Etiketler

, , ,

Bahşiş2@DilekKanatli yazmış:

Fezleke özeti toplu halde : 
Ambargo delmisler. Ayni parayı getir götür-yapıp ihracatı yüksek gösterip faiz oranı belirlemişler. Uluslar arası suç işlemiş Türkiye. Çok kötü.
Okumaya devam ediyorum. Şu ana kadarki yorumum şu. Bu fezleke Türkiye adına işlenmiş suçlar içeriyor.
Bankacılık suçu da işlenmiş. Evrakta sahtecilik yapılmış. Ucu uluslar arası arenaya dayanıyor. Türkiye’ye yaptırıma kadar gider bu fezleke.
Bu fezlekedeki suçlar interpol kapsamına girer.
Gözümü dinlendiriyorum şu an; sana da anlatayım mı olanları?

Ben iktisatçıyım. Dünya Ekonomisi dolandırılmış öncelikle. İnterpol kapsamında suçlar işlenmiş. Bu isimlerin hepsi interpol listesine girecek. Evrakta sahtecilik var, hayali ihracat var. Çok kapsamlı bu ve bunun gibi suçların Türkiye’ye yaptırımı olabilir. Ambargoya kadar da yolu var bu yaptırımların.

Sanırım şu an kimse Fezlekenin korkunçluğunun farkında değil. Bu Fezlekenin Türkiye’ye yaptırımı olur. Uluslar arası suça karışmışız.
Bu suçlar bizi aşmış. Buradaki isimler İnterpol kapsamında suç işlemiş. Bu dava Türkiye’nin iç davası değil. Türkiye de yargılanacaktır.
Dünya Ekonomisini dolandırma var burada. İhracat sahte işlemlerle yükseltilip faiz oranları o ihracat üzerinden belirlenmiş.
Halk Bankasına fotoşop yaptıkları ortaklık evraklarını vermişler. Belge sahte. Süleyman Aslan işleme almış.
Halk Bankası üzerinden hayali ihracat yaparken legalize ettikleri belgelerde teknik hatalar yapılmış. Çok uzun, bitince özet hazırlarım.
5 bin ton kapasiteli gemilerde Dubai Menşeyli 150 bin ton Buğday göstermişler. Dubai’de Buğday üretimi de yokmuş. Çarşı-pazar karışmış.
Zerrab, Halk Bank’in komisyon değerlerini belirlemiş. “Türk firmalarına % 0.8, diğerlerine %1’den devam et.” demiş. Halk Bank uygulamaya geçmiş.
Son okuduğum kısımdan anladığım şu: Sahte bir ticaret üzerinden para aktarılırken Halk Bank üzerinden akreditif işlemi yapılıyor. Yalnız karşı taraftaki Banka işlemin sahteliğinden habersiz. Dolayıisıyla Halk Bank, karşı taraf durumun farkına varmasın diye sahte evraklarda Zerrab’a yardımcı olup onu yönlendiriyor. Bu da uluslar arası bir suç olup Interpol kapsamındadır.
Maalesef bu fezlekede çok acı bir durum var. Konuşulan para birimleri belli değil. Sadece milyon konuşuluyor. TL Dolar veya Euro vurgusu yok. Bu da kayıtlara bazı noktalarda geçmis. O yüzden tam rakamı kestirmek mümkün değil. Fezlekede TL veya Dolar olduğu iddia ediliyor.
Bakın bu fezlekede şu ana kadar geldiğim yerde olan çok büyük bir suç var. Burada ticaret yok. Ortada bir para var ve bu para hayali ticaretle legalize ediliyor. Kirli paraların ucu yasadışı örgutlere dayanır. Bu fezlekenin sonunda Türkiye teröre destek veren ülkeler listesine girer.
Bazı yasa dışı para işlemleri görüntülenmiş. Ayakkabı kutusuna konu olan paranIn 500 bin doları dahil. Görüntüleri de çıkar yakında.
Düzeltme yapacağım. Bazı işlemde Dolar TL vurgusu var. Kimi işlemlerde belli degil. Sadece Milyon konusuluyor. Bir kısım rakam net değil.
Kirli parayı hayali ticaret üzerinden temizlerken gösterdikleri ticaret; gıda, ilaç vs. gibi KDV’si düşük olan ürünler.
Peyman firmasının “Tedarik Faturası” konusunda ismi geçiyor
Atlantis isimli bir firma var. Bu hangi Atlantis bilmiyorum ama, çoğu işlem o firma üzerinden yapılıyor.
Süleyman Aslan yetkiyi Zafer Çaglayan’dan, Çaglayan yetkiyi RTE’den almış. Aslan sanırım bu sebepten öz güvenle çok rahat davranıyor. Fatura sembolik olsa da onemli olmadığını, tek istediğinin karşı taraf aranırsa “Evet biz bu malı verdik” densin istiyor.
Suleyman Aslan’in Ayakkabı kutusundaki bütün paraların rüşvet olduğu tek tek saptanmış. Rakam rakam açıkça belirtilmiş.
Basina da yansiyan, Zerrab’ın sahte evrakla Atatürk Hava Limanında yakalanan evraksız altınının değeri 65.Milyon USD
Bu altınlar hiç bir soruşturma yapılmadan 3. bir ülkeye gönderildiği anlaşılmış. Dubai olduğu sonradan ortaya çıkmış. Bu sıradaki soruşturmada Z.Çağlayan – R.Zerrab ortaklığı resmiyet kazanmış.
Teoman isimli bir memur var. Zerrab bu şahsa “neler verdim, neler teklif ettim almadı” diyor. Bu memur müdürüne de karşı geliyor. Kendisi Kargo Gümrük Müdürlüğünde çalışıyor. Bu ülkede dürüst insanlar halen var.

