Etiketler

, ,

ErgenekonErgenekoncular nasıl tahliye oldu? Başbakan’ın asıl hesabı neydi? 2014 planları ilk ne zaman bozuldu? AKP hangi düzenlemeyi arada kaynattı gitti?

Yetkin Yıldız/Aktifhaber

Ergenekon Davası, Ergenekon Örgütü’nün bilinen örgütlerden çok daha komplike bir yapıda olması nedeniyle çetin bir yargılama süreciydi.

Sadece bu davaya bakan bir mahkeme ve bütün imkanların sağlandığı bir duruşma salonu oluşturuldu.

SÖZ ALIP GÜNLERCE KONUŞAN SANIKLARIN SAVUNMALARI BÖLÜNMEDİ

Her güne duruşma konularak yargılamanın hızlı yürümesi için herşey yapıldı. Davanın gündeme ambargo koyan yönü nedeniyle yargılamanın çok titiz yapılması ve usul yönünden Yargıtay’dan dönmemesi için hassas davranılması gerekiyordu. Bu nedenle söz alıp günlerce konuşan sanıkların savunmaları bölünmedi.

Sanıklardan biri “sizin yüzünüzden dava bitmiyor” diye lafı uzatan diğer sanıklara tepki bile vermişti.

Hakimler hakaretlere ve duruşma salonundaki psikolojik harp yöntemlerine tahammül ederek davayı bitirdiler. Baro’nun karar çıkmaması için yaptığı numaralara rağmen.

GEREKÇELİ KARAR

Kararın açıklanmasının ardından “gerekçeli karar” faslı başladı. Gerekçeli karar çok hayatiydi. Çünkü bu davanın eksiklikler yüzünden Yargıtay’dan dönmesi yepyeni bir krize neden olacaktı.

Üstelik Yargıtay aşaması “Ergenekon Terör Örgütü” diye bir örgütün tescillenmesi demekti. Bir örgütün “terör örgütü” olarak tescillenmesi iddiasını taşıyan bir gerekçeli karar çok hassas olmalıydı.

ERGENEKON HEM HÜCRESEL HEM DE ASİMETRİK YAPILANMIŞ BİR ÖRGÜT

300’e yakın sanık, aralarında çok üst düzey kamu görevlileri, binlerce sayfa belge, bir o kadar telefon tapesi, çok sayıda silah ve mühimmat dahil delil yığını vardı mahkemenin önünde. Üstelik de hem hücresel hem asimetrik olarak yapılanmış bir örgüttü sözkonusu olan.

Gerekçeli karar, tüm bu karışıklığı berraklaştırıp tüm noktaları birbirine bağlayan dupduru bir tarihi belge olacaktı.

Bilen bilir. Ağır Ceza’da tek kişinin yargılandığı dosyada bile en az 5 klasör bulunur ve gerekçeli karar yazımı 1,5 ayı bulur. Oysa burada devasa bir dosyadan bahsediyoruz.

Ergenekon Davası’nın gerekçeli kararının uzun sürmesi bu nedenle normaldi.

HÜKÜMET, GEREKÇELİ KARARIN YAZILMAMIŞ OLMASINI FIRSAT BİLDİ

Hükümet, 17 Aralık Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu sonrası, gerekçeli kararın yazılmamış olmasını fırsat bildi.  Ergenekoncuları bırakırken, gürültü arasındaTMK 10’la yetkili mahkemeleri de kaldırma projesiydi bu fırsat. Başardı da hükümet.

TMK 10’LA GÖREVLİ MAHKEMELER ARADA KALDIRILDI

Çünkü TMK 10’ları kadırmak PKK&KCK’ya hayat öpücüğü demekti. Bunun riski siyaseten yüksekti. Ama Ergenekoncuların medyada çıkartacağı büyük gürültüde bu kaynayıverdi arada. Zira Hükümetin derdi başkaydı.

25 ARALIK OPERASYONU TMK 10’LA GÖREVLİ SAVCI YÜRÜTÜYORDU

25 Aralık’ta gerçekleşen Büyük Yolsuzluk Operasyonu’nun ikinci dalgası Bilal Erdoğan ve AKP’nin büyük müteahhitleri ile Havuz Medyası’nı hedef alıyordu ve bu dava TMK 10’la görevli savcılıkça yürütülüyordu.

AKP, Ergenekoncuları salıp, KCK’nın önünü açarken, kendi işini de görmüş oldu.

TMK 10’la ilgili savcılar ve mahkemeler dağıtıldı. Bilal Erdoğan&Havuz Medyası dosyası da istenilen adrese gitmiş oldu.

TAM BİR KAZAN KAZAN YÖNTEMİ

Kazan kazan yöntemiyle hem AKP hem PKK hem Ergenekon kazandı. AKP’nin tüm bu sonuçları doğuran 5. Yargı Paketi’ni hazırlarken Adalet Bakanlığı kanalıyla, Ergenekon Davası’nın Gerekçeli Kararı’nın son durumunu öğrenme lüzumu görmemiş olmasının sebebi buydu.

