Etiketler

, , , , ,

Levent GültekinEskiden bir Tayyip vardı.

Delikanlı, çalışkan, enerjik, mütevazı, “yenilikçi”… bir siyasetçiydi.

Halk ona önadıyla hitap ediyor, “Tayyip” diyordu.

Bu Türk siyasetinde bir ilkti.

Farklı kesimlerin, özellikle de liberallerin desteğini alıyordu.

Büyük bir sınav vermişti. Demokratik yollarla iktidara gelmiş, “Meşruiyet sorunu”nu aşmış ve muktedir de olmuştu.

O artık “Tüm Türkiye’nin hizmetkarı”ydı.

Tayyip’in bazı uygulamalarını eleştirenler bile, ülkeye kattığı değerleri, getirdiği yenilikleri kabul ediyordu.

***

Artık Tayyip yok; Erdoğan ve Erdoğanistler var.

Erdoğanistler, ekmeğini Erdoğan’dan çıkarıyorlar. Makamları, köşeleri, kazançları, sosyal çevreleri, gördükleri itibar… hepsini Erdoğan’a borçlular.

Tayyip’in Erdoğan’laştığının farkındalar. Kötü gidişatı görüyorlar.

Ses kayıtlarındaki yolsuzlukların gerçek olduğunu biliyorlar.

Tayyip’teki bu dramatik değişimin farkındalar. Fakat hiç itiraz etmiyorlar.

Üstelik bu vaziyetin anlaşılmaması için canla başla çalışıyorlar.

Yazılar yazıyorlar, demeçler veriyorlar, TV’lere çıkıyorlar…

Tayyip’in değişmediğine, bozulmadığına Tayyipçileri ikna etmek içim komplo teorilerine bile başvuruyorlar.

Gazeteciler, aydınlar, bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar, işadamları, belediye başkanları, il ve ilçe başkanları… hepsi Erdoğanist kategorisine giriyor.

Türkiye’nin yaşadığı tüm çalkantılardan işte bu Erdoğanistler sorumludur.

***

Bir de, Tayyip’in artık Erdoğan olduğundan habersiz Tayyipçiler var.

Onlar bu ülkenin namuslu, dürüst, mert ve ne yazık ki yoksul, mahrum, mazlum insanları.

Günde 8 ila 12 saat arası çalışıyorlar.

Çalışma koşullarından, yaşadıkları kentin mimarisinden, çocuklarının okulundan, kredi kartı borçlarından… Hiçbir şeyden şikayet etmiyorlar.

İnternet kullanmıyorlar. Liderlerin, yazarların, “onca okumuş kocaman adamların” yalan söyleyeceğine asla ihtimal vermiyorlar.

Birilerinin Türkiye’ye zarar vermek istediğine ve Tayyip’e düşmanlık ettiğine inanıyorlar.

Bu nedenle, ağızdan ağıza dolaşan iddialara kulak asmıyorlar.

Hatta belirginleşen yolsuzluk iddialarına “Etrafındakileri bilemeyiz ama Tayyip asla yapmaz” diyerek mesafeli duruyorlar.

Yolsuzluğu, adaletsizliği, gaddarlığı, içten pazarlıklılığı… Tayyip’e konduramıyorlar.

Onlar için önemli olan Tayyip’in dindarlığı, dürüstlüğü, delikanlılığı ve “hizmet aşkı”… Bu niteliklerin Tayyip’te var olduğundan eminler.

Çünkü onu kendileri gibi biliyor, öyle tanıyorlar.

Erdoğanistlerin aksine Tayyipçilerin, iktidardan hiçbir kişisel çıkar beklentileri yok.

Erdoğan’ı bir dünya lideri, “büyük usta”, “bu toprağın çocuğu”… olarak görüyorlar.

Dünün Tayyip’i ile bugünün Erdoğan’ı arasındaki muazzam farkı algılamıyorlar.

***

Kendisi gecekonduda oturan, “Bir lokma bir hırka” diyen, “kimsesizlerin kimsesi” olan, belediyedeki makamına “Rüşvet alan da veren de melundur” tabelası asan, barış ve dostluğu yaymak amacıyla meyhaneleri bile dolaşan, ülkesi için gece gündüz çalışan, Türkiye’yi Avrupa standartlarıyla buluşturan bir Tayyip vardı.

