Etiketler

, , , ,

DolmabahçeBir Büyükanıt daha yıkıldı!

Bir Büyükanıt daha yıkıldı!

3. Dolmabahçe krizi makalemde, dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki Dolmabahçe gizli görüşmesini ilk defa deşifre ettim. Meğerse pislikler ortaya saçılmayı bekliyormuş, benim ardımdan önce Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu ve sonra üç günlük suskunluk orucundan sonra muhteşem dönüş yapan twitter fenomeni fuatavni yazdı. İlk defa yazmak her gazeteciye nasip olmaz. Zaten cesur olmayan kalem gazeteci de olamaz. Bir Büyükanıt yıkılırken, bir arkadaşım dün Büyükanıt’lı rüyasını gönderdi. Cenaze merasimine hazır olmak lazım!

Önce 2 Mart’aki köşe yazımda ne yazmıştım, ona bakalım:  “İlk Dolmabahçe krizi, Eski Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt ile başbakanın sır kalan görüşmesidir. Büyükanıt, eşi ve kızı ile ilgili hazırlanan skandallarla dolu dosya üzerinden cemaatı infaz etmeye çalışan MİT’in karanlık şebekesi, avcunu yaladı. Zira o dosyaları bana servis edip, suçu cemaatın üstüne atmaya çalıştılar. Bu fitneyi yayan kürşad hareketi sitesinin gerçek yüzünü deşifre ettim ve sağ medyada haber yapılmasını engelledim. Büyükanıt cemaatı günahı kadar sevmez ama onu korumak zorunda kaldım. 1. krizde halen gizemli kalan, başbakanın ‘cemaatı infaz edelim, yoksa kellemi istiyorlar’ diyen Büyükanıt’a verdiği cevaptır. Bugün ne cevap verdiğini öğrendik, artık merak etmiyoruz. Niyeti kötü, hem de çok kötü…”

Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu, 12 Mart tarihli yazısında 2011 yılında açıklanan demokratikleşme paketinin Kürt haklarının iadesiyle alakası olmadığını Ergenokuncuları kurtarma planı olduğunu savundu. Ve bu planın parçası olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Başbakan Erdoğan ile ‘Dolmabahçe Görüşmesini’ Cemaat’in bitirilmesi için dershanelerin kapatılması gerektiğini konuştuklarını belirtti. Uslu şöyle sonuçlandırmış: “En önemlisi E- Muhtıra bir boruymuş. Muhtırayı veren Genelkurmay Başkanı mahkemeye bile çıkarılmadı. Muhtırayı yiyen Başbakan muhtıraya muhtıra bile diyemedi. O komutan şimdilerde çevresine Dolmabahçe Görüşmesi’nin sırlarını anlatıyormuş. Dolmabahçe’de, Erdoğan’la Cemaat’in bitirilmesi için dershanelerin kapatılması konusunu konuştuğunu söylüyormuş. Bu konuda kaynağımın sağlam olduğunu bilmenizi isterim.”

Yaşar Büyükanıt, 1984’de Kuleli Askeri Lisesi Komutanı iken 4 kardeşimizi sırf namaz kıldıkları için askeri okuldan atan cibilliyeti bozuk, agnostik bir Sebataycı. Eşinin kamu harcamalarında yaptığı müsriflikleri ayyuka çıkmış, kızını Sebataycı biri ile evlendiren bir Genelkurmay başkanının Ağlama Duvarındaki görüntüleri umarım tıpkı Başbuğ gibi bir gün Türk medyasında gün yüzüne çıkar. Yahudi gibi ağlayan bir genelkurmay başkanından Gülen Hocaefendi, cemaatı ve tüm Türkiye için hayırlı bir iş çıkacağını zaten beklemiyordunuz umarım. Başbakanın Büyükanıt ile yaptığı gizli anlaşması aslında İsrail ve MOSSAD ile yapılan bir anlaşmadır. İsrail, Gülen ve cemaatını tüm dünyada ve ülkemizde etkisiz hale getirmek için Büyükanıt’a görev verdi, oda bu işi Türk ordusunun adını bulaştırmadan Erdoğan’a yaptırıyordu. Yaşanan tüm maskaralıkların nedeni budur.

