Etiketler

, , ,

Baykal BBBaşbakan, kaset ve ses kayıtlarıyla ilgili bu kadar şeyi nereden biliyor?

Kızılcahamam Kampı‘nı anlatma vakti geldi. Tüm vekilleri üstünde “kayıtsız, şartsız” hakimiyet isteyen Erdoğan, onlarla ilgili bilgileri yıllardır topluyor. Vekillerle ilgili “hukuk dışı” her türlü bilgi ve belge, Yalçın Akdoğan tarafından toparlanıp, ona sunuluyordu.

Ama yetmedi. Erdoğan, son Kızılcahamam Kampı’ndan önce, oteldeki kamera kayıtlarının dahi toplanmasını, izlenmesini istedi. Amacı sadece bilgi toplamak değil, kim – kiminle görüşüyor, neler yapıyor onu öğrenmekti. Çünkü kimseye güvenmiyor. Fakat “bazı” görüntüler de onların eline geçti. Çünkü “tüm” kayıtlar istenmişti. Vekillerin hanımları dahi kayıt altına alınmıştı. Akdoğan, bu görüntüleri “imha” etmeyi taahhüt etti. Fakat asla bunu yapmadı. Vekillerin elini kolunu bağlamak için kullanılabilirdi. Ve elbette, her “sinsi” hareket gibi, bu bilgi de kamptaki vekillere sızdırıldı. İşte bütün fırtına bundan sonra koptu. Bakanın kast ettiği, “Eşinizin porno görüntüsü çıksa” lafı aslında bu konudaki bilgilerine dayanmaktadır. Yoksa size anlatıldığı gibi, her AKP’linin evine “gizli kameralar” yerleştirilmedi. Esas “korku”, kampta yaşananlar. Vekiller bunu duyunca ortalık karışmaya başladı. Ve Akdoğan kendine göre bir çözüm buldu. Vekiller bu sözü hatırlar; Hiçbir günahı olmayan vekil hanım ve kızları kameralar ile kayıt altına alındı. “Uygunsuz görüntü” korkusu başladı. O kampa katılan vekillere sesleniyoruz; “Korkmayın, gerçekleri biliyoruz.” Pekiyi sonra neler yaşandı? Kızılcahamam Kampı’nı bilenler bilir, kadınlara ayrı özel bir alan vardır. Orada hanımlar ve eşler, daha rahat hareket ederler. Haliyle de bazı “nispeten” açık görüntülerin de bulunması muhtemeldir. İşte size şantajın kendisi. Bu durumu öğrenen iki vekil, Akdoğan’ın yanına gitti. “Durum nedir Hocam?” diye sordular. Çünkü söylenti inanılmazdı. Akdoğan, iki vekile -ki makam sahibidir kendileri- “Kayıtlar hala duruyor, bir sıkıntı yok” dedi. Kozunu kaybetmek istemiyordu. Ama… Vekiller ikna olmadı. Kayıtların, “kopyasının” alınabileceğini biliyorlardı. Kampın son günlerine de yaklaşılmıştı. Akdoğan, onlara “araştırma” sözü verdi. Fakat söylenti öyle bir boyuta geldi ki birçok vekil, ailesini kamptan yolladı. Kızılcaham Kampı’nda, Arınç – Erdoğan – Akdoğan mücadelesi yaşanırken, vekiller ise can derdine düşmüşlerdi. Bugün, “Haremimize girdiler” diyen Erdoğan, o gün vekillerin “hareminde” cirit atabilecek bilgiyi edindi. Ama bitmedi. “Silikon Maskeden” şikayet eden Erdoğan, çıkması muhtemel kayıtlardan birinin oradan sızdığını düşünüyor.  Kampın son gününe gelindiğinde, iki vekil, yanlarına birini daha alarak tekrar Akdoğan’ın yanına gitti. “Hoca, kopyalama durumu var mı? Olmadı şu kayıtlara bir de biz bakalım” dediler. Akdoğan ise, biraz daha süre istedi. Akdoğan, vekillerin hanım ve kızları üzerinden kurulan bu “şantaj” fırsatını “biat etsinler” diye kaçırmak istemedi. Akdoğan’ın hesabına göre, “doğru” bir hedef gösterilir ve eğer yeterince söylenirse, kimse yerinden kıpırdayamazdı. Tıpkı Baykal kasedinde olduğu gibi bir gece yarısı Akit Gazetesi’nin internet sitesine çıkmayı kimse göze alamazdı. Akdoğan iki vekili yanına çağırdı. Toplantı, kampın son gününde, saat dokuz sularında, yönetim odasında gerçekleşti. Akdoğan, bombayı patlattı; “Araştırdık ama tam bilemiyoruz. Bize de böyle şeyler geldi, birileri kayıt odasına girmiş.”  Akdoğan, zaten Baykal kasedi çıkınca “Cemaat yaptı” algısı yaratılan AKP’li vekiller için can alıcı kozunu oynadı. Akdoğan, “Bizden birilerinin eline geçmiş olabilir, temkinli olmak gerek” dedi. İşte olayın rengi o andan sonra değişti. Akdoğan’nın “bizden birileri” lafı, “cemaat” olarak dolanmaya başladı. Bugün dahi vekillerin hepsi, o mevzuyu bilir. Yoksa siz, tüm vekillerin “Erdoğan Aşkından” dolayı mı yanında olduğunu sanıyordunuz? Esas mesele, “korunma” kazanmak. Erdoğan’ın “koruması” altında kalmaya mecbur bırakılan vekiller, o günden sonra her fırsatta “cemaate” laf ettiler. Hatırlar mısınız?  O kasetlerin hepsi, hala malum insanın elindedir. “Cemaatin” otelinde yaşananlar, kime mal edilecekti? Akdoğan ve Erdoğan, “Cemaat” sızdırması adı altında, vekillerin görüntülerini verebilecek durumdadırlar. Kızılcahamam Kampı’nda, “kaset skandalı” ile ilgili tek bir aksi söz söylenebilir mi? “Biatsa biat” diyenlerden bekleriz. “Cemaatin elinde kasetleriniz var” algısı ile korkutulan vekiller, o günden beri biat halindeler. İşte AKP’deki “Erdoğan etkisi” Kendi vekillerinin “uygunsuz görüntülerini” ellerinde tutanlar, “dürüst” insanları da hareketsiz bıraktılar. Akdoğan, “şantaj” kasetlerini bugünler için saklamıştı. Gökçek’in şehrinde, aksi de beklenemezdi. Hem otele “kayıtları tut ve bize ver” diyeceksiniz hem de “Cemaatin eline geçti” diyerek vekillere boyun eğdireceksiniz. İşte Akdoğan.