Oysa sorulsa bitmesine çok kısa süre kaldığını öğreneceklerdi. Ama dert bu değildi. AKP için gerekçeli kararın yazılmamış olması bir fırsattı.

Lakin, Erdoğan&Ergenekon Aşkı yeni bir durum değildi. Bu aşkın mazisi için biraz daha geriye gitmek gerekiyor.

Recep Tayyip Erdoğan’ın yanındaki “Danışman Oligarşisi” ve SETA ekibi 2012 sonunda parlak bir fikirle ortaya çıktılar: “2013 Normalleşme Yılı Olacak”

Yandaş yazarlar hemen bunun alt yapısına başladılar. Ergenekon, Balyoz, KCK gibi dosyalar bir şekilde af ya da başka bir formülle halledilmeli, tutuklu ve hükümlüler serbest bırakılmalı ve Türkiye, 2014’e normalleşmiş olarak girmeliydi.

2014’TEKİ 2 KRİTİK SEÇİM

Çünkü 2014’te iki kritik seçim vardı ve Erdoğan muhakkak bu seçimlerin sonucunda Cumhurbaşkanı olmalıydı. Erdoğan’a sabah akşam hap gibi “yutturulan” teori şuydu:

“Ergenekoncuları bırakırsak biraz soldan oy, KCK’lıları bırakırsak Kürtlerden oy alır ve ilk turda yüzde 51’i bulup Halkın seçtiği ilk Cumhurbaşkanı olursunuz” 

MUHAFAZAKARLA DA ÇANTA DA KEKLİK YAA…

Nasıl olsa muhafazakarlar çantada keklikti. Erdoğan bunu yol haritası haline getirdi ve taşlarını döşemeye başladılar. Tutuklu general Ergun Saygun’u ziyareti ve İlker Başbuğ’la ilgili sözleri ilk iki adımdı.

“BU DALGALAR ÜLKEYİ BOĞUYOR”

Ardından 28 Şubat Mahkemesi’ne “bu dalgalar ülkeyi boğar” çıkışı geldi. Hatırladınız değil mi o sözlerini… Şahin Erdoğan gitmiş, yerini mülayim Erdoğan almıştı.

GEZİ OLAYLARI PLANLARI BOZDU

Ama normalleşme yılında beklenmeyen şeyler oldu. Ergenekoncuları salmayı göze alabilen Erdoğan, Gezi Parkı’na yapıalacak 2 milyar dolarlık AVM rantından vazgeçmeyi göze alamadı. Gezi Olayları patladı ve herşeyi tersine çevirdi.

Erdoğan daha otoriter olmak durumunda kaldı. Otoriterleştikçe güç kullanıyor, güç kullandıkça daha çok güce ihtiyaç duyuyordu. Aslında bu durum tüm diktatörlerin yaşadığı klasik kısır döngüydü. Daha çok güç için yeni ittifaklar kaçınılaz hale geldi.

Danışman Oligarşisi ve SETA, “Ergenekon ve KCK” formülüyle hazır durumdalardı zaten. SETA, “AK Parti ve Öcalan  güçbirliğinin Türkiye’ye getireceği dinamizm” eksenli yazılar döktürmeye başladı.

AKP kalemleri SETA’dan aldıkları bu tüyoyu farklı versiyonlarıyla dolaşıma soktular.  Derken Büyük Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu birçok yolsuzluk ve rüşvet iddiası ortalığa saçıldı.

Erdoğan’a artık “Öcalan güçbirliği” yetecek gibi değildi. Oligarşik Danışmanlar ve SETA yeni fikirleriyle arz-ı endam ettiler.

KİMLERİN TAHLİYE OLACAĞI ÖNCE MANŞETLERE YANSIDI

Ve 5. Yargı Paketi çıktı. Hürriyet Gazetesi bu paketle tüm Ergenekon sanıklarının serbest kalacağını sevinç içinde manşet yaptı. Zaman Gazetesi serbest kalacakların isim listesini yayınladı.

BEKİR BOZDAĞ “ERGENEKON SANIKLARI YARARLANAMAZ” DEMİŞTİ

Bugün, Taraf, Milliyet gibi gazetelerin hepsi Ergenekon sanıklarının tahliye olacağını yazdılar. Hükümet medyası ise Adalet Bakanı’nın “Ergenekon sanıkları yararlanamaz” sözleri ve Adalet Bakanlığı’ndan gelen bilgi notları üzerinden tersini yazıyordu.

TAHLİYE KARARI VERMEYEN 13. ACM “DARBECİ” BİLE İLAN ETTİ

Sonuçta hukukçuların dediği oldu. Ergenekon sanıkları zincirleme biçimde tahliye oldular. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da “Tahliyeler hukuka uygun” deyiverdi.  Hatta geçmişteki “Ergenekon sanıklarına yaramaz” sözleri paralelinde tahliyelere karşı çıkan 13. Ağır Ceza Mahkemesini darbeci bile ilan ettiler.

Böylece 2012’nin son günlerinde başlayan, Gezi Olaylarıyla sarsıntı geçiren Erdoğan&Ergenekon Aşkı yeniden ve daha ateşli biçimde başladı.

Reklamlar