşmem oldu. Kendisi, İçişleri Bakanının, “oğlunun ofisinin bütün odalarının aranmasında polisin neden bu kadar ısrarcı olduğunu” kendisine sorduğunu söyledi. Ben de kendisine, söz konusu ofisin avukatlık ofisi olduğunu, aramaya savcı ve baro tarafından atanan avukatın nezaret ettiğini, haliyle inisiyatifin poliste olmadığını ilettim. Hiç kimse tarafından operasyonun durdurulması telkini veya talimatı almadım. Zaten beni tanıyanlar tarafıma böyle bir emrin verilemeyeceğini bilirlerdi. Bu operasyonun adli kolluk kısmının durdurulması veya yönünün değiştirilebilmesinin iki yolu vardı; biri beni, diğeri de soruşturma savcısını görevinden almaktı.

OPERASYON TAKVİMİNE POLİS BİRİMLERİ KARAR VEREMEZ”

Operasyon için neden seçimlere yakın bir dönem seçildi ve 3 operasyon neden aynı gün yapıldı? 

Operasyon takvimine polis birimleri karar veremez. Cumhuriyet Savcısı, yeterli delilin toplandığına ve operasyon yapılması gerektiğine dair kanaat getirdiğinde operasyon yapılması talimatı verir. Kolluğa düşen bu kararı uygulamaktır. Aynı tarihte yapılması diğer operasyonlarla beraber yapılması ise, dosyaların aynı savcıda bulunması ve bazı dosyaların birbirleri ile bağlantılı olmasından kaynaklanmaktadır. Organize Suçlarla Mücadele birimi ile Mali Suçlarla Mücadele birimi aynı branş altında çalışsa da dosyalarını kesin gizlilik içinde yürütür. Ben Organize Suçlar Şubesinin Fatih Belediyesi ve anıtlar kurulu operasyonlarının içeriğini ilk defa 17 Aralık sabahı, ilgili müdür, Sn.Çapkın’a bilgi verirken öğrendim. Ancak iki şubenin çalıştığı soruşturmanın aynı savcıda olması sebebiyle operasyonlar aynı tarihte gerçekleşti.

“MESLEK YAŞANTIMDAKİ KARARLARIMI ETKİLEYECEK HİÇBİR GRUP İLE BAĞLANTIM YOK”

“Operasyonu yapanlar cemaat mensubu, paralel yapıya mensup ve operasyonlar tek bir merkezden gelen talimatla yapıldı” denildi. Herhangi bir cemaat veya yapı ile bağınız var mı?

İnsanların özel hayatlarında nasıl sosyalleştiği, moral değerlerinin ne olduğu, özel yaşamını neye göre tanzim ettiği, profesyonel bir yöneticinin ilgilenmemesi gereken konulardır. Yönetici, personelin kendisine tanımlı görevleri, hukukun üstünlüğüne göre, kendisine tanınan imkan ve mesai içerisinde yerine getirip getiremediği, motivasyonunun nasıl olduğu, verimi arttırıcı tedbirlerin neler olacağı gibi konulara odaklanmalıdır. Ancak, kişinin özel yaşamındaki inanışları, günlük mesai anlayışını olumsuz etkiliyor veya mesleki yargılarını etkiliyorsa, yani mesleki kararları ile ilgili referanslarını hukuk sistemimizden almıyorsa bu durum kabul edilemez. Ben bu inanışa sahibim. Profesyonel meslek yaşantımdaki kararlarımı etkileyebilecek hiçbir grup, yapı vb. ile bağlantım yoktur.

“EMNİYETTE KRİPTOLU TELEFONLARI DİNLEYİP ÇÖZEBİLECEK BİR TEKNOLOJİ YOK”

Soruşturma dosyaları ve tapeler sosyal medyaya düştü. Twitter’daki Bascalan ve Haramzadeler hesaplarının polislere ait olduğu yorumları yapıldı. Polislere mi ait?

Haramzadeler ve bascalan Twitter kullanıcılarının mağdur ettiği bir görevli olduğum için İstanbul Adliyelerine suç duyurusunda bulundum. Bu kullanıcıların yayınladığı her ses ve görüntü içeriğinden tarafıma idari ve adli soruşturmalar açıldı. Bence de bu kullanıcılar Polis Teşkilatına çok büyük zararlar verdi. Üstelik kriptolu telefonların dinlendiği iddiaları doğruysa, polis teşkilatında kriptolu telefonları dinleyip çözebilecek bir teknoloji bulunmamaktadır. Fail başka yerde aranmalıdır. Bu kullanıcıların Polis olduğuna inanmıyorum.

Başbakan ve dokunulmazlığı olan kişilerin telefonları dinlendi mi? 

08 Haziran 2014 tarihinde, Twitter sosyal paylaşım sitesindeki yakubsaygili kullanıcısı olarak kamuoyuna bir duyuru yayınladım. O duyurudaki net ifadeleri tekrar etmek gerekirse yasama dokunulmazlığı olan hiç kimse ve Başbakan’ın aile fertlerinin telefonları dinlenmedi.