Fakat işin bir de Erdoğan boyutu var elbette. Acaba Akdoğan, Erdoğan’a tüm görüntüleri gerçekten verdi mi? “Eşlerin porno kasetini” dillendiren bakan ile “Haremimize girdiler” diyen Erdoğan’ın derdi aynı aslında. Fakat tek bir farkla… Erdoğan’ın dillendirdiği diğer bir meselenin, aynı kayıtlarda bulunduğu söyleniyor. Tabii yalnız Akdoğan’ın elinde. Erdoğan’ın ses ve görüntü kayıtlarından bu kadar emin olmasının nedeni, Kızılcahamam Kampı’ndakilerin sızma ihtimali.

Pekiyi ne oldu?  Erdoğan ile ilgili yıllardır dillendirilen “mut’a nikahının” kanıtları olduğu söyleniyor. Kendilerinden korkuyorlar.  Erdoğan’ın toplantı aralarında bir köşeye çekildiği herkes tarafından biliniyor. Mesele, yanına kimin gittiğinde… Erdoğan’ın, o kadınla el-ele, göz-göze, sevgi dolu görüntülerinin olduğu uzun zamandır konuşuluyor. İspatı Akdoğan’da.   Erdoğan, bu yüzden, muhalif  İdris Naim Şahin için “kaseti var” diyor. Çünkü gördü, biliyor. Ama kendisinden haberi yok.  Erdoğan’ın “hırsızlıktan” zerre korkusu yok. Bütün mesele, kendi ile birlikte kimlerin “alaşağı” edileceğinde. İ. N. Şahin’e yapılan “kasetin var” tehditi, aylardır tüm vekillere uygulanıyor. Madem hepsini biliyordun, neden operasyon yapmadın? Madem Cemaat, şantaj yapıyordu ve bunu biliyordun, neden sustun? Çünkü aslında hepsini sen yapıyordun. Her vekille ilgili gizli bilgi edinmek için topladığın kayıtlar, şimdi hepinizin boyunu aşmış durumda. Günün birinde, vekillerle ilgili “ard arda” görüntüler yayınlanırsa, şaşırmayınız. Her şey Erdoğan’ın bekaası için. Yoksa siz, Bilal’in o evden sadece paraları çıkardığını mı sanıyorsunuz? Hem belki onu da kanlı-canlı görürüz yakında. Erdoğan’ın, “mağdur” duruma düşürülmesi gerekirse, o kasetleri de izleyebiliriz. Şantaj da onlarda, kirli siyaset de.