12 Mart’ta fuatavni kirli çamaşırları tamamen şöyle döktü:

Başbakanın Ergenekon‘un bittiğine çok önce inandırdılar. Herkesi Ergenekon torbasına doldurarak sulandırdılar.Toptancılık sonun başlangıcıydı. Oligarşik Danışmanlar‘ın siz vesayeti bitiren dünya liderisiniz ifadeleri de kendini dev aynasında gören Erdoğan’ı kontrolden çıkardı. Ergenekon‘un para kaynakları karapara aklamanın dolaylı yoldan Erdoğan’a hazzını tattırıp, egosunun altına sığınarak kendilerini büyüttüler.

Ergenekon‘un derinlerine asla ulaşılamadı. Verdiği sözü uygulamakta kararlıydı. Derinlerle anlaşmıştı ona sürekli topuk selamı çakılıyordu. 2008 yılında kontrol edilemeyen Ergenekon klikleri hariç diğerleriyle anlaşma sağlandı. Aslında feda edilebilir olanlar içeri atıldı.

Büyükanıt, Avrasya projesinin uygulanacağını, Hizmet dahil, hiç bir irticai yapının kalmayacağını bağlı olduğu derin yapılara aktardı. Büyükanıt‘ın ismi hiç bir darbe dosyasında yer almadı. Yarı yolda bıraktığı Ergenekon‘dan korktuğundan kendisine zırhlı araç alındı. Başbakan hem asker içindeki vesayetten hem de Camia‘dan kurtulma fırsatını hiç beklemediği bir anda kucağında bulmuş oldu. Erdoğan, asker içindeki darbeci kilikleri ayırmayı başarmıştı. Büyükanıt geri adım atma karşılığında 2004 MGK kararlarının uygulanması istedi.

Erdoğan ile Büyükanıt bu kozlar çerçevesinde antlaşmaya vardılar. Büyükanıt dava arkadaşlarına sırtını çevirdi. İlker Başbuğ orada feda edildi. Peki nedendir? Şundandır:

a) Büyükanıt‘ın İsviçre hesapları. b) Mit tarafından hazırlanan aile dosyası. c) Başbakana düşünülen bazı suikastlerde Büyükanıt‘tın etkisi.

Erdoğan’ın Dolmabahçe‘de üç kozu vardı. Büyükanıt‘a bu kozlar şantaj olarak kullanıldı. Asker içindeki darbecilerle araya mesafe konmalıydı. Başbakan, kendini kabile lideri sandığından Dolmabahçe görüşmesinin kendisiyle mezara gideceğini zannediyor. Kozmik Oda‘yı mezarı mı sanıyor? Büyükanıt Dolmabahçe‘de, Öcalan‘ın Oslo‘da dersanelerin kapatılması isteği, dersanelerin kapatılmasıyla Camia‘nın biteceğini düşünmeleridir. Dolmabahçe görüşmesinde, Başbakan, Yaşar Büyükanıt‘a dersaneleri kapatma sözü verirken anlaşılan o ki Abdullah Gül‘ün cumhurbaşkanlığı için de desteğini almıştı.

Dolmabahçe’de aslında Büyükanıt ile Erdoğan’ın orada egosunu şişirerek oturtanlar yarın öbür gün ilk fırsatta başbakanın altındaki sedyeyi de çekeceklerdir. Birbirlerini yiyeceklerdir. Kapalı devlet haline getirilecek ve azınlığın tahakkümünde ve kontrolünde olacak devlet politikasını bizzat Erdoğan’a yaptırmış oldular. Avrasya Projesi‘nin en önemli ayağı olan Şangay 5‘lisine katılmayı Erdoğan‘ın Rusya‘da dillendirmesi, bugünkü Ergenekon tahliyelerinin müjdesiydi.

Sol koluna Perinçek‘i, sağ koluna Said Nursi‘yi takarak meydanlarda kalabalığa hitap etmek, oy adına şeytanca algı üretme kurnazlığıdır. Halk, kendini kurtarma adına celladına sarılan ve günden güne kredisini tüketen birini ibretle seyrediyor.

Faruk ARSLAN

***

DOLMABAHÇE GÖRÜŞMESİNDE NE KONUŞULDU…

Taraf gazetesi yazarı Emre Uslu, bugünkü yazısında 2011 yılında açıklanan demokratikleşme paketinin Kürt haklarının iadesiyle alakası olmadığını Ergenokuncuları kurtarma planı olduğunu savundu.

