Etiketler

, , , , , ,

Fuat AvniReza Zerrab KİMDİR ve NEDEN ÖNEMLİDİR? 

Öyle birini düşünün ki dört bakanı istifaya sürükleyecek yapının mihenk taşı olacak ve Başbakan onun için “Hayırsever bir iş adamıdır!” diyecek?

Yaklaşık 7 yıldır İran‘ın kara parasının aklanma merkezi, Türkiye haline gelmiştir. Özel Seçilmişler ve Oligarşik kadro bunu iyi bilir. 

Danışmanların ortak zaafı paradır.

Mesela; Mut’a olayına hiç bulaşmamış olanlar vardır ama, haram paraya bulaşmayan kalmamıştır.

Oligarşiklerden ilgi alanıma en çok giren Yalçın Akdoğan olmuştur. Zira Başbakan’a halifeliği ilk yakıştıran şahıstır.

Başbakan bu yakıştırmayı çok sever.  Yalçın Akdoğan‘ın ahkam kesen haline aldanmayın. Parayı çok seven, bir çok paravan şirketi olan, bunun ortaya çıkmasından çok korkan biridir.  Başbakan‘ı inanılmaz stratejilerle ayakta tutmaya çalışan Akdoğan, Başbakan’ın kendisi için kalkan olduğunu çok iyi bilir.

Bakanlar tarafından sevilen bir tek Danışman yoktur. Fakat en çok Akdoğan’dan nefret ederler. Çünkü Başbakan’dan sonra en çok O’ndan fırça yerler.

Özel seçilmişlerin çatışı Beşir Atalay’ın başlarda onunla ilgili bazı tereddütleri vardı. Akdoğan, Atalay’ın etkisini çok iyi biliyordu.  Başbakan’ın danışmanı olmasına rağmen her fikri önce Atalay’a sunardı. Atalay bundan inanılmaz haz alır, herkes onun gibi olsa derdi.

Beşir Atalay İran’ın kara para trafiğinin kılcallarına hakim biridir. Hangi bakanın kullanılabileceğini çok iyi bilir.  Y. Akdoğan‘ı bakanlar üzerinde tehdit unsuru olarak kullanır.

Özel Seçilmişlerden Hakan Fidan’ın yetkilerinin bir kısmı Yalçın Akdoğan’a verilmiştir.

Yalçın Akdoğan; bakanların ofisini, odalarını ve telefonlarını MİT tarafından özel oluşturulmuş bir yapıyla dinler. Beşir Atalay’ın hepsinden haberi var. 

Kara para trafiğinde kullanılamayan her Bakan’la aralarına mesafe koyarlar. Kabinelerin kimlerden oluşacağını çok iyi bilirler. Yeni Kabine açıklanmadan önce sadece Başbakan’dan başkası bilmez görüşü tamamen bir efsaneden ibarettir. Dar oligarşik kadro bunu çok iyi bilir.

Bir kaç dönem önceki kabine açıklanmadan evvel, kabine de yer alacakların listesi Mustafa Varank’ın elinde dolaşıyordu. Bununla övünürdü.

Başbakan’ın telefonunu taşımakla görevli danışman Mustafa Varank bile kabine listesinden haberdar olabiliyor, ama sır saklamayı bilmiyordu. 

Sırları, ağırlığını orada burada hissettimek için kullanı verince gözden düştü. Sosyal Medya trollerinden sorumlu hale getirildi.

Bir dönem kabine açıklanmadan bir kaç saat evvel, Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, bulunduğum bir ortamda “Ben de ekranlardan öğreneceğim” diye sitem etti.

Yani, danışmanlardan en zayıf halka bile kabineyi bilirken, Bakanlar ve Parti Sözcüsü akıbetlerini ekrandan öğreniyordu.

Dolayısıyla, Başbakan’ın dediği gibi bir “paralel yapı” gerçekten vardı: Dar Oligarklar ve Özel Seçilmişler paralel bakanlar kuruluydu.

Bu yapı para trafiğini ellerinde bulundururken, kullanışlı bakanlar da farkında olarak ya da olmayarak onlara hizmet ediyordu.

Size bir kaç gün önce; “Yolsuzlukta adı geçen kişilerden ziyade geçmeyenlerden korkun!” demiştim. Tam da kast ettiğim bu çatı yapıydı.

Bakanları parmaklarında oynatan bu yapının özel kuryesi REZA ZERRAB’tır.

Zerrab, kendini bile idare edemezken, bu kadar parayı mı idare edecek?

Sıcak paradan Halife’nin de ülkeye ve İslam’a hizmet için istifade etmesi şarttı.!! Zaten kendisi de yolsuzluk tanımını bu minvalde yapmıştı.

Hiç kimse; Başbakan’ın kendisi de dahil, bir gün bunların ortaya çıkacağını tahmin etmiyordu. Gücün verdiği körlükle her şeyi aleni yapıyorlardı. Yine de kendilerine zarar verebilecek ve biat etmeyeceğini düşündükleri herkesi, hatta Alevileri bile cemaatçi diye pasifize ettiler. 

