Etiketler

, , , , , , ,

Fuat AvniGezi olaylarında öne çıkan 2 Kadın:

Biri linç edildiğini iddia eden kadın, öteki barmen eşi olup müftü karısı olduğunu iddia eden kadın?

Gezi olaylarında şiddete uğrayan kadınlar değil, Barmen kadın ve Kabataş‘taki kadın konuşuluyordu sadece. Algıyı ele geçirmişlerdi.

MİT‘in başındaki şahsın doktorasını kara propaganda üzerine yaptığını biliyor muydunuz?

Gezi‘deki bu iki kadın kara propaganda aracı mıydı?

Başbakan, Kabataş‘taki kadını hiç dilinden düşürmezken, müftü karısı olduğunu söyleyen kadını hiç anmıyor.

Normalde Başbakan fırsatı tepe tepe kullanır. Bu iki kadının önemi ve görevi nedir? BB neden Kabataşta görüntü yokken var demiştir?

Türkiye‘deki toplumsal olayların ya başlangıcında, ya gelişiminde ya da sonucunda Mit‘in mutlaka rolü vardır.

Gezi olayları ilk patlak verdiğinde yılların verdiği baskıya karşı direniş göstermek isteyen herkes, bir anda sokaklara döküldü. Böyle toplumsal bir reaksiyon bir kaç olumlu adımla noktalana bilecekken devreye Özel Seçilmişler girdi.

Başbakan’a gelen ilk rapor korkutucuydu.  Bu olay Başbakan’ın iktidarını devirmeye yönelikti.! Dış güçler özellikle Alevilerle ittifak edip Başbakan’ı devirecek planlar yapmıştı.!  

Turgay Ciner Genel Yayın Yönetmeni Oğuz Usluer‘e “Biz Gezi‘yi görmeyeceğiz, nasıl girileceğine dair en tepeden aradılar” dedi.

Olayları kazanca dönüştürmek için doktora tezini kara propaganda üzerine yapmış olan Özel Seçilmiş, Oligarşik Kadro‘yla kafa kafaya verdi.  Ankara Yenimahalle‘de saatlerce toplantı devam etti. BB “Ne yaparsanız yapın bu olayı çözün” demişti.

Kararlar alındı:

a)Muhafazakarlar sokağa dökülecek.

b)İslam‘i cemaatler tahrik edilecek ve tepki vermesi istenek.

c) Cami-Başörtüsü gibi hususlar kullanılacak.

d)Fethullah Gülen camiasının desteği alınacaktı.

Karışıklık halinde Gezi‘ye müdahale de haklı olunacaktı.

Kara propaganda aşama aşama gerçekleştirilirken, bazı sol tandanslı yazar ve sanatçılar da adeta ekmeklerine yağ sürüyordu.  Hele ki “Mes’ele Gezi değil, hala anlamadınız mı?” diye atılan twit ekmeklerine yağ sürmüştü. Sosyal Medya‘nın gücünü keşfetmişlerdi.  En önemli olay CHP‘li birilerini satın alıp, onun üzerinden meseleyi farklı mecralara taşımaktı.

Gezi tartışmalı hale getirilmeliydi. Barmen kadın, anlaşılan o ki, bunun için biçilmiş kaftandı. Ne kadar para verdiler acaba? Akıllı bir kadındı. Sarigül’ün yanında çalışmıştı. Olayın hemen patlak vereceği belliydi; günlerce AKP‘ye güzel bir malzeme olacak, hanımefendi Başbakan’dan özür dileyecek, olay kapanacaktı. Daha kadının kim olduğu belli olmadan sosyal medya sorumlusu vatandaş, “Yemi yuttular Yılmaz Özdil bile yazmış” deyişi dün gibi aklımda. Tam da istenildiği gibi olmuştu. Kısa zamanda deşifre oldu.

