Etiketler

, ,

Mavi Marmara FGBir İslam âlimi olarak Fethullah Gülen Hocaefendi

Tarih boyu düşünce ve projeleriyle insanları inşâ eden ve yönlendiren beyin yapıcılar olduğu gibi aksiyonuyla farklı çığırlar açan hareket önderleri de bulunmuştur.

Bununla birlikte aksiyon ve düşüncesi atbaşı giden insan ise çok azdır. Hele düşünce atlasını aksiyona ve bir modele dönüştürebilen kanaat önderleri oldukça nadirdir. Yaşadığımız dönem itibarıyla düşünce ve aksiyonuyla bütün insanlığı kucaklayan insanların en önde gelenlerinden biri de Fethullah Gülen Hocaefendi’dir.

Hocaefendi hakkında dünyanın değişik yerlerinde farklı perspektiflerden yapılan ve yapılmakta olan pek çok sempozyum, panel, master, doktora ve kitap çalışması da bunu göstermektedir.

Fethullah Gülen Hocaefendi, kitap, makale, sohbet, konferans ve röportajlarından vs. anlaşıldığı üzere çok zengin ilim, irfan ve kültür kodlarına sahiptir.

Bunların başında Kur’ân-ı Kerîm, hadîs ve bu iki temel kaynaktan beslenilerek geliştirilen tefsir, siyer, fıkıh, tasavvuf, kelâm gibi temel İslâmî ilimler sahasında telif edilen eserler gelmektedir.

Bunun yanında Hocaefendi’nin -ehlince malum olduğu üzere- edebiyattan tarihe, sosyolojiden Doğu-Batı klâsiklerine, ondan felsefe ve düşünce tarihine kadar pek çok alanda analiz ve sentez yapan bir kültür dünyası olduğu anlaşılmaktadır.

Hocaefendi’nin yazılı-sözlü eserlerini ve kendisi ile yapılan röportajları incelediğimizde, onun Mevlânâ, Sâdî, Hâfız, Molla Câmî, Firdevsî, Enverî gibi Şark mütefekkirlerinden; Shakespeare, Balzac, Voltaire, Rousseau, Kant, Zola, Geothe, Camus, Sartre gibi Batı’nın en önemli şahsiyetlerine; onlardan Bertrand Russel’a, Puşkin’e, Tolstoy’a ve daha başkalarına kadar okumalar yaptığını; Bacon’ın Mantık’ından-Russel’ın Nazarî Mantık’ına kadar çok değişik referanslara atıflarda bulunduğunu, Pascal, Hegel, Dante gibi Batı düşünce ve kültür hayatının önemli köşe taşlarının eserlerini tetkik ettiğini görmekteyiz.

Aynı zamanda Türk edebiyatından, Fuzulî, Bâkî, Nef’î, Şeyh Galip, Leyla Hanım gibi klâsik edebiyatımızın büyük isimlerinin yanı sıra Namık Kemal, Şinasi, Tevfik Fikret, Mehmet Âkif Ersoy, Yahya Kemal, Necip Fazıl, Nureddin Topçu, Cemil Meriç, Sezai Karakoç gibi yazar ve şairlerin eserlerini derinlemesine tahlil ederek okuduğu anlaşılmaktadır.

Böyle bir girişten sonra biz esasen Hocaefendi’nin İslamî ilimler sahasındaki okuduğu ve okuttuğu kitaplar, eserleri, hakkında yapılan akademik çalışmalara kuş bakışı bir nazar atfetmek istiyoruz.

Erzurum’da neşet eden Hocaefendi, başta engin bir fıkıh ilmine sahip Osman Bektaş hoca olmak üzere, değişik hocalardan medrese usulünde ders okumuştur.

Arapça grameri ile ilgili olarak, Emsile, Bina, Maksud, İzzî ve Merah’ı; Avâmil, İzhar, Kâfiye ve Molla Câmî’yi okumuş, bu sayılanların içinden Avâmil ve Kâfiye’yi ezberlemiştir. Belâgat ilminden Telhis’i, Muhtasaru’l-Meani’yi ve Mecmau’l-Mütûn’da yer alan manzum bir belâgat kitabını okumuş ve Telhis’in metnini ezberlemiştir. Fıkıh ilminden Mülteka’l-Ebhur’u, usul-i fıkıhtan Mir’âtü’l-Usûl’ü; kelâm ilminden Ûşî’nin Bed’u’l-Emâlî’sini, Aliyyü’l-Kâri şerhini ve Kâdı Beyzâvî’nin Tavaliu’l-Envâr isimli eserini okumuş ve Emalî’nin metnini ezberlemiştir. Tefsir kitaplarından Celâleyn ve Kâdı Beyzâvî’nin Envaru’t-Tenzil’ini, mantık ilmi ile ilgili olarak Muğni’t-Tullâb’ı ve İmam Bûsîrî’nin Kaside-i Bürde’sini Harpûtî şerhi ile okumuştur.

