Etiketler

, , , , ,

DUA mı Beddua mıGüzel insanlara göre mülaane, küfürbaz okuyucularıma göre beddua meselesinin analizi. Fetullah Gülen neden mülaane yaptı?  

Hizmetin poransiyel bir tehlike olduğunu düşünenler, Bediüzzaman döneminden beri her türlü zorbalığı ve akla gelmedik yolları denediler. Hizmet bitirilmesi gereken bir olguydu.

Zulümler, işkenceler, hapis hayatları bitirmek yerine aksine Hizmet’in güçlenmesine neden oldu. Bu yapının bitirilmesinin en kolay yolunun parçalayarak olabileceğine kanaat getirildi. Yıllardan beri Hocaefendi’ye alternatifler arandı. Hocaefendi’nin yakınındakilere para, makam, itibar teklif edilse de tevessül eden çıkmadı. Camia hem büyüdü hem de yek vücud devam etti. Başbakan, Hocaefendi’ye özel olarak verdiği görevlerden biri de bir şekilde camianın işleyişine son vermesiydi. Her türlü çalısma yapıldı. Mit’teki diğer cemaatlerle ilgili masalar kapatılarak , ilgililer camia dosyasına odaklandırıldı. Camia terör listesindeydi. Kendilerince iki başlı bir strateji geliştirdiler. Önce camiaya gönül verenler uzaklaştırılmalı sonra etkili isimler dağıtılmalıydı. İşe perde ardında fişlemeler, görev yerlerinde yaşatılan sıkıntılarla başlandı. Emniyet, Yargı ve Bürokrasinin diğer ayakları öncelikliydi. Diğer yandan camiayı bölecek güvenilir ve etkili birine ihtiyaç vardı

.Akla gelen ilk isim Kemalettin Özdemir oldu. Sevilen ve itibar edilen biriydi. .Hocaefendi‘ye yakın biriydi. Ankara‘yla irtibatını hiç koparmadı. Evi ve ofisi hep Ankara‘daydı. Ankara‘daki iş adamları ona hayrandı. Yıllarca camia içinde adı dilden dile dolaştı.Gittiği her yerde ayrı bir itibar görürdü Hatipti ve etrafını etkileyen bir nezaketi vardı. Bediüzzaman‘ın taleberinden Said Özdemir‘in oğluydu. Diğer nur cemaatleri üzerinde de tesiri vardı. Büyük iş adamları ona çok güvenirdi. Kendini camianın düşüncesine yakın gören emniyet ve yargı mensuplarına özel ilgisi vardı. Onları etrafında tutmaya gayret sarf ederdi. Bütün bu özellikleriyle Mit‘in özel tercihi haline geldi. Farklı zaaflarından yararlanılarak kendi bünyelerine katmayı başardılar. Camia üzerindeki itibarını kaybetmek istemeyen bu adamı, sürekli zaaflarını açıklamakla tehdit ederek avuçlarına almışlardı. Gerçkten de görevimin başında bulunduğum yıllar onu hep takdir eden bürokrat ve emniyet mensubuyla yakından tanışıklığım olmuştu. Kendisinin Mit üzerinden Beşir Atalay’a olan bağlılığını, onlar gibi ben de çok zaman sonra farketmiştim. Özel olarak gizlenilmişti.

Zaman içerisinde Başbakan ile görüştürüldü. Başbakan’a camiayı bitirme stratejini açıkladı. Evlerin, dersanelerin, okulların işlevini anlattı. Başbakan’ı etkilemek için yargı ve emniyet mensuplarının, O’nu ele geçirecek şekilde yapılandığını anlatınca da BB dehşete düşmüştü. İktidarına ve ilerde oluşturacağı cemaat yapısına düşman olarak gördüğü camiayı artık şahsına kast edecek bir yapı olarak görüyordu. Camia‘nın terör listesine alınmasını pek de hazmetmeyen kim varsa, kuşkuları Kemalettin Özdemir’in anlattıklarıyla giderilmiş oldu. Plan hazırdı.

Şimdi Başbakan’ın “Biz bu yapıyı yıllar evvel fark etmiştik” demesinin nedeni o görüşmelerdir. K.Ö. istenildiği gibi hareket ediyordu. Çok önemli ve stratejik bir karar alındı. Hacaefendi’yle camia arasında irtibatsızlık olduğu kurgusuydu. Bu düşünce her yerde dillendirildi. Bazı insanların Hocaefendi’nin adını kullanarak derin bir yapılanmaya gittiği ve aslında art niyetli olduklarını anlatılıp durdular. Camiadaki bir çok insanın kafası karışacak ve camiaya yakın olan bürokratlara yapılan kıyımlar meşrulaştırılmış olacaktı. Aslında 2010 yılndan beri kıyım net bir şekilde yapılmaya başlandı. Zaman içerisinde bunun bir plan olduğunu camiadakiler anlamıştı. Özel Seçilmişler yaptıkları her türlü gayri ahlaki işleri taşere edecek bir merci bulmuşlardı.Yapanlar camianın kontrol dışı güçleriydi. BB, her türlü kirli oyunların tezgahların kasetlerin Özel Seçilmişler’in işi olduğunu çok iyi biliyordu. Onun için suçlular hiç bulunamadı.!

