Etiketler

, , , , ,

Ahmet HakanBöyle darbeye can kurban
12 Eylül bir silindir gibi geçmişti bu milletin üzerinden.
– Bir sağdan, bir soldan adam asmalar…
– Her şehirden stadyum dolusu adam toplamalar…
– Ortada anayasa, siyasi parti, sendika, dernek bırakmamalar…
– Kafayı kaldıranı kodese yollamalar…
– Kitaplara suç aleti muamelesi yapmalar…
– Her karakolu işkence merkezi haline getirmeler…
– Kenan Evren’in sesi dışında hiçbir sese geçit vermemeler…
– Zincirbozanlar, Hamzakoy’lar…
– Metris’ler, Mamak’lar, Diyarbakır’lar…
– Sürgünler, acılar, gözyaşları…
– Zulümler, gaddarlıklar, kök söktürmeler…
Anlatmakla bitmez yani…
*
11 yıllık AK Parti hükümetinin iddiasına göre:
17 Aralık’ta da darbe oldu.
*
Fakat nasıl bir darbe ise bu “darbe”…
– Ordu bunların elinde, tanklar bunların elinde, MGK bunların elinde…
– Hallaç pamuğu gibi dağıtabildiklerine göre polis bunların elinde…
– Danışmanlar, bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar bunların elinde…
– Her akşam televizyonlarda onlarca “konuşan kafa” bunların elinde…
– Üniversiteler bunların elinde, valiler bunların elinde…
– Sivil toplum örgütleri bunların elinde…
– Aynı gün aynı manşeti atacak tonla gazete bunların elinde…
– Yasama bunların elinde, yürütme bunların elinde…
– Bir gecede yargıyı hükümete bağlayacak güç bunların elinde…
– Banka batıracak denli büyük özgüven bunların elinde…
– Milyar dolarlık rüşvet ve yolsuzluk iddialarının karşısına malum savcının Dubai tatilini koyabilecek denli moral üstünlük bunların elinde…
– “Ama yolsuzluk, ama rüşvet, ama avantacılık” falan diyene “seni gidi darbeci, seni gidi paralelci, seni gidi Cemaatçi” diye yaftalayabilme becerisi bunların elinde…
Kısacası…
Her şey bunların ellerinde…
*
Hani Hoca Nasrettin, kepçeyi hoşafa daldırıp höpürdettikçe “Oh öldüm, öldüm” diye zevkten inleyen adama, “Birader ver şu kepçeyi de… Biraz da biz ölelim” demiş ya…
İşte o hesap, ben de şöyle diyorum:
Muhteremler! Verin şu elinizdeki gücü, yetkiyi, imkânı, egemenliği,
iktidarı da…
Biraz da biz darbelere maruz kalalım.
Arkadaşlar, şimdi Cemaat’i linç ediyoruz
MAŞALLAH! Ne de çok şey biliyorlarmış “Cemaat” hakkında…
Döktürüyorlar resmen: Hacısı da döktürüyor, hocası da döktürüyor. Âlimi de döktürüyor, zalimi de döktürüyor. Saygını da döktürüyor, şebeleği de döktürüyor.
*
Ulusalcıların bin yıllık tezlerine abanıyorlar. Doğu Perinçek’in Aydınlık’ında çıkan ne varsa kopyalayıp yapıştırıyorlar.
Pardon! Haklarını yemeyelim…
Biraz ekleme de yapıyorlar: Ayetler, hadisler ve İslami yaklaşım ekliyorlar.
*
Daha dün “Hocam… Muhterem Hocam… Lütfen Hocam… Elini ayağını öpeyim Hocam…” diye yakarış mektupları yazdıkları Hoca’ya bu zamana kadar hiçbir Kemalist’in demediklerini diyorlar.
“Cizvit papazı” diyorlar… “Opus Dei” diyorlar… “Tapınak Şövalyesi” diyorlar.
*
Dün “kardeşlerimiz” diyorlardı, bugün düşmanlarına bile söylemediklerini söylüyorlar.
Dün “Acaba hükümet ile Cemaat’in arası mı açılıyor” diye soranlara “Kes sesini fitneci” diyorlardı, bugün fitneyi geçtim, ağız dolusu sövüyorlar.
*
“Gülen Hareketi ile ilişkimiz hasbilikle, muhabbetle ve aynı ulvi amaca yönelmekle yoğrulmuştur, bu gerçeği bilmeyenler yanlış hesap yaptıklarından hep hayal kırıklığına uğrarlar” diye yazıyorlardı.
Bu yazdıklarının mürekkebi bile kurumamışken bugün “Dağıtacağız bu Cemaat’i” diyerek ant içiyorlar.
*
Dün “Allah senden razı olsun Fethullah Gülen Hocam… Yaptığınız hizmetler unutulmaz… İslam’ın gür sesini yedi iklim dört bucağa duyurdun…” diyorlardı.
Bugün “Cemaat evlerinde Kuran yerine İncil okunuyor” diyorlar.
*
Düne kadar “Türkçe Olimpiyatları”nda stadyumun en mutena köşesinde konuşlanmak için can atanlar, bugün hiç utanmadan “İki siyahi ile üç çekik gözlü çocuğa ‘Kâtibim’ türküsü söylettiniz diye adam mı oldunuz lan” diye posta koyuyorlar.
*
Daha düne kadar “Cemaat” aleyhinde kitap yazdı diye hapislere tıkılan ve 17 Aralık’a kadar dönüp de bir kere bile yüzüne bakmadıkları Hanefi Avcı’ya şimdi “potansiyel emniyet genel müdürü” muamelesi çekiyorlar.
*
Bir linç şenliği başlatmış durumdalar, bir infaz ayinine girişmiş durumdalar.
Lince ortak olmayanlara “darbeci”, infaza katılmayanlara “paralelci” diyorlar.
Kendi kurdukları “Cemaat taşlama” oyununa, istedikleri tarzda katılmayan kim varsa infaz ediyorlar.
*
Üstüne gitmenin, kara propaganda yapmanın, komplolar kurmanın, zayıflatmaya çabalamanın, kampanya sürdürmenin, tezvirata boğmanın, iftira atmanın bile bir adap erkânı vardı.
Artık yok.

AHMET HAKAN COŞKUN / HÜRRİYET

Reklamlar