Etiketler

, , , ,

Fuat AvniYalan ve çalan korku imparatorluğu yıkılıyor…

Turpun büyüğü meğerse başbakanın oğluyla yaptığı sıfırlanma konuşmasıymış! Başbakanlık ses kayıtlarını yalanladı. Bu güne kadar neye yalan dedilerse doğru, neye doğru dedilerse yalan çıktı. Binlerce polis ve yargı mensubu boş yere mi sürgünden sürgüne gönderilip durdu? Üst üste çıkarılan kanunlarla neyin üzeri örtülecekti? Yapı kendi içinden bölünüp parçalanacak, Danışmanlar korkularını yüksek sesle dile getirmeye başladılar, korku duvarı aşıldı mı korku imparatorluğu yıkılacaktır.

Camia‘ya seçimlerden sonra yapılması düşünülen operasyon, bütün riskler göz önüne alınarak seçim öncesine çekilebilir. Başbakan‘nın en büyük korkusu ve telaşı Bilal‘in fiziki takipteyiz babacım görüntüde olabilir dediği gibi ortaya, ses kaydında geçen sevkiyatın görüntülerinin çıkabilecek olmasıdır.

Frekans seslerini bilerek söylüyorum bu ses dalgalarının montajlanması, konuşmanın gidişatındaki tonun montajla yakalanması mümkün değildir. Oligarşik Kadro ve Özel Seçilmişler, şunu düşünüyorlardır, BB ve oğlunu takibe almışlarsa bizim tüm kirli çamaşırlarımızı biliyorlardır. Koca çınar sanıp arkasına saklanarak bağırdıkları çınar bu akşam devrildi. Bu saatten sonra açıkta kaldılar. Yeterince hain de bulamadılar.. Herkes iki kişinin arasında geçen konuşmanın şokundayken Havuz Medya‘sı dün ortaya attığı 7 bin kişilik dinleme yalanıyla meşguldü. 7 bin kişinin dinlenmesi için kaç tane eleman gerektiğini, kaç tane savcı kararı alınmasının zaruri olduğunu bilmeyenler iyi sallamış yahu! Savcı çıktı açıkladı, yine rezil rüsva oldular. Abdestiniz de namazınız da sağlam olabilir. Allah kabul etsin. İbadetinizi takdir ediyoruz, mesele kamu malını ilgilendiren günahlarınız!

İslam hukukuna göre birinin zulmüne ya da günahına taraf olursanız o günaha ortak olmuş olursunuz. Hayrettin Karaman Hoca‘m bunu iyi bilir. Memleketin vatansever yargı mensupları derin yapılarla perde ardıda mücadele ederken Başbakan, Belediye Başkan‘ı bile değildi. Buhar olup memlekettenj uçmadılar ya. Elbet bu yolsuzlukların hesabı sorulacaktır.

İSTİFA ETMELİDİR

Kolay tesbitlerimi yapayım ve zor sorularımı sorayım. Başbakan ve oğlu açıkca yolsuzluk soruşturmasında delilleri karartarak 1 milyar doların bulunmasını engelliyorlar. Cemaata karşı atılan paralel devlet vaiz lobisi iftiralarıyla yürütülen ahlaksız kin ve nefret operasyonu şimdi net anlaşılmıştır.17 Aralık’ta operasyonun Bilal Erdoğan’ın evine de yapıldığını ama başbakanın özel harpten ekip getirtip polisi sokmadığını biliyordum. Başbakan ve oğlu telefon konuşmaları montaj olamaz, zira başbakanın sesi çok üzgün panik halinde korkmuş, oğlunun salaklığı üstünde zaten. Başbakan kısık sesle konuş dinlerler, para mara deme diyor, Bilal babacım senin paran diyor. Bizzat başbakan 30 milyon Avro şu iş adamına 20 milyon Avro şu iş adamına diye emir veriyor oğluna. Adam ülkeyi kendi holdingi zannetmiş sanırım. Başbakan bu sefer hayır işlemek için evimizde bir milyar dolar toplamıştık yalanını da söyleyemez; Bilal, ‘vakfa mı verelim’ diye soruyor, Başbakan, ‘yok, sıfırla, iş adamlarına dağıt’ diyor.

