Etiketler

, , , , ,

OperasyonEmniyet tarafından 30 ilin emniyet müdürlüğüne gönderilen talimat yazısında Hizmet Hareketi’nin silahlı bir yapılanmasının olup olmadığının araştırılması gibi mesnetsiz iddialar takibi talep edildi. Talep yazısında cemaatin tuttuğu iddia edilen arşivlerin yerlerinin ‘acil’ olarak tespit edilmesi ve hukuksuz şekilde baskın yapılması da isteniyor.

Eski AKP’li İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in deşifre ettiği kumpasın talimatının, Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun’un ‘paralel yapıyı bulun’ imzasıyla emniyete gönderildiği ortaya çıkmıştı. Bu talimat Al Jazeera’de 24 Haziran’da yayımlanmıştı.

Radikal’in haberine göre, Savcılık talimatı üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Turgut Aslan, 30 ilin emniyet müdürlüğüne bu skandal talimatı gönderdi. Talimat yazısında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında, talep edilen tüm bilgi ve belgelerin en kısa sürede gönderilmesi istendi.

‘Gizli’ ibareli talimat yazısında Fethullah Gülen ve Hizmet ilgili skandal talepler sıralandı. Bunlar arasında en dikkat çeken ise Gülen cemaatinin elinde silahlı bir güç bulunup bulunmadığı üzerine araştırma yapılması talebi.

Talepte, ilgili kısım şöyle: “Fethullah Gülen ve cemaatinin elinde silahlı bir güç bulunup bulunmadığı, ordu, jandarma, MİT ve emniyet birimleri içerisindeki cemaate bağlı/üye olanların silahlı bir eyleme kalkışmaları halinde hükümeti yıkabilecek veya anayasayı ortadan kaldıracak güçlerinin olup olmadığının belirlenmesi…”

TUHAF TALİMAT; “SON 10 YILIN OLAYLARI ARAŞTIRILSIN”

Talimat yazısında ayrıca son 10 yılın önemli olaylarının araştırılması da talep edildi:

“Cemaat üyelerinin Türkiye’nin son 10 yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden yada doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi, cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Aziz Santoro cinayeti, Hrant Dink’in öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Zirve Kitabevi Katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih’in öldürülmesi gibi olaylar ile irtibatlarının araştırılması…”

“CEMAATİN ARŞİVİ ACİL BULUNSUN”

Talimat yazısında dikkat çeken bir diğer nokta ise cemaatin arşivleri ile ilgili talimat. Talimatta “Öncelikle istihbarat birimleriyle irtibat kurulup cemaatin tuttuğu arşivlerin bulunduğu yerlerin tespit edilerek acil olarak aramalar yapılması ve elde edilecek delillerin değerlendirilmeye tabi tutulması” ifadeleriyle cemaatin arşivlerinin tespiti isteniyor. Talimat yazısında ayrıca cemaat üyelerinin kimliklerinin tespit edilmesi, adreslerinin de belirlenmesi isteniyor. Bununla ilgili olarak da ülke çapında eş zamanlı arama ve delil elde etmek için ayrıntılı çalışma yapılıp, gecikmeksizin arama ve delil elde etme işlemlerinin gizlilik içinde yürütülmesi talep ediliyor. Aynı talimatta cemaat üyelerinin cep telefonları ve elektronik iletişimlerinin denetlenip izlenebilmesi için her türlü araştırmanın yapılması ve gerekli kararların mahkemelerden alınması, ayrıca geriye dönük olarak cep telefonu kayıtlarının da alınıp üzerinde çalışma yapılması talimatı veriliyor.

“O KİTAPLARI DA DOSYAYA KOYUN”

Başbakan Erdoğan’ın daha önce ‘öyle kitaplar vardır ki, bomba gibidir’ ifadeleriyle eleştirdiği şık ve Avcı’nın kitapları da dosyada. Tuhaf talimata göre, bunlar üzerinden Hizmet suçlu gibi gösterilecek. Soruşturma kapsamında il emniyet müdürlüklerine gönderilen talimatta, Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve tahliye edilen eski emniyet müdürü Hanefi Avcı’nın da mağdur sıfatıyla ifadesinin alınması istendi. Avcı dışında emniyet müdürleri Emin Aslan, Celal Uzunkaya, Faruk Ünsal ve Orhan Özdemir’in de mağdur sıfatıyla ifadelerinin alınması istendi. Bunun dışında ifade alma işlemi ile ilgili olarak şu talimata da yazıda yer verildi: “Cemaatin devleti ele geçirmeye başladığı ve aktif olduğu 2003 yılından sonraki dönemde yapılan uygulamaları, soruşturma ve davalarla mağdur edilenlerin müşteki sıfatıyla olay, kişi ve yer hatırlatması yapılarak ayrıntılı ifadelerinin alınması…” Talep yazısında ayrıca gizli tanık oluşturulması da isteniyor. Terörle Mücadele Daire Başkanlığının gönderdiği talep yazısında Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu, Henafi Avcı’nın Haliçte yaşayan simonlar gibi kitapların da temin edilip gönderilmesi isteniyor.