Görevinizi yaparken hiç hukuk sınırlarının dışına çıktığınızı düşündünüz mü?

Bu operasyonları, devletimiz tarafından yetiştirilmiş, istihdam edilmiş, kendisine kaynak sağlanmış ve sorumluluk verilmiş devlet görevlileri yaptı. Başka bir ülkenin savcısı veya polisi yapmadı. Şahsımın da bulunduğu bu polislerin tamamı, yaşamlarını hukukun üstünlüğü üzerine bina etmişlerdir. Bu sebeple hiçbir adli konuda hukuk sınırları dışına çıkmadık.

“TÜM BELGELER ANKARA KOM DAİRESİNDEKİ MERKEZİ VERİ TABANINDA”

Emniyette hard disklerin söküldüğü, verilerin görevden alınan polislerce silindiği iddia edildi. Böyle bir şey mümkün mü?

KOM birimleri olan Mali, Organize ve Narkotik Şube Müdürlükleri, merkezi veri tabanı kullanır. Yani tüm yazı ve veriler, gizliliğe riayet edilerek merkezi veri tabanına yüklenir. Aktüel tüm dinlemelerle ilgili mahkeme kararları yine bu sisteme girilir. Ankara’daki veri tabanına dinleme kararları girilmezse dinleme yapılamaz. Yani sistem şuna göre yapılandırılmıştır “Şube Müdürlüğünde yangın çıksa, sisteme girilmeyen son 1-2 günlük evraklar hariç hiçbir kayıp olmamalıdır”. Yeni göreve başlayan arkadaşların iyiniyetli olanları, ellerinde kömür kovasıyla geldikleri birimin aslında nükleer enerjiyle çalıştığını gördüklerinden, bu nitelik eksikliğinden soruşturma açmak isteyen art niyetliler faydalandı. Örnek vermek gerekirse 25 Aralık olarak bilinen soruşturmayla ilgili birimde hiçbir evrak olmadığı, her şeyin tarafımızca silindiği medyaya servis edildi ve hakkımızda soruşturmalar açıldı. Aslında yukarıda anlattığım gibi merkezi veri tabanına mahkeme kararları taranarak girilmezse dinleme yapılamaz. Dinleme yapıldığına göre, bu durumu belgeleyen onlarca belge vardır. Nitekim soruşturma sırasında veri tabanının nasıl kullanılması gerektiğini anlattığımızda müfettişler tarafından bu konu ile ilgili 89 belgenin varlığı görüldü. Şube Müdürlüğüne yeni atanan personelin de nitelik eksikliği, art niyetli kişiler tarafından maalesef kullanılmaktadır. Yönetici bilgisayarları belli aralıklarla formatlanır. Bu durum casus yazılım üzerinden ortam dinlemesi ve verilerin uzaktan çalınmasına karşı alınan bir önlemdir. Aslında olması gereken ancak imha edilen hiçbir belge yoktur. Çünkü tüm belgeler Ankara KOM Dairesindeki merkezi veri tabanında, ya da ilgili savcılıkta mevcuttur. Dedim ya kömür kovası meselesi.

Başbakan için devrik veya dönemin Başbakanı ifadesinin fezleke yada yazışmalarda kullanıldığına dair haberler yayınlandı. Böyle bir ifade kullanıldı mı?

17 Aralık operasyonu kapsamında, 504 sayfadan oluşan 1 adet polis fezlekesi ve yasama dokunulmazlıkları olan kişilerle ilgili bu fezlekeden kopyalanarak savcılığa teslim edilen 309 sayfalık rapor ile 25 Aralık operasyonu kapsamındaki yaklaşık 1000 sayfalık polis fezlekesi hazırlandı. Bu belgeler aylardır yapılan çalışmaların polis tarafından resmi olarak savcılık makamına sunulması anlamına gelir ki, altı imzalandığı için polis açısından bağlayıcıdır. Bu dokümanların hiçbirisinde Başbakan için bahsedilen ifadeler kullanılmadı.

Rıza Sarraf bir TV programında 30 polisin yatak odasına girdiğini ifade etti. Böyle bir olay yaşandı mı?

Rıza Sarraf Ankara Polisevine roket atıldığında, İstanbul’daki yalısını denizden korumak için koruma polisi isteyebilecek kadar hassas bir insandır. Kimsenin kendisine adli bir operasyon yapamayacağına olan inancı yüzünden yaşadığı şoktan kaynaklı bir travma geçirdiğini değerlendiriyorum. Bir TV kanalı vasıtasıyla, milletimize, milli bir kahraman olarak empoze edilmesinin etkisiyle olmayan şeyleri varmış gibi anlatmasını normal karşılıyorum.

*****

21 Temmuz 2014, Pazartesi  11:00

17 ve 25 Aralık rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarını yürütürken görevden alınan ve ardından meslekten ihraç edilen eski İstanbul Mali Şube Müdürü Yakup Saygılı ‘Havada operasyon kokusu var’ başlıklı bir mektup yazdı.