Başbakan, oğulları ve kızları yargı karşısında çıkartılamazsa bu ülkede hukuk kalmaz, hiç kimse yargının işlediğine inanmaz, deniz tükendi, bu skandalla bitmiştir. İnsanlar madenlerde çöplüklerde boğaz tokluğuna üç kuruşa çalışırken, evindeki 1 milyar dolarla hayır işliyordum yalanını söyleyemezsin. Bu ülkede başbakan, oğulları, kızları ve kardeşi evinde hesabı bilinmeyen 1 milyar doların sıfırlanması hesabı verilmeden seçim de yapılamaz. Haksız elde edilen haraçlarla finanse edilen, havuz medyası ile zihinlerin bulandırıldığı bu seçim anlamını yitirdi. Başbakan Erdoğan ve Bilal Erdoğan’ın 1 milyar doları nasıl sıfırlayalım konuşmaları net hukuki delildir. Bundan sonra ya savaşarak ülkeyi daha fazla rejimine sokacaklar veya  herhalde yargıya hesap vermek istemiyorlarsa Cem Uzan ve ailesi gibi yurt dışına kaçacaklardır. Başbakanın oğluyla yaptığı 5 evdeki 1 milyar doları iş adamları arasında dağıtma telefon konuşmaları turpun büyüğüdür, buna kılıf yoktur. Başbakan 17 Aralık’ta evlerinde tuttugu 1 milyar doların hesabını veremez, derhal istifa etmelidir; sıfirladığınız milyar dolar değil, kendiniz.

Bilal Erdoğan’ın ‘bizi cemaatın kurmay heyet dinletiyor baba, cemaatın büyüklerinin hepsini temizle ki çaldığımız belli olmasın mealinde sitemi, cemaata ve Gülen’e yapılan zulmü izah eder. Haırsız Yavuz olmuş masumları katlediyor ve buna hakkı olduğunu savunuyor. ‘Erdoğan, evvelki gün ABD başkanı Obama‘ya Fethullah Gülen‘i şikayet etti. Hani Gülen’in arkasında ABD, CIA; MOSSAD vardı? Yalancılar size! Bülent Arınç, ‘yok Kıbrıs konuşuldu‘ dedi. Şimdi televizyonlar ve gazeteler bu akıl tutulması şikayeti konuşuyor. Şu ana kadar camiayı bitirmeye yönelik 17 adım atıldı.

Danışmanların içinde öyle bir korku var ki, bu ara her söze küfürle başlıyorlar. İnsan iç siyaseti, dış siyaseti, dünya siyasetini bilmeyebilir ama insan kendini bilmelidir. Yalçın Akdoğan Hizmet‘in tüm küskünlerine ulaşalım demişti sürecin başında. Latif Erdoğan‘a gittiler, kendileriyle hareket etmesini söylediler. Latif Erdoğan bir hamle hakkınız var bitirdiniz bitirdiniz, bitiremezseniz bitersiniz dedi. Akdoğan bu sözün anlamını çok iyi biliyor. Akdoğan Üstad‘ın talebeleri saftır ne dersek inanırlar dediğinde Bakan Bekir Bozdağ kafa sallayarak onaylamıştı. Risaleden örnek vermesi tam riyakarlık örneği. Üstad‘ın talebeleri onların kirli siyasetini bilmeyecek kadar saf ve temizler doğrudur ama hakikati kısa sürede fark edecek ferasettedirler. Camianın tüm gayrı memnunlarıyla görüşüldü yeterince destek bulunamayınca Başbakanı teskin edip yatıştırmak ve korkutmak amacıyla ‘belge yağıyor belge‘ dediler.