Başbakan şu an hiç ağzına almadığı o olayı, köpürte köpürte maydanlarda haykırıyordu. Büyük gazetecilik başarısı gösteren ‘Deşifre‘ci vatandaş tam gözde olmuştu. Önceden spariş edilen dosyaları deşifre etmeyi iyi bilirdi.!!   

Başörtülü- KABATAŞLI- Hanıma gelince; ki kendisinin kadrolu eleman olduğu, MİT’‘ten aylık aldığı söylenir ve de tamamen kumpas elemanıdır. 

Olayın mizanseni ayarlanıp Başbakan’a sunulunca; “Efendim; olay çok vahim, görüntüleri bile var” denmişti.

Meydanlarda avazı çıktığı kadar bağırdığı o günlerde, İstanbul Teşkilat toplantısında bir kişi “Rezil olacağız, görüntüleri istiyor.” dedi.

Başbakan kendine söylenene çoktan inanmıştı.  Haliyle görüntüler hiç çıkmadı. Bu arada istihbarattan yemlenen köşe yazarları olayı toplumun hafızasına kazıdılar.

Cami yalanı ortaya atıldı.

Danışmanlar her gün Başbakan’dan küfürler yiyor, “Hala neden çözemediniz?” diyordu. Anketlerde oylar düşük çıkıyordu.  F.Gülen de ikna edilememişti.

Elemanlardan bazıları Aydınlıkçı guruptan bazılarıyla bir araya gelip Pensilvanya‘da eylem kararı aldılar. 

Başbakan bu süreçte iki şeye çok bozulmuştu: Gül‘ün “Mesaj alınmıştır” açıklamasıyla, Gülen‘in “Çapulcu demek yanlıştır.” ifadesi…

Başbakan’ın “%50‘yi içerde zor tutuyorum” açıklaması koskoca bir yalandı. %50 dışarı çıkarılıp olaylar farklı hale gelecek, Başbakan mağdur olacaktı. Kabataş gibi bir yalanı günlerce kin ve nefrete davet aracı olarak kullanan, bir kaç AKP‘li genç ölseydi ne yapardı varın siz düşünün!

Fethullah Gülen Hizmettekilere bu süreçte “Cevşen, Ashab-ı Bedir okuyun, küçük çocuklarınıza bile dua ettirin” diye tavsiye de bulunuyordu.

Pensilvanya’daki eylemciler “Evini basacağız” dediğinde,“Buyursunlar, çay hazır!” cevabı verince, Özel Seçilmişler adeta kudurmuştu. 

Gezi olaylarında şiddete uğrayan kadınlar değil, Barmen kadın ve Kabataş‘taki kadın konuşuluyordu sadece.

Algıyı ele geçirmişlerdi.

Derken bir “Yiğit” çıkıverdi, “Faiz Lobisi” diye bir şey attı ortaya. Başbakan, yaklaşık 40 kişilik bir gurupta bize, “Bunun kadar olamadınız” dedi.

Yiğit Bulut‘un Faiz Lobisi tezine odaklandılar. Ali Babacan ne zaman bu lafı duysa acı acı tebessüm eder. Tamamen bir balondur Lobi tezi.

Muhafazakar halk sokağa çıkıp Gezi Eylemcilerine tepki vermeyecekti. Ali Babacan ve Bülent Arınç‘ın bu planı bozmak için çaba sarfettiğine şahidim.  Bakmayın siz Arınç’ın omurgasız duruşuna; arada makul adımlar atar; tabi Oligarşik Danışmanları aşmayı başarırsa.

Gezi sürecinde iki şeyi çok iyi anladılar: 1) Sosyal Medya ve 2) Ne kadar çok satın almaya müsait gazeteci ve televizyoncu olduğu.

Gezi sürecinde kim AKP‘nin yanındaysa, şimdi de 17 Aralık Yolsuzluğunun en yaman savunucu olmuş durumda…

@Fuatavni

Reklamlar