Etiketler

, ,

Nazlı IlıcakSelam Tevhid dosyası CNN Türk “Tarafsız Bölge”de tartışılırken, Ahmet Hakan ısrarla sordu: “Eski eylemlerini (Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy, Ahmet Taner Kışlalı) bir kenara bırakınız, 2010, 2011, 2012’de, yani yakın zamanda bu örgütün bir eylemi oldu mu?”

Stüdyodakiler buna cevap veremediler, ama oldu. Tarih: 27 Mayıs 2011… Etiler Koç Köprüsü’nde motosikletteki bomba patladı. 1’i polis memuru 8 vatandaş yaralandı; Ayten Bal’ın bacağı koptu. Dışişleri Bakanlığı’nın resmi yazılarında, hedefin İsrail İstanbul Başkonsolosluğu olduğu belirtildi. Çalışmaları derinleştiren İstanbul Emniyeti, bu eylemde Selam Tevhid Kudüs Örgütü’nün izine rastladı. Eylem elektrikli motorla gerçekleştirilmişti. Motorun, kamera görüntüsüne ulaşan polis izleri takip etti. Bu izler, Fatih’teki bir depoya kadar uzanıyordu. Depo, Rızazade Metin ismini kullanan bir İranlı tarafından 2-3 ay önce kiralanmıştı. Rızazade Metin, Fındıkzade’deki Karagül İş Merkezi’nden aldığı patlayıcıyı, kiraladığı depoya saklamıştı. Rızazade’nin patlayıcıları aldığı Karagül İş Merkezi’ndeki “Sena Dental” şirketinin sahibi Abdülhamit Çelik’ti. (Çelik’in adı Uğur Mumcu cinayetine karışmış ve bundan dolayı 12 yıl ceza almıştı. Yargılama süresi 10 yılı geçtiği için Çelik tahliye oldu, ama Nisan 2014’te Yargıtay 9. Ceza Dairesi, Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Çelik hakkındaki mahkûmiyet kararını onadı. Şu anda Abdülhamit Çelik gene cezaevinde. Çelik, Tevhid ve Selam dergilerinin halkla ilişkilerini yöneten bir kişiydi. Bu dergilerde, İran devrimine sıcak bakan yazılar yayınlanıyor, “Siyonist İsrail ve Amerika’nın”Ortadoğu’daki oyunları deşifre ediliyordu. Çelik, 13 Mayıs 2000 günü, Ankara’da, Selam Tevhid soruşturması kapsamında verdiği ifadede, İran’da aldığı eğitimi şöyle anlatıyordu: “Tahran’da, villa gibi bir evde, Ali Horasani isimli bir şahıs aracılığıyla, 2.5 ay kadar özel bir kurs gördüm. Bu kursun mahiyeti, istihbarat edinmeyi içeriyordu. Kursta, takip, anti takip, yer tayin etme, fotoğraftan şahıs bulma, kroki çizme gibi dersler gördük.”)

Etiler patlamasıyla ilişkisi tespit edilen Abdülhamit Çelik’i takip eden polis, onu Hakkı Selçuk Şanlı ve 2 İranlı ile görüntüledi. Bu İranlılar’dan biri, Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü komutanlarından Seyed Ali Akbar Mir (Vekili) Vakılı’ydı. Selam Tevhid Örgütü kurucularından Hakkı Selçuk Şanlı ise, Uğur Mumcu’yu öldürdüğü gerekçesiyle müebbet hapse mahkûm olan Ferhan Özmen’i yetiştirmişti.

Herhalde bu anlattıklarım, Ahmet Hakan’ın sorusuna bir cevap teşkil eder. Belki örgüt deşifre olmasaydı, farklı eylemler de gerçekleşebilirdi. Kaldı ki, 2011’de tekrar açılan Selam Tevhid dosyasında, casusluk faaliyetleri de yer almaktadır. Benim bildiğim kadarıyla, sadece terör değil, ülke aleyhine casusluk yapmak da önemli bir suç teşkil ediyor.

Abdülhamit Çelik, Hakkı Selçuk Şanlı ve 2 İranlı’yla buluştu. İranlılar’dan biri, Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü komutanlarından Mir Vakılı’ydı.

Yazıcıoğlu ve casusluk

Eşi Kamile Yazıcıoğlu’nun şikâyeti üzerine, polis, Hüseyin Avni Yazıcıoğlu’nu takibe aldı.

Hüseyin Avni Yazıcıoğlu’nun gizli el yazısı notlarında: “Kayıp ayın 15’i 2011, 13.00… Okmeydanı Metrobüs. Bende bir el gazete, bir el mavi dosya”ibaresini gören polis, şifreli notun örgütsel buluşma olduğunu anlayınca, teknik takibe başladı.

