Etiketler

, , , , ,

Gültekin AvcıDevlet-i Aliyye doğruluk ve adalet üzerine kurulduğu için büyüdü ve nam saldı cihanın dört bir yanına.

Haksızlık ve yalan yakıştırılmazdı o millete.

Milliyetçi bir insiyakın sedası değil bu satırlar.

Tarihin ibretamiz sesleri.

Osmanlı’nın yükselme döneminde; Hollanda Ticaret Odası’nda bir karar alınırken, karara yönelik oylar eşit çıkarsa, Ticaret Odası Başkanı devreye girer ve derdi ki:

İçinizde Türkler’le ticaret yapan var mı?

Bu soruya mukabil içlerinden birisi “evet” cevabı verdiğinde, onun oyu iki oy kabul edilir ve karar Türkler’le ticaret yapanın reyi istikametinde alınmış olurdu.

Hollandalılar’a rehber olan o doğruluk timsali millet bizdik.

xxx

Ali Seydi Bey ise, “Teşrifat ve Teşkilatımız” adlı eserinde şunu zikreder:

Sultan Mehmed Reşad’ın ortanca oğlu Şehzade Necmeddin Efendi vefat ettiğinde; sultanın yakınları büyük teessür içinde kalırlar.

Sultan Reşad ise tam bir tevekkülle şöyle der:

“Bizler zaten milletin sırtında bir yük halindeyiz. Ben bir evlat kaybettim. Lakin millet bir yükten kurtuldu…”

Kendini ve evladını millete yük addeden kişi bir sultandı ve bu milletin padişahıydı.

xxx

Bugünkü yöneticiler, adaletten kaçabilmek için nice şarlatanlıklar ve iftiralarla yargıyı katlederken;

Rum bir mimarı haksız yere cezalandıran Sultan Fatih mimarın şikâyeti üzerine, Kadı Hızır Bey’in huzuruna girdiğinde köşeye oturmak üzere hareketlenir;

Kadı Hızır Bey hışımla ikaz eder:

-Oturma begüm! Hasmınla yüzleşmek üzere mahkeme huzurunda ayakta dur! 

Sultan Fatih emri ikiletmeden sessizce söylenilen yere geçer. Mahkemenin padişahı Hızır Bey’dir.

Sultan filan yoktur Kadı Hızır Bey için.

“Sen, Murâd oğlu Mehmed!” diye hitap eder fütursuzca.

Kadı Hızır Bey sonunda Sultan Fatih’i mahkûm eder ve elinin kesilmesine karar verir.

Sultan Fatin boynunu büker ve sükût eder.

Üstelik o koca sultan emsalsiz bir fatihtir, cihangirdir, gemileri karada yürütebilmeyi akıl eden bir dehadır. Hükümdarlığı boyunca ikisi imparatorluk, altısı prenslik, beşi de dukalık olmak üzere irili ufaklı 17 devlete son vermiştir.

Tüm bunlara rağmen büyük hükümdarın aklından kadıya “sen kime çalışıyorsun, kimin adamısın, paralel misin, seni hangi dış güçler kiraladı” demek geçmez.

Lakin Rum mimar gözyaşları içinde padişahı affeder.

Bunlar bizim milletimizdi ve bizim atalarımızdı.

xxx

Ve Osmanlı ordusu Mısır fethine çıktığında Gebze yakınlarında bağlık bahçelik bir mekânda mola verdiğinde sultan askerlerin heybelerini arattırır. Hiçbirinde hırsızlık misali meyve-sebze kabilinden bir zerre çıkmaz.

Rabbine şükreder sultan:
Şükür ki bana haram yemeyen bir ordu lütfettin ya Rab. Eğer bir tek askerim sahibinden izinsiz bir meyve koparıp yeseydi ve ben bunu haber alsaydım Mısır seferinden vazgeçerdim.

Hırsızlık, yolsuzluk ve kul hakkı yemeyi bilmezdi bizim ceddimiz ve milletimiz.

Böylesine bir haramzadelik için fetva arama zilletinden de uzaktı onlar.

xxx

Bugünkü düşkünleri utandıracak bir emsal ise Mora isyanı sırasında cereyan etmiştir.

Ulemadan Müderris Osman Efendi, Mora isyanının bastırılmasında önemli hizmetleri dokunmuş bir zattır.

Sultan 3. Mustafa, Müderris Osman Efendi’yi iki rütbe birden yükseltip ödüllendirmek ister.

Lakin Şeyhülislam Mirzade Said Efendi, padişahın bu iki rütbe birden yükseltme inisiyatifinin kanunsuz olduğunu söyleyip itiraz eder.

Sultan Mustafa iradesini ısrarla tekrar eder.

Şeyhülislam karşı koymaya devam eder.

Bunun üzerine ne olur biliyor musunuz?

Padişah kanunsuzluğu aşamaz ve Osman Efendi’yi ancak ilmiye sınıfından mülkiye sınıfına alır.
İşte Osmanlı’da bile hukukun üstünlüğü…

Bunlar bizim ceddimiz, bizim yöneticilerimiz, bizim milletimizdi.

Ya bugün?
Yolsuzluk, hırsızlık, arsızlık, suçu hükümeti eleştirmek olanlara ekonomik abluka, hukuku linç etmek, Kürt vatandaşlarımızı teröristin insafına bırakma, vatan üzerinde teröriste ameliyat fırsatı tanıma ve nice melanet nice habaset.

Ve millet bu vahim tabloya %43 oranında teveccüh etti.

Yukarıda anlattıklarım da bizim milletimizdi, bizim tarihimizdi.

Bugünün hırsızlarına ve hukuksuzlarına %43 veren de bizim milletimiz bizim tarihimiz.
Peki, ne değişti?

Gültekin Avcı / Bugün

Reklamlar