Etiketler

, , ,

Dinlenen BB1Bülent Arınç‘a ne oldu?

Camia‘yı neden aldattı?

Erdoğan‘ı bu kadar sahiplenirken, Erbanakan‘a neden sahip çıkmadı?

Analiz:

Bülent Arınç‘ın durumuna ‘vicdanlı bir adamın intiharı’ da denebilir, ‘halkın vicdanında idama mahkum edilen bir adam’ da denebilir.

Haksız güçlü olunca karşısında, duruşunuz değişiyorsa vicdanınız yok hükmündedir. Haksızlık karşısında dik durmak bu günler için gereklidir

Arınç neden Erbekan‘a sahip çıkmadı, karşısına dikildi?

Çünkü Erbakan güçsüz hale gelmişti. Elinden seçilme hakkı alınmıştı. Erbakan askerin ve medyanın baskısı altındaydı, partide tartışılır hale gelmişti. Elbette Bülen Arınç’ın, Erbakan’a karşı çıkması kolaydı. Erbakan’ın yapmış olduğu yanlışlar karşısında bayrak açmak, vicdanlı olmakla değil; kolaycılıkla ve milleti ‘ütmekl‘e ilgiliydi.

Başbakan’a Bülen Arınç neden dur diyemez?

Başbakan; oyları %50‘yi bulmuş, istihbaratı tamamen kendine bağlamış, emniyet ve yargıyı katletmiştir.

Başbakan, 7 gazete ve 12 televizyonla bir medya baronudur.

Parti içinde kendine muhalif herkesin ipini çekmiş, “Erdoğan Rejimi”ni kurmuştur.

Her iki liderin de haksız dönemine denk gelen Bülent Arınç Erbakan’a bayrak açarken, Erdoğan‘ın bayrak sallayanı olmuştur.

Başbakan çok güçlü. Siyaseti halkı ütmekten ibaret sanan Bülent Arınç gibi siyasetçiler, her zaman en kolay yolu tercih ederler. Onun için hep 2. adamdırlar.

“Tayyip, Bilal‘e sabahtan gece yarısına kadar paraları taşıttırmış, yine de sıfırlayamamış” diyen Bülent Arınç, suça ortak olmuştur.

Suçu bilmesine rağmen yok muamelesi yaparak halkı kandıran Arınç, İslam hukukuna ve medeni hukuka göre suçun ortağı olmuştur.

Erdoğan Rejimi devrildiğinde, halk bunun nedenini Bülen Arınç’a sorduğunda ne diyecek?  “Ben sadece sizi ütmek için öyle dedim” mi diyecek?

Sayın Bülent Arınç, Erbakan‘a bayrak açarken, Meclis Başkanı iken, askerin hakaretini yerken, eşini yanında resepsiyonlara götüremezken, özel harpçilerin gözetiminde ve takibinde olacak kadar tehlikeli diye adlandırılırken; Camia‘ya şirinlik yapıyordu. Gün geldi sahili selamete erdiler. Arınç bu bedelleri öderken; meğer Başbakan servet üstüne servet yığıyor ve memleketi oğluna peşkeş çekiyormuş.

AK diye kurdukları partide 4 Bakan İranlı bir çocuğun önüne yatıyormuş. Başbakan, oğluyla beraber iş adamlarını kucaklarına oturtuyorlarmış.

Erbakan Hoca’sına kafa tutan Arınç; birileri 8 çelik kasayla, ayakkabı kutularıyla ve villalarla gündem olsun diye mi kurdu partiyi?

Devran döndüğünde ne cevap vereceksin; vicdanına güvendiğimiz, göz yaşına kandığımız Bülent Arınç?

Dilsiz şeytan değil şeytanın dili oldun.  Başbakan’ın ses kaydının doğru olduğunu bile bile, elinde bir kâğıt parçasıyla bizi aptal yerine koymaya çalışan Bülen Arınç! Bu kez ütülmedik.

Başbakan’ın kirli işlerini Bülent Arınç iyi bilir. TRT’deki 150 Milyon TL reklam vurgununu Başbakan’a iletip, “üstünü kapatalım” dediğinden beri biliyor.

Reklam pastasını Başbakan’ın adamı olan Erol Olçak’la beraber, Başbakan’ın yediğini iyi biliyor.

Hukukçu, deneyimli ve zeki biri. Nasıl bilmesin?

Yetim hakkı yeniyor ve Arınç buna sessiz kalıyor. Bulunduğu makam buna sessiz kalacak bir makam değil.

“Özgül ağırlığım var” demişti. Hani?

Arınç; haramileri iyi bildiği gibi, Hizmeti de çok iyi biliyor. Hizmet’ten tek bir ferdin yetim malına el uzatmayacağını da iyi biliyor.