Beşir Atalay’ın bütün bu pasifize işlerinde kullandığı kişi de Efkan Ala’dır.

Efkan Ala, normalde düşünce üretebilecek biri değildir. Biraz saftır. Efkan Ala, bu kara para aklama pastasından değil, arsa işleri ve ihale işlerinden nasiplenir. Başbakan giderse, O’nun da sonu olur. Bağırması ondandır.

Bütün çabalamalarına rağmen, kirli paranın peşine birileri düşüp takip edince, 12-13 ay evvel haberdar oldular.!!

Başbakan aşırı derecede sinirlenmişti.  “Bunları bulun” diye bağırıyordu. Yoğun gayretler sonucu bir şeyler bulunamamıştı. Başbakan’ın haberdar olduğundan savcıların bilgisi olmuştu.

Tam bir mücadele ortamına girilmişti. Efkan Ala ve Hakan Fidan’ın ekibi bu işin içinde camiaya yakın yargı mensupları var diye rapor edince, Başbakan deliye dönmüş, “köklerini kazıyın” bunların demişti.

“Camianın insan kaynağı dershanelerdir” diyen Kemalettin Özdemir‘in raporu işleve kondu.   2010 yılından beri Başbakan’ın elindeki en büyük koz dershanelerdi.

Hocaefendi “Beni ortadan ikiye bölün ama, dershaneleri kapatmayın” demişti. “Dershanelerinizi kapatacağız!” kozu camiaya sürekli ihtar edildi.

Operasyona kılıf hazırdı. “Dersanelerine dokunduk, başlattılar.” denecekti.

Yalnız operasyonun hemen patlak vereceğini farkında değillerdi. Savcıların bu kadar mesafe katettiklerinden haberleri yoktu. “Bir yıla kadar kimse operasyon başlatamaz o zamana kadar tüm tedbirlerinizi alın!” denmişti.

Bir çok kişi operasyondan önce kıyıma uğramıştı.  Operasyon sabahı hepsi şoktaydı.

Zerrab, Bakan‘ları arayıp, bir şeyler olacağını ima edince; “korkma, hiç bir şey olmaz” diyorlardı.

Operasyondaki kilit ismlerden biri de Zerrab’ın özel sekreteri olan kadındı. Zerrab göz altına alındığı esnada olay yerindeydi.  Bir kaç gün sonra, bizzat Beyefendi’nin yardım ve talimatıyla yurt dışına çıkarıldı. Bir çok kayıt onunla gitti tabi.

Başbakan “Dersanelerini kapatıp rantalarına dokununca böyle yaptılar.” dedi. Sonra “Bunları çok daha önce tesbit etmiştik” diye kendini yalanladı. 

Reza Zerrab kimin, kiminle nasıl ilişkiler çevirdiğini en iyi bilenlerdendir. Başbakan bile onunla ilgili olumsuz konuşamaz.  Günler önce 15 gün içerisinde salıverilecek demiştim, Kılıçdaroğlu da gurup toplasında dile getirince, halkın tepkisinden korkup olayı soğuttular.

Şu ana kadar, Oligarşik Danışman Kadrosu‘ndan iki kişinin en yakın adamları Reza Zerrab’a gidip sabırlı olmasını salık verdi.  Zerrab bunları kale bile almadı. Bizzat Danışmanlarla görüşmek istediğini, aksi halde her şeyi açıklayacağını söyledi.  Oligarşik Kadro ve Özel seçilmişler bu kapristen hem rahatsız oldu, hem de korktular.

Bir Bakanı devreye soktular(Adalet Bakanı) Bakan görüşmeye gitti. Hapishane teyakkuza geçirildi, tüm kameralar kapatıldı. Görüşme yaklaşık 3 saat sürdü. Dışarı nasıl çıkarılacağı kendisine anlatıldı.

Bakan‘ın anlattığı strateji, bugün gündemde olan MİT Yasası’ydı. Ülkenin akibetini etkileyecek maddeler 29 yaşında biriyle paylaşılıyordu.

MİT Yasası’nda 3 önemli madde var:

1. Mit mensubunun mahkemelerde tanıklık yapmasını ortadan kaldıran düzenleme.

2.Mit‘in belge ve bilgilerine TBMM dahil hiç bir kurumun ulaşamayacağı.

3.Tutuklu bulanan yabancıların başka bir ülkeye gönderilebileceği.

Reza Zerrab şimdilik sessiz kalmaya ikna edilmiş durumda.

Zaman neyi gösterir bilinmez. Allah Kadir‘i Mutlak‘tır.

Yeni Mit Yasası Batı Çalışma Gurubu’nun 28 Şubat sürecinde kozmik bir şekilde hazırlamış olduğu Mit yasasıyla içerik olarak aynı.

@Fuatavni

Reklamlar