Etiketler

, , , , , ,

Dinlenen BB1İskender Pala’dan özür diliyorum!

Yazar İskender Pala’nın bugün Habertürk Gazetesi’nden Balçiçek İlter’e verdiği mülakatı okumuşsunuzdur. Pala mülakatın bir bölümünü AKP – Cemaat kavgası diye tanımladığı sürece ayırıyor ve cemaatin bu kavgayı kaybettiğini ve özür dilemesi gerektiğini belirtiyor.

Bu ifadelerden hareketle İskender Pala’nın neredeyse bütün kitaplarını okumuş, defalarca televizyon programlarını izlemiş ve Hizmet Hareketine gönül veren bir kişi olarak ben birkaç konuda muhataplarından özür dilemek istiyorum.
Bana ve benim gibi düşünenlere haşhaşi, örgüt, paralel, ihanet çetesi gibi hakaretler ettiği ve bu hakaretleri sineye çekeceğimizi zannettiği için Recep Tayyip Erdoğan’dan özür diliyorum.
Hocaefendi gibi devrin en önemli din alimi için en olmaz hakaretler edilirken, ağza alınmayacak sözler söylenirken, kendisini çok iyi tanıdığı halde sessiz kalan din alimlerinden, kanaat önderlerinden, tarikat şeyhlerinden ve diyanet görevlilerinden bu hakaretlere sessiz kalmayacaklarını ve zulme karşı susan dilsiz şeytan olmayacaklarını düşündüğümüz için özür diliyorum.
Sosyal medyada, profilinde AK yazan, gerçek ya da sanal kişilerden anneme, eşime, kız kardeşime ve aileme edilen yüzlerce küfürden dolayı ve bu küfürleri edenleri bir zamanlar “dindar nesil” zannetmemizden ötürü özür diliyorum.
Abone olduğum gazeteyi posta kutumdan alıp, çöpe atan komşularımdan yaptıkları terbiyesizlik için özür diliyorum.
Bayram gibi mübarek bir günde, sadece bu harekete yakın durduğum için, selam dahi vermeyen, bayramlaşmaya gelmeyen, yüzüme dahi bakmayan, “ölürsem cenazeme gelmesin” diyen akrabalarımı 30 yıldır saydığım ve sevdiğim için kendilerinden özür diliyorum.
Katıldığım bir televizyon programımda yaptığım yorumları beğenmediği için arka arkaya hakaret dolu mesajlar gönderen yetmiş yaşını aşmış hem de emekli bir eğitimci olan dayımdan, “tanıdığım en centilmen adamdır” diye bahsettiğim için özür diliyorum.
Her gün belki onlarca kez duyduğum ya da muhatap olduğum, “Yahudi ajanı”, “İsrail Dölü”, “Amerikan Köpeği” ve benzeri sözleri söyleyenlerden,iftira batağında boğuldukları için özür diliyorum.
Bir gazeteciyi, sadece Bugün TV’de program yaptığı ve Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı Yönetiminde olduğu için, “senin bu araca ne yüzle biniyorsun” diyerek metrobüsten inmeye zorlayanlarla aynı havayı soluduğumuz için özür diliyorum.
Özel okullara gitmek isteyen öğrencilere teşvik dağıtırken, Hizmet Hareketine yakın okullara gitmek isteyenlere hiçbir gerekçe göstermeden teşvik vermeyen Milli Eğitim Bakanlığı bürokratlarından,yaptıkları kanunsuzluklardan dolayı özür diliyorum.
Okul ve yurtları eften püften gerekçelerle mühürleyen, bahçelerinden yol geçiren, inşaatlarını yıkan, tabelalarını söken ve “bunlara oturacak ev bile vermeyeceğiz, bu ilçeden sürüp çıkaracağız” diyen belediye başkanlarından ve çalışanlarından yıllarca kendilerini dost zannettiğimiz için özür diliyorum.