Hocaefendi, Erzurum’da çok zor şartlar altında yukarıda kısaca bahsettiğimiz kitapları medrese usulünde ders aldıktan sonra vazifesi münasebetiyle gittiği yerlerde yanına gelen meraklı ve istekli talebelere -ulaşabildiğimiz kadarıyla- aşağıdaki ilim dallarına göre zikredeceğimiz kitapları okutmuştur.

Hayatını eğitim faaliyetlerine adamış ve her fırsatta okumuş ve okutmuş olan Hocaefendi’nin okuttuğu kitapları -ulaşabildiğimiz ve öğrenebildiğimiz kadarıyla- ileride daha geniş çalışmalara bir fikir vermesi açısından İslâmî ilimlerin değişik disiplinlerine göre müellif ve kitap ismine göre zikretmek istiyoruz:

Tefsir: Celâleddin el-Mahallî, Celâleddin es-Süyutî, Tefsir-i Celâleyn; Kadı Beyzâvî, Envâru’t-Tenzîl ve Esrâru’t-Te’vil; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azim (Muhammed Ali es-Sâbûnî tarafından ihtisar edilen); Seyyid Kutup, Fî Zilâli’l-Kur’ân (Hocaefendi bu eseri talebelerine okuturken Kutup’un tefsirindeki ehl-i sünnet çizgisine uygun düşmeyen bazı görüşlerine katılmadığını da yeri geldikçe vurgulamıştır); Muhammed Ali es-Sâbûnî, Revaiü’l-Beyan Tefsir-i Âyâti’l-Ahkâm; Bediüzzaman Said Nursî, İşârâtü’l-İ’caz fî Mazânni’l-î’caz; İmam Maturidi, Te’vilâtü’l-Kur’ân; İbn-i Bâziş, el-İknâ fi’l-kıraati’s-seb’; Zerkanî, Menahilü’l-İrfan.

Muhterem Hocaefendi, şu an Elmalılı Tefsiri’ni şu tefsirlerle mukayeseli ve analitik bir yaklaşımla talebeleri ile birlikte mütalaa etmektedir: Zemahşeri, el-Keşşaf; Fahreddin Razi, Mefatihu’l-Gayb; Beyzavi, Envarü’t-Tenzil ve Esrarü’t-Te’vil; Ebu Hayyan, el-Bahru’l-Muhit; Ebu’s-Suud, İrşadu Akli’s-Selim; İbn-i Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azîm; Tantavî Cevherî, el-Cevâhir; Mehmet Vehbi Efendi, Hülasatu’l-beyan; Seyyid Kutup, Fi Zilâli’l-Kur’ân; Molla Halil e-Es’ardî, Tabsiratu’l-kulub; Bediüzzaman Said Nursi, Risale-i Nur Külliyatı, Aliyyü’l-Kari, Envaru’l-Kur’an ve Esraru’l-Furkan, Molla Bedreddin Sancar, Ebdeu’l-Beyan; Zağlul en-Neccar, Tefsiru’l-âyâti’l-kevniyye; DİB, Kur’an Yolu Türkçe Meal ve Tefsir.

Hadis: İmam Buhârî-Sahîh. Hocaefendi, bu eserin metnini değişik zamanlarda defaatle okutmanın yanında ayrıca şu şerhleri ile birlikte de okutmuştur.  Bedrüddin el-Aynî, Umdetu’l-Kârî fi Şerh-i Sahihi’l-Buhârî; İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî fi Şerh-i Sahihi’l-Buhârî;  Müslim b. Haccac, Müsnedü’s-Sahih. Ebû Davud es-Sicistânî, Sünen. Hocaefendi, bu hadis kitabını farklı zamanlarda Seharenfûrî’nin Bezlül-Mechûd fi Hall-i Ebî Davud ve Mahmud Muhammed Hattab es-Sübkî’nin Menhelü’l-Azbi’l-Mevrud Şerhu Sünen-i Ebî Davud şerhleriyle birlikte okutmuştur. Tirmizî, Sünen. Hocaefendi, bu kitabı Mübârekfûrî’nin (1353/1934) Tuhfetü’l-ahvezî şerhi ile birlikte okutmuştur. Okuturken Tehanevî’nin İ’lâü’s-Sünen adlı eseriyle mukayese ettirmiştir. Malik b. Enes, el-Muvatta; Nesâî,  Sünen; M. Ali Nâsif, et-Tâcu’l-Câmi’; Murteza ez-Zebîdî, Ukûdu Cevahiri’l-Münife; Ali el-Müttakî, Kenzü’l-ummâl; Nevevî, Riyazu’s-Salihin; Kâdı Iyâz, eş-Şifâ; Muhammed Fuad Abdülbaki el-Lü’lüü ve’l-mercan, Ahmed Muhammed Şâkir-el-Bâisü’l-hasîs.

