Etiketler

, , , ,

Twiter AdamAKP ve RTE’nin sosyal medya operasyonunu deşifre edeyim demiştim. Başlıyorum, biraz uzunca sıkılmazsınız umarım.

RTE ve AKP çalışmalarında teknolojiyi kullanmaya özen gösteriyordu. Bu çerçevede, sosyal medyayı, özellikle Twitter’ı da kullanıyorlardı. .RTE herşeyi kontrol etmek istediği gibi sosyal medyayı (twitter, facebook) da kontrol edip yönlendirmek istiyordu. 2013 Mayıs’ında ABD’ye yaptığı ziyaret sırasında Mücahit Arslan’ın ayarladığı bazı sosyal medya izleme-kontrol şirketlerini de ziyaret et RTE ve Mücahit Arslan Mayıs ayında ABD’den dönerken akıllarında sosyal medya ile ilgili çok hayırlı-güzel !!!!! projeler vardı. Ancak bu aslan parçaları ABD’de öğrenip geliştirdikleri projeleri daha uygulamaya geçiremeden Gezi Olayları patlak verdi. Gezi Olaylarında gezicilerin twitterı çok etkin kullanıp organize olmaları, gündem oluşturmaları ve dış dünyaya etkileri RTE’yi çıldırttı Çünkü RTE ve ekibi yetersiz kalıyor daha da kötüsü bir türlü gündem oluşturamıyordu. RTE’nin İpad ve cep telefonu taşıyıcısı M. Varank’la bu işlerin olması mümkün değildi. O ancak Sümeyye Erdoğan’a şirinlik yapıyordu. RTE, ABD’de öğrenip geliştirdiği projeleri Binali Yıldırım’a aktardı ve bu konuda acil çalışma yapması talimatı verdi. Binali Y’de sosyal medya izleme takip ile ilgili çalışma yapma görevini BTK – TİB’e verdi. 13 Haziran 2013 tarihinde Başbakanlıkta “sosyal medyayla ilgili yapılacakları belirlemek üzere” üst düzey bir toplantı yapıldı. 13 Haziran’da yapılan bu toplantıya RTE, E. Ala, B. Yıldırım, T. Acarer, O. N. Şen, M. Varank, M. Arslan, Ö. F. Sayan, E. Aydın, A. Ünal Binali Y yaptığı sunumda sosyal medyaya çok karışılmaması gerektiğini, hukuki, teknik ve siyasi gerekçeleriyle anlattı. RTE’nin danışmanları ise Binali Y. ve ekibini çok ağır şekilde suçlayıp, tedbir almamakla, hükümete destek vermemekle suçladı. RTE, sosyal medyayı izlemek için 1 çalışma başlatılması talimatı verdi. Talimatı Binali Y uygulayacak, M. Varank ve M. Arslan takip edecekti.  Binali Y, Bakanlığın teknik ve mali yapısının bu işe uygun olmadığına karar verdi ve görevi BTK-TİB’in sürdürmesine karar verdi. Binali Y, yapılacak çalışmanın sansür olarak algılanmaması için ihtiyatlı ilerlerken RTE’nin danışmanları bodoslama gidiyordu. Binali Y’ın talimatları doğrultusunda BTK-TİB bünyesinde “Bilinçli İnternet Merkezinin” kurulmasına ilişkin adımlar atıldı. Yapılan çalışmalar aşama aşama RTEye aktarıldı ve onayı alındı.Ancak danışmanlar bir türlü memnun olmuyor,sosyal medyaya DALMAK istiyordu TİB’de bu iş için yer ve personel ayrıldı. Ancak o noktada Başbakanlık üzerinden farklı talimatlar gelmeye başladı. Önce bu merkezin TİB binası dışında olması; sonra da bu merkezi işletme işinin özel bir şirkete verilmesi talimatı verildi Binali Y’a. Tabii bu merkezi işletecek firmanın adı da Binali Y’a verildi. Durum anlaşılmıştı. Danışmanlar, M. Arslan ve M. Varank, olaya el koymuş ve Binali Y’ı bile devre dışı bırakmışlardı. Merkez yüksek güvenlikli TİB binasının dışında olacak, böylece RTEnin danışmanları, AKP’liler istedikleri gibi buraya girip çıkacaklardı. Merkezi, danışmanların adını verdiği şirket işletecek ve bu şirket üzerinden AK Troller bu merkezde istihdam edilecekti. RTE’nin danışmanları Binali Y’a rağmen tezgahı kurmuş adım adım sosyal medyaya çökme operasyonuna başlamıştı. M. Arslan’ın yönlendirmesiyle hem Ankara Öveçler’de bir bina tutuldu hem de merkezi işletme işi Su Bilgi adlı firmaya verildi. Danışmanlar bu operasyon başarılı olsa idi S. Soylu’ya karşı kaybettikleri mevziyi tekrar kazanıp S. Soylu’yu da bertaraf edeceklerdi. Sonra …….. bir kısım beklenmedik gelişmeler oldu. .Önce Kasım ayı başında dershane krizi patlak verdi. Dershane krizinde hem AKP hem Camia sosyal medyaya yüklendi. Camianın organize olmasıyla her gün onbinlerce kişi yüzbinlerce tweet attı ve Camianın hastagleri sürekli TT oldu. Bu durum süreklilik kazanıp camia sürekli TT yapıp, AK Trollerin yetersizliği anlaşılınca RTE’nin danışmanları bu işten biraz soğudu. Çünkü Camia sosyal medyada var oldukça bu işten rant devşiremeyeceklerini ve RTE’nin gözüne giremeyeceklerini gördüler. Sonrasında 17 Aralıkta tarihi yolsuzluk ve rüşvet operasyonu olunca Danışmanlar bu işten tamamen koptular. Çünkü 17 Aralık ile birlikte sadece Camia değil toplumun tüm kesimleri sosyal medyaya yüklendi.

