Etiketler

, , , , , ,

Gülay GöktürkBizim yasalarımız, yargılama sürecinde bazı hukuk ihlalleri olduğu konusunda ciddi kanıtlar varsa, yeniden yargılama yolunu açan düzenlemeler getirmiş. Bütün tutuklular gibi, Ergenekon ve Balyoz Davası sanıklarının da bu imkanı kullanmalarından daha normal bir şey olamaz.
Ama bu başka şeydir, bu davaların yeniden görülmesinin Eski Türkiye’yle ittifak arayışının bir sonucu olarak gündeme gelmesi başka bir şey…

Birincisi adalet arayışıdır. Adil bir yargılamayla hem bireysel planda ortaya çıkmış haksızlıkları sona erdirmeyi hem de bu sayede yaşadığımız toplumsal kutuplaşmayı yumuşatmayı ve barış iklimini oluşturmayı hedefler. Hukuken olduğu gibi siyaseten de doğru bir yönelimdir.

İkincisi ise siyasi bir arayıştır. “Kuşatılmışlık” duygusu içinde, ihanet ettiği düşünülen eski müttefike karşı bir başka ittifaka; hem de son derece tehlikeli bir ittifaka yönelmektir.

İşte bu ateşle oynamaktır. AK Parti’nin geçmişini inkar etmesi, 11 yıllık iktidarı boyunca rejimin niteliği açısından yaptığı en önemli değişimden geri adım atması anlamını taşır.

İade-i itibar davasına dönüşürse

Benim endişem, şu anda yapılanın ikincisi olduğunu hissetmekten kaynaklanıyor. Bu hissiyatımın dayandığı somut işaretler de az değil. Başlangıçta bir danışmanın dikkatsizce kullandığı bir ifade zannettiğim “orduya kumpas kuruldu” iddiasının Başbakan tarafından da paylaşıldığını görmek, bu endişemi iyice artırdı.

Zira yeniden yargılamanın kapısını bu zihniyetle açarsanız, peşinde olduğunuz şey adalet değil siyasi faydadır. O zaman da bu davaların hakikati arama davaları olmaktan çıkıp aklama davasına dönüşmesi; darbe sanıklarına iade-i itibar davası olması kaçınılmazdır.

Peki o zaman ne olur?
Eski Türkiye ordusuyla, yargısıyla, basınıyla ve sermayesiyle yeniden saldırıya geçer.

Unutmayın ki, içeriden çıkaracağınız darbeci komutanlar ve onların hem toplum içindeki hem de ordu içindeki uzantıları, sizin iktidarınıza geçmişte nasıl ontolojik olarak karşı idiyseler, bugün yine öyleler. İdeolojileri değişmedi, siyasetleri değişmedi, misyonları değişmedi. Onlar hâlâ kendilerini bu ülkeyi Atatürk düşmanı güçlerden kurtarma ve “Cumhuriyet değerlerine döndürme”misyonuyla tanımlıyorlar. Açıkça “rövanş” çığlıkları atıyorlar. Hâlâ yaptıkları her şeyin “görevleri icabı” olduğunu savunuyor; darbecilik konusunda asla en ufak bir nedamet belirtisi göstermiyorlar.

AK Parti, bu politikayı ordu üst yönetiminin kendine bağlı kalacağına güvenerek izliyorsa yine yanılıyor. Zira Türkiye’de bütün darbeler emir-komuta zinciri içinde yapılmadı. 27 Mayıs gibi alttan yukarı doğru gerçekleşen darbelere de tanık olduk. Bu iktidar, 11 yılda ordu içinde bir “kültür devrimi” gerçekleştirmediğine göre, orta ve alt kademelerde hâlâ “Cumhuriyeti dinci güçlerin elinden kurtarma” misyonu ile yanıp tutuşan Kemalist gruplar, darbeci mahfiller olduğunu ve bunların eski komutanlarının hapisten “aklanarak” ve muzaffer komutanlar edasıyla çıkmasından cesaret alacaklarını, harekete geçmeye kalkışabileceklerini düşünmek zor olmasa gerek.

Sivil destekçiler dimdik ayakta

Bu kadar da değil…
Makara geri sarılıp eski darbecilere itibarları iade edildiğinde iştahı kabaracak ve yeniden eski günlere dönüp mevcut iktidarı devirmek için darbe kışkırtıcılığına başlayacak “sivil” destekçiler de dimdik ayakta duruyor. Siz bakmayın son yıllarda hepsinin “Biz de elbette darbeciliğe karşıyız, sadece hukuk ihlali yapılmasın diyoruz” söylemine sarıldıklarına… Şu anda Silivri’nin sivil ayakları, eski mevzilerini kazanmak ve yeniden “imtiyazlı vatandaş” durumuna dönmek için ordu içindeki güçlerin yeniden toparlanmasını bekliyor. Böyle bir imkan ve ihtimal belirdiğinde, bugünkü laflarını unutup her türlü provokasyon ve kaos denemesi ile yardıma koşacaklarından ve eski günlere dönmek için ellerinden geleni artlarına koymayacaklarından emin olabilirsiniz.

Kısacası, 11 yıl bir ülke tarihinde çok uzun süre değil. Darbeler döneminin temelli kapanabilmesi için geniş toplum kesimlerine dayanan güçlü bir iktidarın siyasi kararlılığının devamı gerekiyor. Bu kararlılık gevşediği anda Eski Türkiye’yi geri getirmek isteyenlerin neler yapabileceklerini hayal bile edemezsiniz.

GÜLAY GÖKTÜRK / BUGÜN

Reklamlar