Etiketler

, , , , , , , ,

NazlıDoğu Perinçek, AK Parti’nin en büyük hasımlarından biri; düpedüz Tayyip Erdoğan düşmanı. 2008’de, AK Parti kapansın diye her türlü tertibin içine girmişti. Zaten cezaevinden çıkarken, “Erdoğanlar’ın, Güller’in iktidarını yıkacağız. Cemaatler’in kökünü kazıyacağız” diye bağırdı. 

Akit’e verdiği son röportaj, pek hayra alâmet değil. Diyor ki:“Kim Hizmet’in kökünü kazırsa, biz onunla birlikte çalışacağız. Bu konuda Tayyip Erdoğan’la beraber olacağız.”

Hayra alâmet değil derken yanlış anlaşılmasın. Bu işbirliği, Tayyip Erdoğan açısından hayırlara vesile olmaz; hayır getirmez, anlamında yazdım. Zira “Zulm ile abad olanın, ahiri berbat olur.” 

***

Üstat, çocuğun eline testi vererek çeşmeye gönderir. Testiye su doldururken bir atlı yanaşır, çocuğu yere devirir. Atını çeşmeye yaklaştırır. Testi düşer, kırılır. Çocuk ağlayarak üstadın yanına döner, olayı anlatır. Üstat, “Çabuk git o adama bir iki lâf söyle” tavsiyesinde bulunur. Çocuk, çeşmenin başında atını tımar etmeye çalışan adamın yanına varır. Ama bir türlü ağzını açıp, “Testimi neden kırdın be zalim adam” diyemez.

Çaresiz geri döner. Üstat sorar:

-Atlıya bir şey söyledin mi?

-Bir şey söylemeye niyet ettim ama bir türlü ağzımı açamadım.

-Çabuk git o adama ağır bir söz sarf et. Yoksa sonu felâket olur. 

Çocuk bu defa kararlı bir şekilde çeşmenin yolunu tutar. Bir de ne görsün… Testisini kıran adam, atının attığı çiftelerle çeşmenin havuzuna yuvarlanmış cansız yatmakta. Korku ve panik içinde dergâha döner, durumu üstadına haber verir.

Üstat söylenir:

-Vah vah… Bir testiye bir adam… Üzüldüm buna. 

Ve huzurda bulunan dervişlere açıklar:

-O atlı çocuğa zulüm etti. Zulme uğrayan kişi, adama karşılık veremedi. Allah’a havale etti. Yapılan bu zulüm Gayretullah’a dokundu; zalimi cezalandırdı. Ben ödeştirmek için çabaladım, başarılı olamadım. 

***

Doğu Perinçek ile Tayyip Erdoğan yan yana. Cemaat’in kökünü birlikte kazıyacaklarmış! Başbakan yeni yol arkadaşlarına bakarak, yanlış yerde durduğunun farkına varabilir mi acaba?

Dilipak PerinçekDoğu Perinçek’in “Cemaat’in kökünü kazıyacağız” röportajı Akit’te yayınlanır yayınlanmaz Twitter’da Abdurrahman Dilipak ile Perinçek’in bir arada çekilmiş bir fotoğrafı dolaşmaya başladı. Acaba bu beraberliğin bir dostluk hikâyesi var mı? Belirli bir maksatla mı bir araya gelmişlerdi? Biri radikal İslâm, diğeri Maocu… Yoksa bu birliktelik diyalog ve hoşgörü sürecinin bir parçası mı?

Türk okulları

Yurtdışındaki Türk okulları ve her yıl düzenlenen Türkçe Olimpiyatları hepimizin gurur duyduğu bir olay. Düne kadar Tayyip Erdoğan da öve öve bitiremediği Türkçe Olimpiyatları’na toz kondurmuyordu.
“Kendilerini Türkçe’ye adamış, kendilerini Türkiye’nin barış mücadelesini Türkçe olarak anlatmaya adamış, dönmek için değil, kutlu bir ideal uğruna yaşatmak için, mübarek bir ideal uğruna ölmek için yollara çıkmış sevgili öğretmenlerimizi tekrar tekrar tebrik ediyor, kendilerine sonsuz teşekkür ediyorum. Üç haftadır Türkiye’de, birbiriyle taban tabana zıt, birbirinden tamamen farklı iki tablo, iki manzara, iki fotoğraf vardı. Bir tarafta taş vardı, sapan vardı, molotofkokteylleri vardı; diğer tarafta Türkçe vardı, türkü vardı, şiir vardı. Bir tarafta öfke vardı, nefret vardı, şiddet ve çatışma vardı. Diğer tarafta barış vardı, merhamet vardı, dostluk, dayanışma, kardeşlik vardı. Bir tarafta, öfkenin diline esir olmuş vandallar; diğer tarafta gönül dili Türkçe’ye sevdalanmış yürekler, barış elçileri vardı. Bir tarafta hakaret vardı, sövgü vardı, tahammülsüzlük ve saygısızlık vardı ama diğer tarafta sevgi vardı, aşk vardı, hoşgörü vardı, Yunus Emre’nin diliyle, ‘Dövene elsiz gerek/Sövene dilsiz gerek’ diyen engin yürekli gönül neferleri vardı.”

Bu sözler, 16 Haziran 2013 tarihinde Türkçe Olimpiyatları’nın kapanış törenine katılan Tayyip Erdoğan’a ait. O tarihte, Gezi olaylarına atıfta bulunarak, bu olimpiyatların temsil ettiği barışı, hoşgörüyü, dostluk ve dayanışmayı övüyordu.

Okullar da iftihar vesilesiydi. Hatta AK Parti iktidar olur olmaz, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, büyükelçiliklerimize “Bu okullara sahip çıkalım” diye bir yazı göndermişti. Bu ilgi, askerlerin hoşuna gitmemiş, 2004 MGK’sında, “Dışişleri Bakanlığı tarafından yurtdışı temsilciliklere gönderilen genelgeler geri alınmalıdır. Fethullah Gülen grubunun Büyük Ortadoğu Projesi, Dinlerarası Diyalog gibi oluşumlar içinde Türkiye ve devlet adına inisiyatif kullanması, faaliyet göstermesi engellenmelidir. Yurtdışındaki uygulamalar yakından takip edilmeli, irticai unsurlara devlet tarafından verilen destek kaldırılmalı, yurtdışı diğer unsurlar ile bağlantısı kesilmelidir” şeklinde bir karar alınmıştı.

Anlaşılıyor ki Erdoğan, sadece Doğu Perinçek’in değil, askeri vesayetin görüşünü yansıtan MGK çizgisine de gelmiş. Azerbaycan’a son ziyaretinde, İlham Aliyev’e okullar hakkında bir dosya verdiği belirtiliyor. Acaba onun kulağına “Bu paralel yapı benim yolsuzluklarımı ortaya çıkardı. Sizinkileri de deşifre eder aman dikkat!!!” demiş olabilir mi?

Galiba Erdoğan şöyle düşünüyor: “Dershaneleri kapattık; okulları da kapatacağız. Bu sayede yolsuzlukların üzerini de kapatabileceğiz.”

Nazlı Ilıcak / Bugün

Reklamlar