ZAMAN / 6 Temmuz 2014, Pazar

Soruşturma yok, suç oluşturma talimatı var

Masum insanları ‘silahlı örgüt üyesi yapın’ emri

7 Temmuz 2014, Pazartesi

Ankara Savcısı Serdar Coşkun’un Camia’ya yönelik hukuk dışı talimatının Emniyet Genel Müdürlüğü’nce hayata geçirildiği ortaya çıktı. Dün radikal.com.tr’de yayınlanan belgelere göre, Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Turgut Aslan, 30 ilin emniyet müdürüne hukuk ve insan haklarıyla bağdaşmayan emirler gönderdi. 23 maddeyi içeren ‘gizli’ ibareli yazıda tek gayesi barış olan Hizmet Hareketi’ni silahlı örgüt yapma çabası dikkat çekiyor. İşte yapılmak istenenler…

AKP iktidarının hazırladığı ‘Hizmet Hareketi’ni bitirme planı’ adım adım hayata geçiriliyor. Hükümete yakın medyada karalama kampanyası olarak başlatılan ‘kumpas’ın boyutunu, eski İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin deşifre etmişti. İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde kirli planı ayrıntılarıyla anlatan Şahin, ‘çok gizli eylem planı’nda Hizmet’e ‘silahlı örgüt’ isnadında bulunulacağına, bu sebeple Üzeyir Garip, Necip Hablemitoğlu, Hrant Dink gibi cinayetlerin Camia’nın üzerine yıkılması için çalışma yürütüldüğüne dikkat çekti. Şahin’in gündeme getirdiği kumpasın ardından Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun’un Emniyet’e gönderdiği skandal fişleme talimatları ortaya çıktı. 11 Haziran 2014 tarihli skandal talimatta, Hizmet Hareketi ‘Fethullah Gülen Cemaati’ olarak isimlendirilerek, hiçbir delile dayanmayan, sivil ve mütedeyyin insanları hedefe koyan hukuksuz talepler yer aldı. Emniyet’in de söz konusu fişleme talimatı üzerine harekete geçtiği belirlendi.

Ankara Cumhuriyet Savcısı Serdar Coşkun’un emri üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanı Turgut Aslan, 30 ilin emniyet müdürlüğüne söz konusu fişleme talimatını gönderdi. Radikal’in haberine göre, 26 Haziran 2014 tarihinde iletilen ‘gizli’ ibareli talimat yazısında, Fethullah Gülen Hocaefendi ve Hizmet ile ilgili hukuksuz talepler sıralandı. Yazıda, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosu’nca yürütülen soruşturma kapsamında, talep edilen bütün bilgi ve belgelerin en kısa sürede gönderilmesi istendi. Hizmet Hareketi’nin hiçbir mahkeme kararı olmadan ‘hükümeti devirmek, anayasal düzeni yıkıp devleti ele geçirmek’le suçlandığı, masum insanların silahlı örgüt üyesi yapma amacı güden talimatta, şöyle denildi: “Bu soruşturmanın çerçevesine giren cemaat üyesi olup örgütlü olarak hükümeti devirmek ve anayasal düzeni yıkıp, devleti ele geçirmek için doğrudan faaliyet yürüten kişilerin tespiti, adreslerinin ve açık kimlik bilgilerinin belirlenmesi, ülke çapında eş zamanlı arama ve delil elde etmek için ayrıntılı çalışma yapılıp, gecikmeksizin arama ve delil elde etme işlemlerinin gizlilik içinde yürütülmesi…”

CİNAYETLERİ HİZMET’E YIKMA PLANI

30 ilin emniyet müdürlüğüne gönderilen kanunsuz emirde, Hizmet Hareketi ile Türkiye’yi sarsan faili meçhul cinayetlerin de aralarında olduğu kanlı eylemler arasında bağlantı kurmaya çalışılması da dikkat çekti. Masum insanları hedef alan talimatın 4. maddesinde şöyle denildi: “Cemaat üyelerinin Türkiye’nin son on yılında işlenen önemli olaylara azmettiren, yardım eden ya da doğrudan suç işleyen sıfatıyla katılıp katılmadıklarının belirlenmesi, Cemaat üyelerinin rolleri bulunduğu iddia edilen Aziz Santoro cinayeti, Hrant Dink’in öldürülmesi, Danıştay saldırısı, Zirve Kitabevi katliamı, Necip Hablemitoğlu ve Üzeyir Garih’in öldürülmesi gibi olaylar ile irtibatlarının araştırılması…”