Fatih Üniversitesi’ne giden İETT otobüsünün seferlerini iptal eden, okuldaki binlerce öğrenciyi mağdur eden ve engelli bir kardeşimizin okula gitmesine imkan bırakmayan yetkililerden, “bu kadarını yapamazlar” diye düşündüğüm için özür diliyorum.
Bir bankayı aylardır batırmaya çalışanlardan, yasalara aykırı her işlemi yapanlardan, borsadaki hisselerini bir açıp bir kapayanlardan, hakkında asılsız söylenti çıkaranlardan ve “o banka zaten batmış” diye açıklama yapanlardan, bankamıza sahip çıktığımız ve batırmalarına engel olmak için her türlü fedakarlığı yaptığımız için özür diliyorum.
Kendisi cari açığı kapattığı halde, Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk dosyasının göbeğinde adı geçen, bakanları ve çocuklarını rüşvet müptelası yapan, İçişleri Bakanı’nı önüne yatıran, hayırsever iş adamı Rıza Sarraf’tan hala bu ülkede itibar gördüğü için özür diliyorum.
Kuran’ı Kerim’le dalga geçen, internete bakıp ayet yazan sonra da bu ayetlerle hakara makara diye dalgasını geçen Egemen Bağış’tan ve kendisini Hz. Peygamberle kıyaslayıp, hakarete varan sözler sarfeden Efkan Ala’dan bu milletin meclisinde ve hükümetinde görev yaptıkları için özür diliyorum.
700 bin liralık saati koluna takanlardan, ayakkabı kutuları ile dolar istifleyenlerden, kendi oğlu ifade vermesin diye memleketin yargı ve emniyet camiasının altını üstüne getirenlerden, milleti uğrattıkları derin hayal kırıklığı için özür diliyorum.
Diğer televizyon kanallarında yaşanan her türlü ahlaksızlığa seyirci kalıp, Hizmet Hareketine yakın TV kanallarına cezalar yağdıran, programlarına haftalarca yayın kapatma cezaları veren RTÜK Üyelerinden bu kadar partizan olabildikleri için özür diliyorum.
Ve en çok da dünya üzerinde yüz binlerce garip, fakir ve fukaraya umut olmuş, ihtiyacı olan herkesin ırk ve din ayrımı yapmadan yardımına koşmuş, yetim ve öksüzlere sahip çıkmış, bu milletin gözünün nuru olan Kimse Yok Mu’nun faaliyetlerini durdurmaya çalışanlardan, “en azından yetimlerin rızıklarına dokunmazlar” diye düşündüğümüz için özür diliyorum.
Burada saydığım ve sayamadığım tüm zulümlere sessiz kalan, karşı çıkmayan, itiraz etmeyen milletvekillerinden, bürokratlardan ve oylarıyla yapılanlara dolaylı destek veren herkesten,“bu olanlara sessiz kalmazlar” beklentisine içine girdiğimizden dolayı özür diliyorum.
Son olarak da İskender Pala’dan özür diliyorum. Tüm bu yaşananlar ortadayken, aleni bir biçimde yaşanırken, “bunlara su bile yok” denilirken, hala daha “cemaat özür dilemeli” dediği için, gücenik olduğu için ve dostluğunu devam ettirmeyeceği için özür diliyorum.Yıllarca kendisini okuduğumuz, izlediğimiz ve ciddiye aldığımız için çok ama çok özür diliyorum.
İskender Pala da çok iyi biliyor ki, Allah’ın rızasını kazanmak için yola çıkanlar, bu uğurda girdikleri hiçbir kavgayı asla kaybetmemişlerdir ve kaybetmeyeceklerdir.
Kerbela’da Hz. Hüseyin’in Yezit’ten özür dilemediği günden beri, mazlum zalimden hiçbir zaman özür dilememiştir. Bir gün İskender Pala Kerbela’nın romanını yazmaya kalkarsa kendisi de bunun farkına varacaktır.
Mehmet AYSAN
Reklamlar