Şimdi ise lüks villada oturan, kendisine tatil için yapılan villanın klozet çeşidiyle ilgilenen,  telefonda oğluna “O işadamı nasıl olsa kucağımıza düşecek” diyen,  13 yaşındaki çocuğunu kaybetmiş bir anneyi meydanda yuhalatan,  devletin öldürdüğü çocukların ailesine başsağlığı dilemekten imtina eden, bir kadeh içki içenlere ‘ayyaş’ diyen bir Erdoğan var.

Fakat Erdoğan, Erdoğanistlerin de desteğiyle yaşadığı bu değişimi Tayyipçileden gizlemeyi başarıyor.

***

Muhalifler, Erdoğanistlerin yaptıklarına, söylediklerine bakarak tutum belirliyor.

Dolayısıyla, Yılmaz Özdil gibi yazarlar Tayyipçilere “müstahak” deme hatasına düşüyorlar.

CHP, bütün politikalarını Erdoğan ve Erdoğanistlerin söz ve davranışlarına göre belirliyor.

Muhalif medya; Erdoğan ve Erdoğanistlerde gördüğü yanlışları, hataları, defoları bütün Tayyipçilere mal ediyor.

Dürüstlüğe, açık sözlülüğe, ülkeye yapılan hizmete değer veren Tayyipçiler ile süzme çıkarcı Erdoğanistler arasındaki derin farkı göremiyorlar.

Bundan dolayı da Tayyipçilerin gönlünü kazanamıyorlar.

***

Halbuki Tayyipçiler ile Erdoğanistler her bakımdan, tamamiyle farklı insanlar.

Tayyipçiler ile Erdoğanistler aynı mahallede oturmuyor.

Sevinçleri de kederleri de, iktidardan beklentileri de bir değil.

Ayrı dünyalarda, ayrı galaksilerde yaşıyorlar.

Tayyipçiler, Erdoğanistleri ya hiç tanımıyor ya da “bizden” sanıyorlar.

Erdoğanistler ise Tayyipçileri çok kolay kandırabildikleri için mutlular.

***

Erdoğan, etrafına topladığı Erdoğanistlerin de desteğiyle, yaşadığı büyük değişimi gizlemeyi başarıyor.

Tayyipçileri, kendisinin hala ‘Tayyip’ olduğuna inandırabiliyor.

Her gün TV’lerde, gazetelerde, meclis kürsüsünde, teşkilatlarda binlerce Erdoğanist, Tayyipçilere Erdoğan’ın hala Tayyip olduğunu anlatıyor.

Tayyip görünümlü Erdoğan saltanatının bir üyesi oldular. Erdoğanist oldular.

***

Peki Tayyipçilerin, Tayyip’teki bu değişimi görememesinin kusuru kimde?

Muhaliflerin, Tayyipçileri Tayyip’in değiştiğine ikna edebilecek güvenirlikleri yok.

Erdoğan’ı Tayyipçilere anlatmak istiyorsanız; halka Tayyip’ten daha yakın olmayı başarmak zorundasınız.

***

Türkiye Erdoğanistlerin kişisel çıkar sevdası yüzünden…

Hırsları, fırsatçılıkları, doymak bilmeyen iştahları yüzünden günden güne irtifa kaybediyor.

Erdoğanistler, Erdoğan’ın mağlubiyetini, Tayyip’in zaferi gibi gösteriyor.

Türkiye’de en büyük yalanı Erdoğanistler, Tayyipçilere söylüyor.

Tayyipçilerin kaybedeceği fazla bir şey yok aslında.

Erdoğanistler, eğer Erdoğan giderse bir hiç mesabesine düşeceklerini biliyorlar.

Bu nedenle çok korkuyorlar.

Türkiye’yi; sizin, benim, hepimizin hayatını işte Tayyipçileri kandıran Erdoğanistlerin bu korkusu perişan ediyor. twitter.com/acikcenk

Reklamlar