Etiketler

, , , , ,

Nazlı IlıcakAyakkabı kutusu ofise teslim… 

Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonu’nun faaliyetlerinin yayınlanmasına yasak geldi. Ama yolsuzluk iddialarını destekleyen ses kayıtlarına kolayca internette ulaşılabiliyor. Çekilmiş fotoğraflar da var. Komisyon, dosyanın esas savcısı Celal Kara’yı ve onun talimatıyla çalışan kolluk güçlerini de dinleyecekmiş. Önemli ve yerinde bir karar. Gerçeklerin üzerinin örtülmesine izin vermeyin. Ben de bu gayeye hizmet için, çikolata ve ayakkabı kutusundaki iki rüşvet teslimatının kayıtlarını yayınlıyorum. N.I.

Ayakkabı kutusu ofise teslim

Egemen Bağış Meclis Soruşturma Komisyonu’na ifade verdi. Komisyon üyelerinin önemli sorular sorduğunu düşünüyorum ama Bağış’ın cevapları pek tatmin edici değil. Bayram hediyesinden söz etmiş. Bayramda hediye vermenin, Türkiye’nin bir geleneği olduğunu belirtmiş. Kendisine, Rıza Sarraf ile Abdullah Happani ve Muhammed Sadık’ın aralarındaki telefon görüşmeleri hatırlatılmış ama bunların mahiyetini açıklamak yerine, “Benim dışımdaki kişilerin sözleri beni ilgilendirmez” cevabını vermiş.

Oysa çok yakından ilgilendiriyor. Rıza Sarraf, Egemen Bağış’ı arayıp, saat 4 için Ortaköy’deki Avrupa Birliği Bakanlığı ofisinde randevulaşıyor. Sonra Abdullah Happani’ye, ayakkabı kutusu içinde 500 bin doları Ortaköy’e göndermesini söylüyor. Egemen Bağış ile buluştuktan sonra gene Happani’yle konuşup, dedikodu yapıyor.
Birlikte okuyalım:

BİRİNCİ GÖRÜŞME:

Rıza Sarraf-Egemen Bağış

19 Nisan 2013 Saat 9.59

Rıza Sarraf: Sayın Bakanım uyandırmadım değil mi?

Egemen Bağış: Yok spordayım Rızacığım.

Sarraf: Bugün müsait bir saatinizde uğrayıp çayınızı içmek isterim.

Bağış: Olur canım. Zafer Ağabey de söyledi.

Sarraf: Kaçta?

Bağış: 4’ten 6’ya kadar oradayım. Randevularım var ama sen uğra araya sıkıştırırız.

Sarraf: 5 dakika bir çayınız olur; yeter bana.

Bağış: Kaç gibi gelirsin, bana haber ver.

Sarraf: Saat 4’te. Ben gelmeden bir saat önce haber veririm.

Bağış: Bir mesaj at geliyorum diye, 10 dakika önce olsa da yeter, tamam.

İKİNCİ GÖRÜŞME

Rıza Sarraf-Abdullah Happani

19 Nisan 2013 Saat: 12.32

Rıza Sarraf: Abdullah 500 bin dolar hazırlat tamam mı?

Abdullah Happani: Pazartesi değil mi?

Sarraf: O ayrı… 4’te götüreceğim tamam mı? Bir ayakkabı al. Hediye paketi yaptır. Onu bir acil hazırlat. Saat 3’te falan yollatırsın bana. Hatta 4 gibi yollatsan yeter Ortaköy’e. Sağlam kim var?

Happani: Halil getirir. Zaten kurye getirir yani.

ÜÇÜNCÜ GÖRÜŞME

Rıza Sarraf-Abdullah Happani

19 Nisan 2013 Saat 15.24

Rıza Sarraf: Yolladın mı o şeyi motorcuyla.

Abdullah Happani: Motorcu gelmedi, Ebru Hanım’ın oraya bir şey götürmüş galiba, onu bekliyorum.

Sarraf: Abi ne zaman yollayacaksın. 4’te adamın yanına gideceğim ya. Sabri’yle yolla, başkasıyla yolla.

Happani: Tamam hemen ilgileniyorum. Çantada falan olmasın değil mi?

Sarraf: Hayır, hayır. Düzgün bir ayakkabı kutusunun içinde ve pakette olsun.