Fıkıh: Bizim medeniyetimizin fıkıh ve usul-i fıkıh medeniyeti olduğunu söyleyen Hocaefendi’nin Fıkıh ve Usul-i Fıkıh’a dair okuttuğu eserler şunlardır: Kudurî-Muhtasar; Mevsılî, el-İhtiyar; Mergînânî, el-Hidâye (Fethu’l-Kadir şerhi ile birlikte); İbn Abidinzâde, el-Hediyyetü’l-Alâiyye; İbrahim b. Muhammed el-Halebî, Mülteka’l-Ebhur; Vehbe Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslâmî ve edilletuhû; Esad Muhammed Saîd Sağarcî, el-Fıkhu’l-Hanefî ve edilletuhû.

Halen Hocaefendi, Ali el-Kârî’nin Fethu Bâbi’l-inaye bi şerhi’n-Nukaye adlı, dört mezhebin görüşlerini müdellel olarak ele alan kitabını şu fıkıh kitaplarıyla mukayeseli olarak okutmaktadır: Sadru’ş-Şerîa, el-Vikaye; Mergınani, Hidaye; Burhanettin Maze, el-Muhîtü’l-Burhanî; Şeyhzade, Mecmau’l-Enhur; İbn-i Abidin, Haşiyetü Reddi’l-Muhtar; İbn-i Abidinzade, Hediyyetü’l-Alaiyye; Vehbe Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslamî ve Edilletuhû; Esad Muhammed Saîd Sağarcî, el-Fıkhu’l-Hanefî ve edilletuhû, Diyanet İslâm İlmihali ve Hadislerle İslam. (Ahkama taalluk eden hadisleri esas alarak) Fıkıh usulüne dair okuttuğu kitaplar ise şunlardır: Molla Hüsrev, Mir’âtü’l-Usul; Abdülkerim Zeydan, el-Veciz; İbrahim eş-Şâtıbî, el-Muvafakât; Seyyid Bey, Medhal.

Tasavvuf: İmam Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye fî Ulûmi’t-Tasavvuf; İmam Rabbânî, Mektubat; Hâris el-Muhasibî, er-Riaye Lihukukillah; İmam Gazzâlî, İhyâu ulûmi’d-dîn (Zebîdî’nin İthâfu sâdeti’l-müttekîn şerhi ile birlikte), Abdurrahman Cami (Molla Cami)-Nefahâtü’l-Üns; Abdulhakim Arvasî, er-Riyadü’t-Tasavvufiyye.

Arap Dili: 1. Emsile, Binâ, Maksud, İzzî, İmam Birgivî-Avamil, İzharu’l-Esrar fi’n-Nahv, İbnü’l-Hâcib- el-Kâfiye, Abdurrahman Câmi, el-Fevaidü’z-Ziyaiyye. (Molla Cami), Ali Cârim-Mustafa Emin, en-Nahvu’l-Vâdıh, Bahaddin Abdullah b. Akîl-Şerhu İbn Akîl, Mustafa Galayinî, Câmiü’d-dürusi’l-arabiyye, Mehmed Zihni Efendi- el-Müntehap ve’l-muktedab fi kavaiidi’s-sarf ve’n-nahv. Tekellüm (3 cilt). Ayrıca Hocaefendi’nin pratik Arapça konuşmaya yönelik “Tekellüm” adlı bir kitabı vardır. Arap dili ve belağati ile ilgili olarak: Hatib el-Kazvînî-Telhisü’l-Miftâh, Ahmet el-Haşimî, Cevahirü’l-belağa fi’l-meani ve’l-beyan ve’l-bedi’, Ali Cârim-Mustafa Emin- el-Belâgatü’l-Vâdıha.

