Etiketler

, , , , ,

Havuz 4'LÜYandaş medyada, Mustafa Karaalioğlu, Yusuf Ziya Cömert ve Mehmet Ocaktan‘ın, üstelik “patronu soydular” suçlamaları ile başında oldukları gazetelerden kovulmaları, ciddi sarsıntıya yol açtı.

Yiğit Bulut‘un başında olduğu iddia edilen bir operasyonla, Yandaş medyanın 3 önemli isminin ‘zillete düşürür‘ şekilde kovulmaları, yandaş kalemler arasında büyük hayal kırıklığına neden oldu.

Bu 3 isimden hemen sonra kovulan Elif Çakır da başta olmak üzere, Nihal Bengisu Karaca, Mehmet Acet, Ali Nur Kutlu ve Hüseyin Yayman gibi birçok yandaş yazardan “vefa” serzenişleri geldi.

Elif Çakır, “Ahde vefa kocaman bir yalanmış” diye tweet attı.

Belki en hüzün ve sitem yüklü olanı, Nihal Bengisu Karaca’nın, “Gırnata El Hamra ile övünürken, yol arkadaşları Kurtuba’da kesiliyor,zillete düşürülüyordu…” tweetiydi.

Erdoğan’ı can evinden, Kaç-Ak Saray‘dan vurdu Karaca…

Mehmet Acet, Ali Nur Kutlu, İsmail Kılıçarslan ve Hüseyin Yayman, hep vefadan dem vurdu.

Müthiş bir ‘harcanmışlık hissi’ esir aldı yandaş kalemleri…

Vefa bekledikleri yer de elbette Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan‘dı.

Ömer Şahin‘in kulislerini aktardığı AKP‘liler de, “Reis’in onayı olmadan bu mümkün değil” diyordu.

Erdoğan, daha düne kadar “AKP kapatılsın” diyen, kendisini Hitler‘e benzeten Yiğit Bulut’u, belki 30 yıldır birlikte mücadele ettiği isimlere tercih etti!

Yiğit Bulut’un hatrına, özellikle 17 Aralık’tan sonra, her türlü gazetecilik ve ahlak ilkesini ayaklar altına alarak kendisini savunan ‘dava’ arkadaşlarını bir kalemde harcayıverdi.

Abdullah Gül‘ün tasfiyesinde ne yaşandıysa, yandaş kalemlerin kovulmalarında da o yaşandı.

Peki, Erdoğan neden Yiğit Bulut’u değil de, ‘sadık’ yandaşlarını harcadı?

Gelelim bu sorunun cevabına.

Yiğit Bulut’u harcayamaz çünkü, harcadığı takdirde onun her platformda kendi aleyhinde konuşacağını, konuşmakla da kalmayıp avazı çıktığı kadar bağıracağını biliyor.

Ama sadık yandaşlar öyle mi! Değiller tabi…

Onlar, kovulsalar da, adları ‘hırsız’a çıkarılsa da konuşmaz. Sessizce köşelerine çekilir ve beklerler.

Nitekim öyle yapıyorlar ve yapacaklar.

Erdoğan bırakın harcamayı, bağırıp çağırıp bizzat kendi şahsına zarar verecek birini, bir grubu ve ülkeyi asla karşısına almaz!

O sadece susup köşesine çekilerek kaderine teslim olanlara hücum eder.

Misal mi istiyorsunuz?

Buyrun Abdullah Gül örneği hemen yanı başımızda. Cemaat de öyle!

Hayrünnisa Gül’e “28 Şubat’ta bile bu kadarını yaşamadık” dedirten haksızlıklarını neyle izah edeceksiniz?

Cemaat’i de oy potansiyeli nedeniyle uzun süre karşısına almaktan çekindi ama 17 Aralık’tan sonra yolsuzluk sarmalından kurtulmak için getiri-götürü hesabı yapıp, Cemaati hedef tahtasına oturtmayı tercih etti.

Hala da acımasızca hücum ediyor.

Ama PKK öyle mi? Ya ABD, AB, İsrail ve İran?

Halkı manipüle edip, gazını alma maksatlı ve asla icraya dökülmeyen ve dökülmeyecek olan bir kaç hamasi nutuktan başka onlara ne yapabiliyor?

Bakın son 2 yıla.. PKK ne istedi de vermedi? ABD ve Batı dünyası ne istedi de vermedi?

Ciddi şekilde onları karşısına alacak adım atabiliyor mu? Hayır, asla…

Göstermelik şekilde Sisi’ye bağırıyor ama Sisi’nin arkasındaki Arap ükelerine ses çıkaramıyor.

Esad’a bağırıyor ama arkasındaki İran’la can ciğer kuzu sarması ilişkilerine devam ediyor.

Asla ama asla, bizzat kendi şahsına zararı dokunacak kimseyi karşısına almıyor.

İşte bu yüzden Yiğit Bulut’u harcayamaz!

Ve işte bu yüzden yandaş kalemleri, tıpkı Abdullah Gül örneğinde olduğu gibi bir kalemde siler atar!

Ayhan Şimşek / Post Medya

Reklamlar