Etiketler

, , , ,

Fuat AvniKalabalıklarla övünmek diktatörlerin en büyük zaafıdır. Başbakanın şehir şehir dolaşmasının nedeni, çalışkanlığı değil. Kalabalıklar karşısında, egosunu tatmin etmekten aşırı haz alıyor. Onunla besleniyor

“Dünya Lideri”, okulların kapatılmasıyla ilgili aradığı Başbakanlar‘dan tokat gibi cevaplar alıyor. ‘Onlar bizim okullarımız‘.

İstihbarat dinlemelerinde Mit istediği gibi hareket etme yetkisine sahip olduğundan, telekulak skandalına imza atmakta sınır tanımıyordu.

Telefon dinlemelerinin bir disiplin çerçevesinde olması için TİB kuruldu. İstihbari dinlemelerde TİB’in aracılık etmesi MİT’i rahatsız etti.

MİT, istediğinin telefonunu dinleyip keyfi kayıt altına alıyordu. Tetikçi gazetecileri aracılığıyla, dinlediklerine şantaj uyguluyordu. MİT’in dinlemelerine TİB’in aracılık etmesi, planlarını askıya almalarına neden oldu.MİT müsteşarına sunulan raporda rahatsızlık anlatıldı. Dinlemeler TİB dışında olmalı, ya da TİB bütünüyle MİT’in kontrolünde olmalıydı. Ergenekon operasyonları ilerlediğinden, bu adım atılamadı. Ergenekon’da TİB sisteminin çok önemli fonksiyonu olmuştu. Ogün Samast hemen yakalanabilmişti. Ardındaki devasa el de, elbet bir gün çıkar.

TİB’in en önemli işlevi Muhsin Başkan’ın düşen helikopterinin yerini kısa sürede tespit etmek oldu. Tutanak Devlet Denetleme Kurulu ve Meclis raporlarında var. Ne hikmetse, Muhsin Yazıcıoğlu iki gün boyunca TİB’in işaret ettiği yerin dışında arandı. Kurtarma operasyonunu yapanlar yanlış yönlendirildi.

Başbakanlığın koridorlarında, normal zamanda filim seyretmeyi çok seven arkadaşın “Bana hemen uydu görüntülerini getirin” demesi manidardı. Uydu görüntülerine odaklanır gibi yapıp, herkes tarafından bilinen bir gerçeğin çarpıtılıyor olması, kötü niyetin göstergesiydi. Zaman içerisinde anlaşıldı ki Muhsin Başkan’ın olay anına müdahale edilmemesi için yoğun bir gayret sarf edilmiş ve göz yumulmuştu.

MİT’in usulsüzlüklerini tespit eden ve önünde engel olabilecek olan GES Komutanlığı, Başbakanın yoğun baskısıyla MİT’e bağlandı.

MİT’teki on yıllardır yerleşik derin ve sistemli yapı, kirli operasyonlara engel teşkil eden TİB’i bünyesine katmak için harekete geçti.

Ergenekon aklı, son kalesi MİT üzerinden taktik değiştirerek hükumeti yanına çekmeye çalıştı. Beşir Atalay vesilesiyle Hakan Fidan Başbakan’a takdim edildi  O günkü konjonktüre göre TİB’in MİT’e bağlanması dillendirilemiyordu.

Rahatsızlık özellikle siber güvenlik konusunda had safhaya çıktı. MİT, siber güvenliği bahane ederek internette bazı usulsüzlükler yapabileceğini düşünüyordu, ancak bir türlü başaramıyordu.

Binalı Yıldırım siber güvenlik gibi kritik bir konunun MİT tarafından değil, kendisi tarafından yürütülmesi gerektiğini düşünüyordu. Siber güvenlikle ilgili çok miktarda ve yüksek meblağlarda alımlar yapılacaktı. Binali Yıldırım bu gücü kaybetmek istemiyordu. Başbakan, pastanın Binali Yıldırım üzerinden kolay dağıtılacağını bildiğinden, işe o’nun vaziyet etmesini istedi.

Yolsuzluklar Başbakanın kontrolündedir. Son genel seçimlerden 3 gün önce güvenli internet hizmeti bahane edilerek, TİB’e çok büyük bir siber saldırı gerçekleştirildi. Asıl amacın seçimlere şaibe karıştırmak için YSK olduğu söylendi. TİB bu saldırıları boşa çıkararak büyük bir yükün altından kalkmış oldu. TİB’in başarısı ve Binali Yıldırım’ın siber güvenlik konusundaki ısrarı üzerine, siber güvenlik TİB’de kalınca MİT büyük yenilgi almış oldu. Beşir Atalay Binali’den asla hazetmez. Fidan’la zaten araları bozuk olan Binali, TİB’in nemasını MİT’e kaptırmayınca, araları iyice açıldı.

Beşir Atalay, benim de olduğum bir yerde, en büyük hedefinin Hakan Fidan’ı başbakan yapmak olduğunu, ama Binali’nin engellemeye çalıştığını söylemişti.

2011’den beri Beşir Atalay, Binali Yıldırım’ın aleyhine çalışmış ve istememesine rağmen İzmir’e gönderilmesi için yoğun çaba sarf etmiştir. Binali devre dışı kalınca MİT’in TİB’i ele geçirme işlemleri hızlandırıldı. “Paralelci” diye mevcut herkesi pasifize edip değiştirdiler.

17 Aralık’tan sonra, TİB’in başına MİT’ten Ahmet Cemaleddin Çelik atanınca, yıllarca hayal olan bir durum gerçekleşmiş oldu.! Hakan Fidan, TİB Başkanı’nın ataması için “Son dönemin en büyük atmasını gerçekleştirdim” demişti. Ülkenin kontrolü artık MİT’te. Havuz Medya da, “paralel dinleme yalanı”nı ortaya atarak TİB’in tamamen tasfiye edilmesine zemin hazırlamış oldu. İstediklerini atadılar. TİB’deki daire başkanları, şube müdürleri, kritik görevlerdeki herkes değiştirildi.

Dar Oligarklar her şeyi avuçlarına almış durumdalar. Başkanlar ve şube müdürleri görevden alındıktan sonra, yalan yanlış haber yapanlara gün doğdu. Nasıl olsa kimse çıkıp aksini savunamaz.

Başbakanlık Teftiş Kurulu’ndakiler, görevden almalarla ilgili yapılan usulsüzlüklere zemin hazırlayıp göz yumarak suça ortak oluyorlar. Sarıoğlan, (kimi kastettiğimi kendi anlamıştır) Başbakanın gözüne girip genel müdürlük kapma derdindeyken, binlerce masum yerinden oluyor. Başbakanlık ve ona bağlı kurumlar menfaat peşinde olduğundan, en rahat olan benim. Çünkü herkes birbirini Fuat Avni diye gammazlıyor…

Kendi ülkende Cumhurbaşkanlığı yapacak kadar dirayetli olmazsan, yabancı bir ülkenin başbakanının bakışları altında ezilir gidersin… (AGül’ün Danimarka Başbakanı karşısındaki ezikliği.)

@fuatavni

Reklamlar