Etiketler

, , , , ,

Ali Fuat Yılmazer 1Ali Fuat Yılmazer’le, BUGÜN TV’de arka arkaya üç program yaptık.

Toplamda 7 saati bulan bu yayınlar, hem çok izlendi hem de büyük ses getirdi.

Yılmazer’in açıklamaları çok sayıda gazetede manşet oldu,
eniş yer verildi.

Gazeteler, ağırlıklı olarak “Başbuğ’un tutuklanmasını Başbakan istedi” başlığını attılar.

Başbakan, bunu yalanlamakla kalmadı üstüne bir de Yılmazer hakkında suç duyurusunda bulundu.

İyi ki de bulundu. Dört sayfalık suç duyurusu metni pek çok konuda Ali Fuat Yılmazer’i haklı çıkarıyor.

Madde madde gidelim:

1. Suç duyurusunda İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ali Fuat Yılmazer’in Ocak 2014’teki emekliliğinin haricen öğrenildiği belirtiliyor. Hâlbuki Başbakan’ın bu süreç hakkında malumatı olmaması mümkün değil. Hastane raporu için Sağlık Bakanlığı’ndan bizzat hem Yılmazer’e hem de hakem hastaneye telefonlar gidiyor.

2. Suç duyurusu metninde avukatların, Ergenekon ve Devrimci Karargah davaları için “terör örgütü” ifadesi kullanmamaları özellikle dikkat çekiyor.

3. Başbakan’ın tutuklanmaları için talimat verdiği iddia edilen Mehmet Haberal, Hurşit Tolon, Hanefi Avcı ve Engin Alan’ın isimleri, programın ilgili bölümlerinde hiç geçmiyor. Yine, Balyoz konusuna da programda hiç değinilmiyor.

4. Yılmazer’in Nedim Şener ve Ahmet Şık’ın tutuklanmalarına dair talimat aldığına dair bir beyanı da yok. Avukatlar, ilgili ilgisiz her şeyi belli ki aynı torbaya koymuş. Doğru olan şu:Yılmazer, Oda TV soruşturmasının Başbakan’ın talimatı ile başladığını söyledi.Sonrasında Başbakan’la görüşmesi kesildi. Operasyonu Organize Şube yaptı. Kaldı ki polis adli kolluktur. Tutuklamayı savcı ister, mahkeme karar verir. Bunu da herkes bilir.

5. Asıl enteresan olan, Başbakan’ın avukatlarının zahmet edip programın deşifresini çıkarmamaları. Gazete haberlerine istinaden bir dilekçe hazırlamışlar, Yılmazer’in gerçekte neler söylediğini açıp seyretmemişler. Bunun için de hemen her cümlede yığınla maddi hata yapmışlar.

6. Suç duyurusunda geçen şu ifadelere bakar mısınız: “Sayın Başbakan, ülkemizde gerçek bir hukuk devletinin yerleşmesi için çetelerle, örgütlü suç yapılarıyla, vesayet rejimleri ile mücadele edilmesi konusunda, soruşturma mercilerine her türlü hukuki ve lojistik desteği vermiştir. 11 yıllık Başbakanlık döneminde ‘suç işleyen her türlü örgütlü yapıyla’ ciddi mücadele etmiş ve gerekli hukuki ve teknik altyapının kurulmasını da sağlamıştır.” Hani kumpastı? Hani “paralel devlet” yapmıştı? Bizzat takip etmişsiniz işte…

7. Şu ifadelere bakar mısınız: “Ergenekon adı altında bir suç örgütünün varlığı” iddiası ve buna ilişkin istihbarat raporlarının devletin üst yöneticileri tarafından müvekkile (Başbakan) arz edildiğinde bunlarla ilgili gerekli tedbirlerin alınmasını da talimatlandırmıştır.” Yani soruşturma safahatından malumatı olduğunu, bizzat talimatlar verdiğini Sayın Başbakan’ın kendisi bu ifadelerle kabul ediyor.

8. Gelelim İlker Başbuğ’un tutuklanması konusuna… Başbakan’ın avukatları, suç duyurusu metninde itiraf gibi cümlelerle bunu teyit ediyorlar: “Eğer ülkenin eski bir genelkurmay başkanı, hükümeti cebren yıkma iddiası ile ifadeye çağırılıyorsa genel güvenlik ve kamu düzeni açısından son derece önemli olan bu olay nedeniyle Sayın Başbakan’a bilgi verilmesinden daha doğal bir şey olamaz. İfadeye çağırma ve gözaltı yetkisi, Cumhuriyet Savcısı ve acele hallerde kollukta olduğuna göre bu süreçte ortaya çıkabilecek genel güvenliği etkileyecek olayların önlenmesi için üst yöneticilere bilgi verilmesi son derece doğru ve olması gerekendir.”

9. Soru basit: Başbakan kendisine arz edilen bilgilerin kimin tarafından ulaştırıldığını ve hazırlanan dosyaların kim tarafından kendisine sunulduğunu açıklamalıdır. Bu Ali Fuat Yılmazer değilse kimdir?

10. Başbuğ’un tutuklanması meselesinde Yılmazer, dönemin başsavcı vekiline atfen ifadeler kullandı. O başsavcı vekili Fikret Seçen de daha sonra yaptığı yazılı açıklamada Yılmazer’i teyit eden cümlelere yer verdi.

11. Suç duyurusu metninden itiraf gibi başka bir cümle: “Müvekkilim yapılan soruşturmalar sırasında hukuka uygun olarak yürütüldüğüne inandığı tüm süreçlere sonuna kadar da sahip çıkmış ve kamu görevlilerini yüreklendirmiştir. Zira bu süreçte bir kısım kamu görevlilerine karşı da baskı ve tehditler olmuştur. Kamu görevlerine karşı suikast veya sair tehdit ve saldırılara karşı güvenliklerinin sağlanması için ciddi lojistik destek sağlamıştır.”

12. Hatırlatalım, Ergenekon soruşturmalarını başlatan Savcı Zekeriya Öz’e Başbakan zırhlı makam aracını tahsis etmişti. Sadece bu bile, “paralel yapı” iftiralarının nasıl bir kandırmaca olduğunu, o süreçlerin Başbakan’ın bilgisi ve onayı ile geliştiğini açıkça gösterir.

13. Bir başka mühim husus ise şu: Emniyet İstihbarat, adli makamlara değil hükümete bağlıdır. Mesela istihbari dinlemelerde doğrudan hâkimden karar alıp yürür. Ali Fuat Yılmazer, en az 30-40 kere Başbakan’la görüşerek yürüttüğü soruşturmaların safahatı hakkında malumat verdiğini ifade etti. 2008 yılı başlarında başlayan görüşme trafiği, 2010 ortalarına kadar da sürdü. Daha sonra bu irtibatı dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın’ın sürdürdüğünü anlattı.

14. Bu konu çok su götürür. Başbakan’ın suç duyurusu çok iyi olmuştur. Başbakan bizzat süreci takip ettiğini avukatları aracılığıyla doğrulamıştır. Esasen bu hep böyle olmuştur. Başbakan defalarca, “Seçimden sonra operasyon yapılacak, inlerine gireceğiz” gibi cümleler kurmuş, yürüyen bir soruşturmadan, yaklaşan bir operasyondan haber vermiştir. Daha önce nasıl olduysa, şimdi de öyle olmaktadır ve yine Başbakan’ın işareti beklenmektedir.

Tarık TOROS / Bugün

Reklamlar