Masum insanları silahlı örgüt üyesi gösterme girişimi

Skandal talimattaki şu ifade, masum insanları silahlı örgüt üyesi yapma girişimini de gözler önüne seriyor: “Fethullah Gülen ve cemaatinin elinde silahlı bir güç bulunup bulunmadığı, ordu, jandarma, MİT ve emniyet birimleri içerisindeki cemaate bağlı/üye olanların silahlı bir eyleme kalkışmaları halinde hükümeti yıkabilecek veya anayasayı ortadan kaldıracak güçlerinin olup olmadığının belirlenmesi…”

 

GERİYE DÖNÜK TELEFON DİNLEME EMRİ

Hukuksuz yazıda, ilgili emniyet müdürlüklerinden Hizmet Hareketi’nin sözde bir arşivi olduğu da varsayılarak, “Öncelikle istihbarat birimleriyle ilgili irtibat kurulup Cemaat’in tuttuğu arşivlerin bulunduğu yerlerin tespit edilerek acil aramalar yapılması ve elde edilecek delillerin değerlendirilmeye tabi tutulması” başlığı altında yapılması gerekenler sıralandı. Hizmet’e gönül verenlerin fişlenmesi de şöyle istendi: “Cemaat’e üye olup aktif olarak hükümeti devirmek ve anayasal düzeni yıkmak için faaliyet yürüten kişilerin cep telefonu ve elektronik iletişimlerinin denetlenip izlenebilmesi için bir tür araştırmanın yapılması gerekli kararların mahkemelerden alınabilmesi için işlemlerin başlatılması, benzer şekilde geriye dönük, cep telefonu görüşme kayıtlarının alınıp üzerinde çalışma yapılması…”

 

YURTDIŞINA ÇIKMAK BİLE SUÇ

Talimatın 5. ve 6. maddelerinde “Fethullah Gülen ve yanındakilerin yurtdışındaki ilişki ve irtibatları, yurtdışına ne zaman çıktıkları ve yurtdışında kim adına çalıştıklarının tespit edilmesi, Cemaat’in neyi savunduğu, hangi konularda hassas olduğu, geçmişteki faaliyetleri, Cemaat içi kuralları, Cemaat dışı ilişkileri, bağlı olduğu ilişkiler, Cemaat mensuplarının davranış modellerinin belirlenmesi, bu suçlara karışan ve yurtdışına gidenlerin bulunduğu ülkelerin tespiti, ne zaman yurtdışına çıktıklarının belirlenmesi, ülkeye dönmeleri halinde yakalanmalarının temini için gerekli işlemlerin tamamlanması” ifadeleri yer alıyor. Haklarında bir mahkeme kararı bulunmayan insanların yakalanma ve tutuklanmalarından bahsedilmesi hukukun rafa kaldırıldığını gösteriyor. 7. madde içinde yer alan “Cemaat’e sızan ve örgütlenen, karar alıp uygulayan ve Cemaat’in mensuplarını kullanan kişilerin kimler olduğunun tespiti” ifadesi de Hizmet Hareketi’nin yurtdışı bağlantılı olduğu iddialarını güçlendirme gayreti olarak dikkat çekiyor.

 

Gizli tanık bulun

Hizmet’e karşı gizli tanıkların arandığını ortaya koyan talimatın 20. maddesinde, “Fethullah Gülen cemaatinden ayrılan ve iç yapısını bilenlerin tanık olarak dinlenmesi, Cemaat’in iç yapısı ile ilgili somut delil ve bilgi veren kişilerin tanık koruma kanununa göre gizli tanık olarak değerlendirilmesi” ifadeleri yer aldı. Devam eden maddelerde, üniversitelerin ilgili bölümleri ile irtibat kurulup, Hizmet Hareketi hakkında akademik araştırma yapan kişilerin tespit edilmesi, daha sonra bu araştırma ve yayınların birer nüshasının gönderilmesi istendi.

 

