Etiketler

, , , , , , ,

tarıkBir çift lafı hak etmiyor mu?

Bu defa sözüm medyada Ankara’ya göre yön belirleyen kalemlere:

Dershanelerin kapatılmasını “eğitim reformu” diye sundunuz. “Kapatılmasın” diyenleri hükümete cephe almakla suçladınız.

2004 MGK’da imzalanan “Gülen Cemaati’ni bitirme”belgesine “konjonktürel” yaklaştınız, “uygulanmadı” dediniz.

2011-13 yıllarına ait fişlemelerine itibar etmediniz. Rüşvet ve yolsuzluk soruşturmasına inanmadınız. “Zamanlama manidar”, “Hükümete operasyon” dediniz, daha ileri gidip“darbe” diye yorumladınız.

Ankara’yı sıkıntıyı sokan “tapelere”, teknik ve fiziki takiple elde edilen yasal delillere “gizlilik”gerekçesiyle dokunmadınız.

Binlerce polisin, yüzlerce hakim-savcının tasfiye edilmesine “idari tasarruf” diye baktınız.

Bir ayı geçti, hiçbir somut kanıt ortaya konulmadığı, konulamadığı halde olan biteni Cemaat’e fatura ettiniz.

Bırakın son iki ay içinde yaşananları, geriye doğru bütün “negatif” olayların faili olarak Hizmet Hareketi’ni gösterdiniz. 

“Emniyet-yargı cuntası” yaftalamasıyla Ankara’da kurulan denkleme su taşıdınız.

Keçilere pes dedirten günahlar!

Milli Ordu’ya kumpas, KCK Soruşturması, MİT müsteşarının ifadeye çağırılması, Çözüm süreci, Paris cinayetleri, Suriye’deki iç savaş, Deniz Baykal’a komplo, şike davası, Gezi olayları, dolardaki artış, kuru fasulye fiyatları vesaire… Tüm bu tıkanıklıkları Camia’ya mal ettiniz.

Geçmişi bırakın, gelecekte olacakları da şimdiden aynı adrese ihale ettiniz. Güneydoğu’da terör kalkışması (Serhildan), faili meçhuller, hatta olası seçim mağlubiyetinin bile suçlusu belli.

Ortaya konulan bütün belgeleri “sahte” kabul ettiniz, tüm operasyonlara “komplo” dediniz.

Twitter veya mail yoluyla tepki aldınız, gerçek veya sahte hesaplardan (asla tasvip edilemez) hakaretler oldu. Haliyle buna çok bozuldunuz, köşelerinizde onlara cevaplar verdiniz, bu vesileyle tuttuğunuz cepheyi daha da sağlamlaştırdınız

Haliyle, hakaret işitmenin kişiye ne hissettirdiğini çok iyi biliyorsunuz. (Eleştiri hudutları dışına çıkmadığım halde, hayat boyu görmediğim küfür ve aşağılamaya muhatap olan biri olarak ben de çok iyi biliyorum.)

Şimdi durup düşünün…

Allah aşkına;

En üst perdeden…

Koskoca bir Camia “terör örgütü” diye tanımlanırken…

“İninize gireceğiz” diye rencide edilirken…

“Ajan”, “casus”, “çete”, “virüs”, “Haşhaşi” lafları havada uçuşurken…

Büyükelçilere “Bu örgütü muhataplarınıza iyi anlatın” talimatıyla, 160 ülkede 1000’i aşkın eğitim kuruluşu ateşe atılırken…

Milyonların tebrik ve takdir ettiği bu Camia’nın başındaki kişiye, ağza alınmayacak biçimde“yalancı peygamber”, “sahte veli”, “âlim müsveddesi” ve daha nice ağır hakaretler sıralanırken…

Gidişata itiraz eden herkes ama herkes, yine o yüksek perdeden tehdit edilip “vatan haini” ilan edilirken…

İki çift laf etmiyor, edemiyorsanız… 

İçiniz de mi sızlamıyor?

Bu hakaretleri işiten koca koca profesörler, Haliç’te o büyük salonu dolduran din adamları ve dakikalar sonra ödül alan malum şahsiyetler… Bari sesiniz çıkmadı, acaba hiç mi yutkunmadınız?

Biri çıkmış diyor ki: “Hocaefendi’yi kastetmedi.”

Günler, haftalar geçti. Yalanlama var mı?

Tık yok.

Ezcümle… Tarih, bu yaptıklarınızı, sesinizi ve sessizliğinizi kaydediyor. Hiç bu tarafa ayar vermeye kalkmayın, bizimki de elbette kayıt altında.

Ve çok iyi biliyorsunuz ki, bizim ibadethanelerimizde “günah çıkarma” odası yok.

Reklamlar