MİT YASASI BAŞKANLIK SİSTEMİ İÇİN ÇIKARILIYOR

Twitter’da fenomen olan Fuat Avni’nin yeni MiT Yasası tweetleri aşağıdadır, bu arada kaynamasın. MİT yasası geçmeden ve sansürle susturulmadan sözümüzü söyleyelim. Başkanlık sistemi ve Kürdistan kurma derdindeki MİT’i iyi okuyabilmek için Hakan Fidan‘ın göreve getirildiği şartları iyi bilmek gerek. 3‘lü zirve kararıyla başa getirildi. Başbakan, Cumhurbaşkanı ve, Beşir Atalay‘ın ortak kararıydı. Atalay‘ın en temel görevi doğudaki özerk yapıyı oluşturmaktır. 1972 yılından beri proje adamdır. Türkiye‘nin en krıtik olaylarında bu proje adamların asli rolü vardır, hedef odaklı çalışırlar. Sonradan evrilmiş değillerdir. Atalay 1993‘ten itibaren Kürt meselesine odaklı çalışır. Zaten yükselişi de manidardır. Öncesinde 2 yıl Humeyni ile birlikteliği vardır. Başkanlık sistemi fikriyle büyülediği Başbakanı Akdoğan da hilafetle süsleyince muhtar bile olamaz denilen adamı avuçlarına almışlardır.

Başkanlık sisteminin konuşulmasının tek nedeni, eyalet yapısının özerlikle olan benzerliğidir. Başbakan dünden Başkanlığa hazır bekliyordur. Daha Fidan göreve gelmeden Erdoğan kendini başkan olarak görmeye başlamıştı. Kafasına sokulmuştu. Eyalet sistemi şarttı. Bir taşla 2 kuş vurulacaktı.Terör sorunu cözülecek, Erdoğan, efsane bir Başkan olarak gorevi yürütecekti.O andan itibaren dünya lideri dediler. Oslo görüşmeleri Fidan tarafından yürütülürken, kendisi görüşmede Başbakanı kastederek bizzat Beyefendi‘yi temsil ediyorum demişti. Öcalan‘la defaatle görüşmeye gönderilmişti. Fidan‘ın çocuk yaştan itibaren planlı yapının adamı olduğunu yazmıştım. Onun için çekirdekten gelme bu adama Atalay azami güveniyordu. Atalay, Acem‘in piyonu değil kendisidir. 3 vakit namaz kılanlardandır.

Atalay, Anadolu insanından nefret eder. Rektörlüğü döneminde camianın hiç bir adamına göz açtırmayacaksınız diye yardımcılarına talimat verir. Erdoğan‘ın yanına yerleştirilen Fidan artık onun en çok güvendiği sırdaşıdır. Başbakan adına Öcalan‘la irtibatı kuvvetlendirir. Oslo‘da eyalet sistemine karar verilirken dikkat çeken bir isim vardı masada Nuriye Kesbir. Bu isim neden önemliydi. Öcalan ve Fidan eyalet sistemi konusunda çoktan anlaşmışlarken, Öcalan tarafında bazı problemler vardı. Ona güvenmeyenler mevcuttu. Öcalan eğere PKK içindeki etkinliğini kaybederse Erdoğan’ın başkanlığı hayal olacaktı. Tüm oyun bunun üzerine kurulmustu.

Daha bir ay önce Atalay‘ın Öcalan bütün Kürtler‘in lideridir ifadesini lütfen hatırlayın. PKK‘nın değil bütün Kürtler‘in. Öcalan‘ın etkisini en çok kıran ve PKK içindeki Aleviler‘in üzerinde ağırlığı olan Sakine Cansız‘dı. Cansız açıktan Öcalan‘ı eleştiriyordu. Oslo‘daki görüsmeye katılmak isteyen Cansız‘ın yerine Nuriye Kesbir gönderilmiş oldu. Cansız Oslo‘nun peşini hiç bırakmadı. Üzerine gittikçe rahatsız olan Öcalan‘ın Fidan‘dan bir isteği oldu. Kibar yollu Cansız‘ın etkisizleştirilmesi gerektiğini söyledi.

Fidan, Erdoğan’dan ve.Atalay‘dan asla bağımsız hareket etmez. Ne gerekiyorsa yapın arkanızdayız dendi.Öcalan‘ın talimatı yerine gelecekti. Fidan göreve başladığı ilk gün Erdoğan ona seni buraya iki meseleden dolayı getiriyorum dedi. A.Terör sorunu ne bedel ödenirse ödensin çözülecek. B. Her şeyde bize ayak bağı olan camia temizlenilecek. Hiç şaşırmayın, Erdoğan o gün camianın fişini çekmişti. Perde altında hep ikili oynadı. Zaten Oslo görüsmelerinde de hizmet hareketini doğudaki etkisi masaya yatırılmıştı. Cemaatın kalemi 17 Aralıkta değil, Oslo‘da kırılmıştı.