Hocaefendi yıllardır kendisi bahane edilerek bir çok kıyımın olduğunu, yapılan her kirli işin camiaya ihale edildiğini çok iyi biliyordu. Hocaefendi’yi bilen çok iyi bilir;  umumun selameti adına bu tür sıkıntılara göğüs germek gerektiğini hep salık vermiştir. Hep sabretti… Kıyım planı gerçekleşse de, camiayı bölme planı gerçekleşemedi. Kemalettin Özdemir’in durduğu yeri fark eden herkes uzaklaştı. Parçalayamamışlardı. Algı yerleşmişti ama. Camia içindekiler bile Hocaefendi’nin haberi olmadan birilerinin bazı derin işler yaptığı kanaatine varmışlardı. Lakin zihinsel olarak camiayı bölmeyi başardılar. Hocaefendiyi dinleyenler ve ondan bağımsız hareket edip kirli işler çevirenler diye. 17 Aralık operasyonundan sonra BB ilk buna yöneldi. Suçu hazır algı üzerine yıkmak çok kolay olacaktı. Hepsi aynı şeyi dillendirdi. Bu operasyonu yapanlar camia adını kullanan karanlık odaklardı. Bunlar sadece Başbakan’a değil Hocaefedi’ye de ihanet ediyorlardı. Camia medyası ilk günden itibaren olayı öyle görmeyince ve asıl yapılanın anlatıldığı gibi olmadığını söyleyince kafalar karışı verdi. Direkt müdahale edilen tüm emniyet mensupları Hocaefendi’nin adamı diye lanse edilmişti. Bir çok kalp kırılmıştı. Anlık bir panik oldu. Bu panik havasında camia fertleri durucakları yeri kestiremiyorlardı. Kim haklıydı?  Hocaefendi ne diyecekti? Tartışmalar başlamıştı. Yıllardır zihinlerinde dağınıklık olan camia, fiziksel olarak da ayrılık yaşayabilirdi.

Tamda bu esnada Hocaefendi’den mülaane geldi. Camia bu mülaane ile her şeyin bir algı oluşturma gayreti olduğunu net anlamış oldu.Saflar anında sıklaştı. Hocaefendi camiasına hakimdi. Dört beş yıldan beri sessiz kalan H.E‘nin bu olayda da sessiz kalacağını düşünen Özel Seçilmişler‘e ve Danışmanlar‘a tam bir tokattı bu. Derhal strateji değişikliğine gidildi, hedef doğrudan Hocaefendi olacaktı. Bu olayla oyunları bozulunca işi beddua üzerinden yürüttüler. Haksız olanın kahrolması anlamına gelen ve iki tarafında işin içine konduğu bu olayın mülaane olduğunu aslında çok iyi biliyorlardı. BB, cemaatlerin koruyucusuydu, Ayasofya‘yı yeniden cami yapacaktı, Risaleler diyanet eliyle basılacaktı. O olmasa ahvalleri ne olurdu? Muratlarına ulaştılar, Üstad‘ın talebeleri üzerinden halka durumu izah ettiler. Medyaları hiç çıkarmadığı insanları her gün ekrana taşıdı .Günlerce kara propaganda yapıldı. Hocaefendi‘nin özür dilemesi gerekir dediler. Oysa Hocaefendi mülaane ile camiasını bir arada tutmuştu. Beddua yüzünden bir çok kişi camiadan ayrıldı diye provakatif söylemler yapsalar da, bu durum mülaanenin gölgesinde kaldı, oyun tutmadı. Cesareti olana biz de hep bir ağızdan Hocamızın dediği gibi diyoruz; “Kim haksızsa, Allah’ın Kahhar ismi onu bulsun.” Allah Kadir-i Mutlak. “Bu günler, hamlarla hasların ayrışma günüdür. F.Gülen” Teyakkuzda olmakta hayır var deniyor. Takdir neyse Rabb’imize boyun eğeriz… Artık hakikat tûlu buluyor, hak batıldan tamamıyla ayrılacak. Müjdeler olsun…

@Fuatavni

Reklamlar