Bu fezlekede geçen her şey ispatlı. Telefon numaralarından-ulaşılan görüntülere, bütün delillerin bir dayanağı var. Z.Çağlayan’a verilen bütün rüşvetler belgeli.

Bu salaklar bir ara patlıyorlar. Bugün Gazetesi olayla ilgili bazı bilgiler ediniyor. Egeman Bağış’dan Zafer Çağlayan’a dört bir yandan gazeteye saldırıyolar. Bugün Gazetesi’nde haberin yapılmasının önüne geçilmesinden bir gün sonra, Reza Zerrab’ın talimatı üzerine Egemen Bağış’ın evine 500.000,00 (beş yüz bin) dolar gönderildiği anlaşılmıştır.
Muammer Güler bu haber için çok baskı yapıp engelliyor ve karşılığında (bence haraç) 3.500.000,00 USD aldığı teknik takibe takılıyor.
Muammer Güler’in oğlu tehdit suçundan ifade vermiş. Onu bunu tehdit ettiği kayıtlara geçmiş, para aldığı geçmiş.
Bakın olaylar korkunç. Bugün Gazetesi belge ele geçiriyor. Bunlar Gazeteyi tehdit ediyor, Gazete karşı tehditle bunlardan 1 Milyon istiyor.
Herkes Reza’ya çökmek istiyor. Fatih Emniyet Müdür Yardımcısı dahil. Egemen Bağış aracı oluyor, Hüseyin Çelik çözüyor, Bağış bir 500 bin dolar daha kazanıyor.
Mehmet Şimşek de bulaşmış.
Konuşmada şu an okuduğum paragrafta ilginç bir detay var. Zerrab haber sonrası istihbarat incelemesi olabilir mi endişesi ile Ruhcan Bayar ile yaptığı konuşmada, Bayar “İstihbarattan bir şey olursa ilk kaynaktan bize gelir, önce” diyor. Sanırım Hakan Fidan burada dahil oluyor fezlekeye.

Emniyet Müdür Yardımcısı Orhan İnce‘nin eline bazı dökümanlar geçmiş. 1 Milyon Euro koparmak için her yolu denemiş.

Zafer Çağlayan’in Özel Kalemi Onur Kaya, Zerrab’ın sekreteri olmuş. Vize işlerini bile O’na yaptırmış. Bütün randevuları da O almış.
Dijital takip sonucu Z. Çağlayan’a ödenen paraların toplamı 32.053.600,00 Euro 6.766.750,00 Dolar, 3.465.000 TL, 300.000 İsviçre Frangı
Bu rakamlar 2 saat dahil en ince ayrıntısına kadar Fezleke’de kalem kalem gösterilmiş.
Ankara’ya da para gönderirken ayakkabı kutusu kullanmışlar. Hava alanında da X-ray’den geçmişler. Her şey teknik takiple kayıtlanmış.
Ses kaydına düşen kayıp 10 Milyon Euro bunları yakmış. Bunlar Happani ve Zarrab, bu kayıp 10 Milyonu bulmak için bütün eski kayıtları açıyor.
Böylece teknik takipte hem Zafer Çağlayan’a giden bütün paraların sağlaması yapılıyor, hem de geçmiş tarihteki bütün rüşvetleri ifşa ediyorlar.
Bu kayıp 10 Milyon Euro sırasında Zafer Çağlayan, çocuk gibi kapris-trip yapıyor, sonra da o meşhur saati istiyor. Saat İsviçre’den alınıyor.

