Etiketler

, , , , , ,

efkan-ala1Efkan Âla ile İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok 25 Aralık Operasyonu öncesi konuşuyor!!!

Efkan Âla, Reza’nın suç ortağı İstihbarat Şube Müdürünü korumaya çalışıyor ve maalesef bunu başarıyor da!!

Hükumetin telaşı ve o zaman müsteşar olan Militan Âla’nın panik hali hemen kendini gösteriyor. Çünkü hem Başbakan, hem de Militan Âla çok iyi biliyorlar ki, HUKUK ÇALIŞSAYDI, RÜŞVET ALMIŞ VE YOLSUZLUKLARA BULAŞMIŞ HERKESE HESAP SORULACAKTI.

Korku ve acziyetin yanında, yetkilerinden kaynaklı fütursuzlukla, Savcı talimatlarını yok saydılar ve tüm bu hukuksuzlukların hesabının sorulmayacağını zannettiler. Yanıldılar/yanılıyorlar.

Başbakan’a “sadakatinin” karşılığını İçişleri Bakanı olarak alan Efkan Âla’nın kayda geçen ilgili tapesi aşağıda:

Selami Altınok: Alo, Sayın Müsteşarım..

Efkan Âla: Efendim, merhaba..

SA: Sayın müsteşarım Celal Kara! Cumhuriyet Savcısı… İstihbarat Şube Müdürümüzü mevcutlu- avukatıyla beraber ifadeye çağırıyor.

EA: Hiç bie kere, hiçbir kere.. Hayır, hayır, hayır; ifade-mifade yok kardeşim, tamam mı?! Bir dakika dur; Bak, tamam mı?!

SA: Yazılı olarak göndermiş.

EA: “Yazılı olarak”.. Hiç, yazıyı da çöpe at; tamam mı?! De ki “Tanımıyoruz kardeşim sizi”, tamam mı? Aynen böyle, “Tanımıyoruz”!

SA: Biliyorum, öyle yapmak lazım ama; Adli Görev olduğu için, alttaki çocuklara yazık olur!

EA: Yaa olsun kardeşim. Adli görev-madli görev yok! Bak, de ki, bu adama telefon et-de ki; “Sizi tanımıyorum” de “Tanımıyoruz” de, tamam mı?! Bir dakika dur; tamam mı?! Bunu böyle söyle Selami.. Bir saniye..

2. Görüşme

Efkan Âla: Alo!

Selami Altınok: Efendim sayın müsteşarım.

EA: Selami. Kesinlikle abi, yırtın-atın bak; tamam mı?!

SA: Efendim, çocuklara zor olur.

EA: Ya hu önemli değil, hayır kardeşim! Bu artık hükumet mes’elesi Selami; hükumet mes’elesi..!

SA: Sayın müsteşarım; ben anlıyorum bunu da; buna farklı bir yöntem bulalım da, alttaki çocukları sıkıntıya sokmayalım!

EA: Ya hu, çocuklara da söyle,..

SA: Şube müdürümüze direkt yazmış, Mali İşler Şube Müdürümüze.. “Al-getir” diyor.

EA: Olsun, olsun.

SA: Ben Bşsavcıyla görüşeyim.

EA: Adalet Bakanıyla da ben şimdi görüşürüm; sen Başsavcıyla da görüş, kesinlikle gönderme!

SA: Bunu geri aldırtalım.

EA: Aynen öyle, aynen öyle..

SA: O şekilde çözelim efendim.

EA: O zaman de ki; “Ben gönderirim Emniyetten adamları, seni alır-getiririm; ‘burda çete kurdunuz’ diye!!” tamam mı?, Şimdi Valiyi de ara, tamam mı?

SA: Evet, evet! Ha, bir de şey, onu da söyleyeceğiz efendim, Bununla alakalı şeyde, Cumhuriyet Başsavcısının en az 2 savcının olması lazım diyoruz ya? Tek bir savcı göndermiş, böyle olmazsa bu şekilde ben iade edeyim.

EA: O da var, o da var. He, aynen öyle. İade et, olmaz. De ki, “Orada 2 savcının, burada şeyi olması lazım!

SA: Evet. “En az 2 savcının” deyip, öyle de iade edebiliriz. Ama böyle, Adalet Bakanımız da yukarıdan müdahale etsin! Ben de hemen Başsavcıyla görüşeceğim; iyi olur, tamam efendim.

EA: Sen Başsavcı beyle görüş-Başsavcının kendisiyle, Valiyi de ara. Ben de Valiyi arayacağım şimdi, ve Bakanı da arayacağım.. Ve de ki “Yok Kardeşim”! Burada da böyle var, hiç orada tereddüt etme! Şey, tamam.

SA: Tamam efendim, tamam efendim. Saygılar sunuyorum. 

****

Efkan Âla, yarın öbür gün mahkemede; “Ben kimim ki? Siz ağa babalarımı sorgulayın! Ne dedilerse onu yaptım.” der mi‘? -Der.

*****

Buna benzer bir tehdit ve fütursuzluğu 5 Mart 2009 Perşembe tarihinden hatırlıyoruz: 

Ergenekon sanığı emekli Orgeneral Hurşit Tolon’a ait olduğu iddia edilen ses kaydı yayınlandı. Video paylaşım sitelerine düşen kayıttaki ses, askerleri savcıya teslim ettiği için Genelkurmay’ı eleştiriyor.