DÖRDÜNCÜ GÖRÜŞME

(Teslimat sonrası)

Rıza Sarraf-Abdullah Happani

19 Nisan 2013 Saat 17.10

Rıza Sarraf: Dolar yolladın değil mi? Euro değildi.

Abdullah Happani: Dolar.

Sarraf: Aman ha yanlış yok.

Happani: Euro gönderir miyim? TL göndersem şaşırma sen.
(Rıza Sarraf kahkaha atıyor.)

Sarraf: Orada ağır geldi, içim gitti biliyor musun? Dedim ulan bu yanlış yolladı; ayvayı yedik. Mübarek, onu da öyle bir kaba koymuşsun ki, az daha şeyin ortasında, makamın ortasında yere düşüp patlayacaktı valla. Hatta dedim, bunu kendiniz taşıyın lütfen… Düşer patlar, matlar…

Happani: Ben çocuklara gidin şey bulun gelin, dedim. Onu bulup gelmişler.

Rıza Sarraf, elinde bir paketle Egemen Bağış’ın Ortaköy’deki ofisine giriyor. Dört dörtlük bir iş çıkarılmış. Hem adım adım telefonlar takip edilmiş hem de ofis kapısında görüntüler alınmış.

Bayram hediyesi eve teslim

Kurban Bayramı’ndan hemen önce, çikolata ve bir gömlek kutusu içinde Egemen Bağış’ın İstinye HillPark’taki evine 500 bin dolar teslim edildiği ileri sürülüyor. Tarih: 10 Ekim 2013.

BİRİNCİ GÖRÜŞME

9 Ekim 2013

Rıza Sarraf-Abdullah Happani

Rıza Sarraf: Ağabey yarın güzel bir tane çikolata, lokum yaptır. Bir tane tabak al; çok pahalı olmasın gümüş tabak. İçine çikolata diz tamam mı? Bir tane de çikolata kutusu olsun. Onun içine 500 bin yerleştir.

Abdullah Happani: Tamam.

Sarraf: Sadık biliyor. O İstinye tarafında bir yer var. Oraya bayram çikolatasıdır diye takdim etsin. Kurban bayramınızı kutlar, hayırlara vesile olmasını temenni ederiz diye bir not yaz. E’ye gidiyor. EGE’ye; kısaya.

Happani: Tamam abi.

Sarraf: Daha önce de göndermiştik ya 500… 500.

Happani: Doğrudur.

Sarraf: Gitsin! O lâzım olur bize.

Happani: Yarın ayarlarız.

Sarraf: Akşam bekliyorlar ha. Sadık götürsün direkt. Çikolata hakikaten olsun. Altına bir şekilde siz şey yaparsınız hani. Bir gömlek kutusuna filan koyarsınız.

Happani: Ayarlarım abi sıkıntı yok.

Sarraf: Ben Sadık’la detaylarını konuştum. Sen ara, eve götürsün.

İKİNCİ GÖRÜŞME

Egemen Bağış-Rıza Sarraf

10 Ekim 2013 Saat: 19.35

Egemen Bağış: Marina, bizim evde 5 yıldır çalışan biri var. Ben şimdi dedim ki, Marina’ya, git Sadık’ın yanından beni ara; ben söyleyeceğim. Ona bırakabilir.

Rıza Sarraf: Peki sayın bakanım.

Bağış: Babanın vize işi halloldu değil mi?

Sarraf: Halloldu sayın bakanım. Onun oturmasını da uzatmak lâzım.

Bağış: Uzatırız onu, hiç problem değil.

ÜÇÜNCÜ GÖRÜŞME

Rıza Sarraf-Muhammed Sadık

10 Ekim 2013 Saat: 19.37

Rıza Sarraf: Alo Sadık. Evde işçi var; ver işçiye. Marina mıdır, Mauna mıdır nedir…

Muhammed Sadık: Marina Hanım, tamam Rıza Bey, tamam.
Kurye Sadık, Marina’ya teslimat sonrası Abdullah Happani’yi arayarak, “Sorun yok dönüyorum” bilgisini veriyor. Saat 19.46.

Sadık: Bir problem yok abi.

Happani: Tamam ağabeyciğim.

İşte HillPark’ta kurye Sadık’ın ticari taksi içindeki görüntüsü.

Nazlı Ilıcak / Bugün

Reklamlar