Kelâm: Sadeddin et-Teftâzânî, Şerhu akaidi’n-Nesefiyye, Mehmed Vehbi Efendi, el-Akaidü’l-Hayriyye, Bediüzzaman Said Nursi-Risale-i Nur Külliyatı, Hasan Şafiî-el-Medhal ila dirasât-i ilmi’l-kelam. Bu sayılanlarla birlikte Hocaefendi, Hasan el-Benna-er-Resâil, Zahid el-Kevserî-Makâlât, Hz. Ali Nehcü’l-Belâğa, Harputî-Kaside-i Bür’e Şerhi adlı eserlerini de ders halkasında mütalaa ve müzakere etmiştir. Ayrıca Hocaefendi, ders halkasında din, edebiyat, tarih, sosyoloji, felsefe gibi çok geniş yelpazede pek çok eseri talebelerine özetleterek ilgili kitapları analitik bir yaklaşımla müzakere etmiştir.

Buraya kadar Fethullah Gülen Hocaefendi’nin, İslâmî ilimler alanında okuttuğu kitapları tespit edebildiğimiz kadarıyla aktarmaya çalıştık. Eksik kalan kitaplar olabilir. Diğer taraftan Hocaefendi’nin şu ana kadar yayınlanan Türkçe eserlerinin sayısı yetmiş civarındadır. Bu eserlerin bir kısmı en son öğrendiğime göre başta Arapça, İngilizce, Fransızca, İspanyolca, Rusça, Farsça olmak üzere 43 dünya diline tercüme edilmiştir. Sürekli artan talep üzerine de bu tercümeler artarak devam etmektedir.

Dünyanın pek çok ülkesinde Hocaefendi’nin düşünce ve aksiyonunu ele alan onlarca sempozyum yapılmıştır/yapılmaktadır. Avustralya, Endonezya ve Belçika’nın saygın üniversitelerinde Hocaefendi’nin fikir ve aksiyon modeli üzerine akademik araştırmalar yapan kürsüler kurulmuştur.

Ayrıca Amerika’da Houston Üniversitesi bünyesinde Fethullah Gülen enstitüsü vardır.

Hocaefendi’nin düşünce ve aksiyonu üzerine İslam dünyasında yazılmış birkaç eseri örnek olarak zikretmek istiyorum: Prof. Dr. Ferid el-Ensari-Avdetü’l-fursan, Prof. Dr. Muhammed Babaammî-Fethullah Gülen Meşruu’l-hizme, Prof. Dr. Süleyman Aşratî-el-İnbiasu’l-hadari fi fikri Fethullah Gülen, Hendesetü’l-hadara tecelliyatu’l-umran fi fikri Fethullah Gülen, Prof. Dr. Fuad el-Benna-Abkariyyetü’l-Fethullah Gülen beyne kavaribi’l-hikmeti ve şevatii’l-hizmeti, Prof. Dr. Meryem Ayet Ahmed-Nidau’r-ruh rihletün fi alemi’l-fürsan, Prof. Dr. Muhammed Cekip-Eşvaku’n-nahda ve’l-inbias kıraat fi meşrui’l-üstad Fethullah Gülen, Prof. Dr. Abdulhalim Üveys-Fethullah Gülen Raidü’n-nahdati’r-raşideti fi Türkiye’l-Muasıra.

Diğer taraftan Hocaefendi’nin düşünce, aksiyon ve hizmet modeli üzerine dünyanın pek çok yerinde master ve doktora çalışması yapılmıştır / yapılmaktadır. Sadece Arap âleminde Muhterem Fethullah Gülen ile ilgili otuza yakın master ve doktora çalışması vardır.

Netice itibarıyla buraya kadar bizim bazılarını -kırık, dökük ve heceleme kabilinden- zikrettiğimiz mümtaz özelliklere sahip bulunan Muhterem Fethullah Gülen Hocaefendi alim, arif, mütefekkir ve aksiyon insanı değilse hakiki ilim, fikir, irfan ve aksiyon insanı olmanın ölçüleri nelerdir?

*Yrd. Doç. Dr., Fatih Üniversitesi

Yrd. Doç.Dr.ERGÜN ÇAPAN / ZAMAN

Peki bütün bunların yanında, dünyayı kucaklayan Hizmet Hareketinin liderliğini yapıyor olması yadırganabilir mi?

Onu da Rahle-i Tedrisinden nasiplenmiş Hüseyin Gülerce’den okuyalım:

Hüseyin Gülerce“Hizmet, hani dini hareketti?”

Hizmet-hükümet meselesinde, bir söylem öne çıkıyor: “Biz, Hizmet hareketini dini bir hareket biliyoruz.

