Etiketler

, , ,

mümtazer2011 öncesi veya daha bariz görünen 3,5 ay önceki Erdoğan ile bugünkü Erdoğan’ı yan yana koymayı deneyin; çelişkileri bir kenara bırakın, bir benzerlik bulmanız mümkün mü? Sadece şu
soruyu sorabilirsiniz: Bizler mi yanıldık; yoksa o mu çok değişti?

Bağıran, çağıran, tehdit eden, iftira atan, hakaret eden, yalan söyleyen, herkesi düşman ilan eden, çevresine zulmeden, sadece güce iman eden, kumpaslar peşinde koşan bir politikacı mı?

Yoksa zalimler tarafından mağdur edilmiş, ezilen kimsesizlerin sesi olmuş, topluma huzur ve istikrar vaat etmiş, dirayet ve basiret göstermiş eski Erdoğan mı?

Gücün hukukuna, hepimiz adına itiraz eden bir adam ile bugün elindeki gücü hukuk olarak topluma dayatan adam aynı kişi olabilir mi?

“Dün desteklediğiniz Erdoğan’a bugün neden muhalefet ediyorsunuz” diyenler; bugünkü Erdoğan ile eskisi arasında bir ilişki kurabiliyorlar mı? Bu hırçın ve saldırgan adamı, yolsuzlukların üstünü kapatmak için her şeyi yerle bir etmeye ve ülkeyi ateşe vermeye hazır bu politikacıyı tanıyan, bilen var mı?

Demek ki yanılmışız. Parça parça tamamlanan resim, karşımıza eksiksiz bir karakter yapısı çıkartıyor. Sadece gücün peşinde koşan, amaca varmak için her aracı kullanan, hiçbir ahlakî prensip ile kendisini bağlamayan bir lider. Makyavel yaşasaydı, kendisine haksızlık yapıldığını Erdoğan’ı göstererek kanıtlardı. Demek gücü ele geçirmek için hiçbir sınır tanımayan bu adam, dün ikna ederek sağladığı araçları, bu sefer zorbalıkla elinde tutmaya çalışıyor. Zorbalık, hakka ve hukuka dayanmayan güç demektir. Devreye entrikalar, kumpaslar girince karşımıza, amaca varmak için her şeyi mubah gören bir Erdoğan portresi çıkıyor.

Hangimiz Baykal’ın görüntülerinin Başbakan tarafından servis edildiğini hatırına getirebilirdi? Soruyu şöyle sormak da mantıksız değil: Erdoğan’ın ses kaydı medyaya düşer düşmez neden hepimiz kolayca bu servisi onun yaptığına ikna olduk? Bir yandan “Görüntüleri internetten yarım saat içinde ben kaldırttım.” diyen, öbür taraftan aynı görüntüler için “Ne özeli genel bunlar, genel…” diye bağıran adamın aynı kişi olması yüzünden mi?

Eğer iddialar doğruysa, karşımızda duran politikacı, ancak Bizans saraylarında rastlayabileceğiniz çapta bir entrika ustası olmalı.

Demek ki Erdoğan eskiden de böyleydi. Yolsuzluk dosyaları ile foyası ortaya çıkmaya başladı. Dökülen foyasının üstünü kapatmak için hırçın, saldırgan ve zorba politikalara ihtiyacı var. Nasıl olsa amaca varmak için her şey mubah.

Halkı küçümseyenler, kitlelerin peşine takılacak zorbalar aradığını düşünür. Kimse zorbalara pabuç bırakmaz. Sadece toplum geniş çapta hâlâ eski Erdoğan’ı tanıyor; yenisini keşfedecek araçlara ulaşması zaman alıyor.

Havuz medyası yatsıya kadar yanacak mumlar yakıyor. Seçim Kanunu’na aykırı bir şekilde bir miting aynı anda birçok televizyon kanalında yayınlanıyor! Haksız rekabet sürüyor. İnternet yavaşlıyor, sosyal medya kapatılıyor. Erdoğan, sanki hiç yolsuzluk soruşturması yokmuş, hukuk askıya alınmamış gibi miting meydanlarında bağırıyor. Zorbalığın, entrikaların, hak ve hukuk gasbının, medya tahakkümünün tam gaz devrede olduğu seçim öncesinde gerçek Erdoğan’ın kendini saklaması mümkün. Peki ne zamana kadar?

Eski Erdoğan, ülkeyi istikrar içinde bir arada tutacak araçlara sahipti. Şimdiki gücünü sadece kendisini kurtaracak araçlara teksif ediyor. Bugünün Erdoğan’ının amacına ulaşmak için başvurduğu araçlar, ülke için tehlikeler taşıyor. Entrikacı ve zorba Erdoğan, eski Erdoğan’a karşı açık bir savaş yürütüyor.

Eski Erdoğan’ın özlemini duyanların, onu bulmaları ve eski günlere dönmeleri artık mümkün değil. 12 yılın muhasebesini yapanlar bugün yanlış bir sonuca varmamak için “Hangi Erdoğan?” sorusunun peşine düşmeli. Artık Erdoğan, bu ülkede başbakan kalamaz. Kalırsa Başbakanlık makamını sadece kendisini kurtarmak için kullanır. Ülke sorunlarını kim çözecek?  Şu entrikacı, kavgacı, ayrıştırıcı, yolsuzluk batağında kaybolmuş zorba adam mı?

27 Mart 2014, Perşembe Mümtazer Türköne
Reklamlar