Kızılcahamam’daki kasetlerin kopyaları Akdoğan’ın elinde. İşin özü, beklenti Cemaat’ten değil, AKP’den olmalı.  Yoksa siz, “istifadan dönen bakanların” memleket için mi gitmekten vazgeçtiklerini sanıyordunuz? Eğer, “Başbakan da ortaktır buna” derseniz, kulağınız çekilir, “kasetiniz” ortaya konur. Sonra da biat edersiniz.

Yolsuzlukları ortaya dökülen, her mecrayı yönetme derdine düşen Erdoğan, evvela kendi yakın çevresine baksın. Çünkü… Çünkü Erdoğan, kendi kazdığı kuyuya, kendi adamları tarafından itilecek. Şantaja bu kadar hakimiyetin, korkunun nedeni budur. Velhasıl kelam, Akdoğan bu ülkenin “kara kutusu” konumundadır. Onu vazgeçilmez yapan da budur. O giderse, herkes gider..

( @TwitAnkara  24 Mart 2013 ) 

***

İşte 25 Mart 2013 tarihi gecesi internete düşen birr kayıtın TAPE’si…

CHP ve MHP’nin kasetlerinin yönetmeni AKP iş başında!  Baykal’ın Kaseti’nin arkasında kim mi var?!

Baş B: İş şirazesinden iyice çıktı. Benim sitedeki malvarlığım yoluyla; maalesef çok edebsiz-ahlâksız şeyler… Burada bir müdahale olması lazım. CHP işi şirazesinden çıktı. Elimizde bu tarz şeyler var; yayınlanabilecek belge… Bunu versem nasıl yaparsınız? İnternet sitelerine mi pas ediyorsunuz? TABİ; ASLINDA TÜRLÜ TÜRLÜ GÖRÜNTÜ VAR! Mustafa’cığım (Varank) ; bana bi onu ver de, bana gözlüğümü getirsinler… İçeri de girmesinler….

O zaman öyle yapalım… Şimdi ben bunu şöyle koyayım, harddiske de… Ama kayıt çok kötü. Fotomontaj falan filan diye bir şey diyemez dimi?!…

Bilmiyoruz ki; böyle ahlâksız bir adam… Ülke için iyi bir şey değil.. Tabi bunu rahatlıkla söyleyebiliriz… Bu ülkede CHP gibi bir partide  bunun olması… Bu ülke içinde….. aslında evveliyatına ilişkin daha iyi şeyler elde edilse..!! … Şimdi yalnız, yani bunun süratle bilinmesi lazım… Hemen başlayın.. Hemen şeye yükleyin.! Bir yandan bu olayın görüntülerini vermek lazım, bu iş önemli.. Videonun devamını da verelim… O halde dediğim gibi; web sitelerinden dünyaya, gerekiyorsa televizyonlardan; belki onlar görüntüyü vermese de, konuşmayı filan verir…. Bu yayınlanmadı dimi şeyde? Öbürü.. Ama şimdi bu metecafe.com …. Yani bu istifaları adına açıklamaları doğru mu?….. Evet, geçmişiyle ilgili…. Kılıçdaroğlu’yla ilgili… Defalarca… CHP belli bir süre….  Ama hani bu adamlar memuriyetten geldikleri için, yarın komplike bir olayı çözmeleri çok zor….. Şimdi bunların ağzı, yüzüne-gözüne bulaştırıyorlar. Şimdi kendi içlerinde çatışmaya başladı. CHP BİTİYOR! KILIÇDAROĞLU İÇİN DE ÇALIŞMA YAPILABİLİR.! Ama şey yapılması lazım; gereken dersleri almaları lazım…