17 Aralık sonrası RTE ve dar oligarşik kadrosu can derdine düşüp Binali Y bakanlıktan ayrılınca Bil. İnt. Merkezi projesi BTK-TİB’in kucağında kaldı. Bu arada “Alo Cemalettin” 23 Aralıkta TİB Başkanı oldu ama bu işle hiç ilgilenmedi. Çünkü daha önemli gündemleri vardı. 17 Aralık sonrası RTE Camia’yı hedef gösterip, paralel devlet yalanlarına sarılınca tüm kurumlara bilgi-belge bulun talimatı verildi. Tabii hiçbir kurumdan bir şey çıkmadı. Bunun üzerine RTE’nin paralel devlet söylemini destekleyecek bir şeyler istendi kurumlardan.

Kurumlardan dişe dokunur bir şeyler yine çıkmayınca bazı üst düzey bürokratlar Başbakanlığa çağrıldı. “Alo Cemalettin”in de dahil olduğu bu bürokratlara çok ağır hakaretlerle birlikte net talimatlar verildi. BİRŞEYLER BULUN YOKSA UYDURUN! .“Alo Cemalettin” ve Sarı Oğlan diğer saz arkadaşlarıyla birlikte kara kara düşündüler ve bir plan yaptılar. Öncelikle kendileri için bir önem ve önceliği olmayan Bilinçli İnternet Merkezi projesini paralel proje olarak lanse etmeye karar verdiler Bunun için proje ile ilgili sözleşmeleri iptal ettiler ve yandaş medyaya bu konuda haberler servis ettiler. Akşam denen mevkutedeki Murat Kelkitlioğlu’nun haberleri de bu kapsamda servis edilen haberler. Tabi bu haberler gazetede çıkınca RTE’nin danışmanları panikledi. Zira merkezin kurulması ve işletecek firmayı bile onlar belirlemişti. .“Alo Cemalettin” Başbakanlığa çağrılıp uyarıldı ve bu konunun üzerine daha fazla gitmemesi hatırlatıldı. Konu şimdilik donduruldu. Tabi Bilinçli İnternet Merkezi konusu dondurulsa da “Alo Cemalettin” sürekli Başbakanlığa çağrılıp paralel yapı konusunda sıkıştırılıyor Başbakanlık’ta “Alo Cemalettin”e ‘Ya bir şeyler bul, ya bir şeyler uydur, acil malzeme lazım’ diye fırça üstüne fırça atılıyordu. .

“Alo Cemalettin” çok sıkışmıştı. Bütün incelemelerine rağmen usulsüz bir şey bulamıyordu. “Alo Cemalettin”in TİBde bulabildiği en usulsüz iş yemekhaneye alınan hıyar ve domates için yeterli piyasa araştırması yapılmamış olmasıydı “Alo C.”nın düşünürken aklına cin bir fikir geldi. “Bir haber yaptırayım,TİBe müfettişler gelsin.Bir şey bulma işini onlara havale edeyim” dedi .Eeee iyi de ne haber yaptıracaktı. Düşündü düşündü ve “Paralel Hat” yalanını uydurdu ve bunu yandaş medyaya manşet yaptırdı.