Doğruluktan şaşmayan, bulundukları makamda tek kuruş yetim hakkı yemeyen 10 binden fazla kişiyi sürgün eden Başbakan’ın yardımcısı olan Arınç; halktan kaçabilse bile, yarının bu kişiler Hakkın divanında davacı olacaklar ve orada kaçamayacak.

Günü geldiğinde Bülent Arınç; çocuklarının, torunlarının yüzüne bakamayacağı gibi, mahşer günü, vefat etmiş evladının da yüzüne bakamayacak.

Aslolan Haktır, Hakk’ı savunmaktır. Ne partidir, ne cemaat.

Arınç, partinin selameti için tüm hakları çiğnemiş, yüz binlerin âhını almıştır. Partiyi ayakta tutayım diye; haksızı, hırsızı görmezden gelemez; düzmece ses raporlarıyle halkı aldatamazsın.

Hükümetin ayakta dursun diye; hırsızlığa, hukuksuzluğa sessiz kalıp, binlerce masumun canının yanmasına taraf olamazsın. Ancak, vicdanın tefessüh etmişse bunu yaparsın.

Partiyi ayakta tutmak insanı cennete götürmez, ama yetim malı yemek ve buna sessiz kalmak, kamu malının talanı, insanı cehenneme götürür.

Arınç çıkmış utanmadan “Senin liderine Fetoş diyorladı, örgüt lideri diyorlardı; bizim dönemimizde bunlar olmadı” diyor.

Ey Bülen Arınç! Siz bize “Örgütün ele başı, haşhaşi, virüs, sülük, itikadı bozuk, in, vatan haini, içi boş alim müsveddesi, çete, yalancı peygamber, içi boş alim müsveddesi‘ dediniz…

Ey Bülen Arınç!  Bizi idama götürmek isteyenler bile sizden daha insaflı çıktı. Her yıl 100 binlerce gencin namaza başladığı müesseslerin kapatılacağı belgede, Bülent Arınç imzası var.  Demirel yapmadı ama, sen imzaladın.

Camia’yı bitirmek için Danışman Kadrosu herkesin kasetlerini kaydetti. Bunlar en büyük şantaj aracı olarak kullanıldı. Tehdit unsuruydu. İktidarlarını güçlendirmek için piyasaya sürüp Camia’yı işaret ettiler.

Oysa Baykal’ın kasetini Başbakan dizayn ettirmiş ve yayınlatmıştı.

Dershanelerin kapatılması sürecinde, Camia’ya mensup bazı kişiler, gidip durumu tasvip etmediklerini nafile yere anlatmaya çalıştılar.

Başbakan, “Geldiler, elimizde kaset var- yayınlarız diye tehdit ettiler.” derken, Arınç, Başbakan’ın bu hastalıklı ruh haletinin en büyük savunucusu oldu.

“Fethullah Gülen Türkiye’ye gelirse bir şey olmaz” diyor. “Yüreğinizi soğuk tutun, dershaneler kapanmaz.” demişti. Başta kendi imzaladı.

Başbakan, Camia’ya Ankara ve İstanbul‘da savcı ayarlarken, saçı başı ağarmış Başbakan Yardımcısı’na kim nasıl inanacak?

Ortada hak, hukuk, adalet kalmazken; “ HSYK‘da önlem alınmasaydı, ne hükümet kalırdı, ne parlamento” diyen Arınç, bilsin ki, O’nun vicdanı kalmamıştır.

Hükümet dediğinin; lideri başçalan, oğlu kızıyla hırsızlık konuşan, yolsuzluğunu örtmek için yargıyı felç eden ve itibarı sıfıra inmiş bir yapı.

Parlamento dediğin; her gün mühalif  bir vekilin kafasını kıran, Erdoğan Rejiminin militanlarından oluşan insanlar topluluğu.

Haramzadeler yetim hakkı yiye dursun, Bülent Arınç, Ebu Cehil‘e methiye dizen şairler gibi güzel sesi ve hitabetiyle bizi ütmek derdinde.

Hamlarla hasların ayrıldığı, maskelerin düştüğü, korkakların haksızlıklar karşısında zalimin gölgesine sığındığı günlerden geçiyoruz.

Tarih, günü geldiğinde Bülent Arınç’ı, büyük bir siyaset adamının vicdanını susturup, bir hırsızın ardından giden korkak olarak kaydedecek.

Erdoğan Rejimini korumak için değer miydi ey Bülent Arınç?! Sana bağlı kurumlar bile sana sansür uyguluyor. Allah Kadir-i Mutlak.  

@Fuatavni

Reklamlar