CANSIZ’I ÖCALAN MİT’E ÖLDÜRTTÜ

Cansız etkisiz hale gelecek Doğu‘da KCK yapılanması güçlendirilecekti KCK yapısı içinde istihbarat elemanları konuşlandırılmıştı bile. Cansız‘ın operasyonunun kod adı Lili Marleen‘di. Operasyon Ömer Güney üzerine kurgulandı. Tetikçiliğini o yapacaktı. .Avrupa‘daki PKK içinde etkili isimlerden biri de Mustafa Karasu‘ydu.Öcalan‘a çok yakın biriydi, Cansız onun için Ergenekon‘un adamı derdi. Oslo görüsmelerini kurcalayan Cansız‘a mesaj göndermişti. Akıllı olsun yoksa ona Lili Türküsünü okuruz demişti. Operasyondan haberdardı. Mustafa Karasu ve yine etkili bir isim olan Rıza Altun referansıyla örğüte biri monte edilmişti. İran‘lı Dewran. Cansız‘ın yanındaydı.

Operasyonun MİT ayağını görev bölgeleri Avrupa ve alanları PKK olan O.Y ile U.K üstlenmişti. Şu an MİT‘te daire başkanlığı yapıyorlar. Tetikçi Ömer Güney‘le defalarca görüşme yaptılar. Dinlemelerden birine takılan O.Y Atatürk Havaalanında göz altına alındı. Hemen özel bir emirle bırakıldı. Operasyon kusursuz bir sekilde gerçekleştirilirken, Ömer Güney‘e kapıyı da İran‘lı Dewran açmıştı. Düşünebiliyor musunuz Öcalan‘ın emriyle Mit adam öldürüyordu. BDP olaya nasıl tepki vereceğini bilememişti. Öcalan hemen devreye girdi. Hiç bir şey barış sürecini engelleyemez dedi. Kandil‘e göz dağı verilirken kontrol bende diyordu.İstihbaratçı gazeteciler devreye girdi. Günlerce eyvah yine kan dökülecek demiş milleti korkutmakla kalmamış Öcalan‘ın önemini vurgulayıp durmuşlardı. İstedikleri olmuştu.

MİT’İN KCK YAPISI KÜRDİSTAN’I KURUYOR

Doğudaki KCK yapısı içindeki istihbaratçılar her türlü oyunu bizzat organize ediyorlardı. Kürdistan’I MİT kendi eliyle KCK’ya 4 ülkede kurduruyordu. CIA ve MOSSAD’ın da zaten istediği buydu. Abdullah Öcalan bu oluşumun başına getirilecekti. Meydan onlara kalmıştı. Kimse dokunamıyordu. Şehir merkezine bile inmişlerdi.Merinos Eyalet Komutanlığı adı altında zengin iş adamlarından tehditle vergi adı altında para alıyorlardı. Şimdi süreç tam istedikleri kıvama geldiğinden BDP yüksek sesle özerklik talebini dile getiriyor. MİT artık onların suçlarına ortak. Yeni çıkacak MİT Yasası bütün bu kirli işlerin üstünü örtecektir. Yasa geçerse kimse yargılanamayacaktır. Belgeleri TBMM bile alamayacaktır.

Erdoğan’ın, başkan olma hırsıyla girdiği bu yolda MİT tamamen kirlenmiştir. Emir ve talimatlar Erdoğan’dan geldiğinden yasa ona kalkan olacaktır. .Bu yasa sadece olacakların önünü açmak için değil olanların da üstünü öretmek içindir. Geçerse eğer yapılan ihanetler kapatılacaktır. PKK aklanırken camia da terör listesine konmuş olacak.Hiç bir şeyin hiç bir yerde hiç bir zaman kapanmadığını gördük. Allah Kadir-i Mutlak.

FARUK ASLAN’dan Alıntıdır.

Reklamlar