Fezlekeye “Görüntü 1” “Görüntü 2” gibi, görüntülenenleri eklemişler. Basına sızan kopyalarında görüntüler mevcut değil. Sadece saat konusu tahminimce 10 A4 ten fazla yer tutmuştur. Çok detaylı bir fezleke.

13.04.2013-06.05.2013 arasında Muammer Güler ve ekibine ödenen toplam rakam (5.800.000,00 dolar + danışmanlık: 185 +) olarak kayıtlara geçmiş. Ben iktisatçıyım. Sondaki 185 + ne anlama geliyor inanIn bilmiyorum. Kayitlara geçen 5.800.000,00 dolar + danışmanlık: 185

Zafer Çağlayan aracı oluyor; Reza Zerrab, Recep Tayyip Erdoğan ile yüz yüze görüşüyor. Resmi koruma istiyor, RTE onay veriyor. Zerrab “Hemen orada kabine kopardım” diyor.
Baris Güler’e danışmanlik olarak aylık 30 Bin TL ödemesi konusunda anlaşıyorlar.
Ortada bir para döndürme sistemi var. Bu sistemin işlemesi için Türk Vatandaşı olunmasının çok önemli olduğu söyleniyor. Zerrab, bu yüzden adam başı 1 Milyon Dolar karşılığında yabancı uyruklu-güvendiği insanları T.C. vatandaşı yapmak üzere Güler ile anlaşıyor.

Dubai ve Birleşik Arap Emirliği, “Para Vurdurma” olarak adlandırılan işlemin yaptırımları ağır olduğu için, T.C. vatandaşlığına geçilmiş.

Fezlekenin iki boyutu var. Çok fazla detay içeriyor. Bu detaylarda bireysel suçlar; Güler’in çete oluşu, Bugün Gazetesi vs… O kadar çok şey var ki, tek tek anlatılmaz. Detay cok.
Burada Zerrab ve Happani üzerinden bir zincir kurulmuş. RTE onayli bir zincir.
RTE Çaglayan’a, Çaglayan da Süleyman Aslan’a yetki vermiş.

Burada Ali Babacan ve Mehmet Şimşek‘in de “kötü polis”i oynadıklarını ve her şeyden haberdar olduklarını görüyoruz.Muammer Güler ise ayak işlerine yardımcı olarak para koparıyor.

Burada Fezleke’de dönen olayın iç yüzü şu. Aslında görünenden korkunç. Buradaki amaç Türkiye’nin ihracat rakamlarını yüksek göstermek. Bu sebeple bir takim kirli paralar bir döngü içine sokuluyor. Sahte evrakla ve hayali ticaretler ile bi takim paralar ülkeye ihracat rakamı olarak geri donuyor.

Burada gerçeklestirilen işlemlerin uluslar arası boyutu interpol kapsamındadır. Yani Zarrab ve Happani interpol kapsamında suç işlemişler. Yaptıkları sahte işlemlerin boyutu korkunç.

Bu işlemler Zafer Çağlayan, Mehmet Şimşek ve Ali Babacan gibi isimlere ulaşıyor. Onlar kontrol ediyorlar ve “ihracat açığımız var, devam!” diyorlar.

Burada işlenen bir diğer suç da ambargo ihlal ediliyor. Bu sahte ihracat arttırımı ve ambargo ihlali uluslar arası suçları kapsar ve yaptırımı ağır olur.

Yani bu fezleke, Türkiye Cumhuriyeti’nin işlediği korkunç suçları içeriyor. Bunun ülkeye yaptırımları korkunç boyutlarda olabilir. Ambargoya kadar gitme ihtimali var. Çünkü Hayali Ticaretlerle faiz oranları belirlenmiş. Uluslar arası bir dolandırıcılık yapmış Türkiye Cumhuriyeti.