Bu habere göre TİB’den EGM İst. D. Bşk. resmi hatlar dışında hat çekilmiş ve paralel yapı bu hatlar üzerinden gayrı resmi dinleme yapmıştı Yandaş medya bu yalan haberleri yapınca sadece BTK değil sektörde işi bilen tüm teknik elemanları aldı bir gülme krizi. Zira TİB’in hat çekme imkanı olmadığına göre TİB Türk Telekom’dan vb hat kiralamıştır ki bu hatların sayısı-kapasitesi de bellidir. .Bunu tespit için kurumlar arası protokollere ve Türk Telekom’la yapılan sözleşmelere bakmak yeterlidir Ancak yalan olduğu aşikar bu haberler üzerine Başbakanlık Müfettişleri TİB’i denetlemek üzere görevlendirildi. Bu görevlendirme ile “Alo Cemalettin” rahatladı. Bundan sonra TİB’de bir şey bulma yoksa uydurma sorumluluğu müfettişlere geçmişti. Tabi Başbakanlık Müfettiş görevlendirirken de “Alo Cemalettin” bir manevra yaptı. İtibarlı ve hırslı bir başmüfettişi kafaladı. “TİB’de malzeme çok, sağlam rapor çıkarır, RTE’nin gözüne girer, sen de bu işten prim yaparsın” diye bu başmüfettişi kandırdı. .Denetim sonunda TİB’den 1 şey çıkmazsa “Alo Cemalettin” “ben ne yapayım en iyi müfettişiniz 1 şey çıkaramadı” deyip kendini kurtaracaktı Tabi Başbakanlık Müfettişleri TİB’e gelince paralel hat iddiasının yalan olduğunu bir iki gün içinde gördüler. .Kaldı ki aynı iddia daha önce EGM İstihbaratta gündeme gelmiş, müfettişlerce incelenmiş ve asılsız olduğu rapora yazılmıştı. .Başbakanlık Müfettişleri denetimin hemen başında iddiasız ve işsiz kalmıştı. “Alo Cemalettin” acele etmeyin size bir şeyler bulacağız deyince Müfettişlerde iş yapıyor görünüp beklemeye geçtiler. .İşte tam bu süreçte “Alo Cemalettin” diğer işbirlikçileriyle beraber “Paralel Yapı 7000 kişiyi dinlemiş” yalanını manşet yaptırdılar. Bu yalanla ilgili detaylı açıklamaları 27.02.2014 tarihinde yazmıştım. Tekrara girmeyeceğim.

“Paralel Yapı 7000 kişiyi dinledi” yalan haberiyle İRAN MERKEZLİ TEVHİD-SELAM ÖRGÜTÜ CASUSLUK SORUŞTURMASI deşifre edildi. İrancı Tevhid-Selam Örgütü ve bu örgütün Ülkemizdeki casusluk faaliyetleriyle ilgili detaylı bilgilere @ACEMUSAKLARI adresinden bakınız. .İran merkezli casusluk örgütünü deşifre eden TİB’den “Alo Cemalettin”, USB ve NU yarın VATANA İHANETTEN yargılanacaklarını unutmasın. “Paralel Yapı 7000 kişiyi dinledi” yalanıyla ilgili gerçekler 1-2 günde medyada yer alınca bundan bir soruşturma çıkarma imkanı kalmadı. “Alo Cemalettin” ve saz ekibi sıkıntıya girmişti. Zira elde müfettişlere sunabilecekleri hiçbir şey yoktu. “Alo Cemalettin” ve avanesinin aklına bu defa TİB’deki çanak antenler üzerinden paralel yapı yurtdışına bilgi sızdırdı hikâyesi geldi. Güya paralel yapı illegal dinleme yapıyor ve bu dinlemeleri TİB’in çatısındaki çanak anten üzerinden yurtdışına yolluyormuş. Anten ve fiber optik kabloyu bile ayırt edemeyen Alo Cemalettin’in yasadışı dinlemeler yurtdışına kaçırıldı haberi manşetlere taşındı. .Abdülkadir Selvi denen yaşam formu, İbrahim Karagül denen Balyoz avukatı ve avaneleri bu habere balıklama atladılar. İşte sonunda Camiaya karşı casusluk davası açabileceklerdi.

Ama o da ne?! Bu haberde de sorunlar vardı. Öncelikle haberleşmenin olması için ALICI ve VERİCİ olmalıydı. Çanak antenler ise VERİCİ değiller, tam tersi ALICILAR. Yani TİB’in çatısındaki çanak antenlerden hiçbir şey gönderilemez ancak başka yerden bir şeyler alınabilir. .Sonrasında ise haberde Başbakanlık Teftiş Raporundan bahsedilse de, ortada rapor vb hiçbir şey yoktu. Kaldı ki yandaş medyanın yaptığı haberlerde hiçbir somut bilgi de yoktu. Kim dinlemiş, ne zaman dinlemiş, kime bilgi göndermiş vb…… “Alo Cemalettin” ve yandaş medya başladıkları yere dönmüştü. Sıfıra sıfır elde var sıfır noktasındaydılar.

RTE meydanlarda bağırıp çağırıyor ve Camiayı casuslukla suçluyor ama ortada hiçbir delil, bilgi ve belge yok. Alo Cemalettin tırmalayıp duruyor ama TİB’de illegal dinleme yapıldığı ve yurtdışına kaçırıldığına ilişkin hiçbir şey ortaya koyamıyor. Başbakanlıktan sürekli baskı gören “Alo Cemalettin” tüm yalanları elinde patlayınca yeni arayışlara girdi. Alo Cemalettin, “müflis tüccar eski defterleri karıştırırmış” e mülhem Bilinçli İnternet Merkezinden yeni hikâye çıkarmak için tırmalıyor .İşin zor be Alo Cemalettin hem bu merkezden casusluk soruşturması çıkaracaksın hem de RTE’nin danışmanlarının tezgâhını saklı tutacaksın. Bekleyelim görelim bakalım “Alo Cemalettin” Bilinçli İnternet Merkezinden nasıl bir yalan yumurtlayacak.

@CanliEbru

Reklamlar