‘BOMBADAN TESİRLİ’ KİTAPLAR DOSYAYA

İl emniyet müdürlüklerine gönderilen talimatta, geçtiğimiz günlerde tahliye edilen eski emniyet müdürü Hanefi Avcı ile emniyet müdürleri Emin Aslan, Celal Uzunkaya, Faruk Ünsal ve Orhan Özdemir’in mağdur sıfatıyla ifadelerinin alınması da istendi. Dinlenmesi planlanan kişiler, ‘suç örgütüne yardım etmek’, ‘uyuşturucu ticaretine yardım’, ‘terör örgütüne yardım’ gibi farklı suçlardan yargılanmışlardı. Yazıda, Ahmet Şık’ın İmamın Ordusu, Hanefi Avcı’nın Haliç’te Yaşayan Simonlar gibi kitapların da temin edilip gönderilmesi talep edildi: “Cemaatin amacı, ekonomik yapısı, örgütlenme şekli ile ilgili yazılmış kitapların temin edilip evraka eklenmesi. Ayrıca Fethullah Gülen’in ve cemaatin diğer imamlarının delil niteliğinde olabilecek kitaplarının yazı ve cemaat mensuplarının sarf ettiği sözlerle ilgili CD ve diğer dokümanın temini. Dün Devlet Bugün Cemaat-Hanefi Avcı, Haliç’te Yaşayan Simonlar- Hanefi Avcı, Gülen’in Ağlattığı Müslümanlar-Selim Çoraklı, İmamın Ordusu-Ahmet Şık ve Türkiye’de Derin Yapı adıyla Yusuf Sezgin kimliği ile bastırılan kitabın temin edilip gönderilmesi, (İşçi Partisi’nden Metin isimli kişinin kitabı, İlker Başbuğ’un kitabı…). Fethullah Gülen cemaatinin faaliyetleri ile mağdur olduğunu iddia edenlerin yazdığı yazılar ve kitapların temini ile gönderilmesi…” Başbakan Tayyip Erdoğan, Ahmet Şık’ın kitabıyla ilgili “Öyle kitaplar vardır ki bombadan daha tesirlidir.” tepkisini göstermişti.

 

ERGENEKON VE HÜKÜMET ARASINDA ANLAŞMA MADDESİ

Hukuksuz emrin 19. maddesi ile 2003 yılından sonra soruşturma ve açılan davalarda mağdur olduğunu iddia eden kişilerin müşteki olarak dinlenilmesi talimatı verildi: “Hükümet ve Ergenekon arasındaki anlaşmayı doğrulayan 19. maddede “Cemaat’in devleti ele geçirmeye başladığı ve aktif olduğu 2003 yılından sonraki dönemde yapılan uygulamaları, soruşturma ve davalarda mağdur edilenlerin müşteki sıfatıyla olay, kişi ve yer hatırlatması yapılarak ayrıntılı ifadelerinin alınması…” Bu durum Ergenekon ve hükümet arasında anlaşma yapıldığı iddiasını güçlendirdi. Zira Ergenekon ve Balyoz sanıkları daha cezaevindeyken kendileri hakkında açılan davalarda yer alan polis, savcı ve hakimler hakkında suç duyurularında bulunmuşlardı. Hükümet, bu şikâyetler doğrultusunda birçok kişi hakkında soruşturma başlatmıştı. Bu kişiler, yine cezaevinden tahliye edilir edilmez Hizmet’e karşı faaliyetinde hükümetle birlikte hareket edeceklerini açıklamışlardı.

 

DEVLET KURUMLARI SEFERBER EDİLDİ

Son olarak 23. maddede hukuksuz talimat ve istekler için bütün devlet kurumlarının harekete geçirilmesi istendi: “Bu soruşturmanın amacına uygun etkili ve yeterli yürütülüp sonuçlandırılabilmesi için; MİT, Jandarma, Genelkurmay Başkanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Terör, İstihbarat, Kaçakçılık ve Örgütlü Suçlar ve İnterpol Daire başkanlıkları, MASAK, SPK, BDDK, RTÜK, TİB ve ilgisine göre diğer devlet kurumları ile irtibat kurulup bilgi ve yardım alınması…”

Fişleme talimatı HSYK’ya taşınmıştı

Eski İçişleri Bakanı Şahin’in ortaya çıkardığı Hizmet Hareketi’ni bitirme planını uygulamaya koyan savcı Serdar Coşkun, geçtiğimiz hafta HSYK’ya şikayet edilmişti. Fethullah Gülen Hocaefendi’nin avukatı Nurullah Albayrak, yaptığı başvuruda Coşkun’un Emniyet’e gönderdiği talimatın Anayasa ve ceza kanunlarına göre suç olduğuna dikkat çekmişti. “Emri veren de yerine getiren de suç işler. Savcı görevini kötüye kullandı, tarafsızlığını yitirdi.” ifadelerine yer verilen şikayet başvurusunda, yapılan hukuksuzlar şöyle sıralanmıştı: “Hiçbir somut bilgi ve belgeye dayanmadan soruşturma açılması, binlerce kişinin, şirketin, eğitim kurumunun terör şüphelisi sayılması kanuna aykırıdır. TCK’da yazılan bütün suçlar sayılarak araştırma yapılması, herhangi bir suç faaliyeti içinde olmayan kişilerin kimliklerinin tespiti fişlemedir. Dosyanın içeriği gizlenerek yasalar çiğneniyor.”

Reklamlar