İşin bir diğer boyutu ise, ortada dönen çok büyük rakamlar ve kaynak yok. Bu kirli paraların ucu, herhangi bir şekilde ucundan bile bir terör örgütüne fayda sağlamış ise, Türkiye “Teröre Destek Veren Ülkeler Listesi”ne girer.

Yani aslında işin özeti; “Zerrab ona şu kadar vermiş, buna bu kadar vermiş” olayı ufak detaylar bu büyük resimde.

Burada; şu an basına da sızması ile, Türkiye yargılanacaktır.

Suçlar sırasıyla:
1- Yapılan uygunsuz transferler, interpol kapsamında suçlardır. Bu şahıslar interpol kapsamında.

2- Sahte evraklar + Hayali Ticaretler + Aynı Parayı giriş-çıkış yapma + Kara para aklama + Altın Kaçakçılığı (kaynağı belirsiz) gibi hileli işlemler ile ihracat rakamları yüksek gösterilmiş. Bu sahte ihracat Rakamları ile Faiz oranları belirlenmiş. Bu belirlenen rakamlar ile IMF ve dğer ülkeler dolandırılmıştır. Bunun uluslararasi yaptırımı korkunç olabilir. Bu yüzden bu Fezleke T.B.M.M yi ve bizi aşabilir. Bu sebepten, bu şahıslar değil, Türkiye Cumhuriyeti yargılanabilir.

3- Ortada donen rakamlar Milyarlar. Sürekli “Para Vurdurma” diye adlandırdıkları işlemi gerçekleştiriyorlar.

Onun dışında, Afrika’dan gelen İstanbul’da durdurulan 65 Milyon $ değerinde bir altın var. Bu altın Dubai’ye gidiyor. Bunlar Fezleke kayıtlarına geçmiş ama, kaynak belli değil. Bu küçük bir örnek. Rakam Milyarlar olunca, bu tarz işlemler çokça olmuş. Yani, çokça kaynağı belirsiz işlem var.

Büyük ihtimalle onun-bunun kara parası ülkeye sokulmuş. Yetmemiş; giriş-çıkışlar yaptırılmış. Demin de dediğim gibi, bu paralar mutlaka bir yerlerde bazı örgütlere ucundan da olsa menfaat sağlamıştır. Bu da Türkiye Cumhuriyeti’nin “Teröre Destek, Yardım ve Yataklık Eden Ülkeler Listesi”ne girmesine sebebiyet verebilir.

Tahminimce 300 sayfanın üzerinde olan Fezlekenin tehlikeli olan kısmı bunlardı. Geri kalan kısmı bağlantılar, kendi içlerindeki işleyiş, para alışverişi vs. Onlara da değineceğim.

Yurt dışında yaşadığımı ve iktisatçı olduğumu söylememin sebebi bu. Bu tarz işlemleri az çok biliyorum. Bu konuşmalarda dikkatimi çeken bazı şeyler oldu.

Anladığım kadarıyla Halk Bankası üzerinden bazı akreditif işlemleri yapılmış. Bu işlemler sırasında Süleyman Aslan’in çok rahat davrandığı ve çok büyük açıklar verdiği göze batıyor.

5 Bin Ton Kapasiteli Gemilerde 150 Bin Ton Buğday gösterilmiş, menşey olarak Dubai gösterilmiş ama, sanki Dubai’de Buğday üretimi yokmuş gibi…

Bu akreditif işlemleri iki ülke arasında, iki banka ile gerçekleştirilir. Anladığım kadarıyla Halk Bank bu işlemleri gerçekleştirirken, karşı bankaları kandırmış. Yani yolsuzluk Halk Bank tarafında yapılmış ama, akreditifi onaylayan diğer banka Halk Bank’tan aldığı evraklar ve şirketlerin düzenlediği sahte evraklar karşılığında bu işlemleri gerçekleştirmiş. Yani Halk Bank da uluslar arası bir suça karışmış bulunmuş. Eğer tahmin ettiğim gibi akridite işlemi ise bu, Bankalar Halk Bank’a da dava açacaktır. İşin bir diğer uluslar arası boyutu da bu. Eğer gerçekleşir ise, bu durum Türk Bankacılığına çok büyük bir darbe vuracaktır.

Yani kısaca, bu Fezlekede korkunç olan; Bakanların aldığı rüşvetten çok daha fazlası…

@DilekKanatli

tebdil-i karakter @takdire_sayan

Reklamlar