Hâlbuki son tartışmalar, Gülen’in demeç ve röportajları gösteriyor ki, karşımızda siyasi bir hareket var.”

Burada iki peşin hüküm var: Birincisi, Hizmet hareketini tartışmasız “dini bir hareket” kabul etmek. İkincisi, siyasetin sadece partiler tarafından yapılmasını savunmak.

Evet, bu hareketin referansları İslamî’dir. Gönüllü insanları harekete geçiren, onları motive eden evet, Allah rızası, ila-yı Kelimetullah davasıdır. Hizmet hareketi, kendi mana köklerimize dönerek, kendimiz olarak ayağa kalkma hamlesidir. Evrensel insani değerlerde buluşarak, sevgi, diyalog, hoşgörü, uzlaşma diyerek bir arada huzur içinde yaşayacağımız yeni bir dünya kurma çabasıdır.

Bu özelliği ile Hizmet hareketi, demokratik toplumların olmazsa olmazı sivil toplum kuruluşudur. Demokrasilerde seçimler, yani sandık çok önemlidir. Seçmen iradesi tartışmasız çok değerlidir. Bununla beraber kamuoyu diye bir güç daha var. Partilere, yönetimlere etki etmektedir. Kamuoyuna karşı, kamuoyuna rağmen demokrasilerde siyaset yapmaya kalkmak, akıntıya kürek çekmek gibidir. Sivil toplum kuruluşları, hukukun içinde kalarak, kamuoyu oluşturma, siyaseti etkileme, toplumsal gelişmelerle ilgili fikirlerini, görüşlerini, tepkilerini ortaya koyma gibi demokrasiyi güçlendiren bir işleve sahiptir. Başta İspanya, İtalya ve Almanya’da Katolik sivil toplum kuruluşları, ABD’de Protestan sivil toplum kuruluşları demokrasi içinde önemli baskı gruplarıdır. Dini ve laik baskı grupları bu ülkelerin hiçbirinde yadırganmamaktadır. Burada tek ölçü, seçilmişlerin hukuka dayalı talimatları dışında, devlet çarkının işleyişi dışında hareket etmemektir.

Hizmet hareketi, bir sivil toplum kuruluşu olarak bu manada demokratik siyasetin hep içinde olmuştur. Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın kurucu mütevelli heyeti içinde yer alan ve halen vakfın onursal başkanı olan Muhterem Fethullah Gülen, 1994’te ilk açılış toplantısında şunu söylemişti: “Türkiye’de ve dünyada demokrasiden geriye dönüş yok…” Bu, dini bir söylem değildir. Tam tersine, Türkiye’yi ve dünyayı doğru okuyan bir kanaat önderinin, Müslümanların, sürekli gelişen demokrasi ile bir probleminin olmayacağı görüşüdür.

Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın faaliyetleri dini değil, toplumsal ve siyasidir. Mesela Abant Platformu bugüne kadar 30 toplantı yaptı. Bazılarının konuları şuydu: İslam ve Laiklik. Türkiye’nin AB’ye Üyeliği Sürecinde Kültür, Kimlik ve Din. Türkiye-Fransa Söyleşileri: Cumhuriyet, Kültürel Çoğulculuk ve Avrupa… Küresel Politikalar ve Ortadoğu’nun Geleceği. Yeni Anayasa. Kürt Sorunu: Geleceği ve Barışı Birlikte Aramak (İkincisi Erbil’de yapıldı). Demokratikleşme: 12 Eylül’den AB’ye Siyasi Partiler. Vesayet ve Demokrasi. Aleviler ve Sünniler: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak…

Dünyanın 160 ülkesinde açılan Türk okulları da çok şükür, dini, dili, ırkı, mezhebi farklı coğrafyalarda rağbet görüyor? Bu okulların hiçbiri dini okul değildir. Hepsi o ülkelerin eğitim müfredatına göre çalışıyor. Ortak özellikleri, iyi insanlar, dürüst insanlar, barışa sevdalı nesiller yetiştirmek. Bu arada Türkçeyi de dünya dili haline getirerek gönüllü Türkiye lobileri oluşturuyorlar.

Onun için “Hizmet, hani dini hareketti?” diye menfi algı oluşturma gayretlerinden, bunun için psikolojik harp yöntemleri kullanmaktan vazgeçilsin. (Bundan sonraki yazının konusu, “Hizmet, parti mi kursun?” olacak.)

31 Ocak 2014, Cuma

 

Reklamlar