Bunun devamıyla lakalı konu nedir? Ev içi çekim, çekim yapabiliyor musunuz? Anladım; bizim için ilişkinin şeyi önemli.! Bulursanız görüntüsünü, konuştuğumuız gibi..! …..İşte o tür şeylerde adım atmak lazım. …. Görüntü varsa gereği yapılır, ama görüntü lazım…. Yani bu şeyin farkında artık-ilişkinin-….

(@BAŞÇALAN)’dan  

****

BAYKAL KASETİNİN SIZDIRILMASIYLA İLGİLİ BARANSU’ UN İDDİALARIİlk büyük turp internete düştü. Baykal kaseti bilin bakalım kimin emriyle internete verilmiş?  Ses kaydı internette.

Youtube’da kayıt. Ortam dinlemesi. “Hemen internete yukleyin” diyor. “Devamını da yükleyin” emri veriyor. Kim mi? Tabii ki Başçalan.
Sayın Baykal.! Bir buçuk yıl önce, Savcı Sayan ve Yılmaz Ateşle buluşmamızda baş başa anlattığım olayları bir de bu ses kaydıyla değerlendirin
7 Şubat soruşturmasına izin verilseydi, Baykal’ın o evde görüntüsünü çeken MİT mensuplarının kim olduğu ortaya çıkacaktı.!!!
2 yıldır bildiğim, elimde belgesi olmayan O OLAY, çok şükür aydınlanıyor. Deniz Bey, görüşme sonunda “Fotoğrafı şimdi net görüyorum” demişti.
1: Bir haber kaynağım yazılmamak kaydıyla kasetin tüm pisliğini anlatmıştı. “Sayın Baykala anlatmak istiyorum” dediğimde “olur” cevabını aldım.
2: Haber kaynağıma “İsminizi de paylaşırım” dedim. Zorla ikna ettim. Sayın Baykala ismini, görevini de belirterek, duyduklarımı anlattım.
Akit’e kim mi videoyu gönderdi. Tophanedeki Server Servisi ile AKP ilişkisi ne miydi? Kapatılan 7 Şubat soruşturmasına bakın.
Balgat, Sütiş ya da başka bir tatlıcı, Volvonun yanı. Sayın Baykal’la buluşmamıza iki şahit. Savcı Sayan, Yılmaz Ateş.
Sayın Baykal nikaha katılacaktı. 20 dakika görüşme planlanmıştı ama, anlattıklarım ilginç olunca görüşme 1 saatten fazla sürdü.
Allahım çok büyüksün yarabbim. Baykal kasetinin de gerçeğini ortaya çıkarttın. İftiracılar bakalım buna ne diyecek.
Baykal kasetinin ardından, İstanbul’daki Ejderler görevi devralıp, Baykal’ı bir gecede harcayarak, Kılıçdaroğlu planını uyguladılar.
Ejderler ve Vatan Gazetesi de kaseti fırsat bilip, Baykal istifa demeye başladı.
Baykal’a neden mi komplo kuruldu? Deniz Baykal Türkmen idi ve PKK- Mit müzakeresinin önündeki en büyük engeldi. 7 Şubat dosyası açılsın beylerrrr
Bu arada bu turpun büyüğü değil. Seçim sonrası da çok büyük turplar çıkar bence.
Birbirlerini ihbar edecekler.
Baykal olayında eve kamera koyanlar 7 Şubat MİT dosyasında. Başbakan niye mi soruşturmaya izin vermedi. Tüm pislikler o dosyada beylerrrrrrr
Cemaat kasetleri çekmiyordu. Fuat Avni gibi yakın isimler sayesinde bu pislikleri öğreniyorlardı. Cemaat işte bu nedenle önceden haberdardı.
Evine ateş düştü. Kasetlerin senin işin olduğu anlaşıldı. Yolsuzluk vb. Mülaneydi sanırım, F.Gülenin dedikleri tuttu. Üzgünüm ama durum bu. (Mehmet Baransu-26 Mart-2013)
Reklamlar