Yazıcıoğlu, 15 Ekim 2011’de, polis gizli kamerasının kayıtta olduğunu bilmeden, İran Devrim Muhafızları Ordusu görevlisi Naser Ghafari ile buluştu. Buluşmaya giderken koltuğunun altında bir mavi dosya vardı. Yazıcıoğlu, buluşma yerine gelmeden telefonunu kapattı. Buluşacağı duraktan önce, metrobüsün 8 farklı durağında inip binerek, muhtemel bir takibi atlatmaya çalıştı. Okmeydanı SSK metrobüs durağında Ghafari ile bir araya geldi. Bir süre etrafı kolladılar. Sonra birlikte metrobüse bindiler. Metrobüste Yazıcıoğlu, mavi dosyayı Ghafari’ye teslim etti. Mavi dosyanın içinde birçok bilgi ve belge mevcuttu: Örgüt faaliyetleri için kullanmayı planladığı şahıslar, özgeçmişleri, yanlarında artı-eksi bulunan bazı kamu görevlileri listesi, hizmete özel askeri haritalar, eylem amaçlı keşif olarak değerlendirilen havadan çekilmiş bir fotoğraf, Ulaştırma Bakanı’nın danışmanıyla Türk Savunma Sanayi hakkında yaptığı görüşme, Türkiye’nin yabancı ülkelere askeri ithalat ve ihracatını gösteren rapor…

Naser Ghafari’ye bilgi belge taşıyan Yazıcıoğlu’nun, muhtemelen casusluk yaptığı, buna mukabil, Mir Vakılı, Hakkı Selçuk Şanlı ve onlarla sürekli temas eden eski AK Parti milletvekili Faruk Koca’nın, farklı bir ekibin içinde, ya da Emniyet fezlekesine göre “hücre”nin içinde yer aldığı dosyanın muhtevasından anlaşılıyor. Ama belki de ortada hiçbir suç yok. Fakat, bu kadar ciddi iddialar göz ardı edilerek, nasıl takipsizlik kararı veriliyor?

Hüseyin Avni Yazıcıoğlu’nun örgüt buluşmasının belgesi. “Kayıp ayın 15’i/13.00/ Okmeydanı metrobüs/Bende bir el gazete, bir el mavi dosya”

Yazıcıoğlu, arabaya binerken koltuğunun altında bulunan mavi dosyayı, metrobüste Ghafari’ye veriyor.

Yazıcıoğlu’nun Cemaat raporu

Polis, Hüseyin Avni Yazıcıoğlu’nun Naser Ghafari için hazırladığı “Cemaatler” raporunu da ele geçirdi. Bu rapor, İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Nurkan Yağız’ın, Başbakan ile yüz yüze görüşmelerinden elde ettiği izlenimleri aktarıyordu.

1) Yer: Ablan Dış Ticaret Şirketi/Fatih… Tarih: 5 Ekim 2010 Kişi: Nurkan Yağız/İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı.

Fethullah Gülen Cemaati: Başbakan ile değişik zamanlarda yüz yüze görüşüyorum. Onun konuşmalarının satır aralarında ve gözlerinde, fırsat eline geçtiğinde bu düzeni hallaç pamuğu gibi atacağı idealini hissediyorum. Başbakan’ın Fethullah Cemaati’ni tasfiye etmek gibi bir niyetinin olduğu, ancak referandumda onlarsız sonuçların riske girdiğini görünce, bundan vazgeçtiği… Başbakan’ın “Bu ülkede Emir benim, ikinci bir Emir olursa, o zaman ben kimim? Buna fırsat vermem” dediği ifade ediliyor.

2) Cüppeli Ahmet Hoca: Bu kişi Türkiye’de katı bir Ehl-i Sünnet temsilcisi. Bağlılarını tahrik edecek düzeyde Şia düşmanlığına sevk ediyor.

3) Sonuç: Başbakan, bu tür cemaatleri pek önemli bulmuyor. İlmi yeterlilikleri olmadığı halde siyasete soyunan cemaatlerin önünü kesmeye çalışıyor. Kendisi için de tehlike olarak görüyor. Burada bizim için daha önemli olan durum, bu iki cemaatin Şia ve Devrim düşmanlığı noktasında, sapkınlık derecesinde bulunmalarıdır. Zaman içerisinde bu cemaatlerin gücünün kırılacağı varsıyalabilir. Ancak daha düzeyli, ilkeli, bilgili bir cemaate de ihtiyaç vardır.

NOT: Bütün bilgiler, sosyal medyaya yansıyan açık kaynaklardan alınmıştır.

Nazlı Ilıcak / Bugün

Reklamlar