Etiketler

, , , , ,

Ali BulaçNeye yarar?

Kırgızistan gezisi (Şubat-2011) sırasında “BOP’un toplumu aşağıdan yukarıya değiştirmesi projesi olup olmadığı” yönündeki bir soruya Başbakan Erdoğan’ın verdiği cevap şu olmuştu: “BOP, Türkiye’deki kadar hiçbir yerde yanlış anlaşılmadı…

Projede ilk aşamada üç ülke, Türkiye, İtalya ve Yemen eşbaşkandı. Ama proje doğmadan öldü. Bize düşen bu projede kadın hakları ve demokratikleşme idi. Proje ilerleseydi, kazanımlar sağlasaydık, fena mı olurdu? Projenin yol açtığı sonuçlar ağır ve aslında Müslümanların örfüne karşı ağır suç teşkil etmektedir.

AK Parti iktidarı 2011 yılına kadar iktisat, sosyal ve aile politikalarında önüne konulan yol haritasını takip etti. 2011’den başlamak üzere, ne yapması gerektiği konusunda en ufak bir fikri, zihni hazırlığı, medeniyet tasavvuru, felsefi derinliği, bölgesel ve küresel perspektifi olmadığı halde, bir yandan taahhütte bulunduğu uluslararası güçlerin kendisine çizdiği sınırları aşmaya kalkışırken, diğer yandan  “küçük bir kliğin partiye hakim olması”ndan sonra içeride kendisine destek veren paydaşları, ortakları tasfiye etmeye niyetlendi, ülkenin tamamını temellük etmeye kalkıştı.

Anne olmakBOP çerçevesinde takip edilen “kadın ve aile politikaları”nın yol açtığı vahim sonuçlar ortada: Aile itibardan düştü, kadın bir daha dönmemek üzere macunun tüpten çıkması gibi evinden çıktı; annelik ve ev hanımlığı rolünü reddetti; genç kızlar daha iki ayağı üzerinde durmayı beceremezken ayrı evlere çıkmak üzere ailelerini tehdit etmeye başladı; zinanın suç olmaktan çıkarıldığı bu ülkede nikahlı evliliklerin yerini beraberlikler aldı; erkek “kavvam” vasfını kaybetti, bundan da memnun olarak kadına, aileye karşı sorumluluklarından kurtulmanın engin rahatlığı içinde canı çektiği gibi hovardalığa yol buldu; çalışmak, geçimini temin etmek zorunda bırakılan yüz binlerce kadın ve genç kız kayıtdışı piyasada sömürü nesnesi oldu; sıcak, korunaklı bir yuva ve çocuk sevgisinden mahrum bırakılan bu bahtsız kadınlar küresel kapitalizmin metaı haline getirildi; beden profanlaştırıldı, her bir organı reklam, tanıtım ve kitlesel cinsel tüketime sunuldu; eğlence, magazin, spor ve pazarlamanın enstrümanı haline getirildi; kürtajla yüz binlerce cenin bıçakla doğranarak öldürüldü; doğan çocukların, aylık bebeklerin temel hakları çiğnenerek annelerinin sıcak kucağından koparıldı, evlerinden sürülerek onlara kreş cezası verildi; kadın-erkek arasındaki fıtri düzen sarsıntıya uğratıldı, kendini savunamaz hale getirilen kadınlar şiddete maruz bırakıldı, kadın cinayetleri seri halde işlenmeye başlandı; cinnet geçiren babalar aileyi toplu intiharlarla yok etme dönemine girdi.

Bu iktidar döneminde dinin ruhuna ve beşeriyetin sahih ve Müslümanların Sünnet’ten gücünü alan örfüne karşı öylesine ağır suçlar işlendi ki -demek oluyor ki bütün bunlar ‘günah işleme özgürlüğüymüş ve kimse bu özgürlüğe karışamazmış’-, bu yozlaşma dindar-muhafazakâr kadının da zihnini altüst etti. Hz. Meryem’den Hz. Hatice’ye, Hz. Fatıma’ya kadar Ed Din’in kişiliklerini inşa ettiği örnek kadınlar “feminist okuma”ya tabi tutuldu.

Dinî hükümlerin rafa kaldırılıp “dindar görüntü”nün öne çıkarıldığı, dinin içinin boşaltıldığı, ibadet ve menasikin gösteriye dönüştüğü bu süreçte “dindar-muhafazakâr kadın yazarlar”ın kendilerini korumaları beklenirken, bu dönemde ruhlarına ekilen çatışma tohumları ile iktidar beklentileri onları da sakatladı. Son Hizmet-hükümet kavgasında, yatıştırıcı, birleştirici, teskin edici roller üstlenmeleri beklenirken takındıkları şahin tutumları ibret verici!

Yüce Allah “Celal ve Kayyum” isminin erkekte, “Cemal ve Rahman” isminin kadında tecelli etmesini dilemiş, ikisinin fıtratını böyle var etmiştir. 10 senedir takip edilen politikalar iki cinsin fıtratını bozdu; neslimizin devamı için erkek ve kadın birbirlerine bağlı ve bağımlı halde yaşamaları gerekirken bilinçli bir biçimde birbirlerine karşı özerkleştirildi, rakip hale getirildi. Kadın erkekleşti, erkek kadınlaştı. Giderek ‘üçüncü cins’ türetilmeye başlandı. Kadın öldürüldü, erkek katil oldu, aile dağıldı, toplum çözüldü. Ahlaki ve sosyal çürüme içinde ve adaletsiz bir düzende muhafazakarlar zenginleşiyormuş. Neye yarar!

8 Mart 2014, Cumartesi Ali Bulaç / Zaman

 

Reklamlar