Etiketler

, , ,

Fuat AvniKaderin cilvesi… 28 Şubat sürecinde muhafazakarlara yapılan baskı ve zulme Sincan’da düzenlenen Kudüs Gecesi bahane edilmişti. Selam-Tevhid Örgütü, Derinler’e zemin hazırlama adına bir kısım saf insanları kandırarak Kudüs Gecesi’ni düzenlemişti.

Selam Tevhid Örgütü, muhafazakar kesimin her adımını devlete sızma olarak değerlendiren Derinler’e, muhafazakarların tasfiyesi için zemin hazırladı. Derinler’in eski figüranları askerlerdi. Şimdiki figüranlar, 28 Şubat’ın mağduruyuz diye mağduriyetin bütün kaymağını yiyen Dar Oligarklar…

Selam Tevhid Örgütü‘nün (S.T.Ö) ne kadar etkili olduğunu anlamak için Başsavcı Hadi Salihoğlu‘nun basın açıklamasına bakmak yeterli olur. Salihoğlu, içeriğinde kimsenin altından kalkamayacağı deliller bulunan çok önemli bir terör örgütü dosyasını takipsizlikle kapatacak…

Sözde terör örgütü denen dosyada ne var ve hangi saikle Anadolu insanına Ramazan’da bu zulümler reva görülüyor? Tafsilatıyla anlatayım.

7 Aralık Yolsuzluk ve Rüşvet Operasyonu olunca Başbakan aşırı paniklemiş, “Bu adamlar başka neye çalışmış, ellerinde ne var? Bakın” demişti. Atamalar yapılır yapılmaz Başbakanın talimatını Efgan Ala Selami Altınok’a, Bozdağ’da Hadi Salihoğlu’na iletti. ‘Elde ne var ne yok bulun’ talimatın verildiği gece büyük bir infial oldu. Bütün bilgisayarlara el kondu. Gelen ekibin iş bilememezliği Ala’yı delirtmişti. Ala “Başbakana bizimkiler iş bilemiyor diye nasıl izah ederim?” diyordu. Dışardan hackerlar satın alındı. Devletin sırları bunlara emanet. Dışardan alınan Hackerlar şu an İstanbul Emniyet İstihbarat Şube’de ve Adliye’de kendileri için hazırlanan özel odada çalışıyor. Aradan bir ay geçmişti. Başbakan gece yarısı Ala ile görüşmüştü, sabah yüzünden düşen bin parçaydı. Nedenini birkaç gün sonra öğrenebildim. Hackerlar el konulan bilgisayarlarda iki ‘Özel Dosya’ bulduklarını Selami’ye, O da acilen Ala’ya iletmişti. Oligarklar dehşete kapılmıştı.

İki özel dosya. Biri Selam-Tevhid Dosyası. Diğer ‘Özel Dosya’yı da çok iyi biliyorum. Merak etmesinler zamanı gelince onu da yazacağım. O dosya da ‘İhanet’ dosyasıdır. Ama şimdi Selam-Tevhid zamanı.

Hemen savcılıkla temasa geçildi. İrfan Fidan dosya için biçilmiş kaftandı. Hadi Salihoğlu ve İrfan Fidan dosyayı kapatmak için gereğini yapacaklardı. Hadi, olayla ilgisiz gibi dursa da, İrfan’ı iyi yönlendirdi. Dosyanın içeriği çarpıtılarak sipariş edildi.

7000 Kişi Dinlendi Manşeti bu çalışmanın ürünü. Manşet, nasıl korkulduğunun göstergesiydi. Manşet, Everest Tepesi’ni, Amazon Nehri gösterme zırvalığı gibi koca bir yalandı. Bu Manşet’in de zamanı gelince gereği yapılacak. Manşet’in abartılı olduğu anlaşılınca, bir başsavcının tetikçi olduğunda düştüğü dramı gördük. Salihoğlu ‘2280’ diye düzeltmeye kalktı. Hadi’nin zelil durumundan sonra, Bakan’ın da “Girerken selam vermişler, çıkarken vermemişler” diye dosyayı sulandırması aşağılıkçaydı.

Türkiye tarihinin en büyük Casusluk Şebekesi’ni ortaya çıkaran polisler, Acem’in ayak oyunlarıyla sanık haline getirildi. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Bahriye Üçok ve bir çok diplomat olmak üzere, onlarca kişiyi öldüren bu örgüt, Başbakan tarafından sulandırıldı.

Geçen gece sahurda der dest edilen polisler, İran’ın Türkiye’yi nasıl kuşattığının resmidir. Başbakanın dosyayı sulandırması korkusundandır.

Yeni MİT Yasası’yla Hakan Fidan’a getirilen ikinci bir kalkan, OSLO’dan değil Selam Soruşturması’ndan kaynaklanan korkudandır.

1988’de İran İstihbaratı’nın emriyle bir çok bombalama eylemi gerçekleştiren ve 12 yıl 6 ay hapis cezası alan Selçuk Şanlı kilit isimdir. Türkiye’deki İran Ajanları’nın en önemli hücresinde Selçuk Şanlı, Hakan Fidan’la beraber çalışır. Bu hücre detaylarıyla belgelenmiştir. H.Selçuk Şanlı, Tekin kod adlı Ferhan Özmen‘i yetiştirir ve Ferhan Özmen, Uğur Mumcu, A.Taner Kışlalı, Bahriye Üçok’u öldüren şahıstır. ,

Fidan ve Şanlı’nın yer aldığı hücredeki üçüncü kişi Başbakanın Böcek bulunan evinin sahibi AKP eski milletvekili Faruk Koca‘dır. Koca’ya ait Ankara’daki Galeri Faruk, Mumcu suikasti başta olmak üzere yapılan eylemlerin planlandığı mekandır. Çukuranbar’daki SLO Cafe, günümüzde AKP bürokratları ile İran Ajanları’nın buluşma mekanıdır. Bu mekan da Faruk Koca’ya aittir. SLO Cafe’nin en önemli müdavimi Fidan’dir. Cafe, Hakan Fidan’ın ikinci ofisi gibidir. Bir çok ihanet kararı burada alınmıştır.

Fidan, Koca ve Şanlı’nın bulunduğu hücreyi İran Ajanı Seyid Ali Mirvekili yönetir. Mirvekili talimatları Koca vasıtasıyla Fidan’a iletir. Mirvekili, Suriye meselesinden PKK açılımına kadar her konuya Fidan aracılığıyla müdahildir. Suriye’ye giden silahlarda parmağı vardır. Hücre içerisinde Mirvekili ‘Hamid’, Faruk Koca ‘Furkan’, Hakan Fidan’ın da ‘Emin’ kod adını kullandıkları ortaya çıkmıştır. Hakan Fidan’ın ‘Emin’ kod adıyla dinlendiği açık bir saptırma ve sulandırmadır. Fidan’ın kendisi ‘Emin’ kod adını almıştır. Fidan’ın şahsi, kurumsal, resmi hiçbir telefonu dinlenmemiş ve dosya da yer almamıştır. İran Ajanları’nın, Emin diye hitap ettiği telefon dinlemeye alındıktan bir süre sonra Emin denilen şahsın Fidan olduğu ortaya çıkmıştır.

Selam Tevhid Örgütü‘nü ne yaparlarsa yapsınlar aklamaya güçleri yetmez. Örgüt mensupları asli vatanlarına kaçsalar bile yargılanacaklar.

@fuatavni 

Reklamlar