Saygılı, Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi algı oluşturma amacıyla hukuksuz bir operasyon yapılacağı duyumu aldığı açıkladı. ‘Bayramdan sonra olursa operasyonun hasılatının meyvelerini siyasi iktidarın yiyemeyeceğini’ belirten Saygılı, “Biri ahlak yoksunu, biri İsrail’e bilgi sattığı iddia edilen, biri delil ürettiği iddia edilen, biri de koltuk kapmak için TÜRGEV’e yalvaran kepazelerin yapacağı operasyondan korkmuyorum” ifadelerini kullandı.

İşte Yakub Saygılı’nın Twitter hesabı üzerinden yayımladığı o mektup:

HAVADA OPERASYON KOKUSU VAR

Ülkemizde Cumhurbaşkanlığı seçim kampanyaları bir tarafta olanca sürati ve gürültüsüyle sürerken diğer tarafta oldukça sakin ve içinde bulunduğumuz Ramazan ayının özelliğine uygun bir şekilde sürmektedir.

Bu sırada;

1 – Yapılan ‘böcek’ operasyonunun fiyaskoyla sonuçlanmış olması,

2 – Hükümetin Filistin konusundaki etkisizliği ve acziyetinin ortaya çıkmış olması,

3 – ‘Paralelle(!)’ mücadelesinde söylenen her şeyin fos çıkmış olması,

gibi konular sebebiyle, Cumhurbaşkanlığı seçiminden hemen önce bu algıları tersine çevirecek şekilde gündemin acilen değiştirilmesi gerekmekte.

Ankara’daki bir savcının yazdığı şaşırtıcı (!) yazıdan sonra kendisi hakkında inceleme başlatıldığının medyada yayınlanmasıyla geri çekilip, elindeki dosyaları alelacele İstanbul’a göndererek izne ayrılmış olmasının yandaşlar üzerindeki olumsuz etkisinin de acilen tersine çevrilerek yandaşlara moral verilmesi gerekmekte.

1 – Bu fiyaskoların bir daha yaşanmaması için acilen çıkarılan ‘sulh ceza hakimlikleri’ derhal göreve başlatılarak yargı siyasallaştırılmışken

2 – Koltuk kapmak için güvenlik bürokratları çift topuk selamında emre amade hazır beklerken

3 – Bayramdan önce son çıkışken,

ŞİMDİ OPERASYON ZAMANI…

Bugün bilemedin yarın yapılmalı ki başbakan ekranlara çıkıp ‘ev aramalarında ve bilgisayarlarında neler çıktı neler? Yakında hepsini sizinle paylaşacağız’ diyebilsin. Evet, bu operasyon Başbakan’ın konuşma metnine paragraf eklemek için yapılıyor. Diğerleri gibi sonucunda açıklanacak hiçbir şey olmayacak ve hiçbir şey açıklanmayacak. Bu operasyon şimdi yapılmalı ki yandaşlar ‘helal olsun, bak dediğini yaptı’ diyebilsin…

Cumhurbaşkanlığına, üzerlerine yapışan yaftaları unutturarak kahraman olarak çıkmak için yapılıyor.

BU OPERASON YOLSUZLUK İDDİALARINI UNUTTURMAK İÇİN KURGULANAN SİYASİ BİR OPERASYONDUR

Kaç zamandır beni sevenler, gündemi okuyarak ‘Belli ki bir operasyon geliyor. Neden tedbir almıyorsun?’ diyor. Benim alacağım tedbir, operasyon ekibine hoş geldin derken, kelepçeleri yoksa onlara yedek kelepçe ikram etmekten ibarettir. Çaresizliğimizden değil, biri ahlak yoksunu, biri İsrail’e bilgi sattığı iddia edilen, biri delil ürettiği iddia edilen, biri de koltuk kapmak için TÜRGEV’e yalvaran kepazelerin yapacağı operasyondan korktuğumdan değil, devletimin verdiği kararlara saygımdandır.

Fezlekeleri okutmamak için 40 takla atan, içeriği ile ilgili utanmadan dünyanın yalanını söyleyen ve hırsızlık iddialarını halka unutturmak için operasyon yapılacağı artık gün gibi aşikâr. Biz operasyon yaptığımızda konuyu eşlerimiz bilmezken, siz operasyon yapağınız zaman Ramazan davulcusuyla geliyorsunuz. Neredeyse bizi haberdar etmek istediğinizi bile düşüneceğim ama ‘Kozmik Çalışma Grubu’ üyelerini çok iyi tanıyorum. Tıpkı her birinizin beni tanıdığınız gibi.

Bayramdan sonra olursa operasyon hasılatı olan psikolojik harekâtın meyvelerini siyasi iktidarımız yiyemez. En doğru zaman şimdi.

Buyurun bekliyoruz. 21.07.2014 Türkiye’si

YAKUB SAYGILI

Reklamlar