Etiketler

, , , ,

ALİ ÇOLAKSayın iktidar partisi milletvekilleri, Verdiğiniz ‘evet’ oylarıyla dershaneleri kapattınız. Makul hiçbir gerekçe bulamadığınız halde kapattınız.

Sizin de aklınıza, mantığınıza uymadığı halde kapattınız. Halkın yüzde 70’i “kapatılmamalı” dediği halde, bütün eğitim camiası, her düşünceden ve siyasi eğilimden sektör temsilcisi, öğrenciler, veliler, uzmanlar, kanaat önderleri, hukukçular  “kapatılmamalı, kapatılamaz” dediği halde kapattınız. Çıkardığınız yasanın hukuksuz olduğunu, Anayasa Mahkemesi’nden, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden döneceğini bile bile kapattınız. Şimdi artık, şanla ve övünçle seçim bölgelerinize gidebilirsiniz. Dershane kapatan iktidarın milletvekilleri olarak, bu başarıyı göğsünüzde bir şeref madalyası gibi taşıyacaksınız.

Taşıyabilecek misiniz?

Bu halkın özgürlükler için, yeni bir anayasa için, AB standartlarında bir demokrasi için oy verip Ankara’ya gönderdiği sizler, halkın kendi parasıyla kurduğu eğitim kurumlarını kapattınız, hür teşebbüsün yolunu kestiniz. Art arda antidemokratik yasalar için el kaldırdınız. Sizi oraya gönderen halka verdiğiniz sözleri nasıl unuttunuz? Bir daha aynı vaatlerle bu halkın karşısına çıkabilecek misiniz? “Biz özgürlükler için oy istedik ama sizin kurduğunuz dershaneleri kapattık” diyerek, yeniden karşımıza gelebilecek misiniz?

Sayın milletvekilleri,

Şimdi yerel seçim çalışması için şehirlere, köylere gideceksiniz. Vardığınız her yerde, çaldığınız her kapıda, her cami avlusunda, her pazar yerinde, her düğünde, sünnette, cenazede bu halkın çocukları yüzünüze bakıp soracak: “Dershaneleri niçin kapattınız?” Her zaman, her yerde soracaklar. Bu sorunun cevabını ne bugün ne yarın, hiçbir zaman, hiçbir yerde veremeyeceksiniz. Çünkü sizin de makul bir cevabınız yok. Çünkü siz de inanmadınız; inanmadığınız halde ‘evet’ dediniz. Çünkü sizin de çocuklarınız, kardeşleriniz, yeğenleriniz, kuzenleriniz dershanelere gitti, gidiyor. Çünkü başarılarına tanık oldunuz, oluyorsunuz. Çünkü siz de biliyorsunuz, meydanlardan haykırıldığı gibi dershaneler çocukları, velileri  “söğüşlemiyor”. Siz de biliyorsunuz, yoksulların çocukları oralarda ücretsiz, burslu, indirimli kurs görüyor. Siz de biliyorsunuz, bu yoksul halkın çocukları oralarda kendilerine bir gelecek kurma hayalini gerçekleştiriyor. Siz de biliyorsunuz, onların hayallerini çaldığınızı. Biliyor fakat duyarsızca susuyorsunuz. Hiçbir soruya mantıklı bir cevap veremiyorsunuz.

Sayın iktidar partisi milletvekilleri,

Dershaneleri kapatan yasayı, ‘eğitimde reform yapıyoruz’, ‘dershaneleri kapatmıyor, dönüştürüyoruz’ aldatmacasıyla çıkardınız. Fakat kendi parti kadrolarınız bile buna inanmadı, inanmıyor. Nitekim Başbakan, alelacele çıkarılan bu ve benzeri yasaların sebebini itiraf etti.

Sayın milletvekilleri, siz de biliyorsunuz, Türkiye’de eğitim çöktü. Yaptığınız, yapmaya çalıştığınız her ‘reform’ ile mevcut sistemi her geçen gün işlemez hale getirdiğinizi, pek çok kavram gibi eğitimin de içini boşalttığınızı, gençlerin geleceğini çaldığınızı görebiliyor musunuz? Sizi bilmem ama halk görüyor. Artık ne olur reform yapmayın! Partizanca kaygılarla oyuncağa çevirdiğiniz eğitim sistemini yeniden yapılandırmak ve işler hale getirmek uzun, çok uzun yıllar alacak.

