Etiketler

, ,

Ahmet HakanEĞER o telefon kaydı “dublaj” ise:
Tayyip Erdoğan ve Bilal Erdoğan’ın taklidini mükemmel bir şekilde yapabilen iki kişinin, önceden hazırlanan bir metni piyes gibi konuşarak kaydetmeleri gerekir. Yani tam anlamıyla ahlaksız bir kurgudur söz konusu olan.

Eğer o telefon kaydı “montaj” ise:

Tayyip Erdoğan ile Bilal Erdoğan’ın hakiki konuşmalarından elde edilen cümleler, yeniden kurgulanarak bambaşka anlamların çıkması sağlanır. Yani var olan bir konuşmanın anlam bütünlüğünün bozulmasıdır söz konusu olan.

O zaman yapılması gereken 

şey şudur:
Ya “dublaj” denilecek.
Ya da “montaj” denilecek.

Ama ne yapıyorlar?

Şunu yapıyorlar:
Hem “dublaj” diyorlar, hem de “montaj” diyorlar.
Böylece ikisini birden yıkmış oluyorlar.

Dublaj mı, montaj mı?

Bir karar verin de…
Ne yapacağımızı bilelim.

Telefon kaydıyla ilgili cevap bekleyen 7 soru
BİR: Eğer böyle bir konuşma söz konusu değilse ve telefon kaydı külliyen yalansa… Neden “ben oğlumla böyle bir konuşma yapmadım” demiyorsunuz?

İKİ: Eğer böyle bir konuşma “dublaj” ise… Neden gayet net ve somut bir şekilde “seslerimizi taklit etmişler” demiyorsunuz.

ÜÇ: Eğer bir “montaj” söz konusu ise… Neden konuşmanın montaj yapılmamış halini, dost düşman herkesi ikna edecek şekilde ortaya koymuyorsunuz?

DÖRT: Eğer o konuşmaların yapıldığı iddia edildiği saatlerde canlı yayınlarda konuşmalar yapıyorsanız… Neden bunu net bir şekilde kanıtlamıyorsunuz?

BEŞ: Eğer o telefon konuşmalarının iddia edildiği saatlerde yapılmadığını söylüyorsanız… Hangi telefonun hangi saatte hangi telefonla bağlantılı olduğunu gösteren TİB kayıtlarını neden “güm” diye ortaya koymuyorsunuz?

ALTI: Eğer ortada büyük bir iftira varsa… Neden iftirayı açığa çıkaracak somut adımlar atarak ikna edici bir teknik inceleme falan yerine “montaj, dublaj, yalan” şeklinde genel ifadelere sarılıyorsunuz?

YEDİ: Eğer o görüşmeyi kriptolu telefondan yaptıysanız ve bu nedenle dinlenmesinin imkânsız olduğunu düşünüyorsanız… Neden “bizim kriptolu telefon görüşmelerimizi bile dinlediler” dediniz?

Neye dayanarak sansürlüyorsunuz?

ANA muhalefet lideri, Meclis çatısı altında konuşuyor.
Meclis TV dahil televizyon kanallarının büyük çoğunluğu, konuşmanın “sakıncalı” buldukları bölümünü sansürlüyorlar.

Soruyorum o televizyon kanallarına:

Hangi hakla? Hangi yetkiyle? Hangi yasal dayanakla?

Soruyorum o televizyon kanallarına:

Siz yetkili merci misiniz? Neyin doğru neyin yanlış olduğunu belirleme makamı mısınız? Meclis çatısı altında yapılan konuşmaların “yasal” ya da “yasa dışı” olduğunu saptama yetkisine mi sahipsiniz? Karar makamı mısınız siz?

Ana muhalefet liderini sansürleme gerekçelerinin aynısı, Başbakan için de geçerli olsa…

Başbakan’ı da sansürleyebilecek misiniz?
Yarın Başbakan da Meclis çatısı altında bir “telefon kaydı” yayınlamaya kalksa…
O konuşmayı da anında kesecek misiniz?

Madem parti liderlerinin konuşmalarının “kasetler” bölümü sansürleniyor…

O halde neden Başbakan, başkalarının kasetleriyle ilgili olarak “Bunlar özel değil genel genel… Genel bir ahlaksızlıktır bunlar” dediğinde ve o kasetlerin keyfini çıkardığında sansürü basmadınız?
Neden Başbakan’ın kasetler aracılığıyla Baykal’ı ve MHP’li milletvekillerini toplum önünde rezil etme çabasına çanak tuttunuz?

Ana muhalefet partisi liderinin Meclis’te yaptığı konuşmanın tüm sorumluluğu ana muhalefet partisine aittir.

Yanlışıyla doğrusuyla…
Hatasıyla sevabıyla…
Televizyon kanallarına soruyorum:
Size ne oluyor?

AHMET HAKAN

Reklamlar