Etiketler

, , , ,

Mehmet KamışDemokrasi ve özgürlüklerle ittifak

Bugün Hizmet Hareketi ile yaşadığı gerginlikleri bir tarafa bırakarak AK Parti’ye tek başına baktığınızda ne görüyorsunuz?

Sürekli demokrasiden, insan haklarından ve demokratikleşmeden bahseden bir parti mi görünen? 12 Haziran öncesi söz verildiği gibi sivil bir anayasa için harıl harıl çalışıldığı, bireysel özgürlüklerin her daim artırıldığı, her kesimden insanın kendisini güvende hissettiği, en azından bu yolda ilerlemelerin görüldüğü bir ülkede mi yaşıyorsunuz? Yani Hizmet Hareketi olmasaydı bugünkü Türkiye’ye baktığınızda çağdaş dünyaya hızlı adımlarla koşan bir ülke mi görüyor olacaktınız? Türkiye hızla ilerleyecek, demokrasisini yerleştirecek, şeffaflık ve hesap verebilirlikte zirveye tırmanacaktı öyle mi? Yoksa demokrasinin sandık fetişizminden ileriye gitmediği, sandıktan çıkanların her şeyi yapabilme ruhsatını aldığı bir ülke haline geldik endişesi mi var insanlarda? Buna verilecek cevap AK Parti ile Hizmet arasındaki gerginliğin de kodlarını ortaya koyacak.

Fethullah Gülen Hocaefendi; Wall Street Journal Gazetesi’ne verdiği röportajda Hizmet Hareketi’nin demokrasi, insan hakları ve özgürlük ile ittifak ettiğini söylüyor. “Hizmet üyeleri de dahil Türk halkının büyük kesimi demokratikleştirme reformları yaptığı, ordunun siyasiler üzerindeki vesayetine son verdiği ve Türkiye’yi AB’ye giriş sürecinde ileriye götürdüğü için AK Parti’yi destekledi. Doğru olduğuna inandığımız ve demokratik ilkeler ile aynı paralelde olan şeyleri her zaman destekledik.” diyor.

Yani bir partiye angaje olmak yok, bir kişinin yaptıklarının peşinden savrulmak yok, taraftarı olunan bir partinin yanlışlarıyla yanlışlar içine düşmek ve büyük kitleleri ötekileştirmek, dışlamak yok. İlkeleri, hukuku ve adaleti kim savunuyorsa, en çok demokrasiyi kim vaat ediyorsa, insan odaklı bir yönetim anlayışını kim uyguluyorsa orada olmak var. İyi yaptığında yanında, kötü yaptığında ise karşısında durmanın güzelliği var. Sadece hakkın, hukukun tarafgiri olmanın rahatlığı var.

Hizmet Hareketi’nin AK Parti ile bugün yaşadığı sıkıntının temelinde, hükümetin ülkeyi götürmek istediği rotanın şaşmasının yattığını söylemek yanlış olmaz. Türkiye demokratik ve özgürlükçü bir ülke olmaktan çok, şarklı ve inançlar dahil her şeyin devlet tarafından belirlendiği bir ülke olmaya doğru rotasını çevirdi. Kutsanan, kutsallaştırılan, şerik kabul etmeyen bir devlet, yeni Türkiye’nin merkezine geldi oturdu. AK Parti, Mustafa Erdoğan’ın deyimiyle ‘fenafil devlet’ oldu. Oysa AK Parti’nin hararetle desteklenmesinin en büyük sebebi 12 Haziran öncesi sivil anayasa ve kişisel özgürlüklerin çok genişletileceği vaadiydi.

Dikkatlice baktığınızda Türkiye’deki bütün sıkıntıların, Hocaefendi’nin işaret ettiği üç şeyin yani ‘demokrasi, insan hakları ve özgürlük’ eksikliğinden kaynaklandığını görürsünüz. Bugün uğraştığımız problemlerin temel ilacı olarak da bu üç şeyi saysak yanlış söylemiş olmayız. Kürt meselesinin hallolması, Alevilerin rahatsızlıklarının giderilmesi, bugün hararetle tartıştığımız yolsuzluk, rüşvet gibi toplumsal hastalıkların ortadan kaldırılması da bu üçlüyle sağlanabilir.

Ancak bugün geldiğimiz noktada AK Parti, Türkiye’yi ideolojik bir devlet anlayışıyla yönetmeyi tercih ediyor ve kendi resmî devlet anlayışını bütün topluma, bütün cemaatlere ve camialara kabul ettirmeye çalışıyor. Kimse AK Parti’ye, birkaç danışman ve bürokrat vatandaşı adam etsin, kendisine benzetsin diye oy vermedi. Daha çok demokrasi, daha çok özgürlük vaat ettiği için bu parti insanların tercihi haline gelmişti. Artık bir muhaberat devleti olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Bugün iyice anlaşıldı ki AK Parti ahdi bozmuş.

MEHMET KAMIŞ / ZAMAN

Reklamlar