Ve bu planın parçası olarak dönemin Genelkurmay Başkanı Başbakan Erdoğan ile ‘Dolmabahçe Görüşmesini’ Cemaat’in bitirilmesi için dershanelerin kapatılması gerektiğini konuştuklarını belirtti.

İŞTE EMRE USLU’NUN YAZISININ İLGİLİ KISMI…

Ergenekon boruymuş meğer…

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, tutukluluk süresini beş yıla indiren düzenlemeden Balyoz ve Ergenekon sanıklarının yararlanamayacağını söylemişti.

2011 yılında o plan ilk açıklandığında “Beşir Atalay’ın Ergenekon Açılımı” başlıklı bir yazı yazmış demokratikleşme paketi denen paketin demokratikleşme veya Kürt haklarının iadesiyle ilgisi olmadığını belirtip “Bu açılımın adı net olarak Ergenekon Açılımıdır.Ergenekon sanıklarını kurtarmak için düzenlemiştir” yazmıştım.
O yazıda altını çizdiğim konuları yeniden hatırlatmakta yarar var:
“Uzun tutukluluk süreleri de tartışmaya açılacak. Yargılamayı hızlandıracak bazı mekanizmalar devreye girecek. Şu aşamada tutukluluk süreleri kısaltılmazsa bile yargılamanın hızlanmasıyla bu sorun kısmen aşılmış olacak. Düzenlemede Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları da dikkate alınacak. ‘Yasa önünde eşitlik, adil yargılama hakkı’ ilkelerine aykırılık teşkil eden maddeler süzgeçten geçirilecek.
Ergenekon sanıkları ile birlikte KCK sanıkları da serbest kalacak. Ergenekon yapılanması, siyasal bir amaç için şiddet kullansalar bile, terör suçu sayılmayıp özel mahkemelerden alınacak. …Ergenekon’dan yargılananlar suçlu bulunsa bile örgütün takibi yapılamayacağı için Ergenekon faaliyetleri ve suçluları mahkemeler sonrasında, güvenlik birimlerinin gözetimi-denetiminden kurtarılmış olacak.
…PKK’ya fiili bir af çıkacak ama bu yasanın verimli sonuç vermesi ancak Öcalan veya PKK liderleri ile yapılacak bir anlaşmaya bağlıdır. Öcalan veya PKK liderleri işaret etmediği sürece dağdan kimse inmez. Zaten PKK ile gönül bağı kopmuş olanlar dağdan inip aktif pişmanlık yasasından yararlanıyor. PKK ile gönül bağı devam edenler dağdan inmez. Eğer bu düzenleme Öcalan ve PKK liderliği ile varılan bir anlaşma sonucu çıkıyorsa o zaman bambaşka bir süreçten söz ediyoruz demektir. Bu durumda Öcalan’ın ev hapsi de ‘sürpriz adımlar’ arasındadır. Öcalan’ı övmek Sayın Öcalan demek serbest olacak. Örgüt sembolleri taşınabilecek.”
Bunları yazdığımda Beşir Atalay’ın yancıları ile bazı AKP’liler o kadar da olmaz demiş bana saldırmıştı. Geldiğimiz nokta net: Kara Türkler, muhafazakârlar Ergenekon’un serbest bırakılması fikrine alıştırıldıktan sonra Ergenekon ve KCK serbest bırakıldı…
AKP için Ergenekon boş bir boruymuş meğer. İktidarını sağlamlaştırana kadar kullanılacak bir boru. Danıştay saldırısı, el bombaları, gömülü lawlar, Zir Vadisi’nde çıkartılan cephaneler, birer boruymuş. Darbe planları, Sarı Kız, Eldiven, birer boruymuş…
En önemlisi E- Muhtıra bir boruymuş. Muhtırayı veren Genelkurmay Başkanı mahkemeye bile çıkarılmadı. Muhtırayı yiyen Başbakan muhtıraya muhtıra bile diyemedi. O komutan şimdilerde çevresine Dolmabahçe Görüşmesi’nin sırlarını anlatıyormuş. Dolmabahçe’de, Erdoğan’la Cemaat’in bitirilmesi için dershanelerin kapatılması konusunu konuştuğunu söylüyormuş. Bu konuda kaynağımın sağlam olduğunu bilmenizi isterim.
Geçmiş olsun Türkiye…

Reklamlar