Etiketler

, , ,

RabiaMısır‘da Erdoğan’ın parmağı..

Sisi‘ye nasıl zemin hazırlandı?

Mursi‘yi kim kandırdı? İhvan-ı Müslimin nasıl bitirildi? 

Başbakan’ın gelmiş olduğu Siyasi İslam çizgisinin en önemli ayağını Arap Ülkeleri ile olan duygusal bağlar oluşturur.

Hamasi duygularla Arap Ülkelerine olan yakınlık, Siyasi İslam geleneğinden gelenleri oralarda ticari ve siyasi bazı oluşumlara itmiştir. Milli Görüş geleneğinden gelen Başbakan, Türkiye‘deki konumunu güçlendirdikçe, Araplar‘ı da içine alan bir liderlik dürtüsü baş göstermişti. Zaman zaman buna benzer ifadeler kullanır, İslam coğrafyasına sahip çıkmalıyız derdi.

Mesaj alınmıştı. Danışmanlar zaafını farketmişti. Yalçın Akdoğan Başbakan’a İslam halifesi yakıştırmasını ilk yapan kişidir. Bilerek mi yapmıştı, ağzından mı kaçırmıştı, bilemem. Başbakan çok haz almıştı. Başbakan’ın her hazzı, aynı zamanda bir zaafıdır. Danışmanlar bunu değerlendirmek için her fırsatı kullanırlar.

Halife söylemi yaygınlaştırıldı. İslam halifesi olduğuna inandığı andan itibaren, Başbakan’ın düşünceleri sarpa sarmaya başladı. Kavramlar karıştı, iç ve dış politikaya bakışı değişti.

Başbakan’ın yanında uzun zamandır yer alan, partinin her türlü reklam ve tanıtım işleri yapan Erol Olçak‘a yeni bir alan açıldı. Arap ülkeleri  Oligarşik Danışmanlar için en önemli ve hesabı sorulmayan alanlardan biri reklam ve tanıtım pastasıdır. Pastadan payı az alanlar darılır. Pastadan az pay alan ve Erol Olçak‘ın ne kadar büyük vurgunlar yaptığını bilen Danışmanlar, soy adına göndermede bulunarak, “Alçak Erol” der.

Erol Olçak, Özel Seçilmişler‘in kadrosundan destek alarak, ki en büyük destekçisi Hakan Fidandır, Arap Ülkelerinde PR çalışmasını güçlendirdi.

Başbakanın “İslam Halifeliği” güçlü algılar üzerine inşa edilecekti. Arap Ülkelerinde aylarca bu algı için görev yapan istihbaratçılar oldu. Bu kişiler özel olarak sokaklarda gösteriler düzenlemeye, duvarlara Arapça ‘Erdoğan’ yazmaya başladılar. Bayraklar-posterler taşıyorlardı.

Başbakan, ziyarete gittiği ülkelerde kalabalıkların içinde Hakan Fidan‘ın adamlarının olduğu onlarca kişi; Erdoğan sloganı atar ve posterler taşırdı. Erol Olçak oradaki bütün olayları organize ederdi. Para karşılığında bazı aileler çocuklarına Tayyip ismini koyuyordu. Başbakanın diğer zaafı; Başbakan o ülkelere gittiğinde, nasıl oluyorsa o aileler mutlaka karşısına çıkardı. Anlayacağınız her şey mizansendi. Erol o konuda çok mahirdi. Başbakanı “Halife” olduğuna inandırdıkları yetmezmiş gibi, olumsuz bir durum olduğunda; “Adam kendini iyice halife sandı” diye dalga geçerlerdi.

Başbakanın Suriye’de Esed’le ve Mısır‘da Mübarek‘le arası çok iyiydi. Erol Olçak bunu onların etrafındakilere verdiği maddiyatla sağlıyordu.

Dışarıdaki Erdoğan algısı tamamen devletin maddi olanakları ve istihbaratçıları tarafından oluşturuluyordu. Başbakan gaza getiriliyordu. Erol Olçak ve KDK‘daki bazı kişiler, para karşılığında Arap gazetecilere Erdoğan‘ı öven makaleler yazdırıyor, bunu gelip O’na okuyorlardı.

Erdoğan‘ın o dönemlerdeki konuşmalarına bakarsanız, kendisini nasıl “İslam Alemi’nin Lideri” olduğuna inandırdığını görürsünüz.

Mısır‘daki olaylar patlak verdiğinde, Başbakanın Danışmanları bunu fırsata dönüştürdüler. İstihbaratçılarımız orada cirit atıyordu. Ellerinde Erdoğan‘ın posterleri vardı. Başbakan bu görüntülerden birini ekrandan gördüğünde, keyifli keyifli gülüp bunlara destek olmalı demişti.

Mısır halkına destek diye ayrılan paraların bir çoğu Erol Olçak ve paydaşları tarafından kendi aralarında pay edilmişti. Başbakan bunu bilmez.

Mısır’daki olaylar durulduğunda Başbakan Mısır‘ı ziyarete gitti ve tarihi bir yanlışlık yaptı. Laiklikten nefret eden halka laiklik önerisi yaptı. Yıllarca parayla-pulla oluşturulmaya çalışılan Erdoğan algısı, bir konuşmayla heba oldu. Halkın Başbakana ve Türkiye‘ye bakışı değişti.

Mısır‘da yıllarca hizmet etmiş ve halk tarafından çok sevilen Sunni İslam geleneğinin en önemli temsilcisi İhvan-ı Müslimin’dir. İhvan, iktidara hazırlandığı andan itibaren Hakan Fidan ve adamları sürece dahil olmuş ve onları yönlendirmiş, Başbakan da bizzat organize etmiştir.

İktidara gelen Mursi’nin en önemli akıl hocası Başbakan Erdoğan olmuştur. Ülke içindeki muhalifler, yanlış adımlar atıldığı kanaatini dile getirmiştir.

Mursi, Başbakanın cesaretlendirmesi sonucu, yıllara yayarak yapması gereken icraatlarda acele davranmıştır. Mısır‘da darbecilere de gün doğmuştur.

Mısır‘da dış politikayı iyi bilen her kim Türkiye‘ye darbe riskini anlatmışsa da, bizimkiler tarafından bunun mümkün olmadığı söylenmiştir.

Başbakan, Mursi‘ye aynen şunu söylemiştir; “Bizden önceki siyasi irade dik duramadı, dağıldı; biz 27 Nisan Muhtırası karşısında dik durduk, kazandık.”

Başbakan ve Dış Politika Cambazlarına aldanan Mursi, maalesef darbeyi önleyememiş ve Mısır felakete sürüklenmiştir. Rabia kana bulanmıştır.

İhvan hey’etinden bazıları Türkiye‘ye son geldiğinde, felâketin sorumlusunun Başbakanımız olduğunu zikredince, Dış İşleri‘nce kovulmuştu.

Mursi bir kaç kez sitemde bulunsa da; artık Türkiye‘nin uzaktan Sisi‘ye küfredip, 4 parmağını kaldırmaktan öte yapacağı bir şey yoktur.

Mısır‘da yıllarca hizmet eden Hasan El-Benna‘ların, Seyit Kutup‘ların ve İhvan–ı Müsliminin beli kırılmıştır. Sünni bir gelenek bitirilmiştir.

Mısır‘da dökülen masum kan BB‘nin basiretsizliği yüzünden 4 parmak işareti yapan her ele bulaşmıştır.

Allah Kadir-i Mutlak.

@Fuatavni

Reklamlar