Askeri personelle ilgili gözaltıları eleştiren ses, Genelkurmay ve komuta kademesini sert bir dille eleştirerek ‘Mıy mıy’ olmakla suçluyor.
Kayıttaki ses, 1’inci Ordu Komutanı’na “Makamınıza geleyim 5 dakikada savcının elinden askerleri alırım” diyerek görevdeki personeli de eleştiriyor. Asker ve polisi karşı karşıya getirecek bir üslupla olayı değerlendiren kayıttaki ses şunları söylüyor; “Bir ekip hazırlasınlar, doğru Koşuyolu’na. Hastamızı almaya geldik desinler. Sen de Cengiz Aykut’a söyle. Ekip çıktı yola alıp gelecek de. Hadi şimdi o çevik kuvvetle durdursun. Hadi gücünü göreyim bakayım. Bakan, başbakan, gelsin durdursun. Hadi. Mümkün değil yaav. Zaten onun için içerdeyim ben.” Ses kaydında geçen konuşmalarda, Gata’daki yetkililere savcılara nasıl davranmaları gerektiğini anlatıyor. Savcıları muhatap kabul etmemeleri, yazışmaları Genelkurmay’a yönlendirmeleri gerektiğini aktaran ses, “Savcı da kim oluyor?” diyerek eleştiri dozunu arttırıyor.

Aşırı kilo kaybı ve yaşlılık nedeniyle tahliye Olan Org. Hurşit Tolon’a ait olduğu iddia edilen ses kaydında, kilo kaybının spordan kaynaklandığı, günde 5 km yürüdüğü ve spor yaptığı için kilo verdiğini söylüyor.

SES KAYDININ TAM METNİ:
-Kendi doğurduğu bebeği yetimhanenin önüne vermektir teğmeni düşmana teslim etmek diyorum.
-Teğmeni götürüp bunlara teslim etmek; teğmenini teslim eden ordu olmaz! Aşiret bile olmaz!
-Bunların hepsi duyuyor, “gidin söyleyin” diyorum komutanlarınıza. Ordu komutanına diyorum ki, “o paşayı orada tutmak demek, ihanet demektir. Müsaade edin bana, beş dakika makamınıza geleyim, yedinci dakikada alırım diyorum o’nu ben.”
-Alırım, almazsam namerdim bilir bütün dünya.

HADİ ÇEVİK KUVVET DURDURSUN
-Şuraya oturtun tekrar, Selimiye’ye beni. “Kurmay başkanı gel buraya, aç telefonu Cengiz Aykut’a, de ki ben şimdi, biz şimdi Gata’dan bir heyet gönderiyoruz buraya de; emrimi ilet, buranın komutanına da emrimi ilet.”
-Bir ekip hazırlasınlar, doğru Koşuyolu’na. Hastamızı almaya geldik desinler. Sen de Cengiz Aykut’a söyle. “Ekip çıktı yola, alıp gelecek” de. Hadi şimdi o çevik kuvvetle durdursun. Hadi gücünü göreyim bakayım. Bakan, başbakan, gelsin durdursun. Hadi. Mümkün değil yaav. Zaten onun için içerdeyim ben.
STAR GAZETESİYLE GENELKURMAY NASIL UZLAŞIR?
-Kararı vereceksiniz karar, karar! Yüreğinizle karar verilir.
-Bizimkiler mıy mıy mıy mıy teğmeni ver, yarbaya kelepçe tak, mermiler bizim mi sizin mi belli değil.
-Star gazetesiyle uzlaşma yap. Star gazetesiyle Genelkurmay uzlaşmış. Ne demek yav. Nasıl ne demek uzlaşmak? Biz uzlaştık! Olur, mu öyle şey.
SAVCI KİM OLUYAR LAN!
-Siz muhatap olmayın. Genelkurmay’a söyleyin genelkurmay’dan bildirilsin.
-Yani savcılıkta genelkurmay buraya telefon ediyor. Bir dakika kardeşim, Genelkurmaya gideceksiniz! Ben seni muhatap alamam!
-Mesela savcı yazı yazmış, ne savcısı, kim oluyon lan sen, kim oluyorsun, sen kimsin? Sen kimsin lan bana yazıyorsun. Sen kimsin?
-Doğru oraya. İşte ahhh, orası ahhh orası, orası yazacak. Ah orası yazacak ahh. Ah, ah orası diyecek. “bana yazacaksın kardeşim” diyecek. “benim çocuğuma yazamazsın, bana yazacaksın ben cevap veririm” diyecek.
HIZLI KİLO VERMENİN SIRRI!
Her gün yedi ay bir saat yürüdüm. Ne kadar yürüdüm biliyor musunuz? En az beş kilometre her gün. Her gün en az beş km. Ben zayıflarken dört ayda böyle eridim yani muntazam bir eğriyle zayıfladım.  Ama ben cezaevine girdiğim günden beri mutlaka yürüdüm. Gece yürüdüm. Sabah yürüdüm. Yürüdüm. Günde en az 100’e yakın mekik yapardım. Şimdi en son 93 kiloyum ben.(Haberden.com)

Reklamlar