Etiketler

, , ,

Abdulhamit BiliciAtatürk Olimpiyat Stadı’nda 1 yıl önceki Türkçe Olimpiyatları törenine katılan Başbakan Erdoğan, yurtdışındaki eğitim gönüllülerine övgüler yağdırmıştı.

Erdoğan şöyle diyordu:

“Kendilerini Türkiye’nin barış mücadelesine adamış, dönmek için değil, kutlu bir ideal uğruna yollara çıkmış sevgili öğretmenlerimize teşekkür ediyorum… Sizler bozkırdaki fidan gibi, çölün ortasındaki vaha gibi, kuruyan dudaklara bir damla su gibi, pörsümüş dimağlara aydınlık bir ifade gibi… En dar günlerde bize güzeli hatırlattınız… Bu olimpiyatlar 11 yıldır yapılıyor ama, bu gönül davası, binlerce yıldır dünyayı kucaklayan; kökü derinde, kökü Selçuklu’ya dayanan, kökü ta Osmanlı’da, kökü Sakarya’da, Dumlupınar’da, Kurtuluş Savaşı’nda bulunan bir büyük hareket vardır.. Bize bu gururu yaşattığınız, tıpkı ecdadımız gibi gönüller arasında bu güzel Türkçe köprüsünü inşa ettiğiniz için, sizlere teşekkür ediyorum. Hepimiz aynı gönül davasının sarsılmaz neferleriyiz.”

160 ülkeye milletimizin değerlerini taşıyan Türk okullarına vatandaşların bakışı da farklı değil. Olimpiyatları düzenleyen Uluslararası Türkçe Derneği’nin yaptırdığı ankete göre ülkemizde halkın yüzde 78’i ‘Türk okullarına’ olumlu bakıyordu. AK Parti tabanında bu oran çok daha yüksek: Yüzde 86. CHP’lilerin de yüzde 68’i olumlu. MHP tabanının büyük destek verdiği okullara BDP’lilerin de yüzde 64’ü sıcak.

1990’ların başında rahmetli Özal bu okulların açılmasını teşvik etmiş; gittiği her yerde bu fedakâr insanlara kefil olmuştu.

Yine Cumhurbaşkanı Demirel, bu gayretleri desteklemiş, muhataplarına tavsiye mektupları yazmıştı.

Rahmetli Ecevit, derin yapıların MGK’da Hizmet’i imha çabasına cesurca karşı çıkmış; 2000’de Davos’a giderken Başbakanlıkça hazırlanan tanıtım broşürüne 154 Türk okulunun hizmetlerini de eklemişti.

Cumhurbaşkanı Gül, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç ve pek çok yetkili, okulları ziyaret edip başarılarını alkışlamıştı.

Türkiye’de farklı kesimlerin desteğini alan okulların, bulundukları ülkelerde de ne kadar el üstünde tutulduğunu kaç kez kendi gözlerimle gördüm. Bir iki hafta önce gittiğim Pakistan’da, Milli Eğitim Bakanı Rahman, “Halkımız Türk okullarını bağrına basıyor.” demişti.

Ankara’daki üçlü zirveye gelen Pakistan ve Afganistan liderleri de aynı görüşteydi. Karzai, “Türk okulları Afgan çocuklarına kaliteli eğitim veriyor. Bundan çok mutluyuz ve takdirlerimizi sunuyoruz.” derken, Navaz Şerif de “Türk okulları mükemmel iş yapıyor. Eğitim kalitesi çok yüksek. Dostluk bağlarımızı güçlendiriyorlar.” diyordu.

Ülkesindeki altıncı Türk okulunun açılış törenine 8 bakanıyla katılan Uganda Cumhurbaşkanı Museveni’nin sözleri de hâlâ hafızamda: “Öncülere çok teşekkür ediyorum. Hep yanınızdayız ve size her türlü desteği vereceğiz. Bir sorunla karşılaşırsanız, getirin hemen çözelim.”

Sadece Pakistan, Afganistan, Uganda gibi gelişmekte olan ülkeler değil, okullar, gelişmiş ülkelerde de büyük itibara sahip.

Mesela, ABD Savunma Bakan Yardımcısı Reginald Brothers, Virginia’daki Türk okulu Pinnacle Academy’nin velilerinden. Erdoğan’ın, Hizmet Hareketi’ni ve Hocaefendi’yi telefonda Obama’ya şikâyet ettiği gün, Reginald Brothers’ın Türk okulunu Kongre’de ağırlıyor olması ibretlik.

Ergenekon çizgisinde marjinal bir siyasi yapı dışında, şimdiye kadar dindar, muhafazakâr, sosyal demokrat tüm devlet adamlarımızın desteklediği, farklı siyasî görüşlere sahip vatandaşlarımızın alkışladığı, bulundukları ülkelerde beğenilen bu okullar, bir süredir maalesef Erdoğan’ın hedefinde. Büyükelçilere bu yönde talimat veren Erdoğan, çok değil 1 yıl önce övdüğü idealist öğretmenler için miting meydanlarında ağza alınmayacak hakaretlerde bulunuyor. Türkiye’nin başbakanı sıfatıyla ülkemizin önemli küresel markası ve yumuşak gücünün en önemli unsuru Türk okullarına karşı, liderler düzeyinde bizzat uğraşmasını ve bu amaçla devleti de seferber etmesini vatanseverlikle bağdaştırmak çok zor.

Milliyetçi camianın efsane isimlerinden Yılma Durak, dünyada Türkiye’yi başarılı şekilde temsil eden bu okullara yardım etmek yerine karalayıp ihbar etmenin vatana ihanet olduğunu söylüyor.

Kültür adamı, şair Yavuz Bülent Bakiler de farklı düşünmüyor. Dünyada devletin yapamadığını yapıp yüzümüzü ağartan okulların, adını bilmediğimiz ülkelerde dilimizi, kültürümüzü öğrettiğini söyleyen Bakiler’e göre bu hizmetlere vesile olan Fethullah Gülen Hocaefendi, karalama kampanyalarının aksine “tam bir vatansever”.

Önceki olağanüstü dönemler gibi, bugünler de elbet geride kalacak. Ancak destansı bir fedakârlığın meyvesi olan okulların başına bir şey gelirse, unutmayın ki, Erdoğan hayatı boyunca bu gururla(!) yaşamak zorunda kalacak.”

8 Mart 2014, Cumartesi Abdulhamit Bilici / Zaman

 

Reklamlar