Etiketler

, ,

FG ve Başbakan2012 Türkçe Olimpiyatlar’ında Hocaefendi’yi büyük bir samimiyet jestiyle Türkiye’ye davet etmiştiniz. 

Bu daveti yapan siz, şimdi ABD’den getirtip tutuklamanın hesapları içinde. Bu yazı, bu sihirli dönüşümün hikâyesi… Dönüşüme zorlayan, medyada yer alan bu akıl almaz iddialar mıydı: 30 milyon Euro sıfırlama, Urla villaları imar izinleri, Vali sürdürme, Çatalca villaları, ihalelere müdahale, 10 milyon Euro komisyonu yetersiz bulma, istihbaratı bazı gazetelere servis yaptırma, kendi ülkesini bombalatmayı telaffuz eden bürokratlar, yerden ve havadan nereye olduğu belirsiz silah sevkiyatı… Ve sümenaltı edilen Baykal kaseti… Bu iddialar soruşturulmadı. Soruşturmaya kalkanlar suspus edildi, sürüldü. Ama bu dev soru işaretleri yok olmadı. Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Aksiyon dergisinde şu sözlerle süreci yorumluyor: “Başbakan kendisi ikrar etti ki ihaleye fesat karıştırmıştır ve mahkemeye müdahale etmiştir. Anayasa’nın 9 ve 138. maddelerini ihlal eden fiillerde bulunmuştur, ihale kanununu çiğnemiştir. Bunun kovuşturulması, soruşturulması lazım. Meclis tarafından, icap ediyorsa da Yüce Divan tarafından… Bunları engellerseniz ne oluyor? Suç işleme şaibesi doğurmuş olan ve meşruiyeti sorgulanan bir başbakanın yönetimini kabul etmiş oluyorsunuz… Suç işlemiş olma şüphesi altında bir başkan veya başbakan ülkeyi meşru hükümet olarak kabul edilen bir yönetimle yönetebilir mi? Siyasetin biliminde bunun cevabı gayet açık: Hayır.” Kalaycıoğlu’nun dediği gibi o kadar çok dosya havada uçuşuyor ki bunlarla bir değil 100 başbakan kabinesiyle birlikte mahkeme önüne sürüklenir. Başbakan’ın gerilim politikasının sebebi bu olmalı.

 

Göründüğü kadarıyla Başbakan gerilim ve feryada muhtaç. Sustuğu an kendisinin ve mesai yoldaşları hakkındaki iddiaların dosya dosya gündeme geleceğini biliyor. O nedenle hep bağırmak zorunda. Tek stratejisi parmaklar kendisini göstermesin diye parmağıyla başkasını göstermek. Suçlu icat etmeye ve üç öğün onu işaret etmeye muhtaç. Feryadı kestiğinde tek tekerlekli bisikletinin devrileceğini biliyor. Hocaefendi’ye o yüzden saldırıyor. Onun kendisini muhatap almayacağını biliyor. Üslubunun inilmez bir seviyede olduğunun farkında. Tek derdi yolsuzlukları gündemden uzak tutmak. Korku ve nefret basiretini bağlamış. Gözünü masum insanlara dikmiş. Yargıyı dizayn etmeyi bitirmiş olmalı ki Hocaefendi’yi yargılamaktan söz ediyor. Korkutacağını sanıyor.

 

Hocaefendi 12 Mart mahkemelerinde yargılandı. Bir şey bulamadılar. Sonra 12 Eylül darbecileri… Yakın tarihlerde de 28 Şubat’çılar yargıladı. Hepsinden beraat etti. Şimdi sırtında yüzlerce yolsuzluk ve rüşvet iddiasını kambur gibi taşıyanlar kalkmış Hocaefendiyi yargılamayı talep ediyorlar. AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın “vicdan yolsuzluğu yapıyorlar” dedikleri yapıyor bunu.

 

Tarih her zulmü yargıladığı gibi bu ‘cambaza bak’ kurnazlığını da yargılayacak. Ve tarih kitapları bir gün 17 ve 25 Aralık yolsuzluk ve rüşvet soruşturmalarını yapan savcı ve polislere devlet gücüyle darbe yapanları yazacak ve sonuna tüm darbecilerin başına gelenin geldiğini ekleyecek.

 

VEYSEL AYHAN / Zaman/ 1 Mayıs 2014

Reklamlar