Sayın iktidar partisi milletvekilleri,

Dershaneler kapandı ve artık tepeden tırnağa bütün kadrolarınızla rahatça uyuyabilirsiniz. Bir ‘tehlike’nin önüne geçtiniz, ülkeyi uçuruma sürükleyen(!) bir eğitim faciasını kahramanca engellediniz. Gençlerimizin ömrünü çürüten, hayatlarını karartan bir sistemin ocağına incir ağacı diktiniz. Rahat ediniz, bahtiyar olunuz!

Olabilecek misiniz?

Rahat uyuyabilecek misiniz? Kalabalıklar içinde değil, mesela tıraş olmak için aynaya bakarken, boş bulunup bir an kendi kendinize kaldığınızda, aynada kendi yüzünüzle, gözlerinizle karşılaştığınızda ne yapacaksınız? Ürpermeyecek misiniz? Yaptığınız işten hoşnut olacak mısınız? “İyi yaptık, çok iyi iş yaptık” diyebilecek misiniz? 2015 yılından sonra çocuğunuz, yeğeniniz, kuzeniniz, komşunuzun oğlu, üniversite sınavına nasıl hazırlanacağını sorduğunda, ona verecek bir cevabınız var mı?

Hiç kimseye hiçbir cevabınız olmayacak. Çünkü gerekçeniz yoktu, çünkü haksızdınız, çünkü kimselerin görüşüne değer vermediniz, çünkü herkese ve her sese kulak tıkadınız. Bundan sonra gittiğiniz her yerde “dershane kapatan partinin mensubu” olarak karşılanacaksınız. O zalim soru her adımda karşınıza çıkacak: “Niçin kapattınız?” Uykularınızı bölecek, rüyalarınıza girecek. Soracaklar size, “Niçin kapattınız?” Kâbuslarla uyanacaksınız, yıllarca, yıllarca sürecek kâbusunuz. Bir gün milletvekilliğiniz, sonra ardından gelecek yönetim kurulu üyelikleriniz, danışmanlıklarınız bitecek. Bizim gibi, bütün faniler gibi sıradan insanlar olacaksınız, yaşlanacaksınız. Artık etrafınızda alkışçılar, danışmanlar, iş bağlayıcılar olmayacak. Yapayalnız kalacaksınız. O zaman, bir gün, bir cami avlusunda, bir pazar yerinde, bir hastane köşesinde o zalim soru yine sorulacak: “Niçin?..” Birileri sormasa da o soru beyninizde çınlayıp duracak, niçin, niçin, niçin?.. Bu halkın çocuklarına bunu niçin yaptınız? Bu soru, mezara kadar peşinizi bırakmayacak.

Sayın milletvekilleri,

Evet, bir öfkeyle, kinle, nefretle, haksızca… dershaneleri kapattınız. Ama sanıyor musunuz ki, eğitime, gençliğin geleceğine sevdalı insanlar yaptıkları işten vazgeçecek. Bir yoksul Anadolu çocuğunun daha kanatlanıp uçması için ömrünü feda edenler, köşelerine oturup duracaklar, öyle mi? Aldanıyorsunuz sayın milletvekilleri! Bu insanlar, bu halkın çocukları parklarda, bahçelerde, kahvehanelerde, pastanelerde, tren garlarında, otobüslerde, deniz kıyısındaki banklarda, çocuklara; sizin çocuklarınıza, bu halkın çocuklarına matematik, fizik, kimya anlatmaya, soru çözdürmeye devam edecek. Siz dershaneleri kapattınız, onlar bütün ülkeyi, bütün parkları, bütün kahvehaneleri, bütün tren istasyonlarını, bütün bankları ve bütün yürüyüş yollarını dershane haline getirecek.

Emin olun getirecek…

Çünkü siz de biliyorsunuz ki onlar bunu beklentisizce yapıyorlar, aşkla yapıyorlar, bu halkın çocukları için yapıyorlar. Siz bunu, bu karşılıksız sevmeyi, karşılıksız vermeyi, kendini feda etmeyi hiçbir zaman anlamadınız, anlayamayacaksınız. Bu halk, bir zamanlar Kur’an öğretme yasağını nasıl kendi icat ettiği yollarla aşıp, çocuklarına Kur’an okumayı öğretmişse, şimdi de çocuklarını üniversiteye hazırlamanın yolunu bulacaktır. Size rağmen bulacaktır. Fakat siz, o zalim sorunun ısrarından asla kurtulamayacaksınız. Ruhunuzu bir azap gibi takip edecek, bir ömür kıymık gibi batıp duracak zihninize, size hayatı dar edecek: “Niçin kapattınız?”

Hadi size mutlu yarınlar!..

04 Mart 2014, Salı Ali ÇOLAK / Zaman

 

Reklamlar