Etiketler

, , ,

Cüneyt ÖzdemirHer yer rüşvet her yer yolsuzluk…
Değil Kadıköy stadından uzağa, dünyanın öteki ucuna mesela Japonya’ya bile gitseniz ‘her yer rüşvet, her yer yolsuzluk’ sloganlarının yankısı gelip sizi bulacaktır.
Her yer rüşvet her yer yolsuzluk
Geçen günlerde bir dost meclisinde yurtdışında yaşayan bir arkadaşımız çok ilginç bir şey söyledi. “Düne kadar Türkiye’de olan biten siyasi olayları yabancılara anlatmakta zorlanıyorduk. Bu son olaylar sonrasında her şey basitleşti. Zira yolsuzluk ve rüşvetin bütün dünyada tek bir karşılığı var” dedi. Benzer bir bakış açısını dün Murat Yetkin Radikal’deki köşesinde gayet net bir şekilde yazmıştı. Biz kendi içimize kapanmış bir uzay gemisi gibi bütün dünyayı kör ve cahil sanaduralım aslına bakarsanız 17 Aralık’tan bu yana dünyanın gördüğü ile Başbakan’ın bize göstermek istediği şeyler çok farklı. Başbakan Erdoğan dün ‘sevdiği’ gazeteciler ve kendisini destekleyen ‘âkil insanlarla’ bir araya geldi. Kürt sorununda denediği ve ben dahil pek çok kişinin destek verdiği âkil adamlarla ikna formülünü yine devreye soktu. Gelin görün ki bu sefer durumlar farklı. Bir öncekinde, yani Kürt meselesinde yıllarca çözüm bekleyen evlatlarımızı kurban verdiğimiz ve herkesin “Yeter bitsin artık” dediği bir savaş vardı. Oysa şimdi ortada çok ciddi rüşvet ve yolsuzluk iddiaları var.
Bakan, ailesini de yanına almış tutuklu işadamı Rıza Sarraf’ın özel uçağı ile Cidde’ye gitmiş. Hürriyet gazetesi manşete çekmiş. Ertesi gün merakla bekliyoruz, tek bir yalanlama yok. Ortaya konulmuş bir fatura yok. “Gitmedim” diyen yok. “Gitmedi” diyen de yok. 
Aynı bakanın 700 bin liralık bir saati ‘hediye’ adı altında rüşvet olarak aldığı iddia ediliyor. Aradan neredeyse bir ay geçti. “Almadım” diyen yok. “Alın size o saatin faturası” diyen yok. “Hayır almadı” diyen de yok. 
Bir başka bakanın elbise kılıfına doldurulmuş dolarları rüşvet olarak aldığı iddia ediliyor. Telefon tapeleri ortada… “Almadım” diyen yok. “Elbise hediye edilmedi” diyen yok. “Elbise geldi alın size faturası” diyen yok. 
Bakanın oğlunun evinden 6 çelik kasa çıkıyor. Yapılan tek açıklama: “Bizim oğlan pintidir, kasaları satmaya kıyamamış.” O kasaları oraya taşımanın masrafı bile satıp cebinize kalacak paranın iki katı. “Bir evde 6 kasa neden tutulur?” Cevap yok. 
Banka müdürünün evinden ayakkabı kutularının içinden 4.5 milyon dolar çıkmış. “İmam hatip yaptıracaktık, para topladık” deniliyor. Hani belgeleri? Makbuzları ortaya koyan yok. Yardım yapanlar ortada yok.Erdoğan Bayraktar istifa ederken yaptığı açıklamada “Başbakan’ın talimatı ile bütün değişiklikleri yaptım. O da istifa etsin” diyor. Tık yok. 
İşadamı Ali Ağaoğlu’nun İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne rağmen, İstanbul Ak Parti İl Başkanı’na rağmen, Çevre Bakanlığı’na rağmen, hatta Çevre Bakanı’nın oğluna bile rağmen Başbakan ile konuşup emsal değişikliği yaptırdığına dair tapeler ortada dolanıyor. “Bunlar yalan” diyen yok. “Böyle bir konuşma yapılmadı” diyen yok. “Bunlar iftira” diyen yok. 
Rıza Sarraf’ın aile fertlerini adam başı bir milyon dolar rüşvet verip bakanlar kurulu kararı ile Türkiye vatandaşı yaptırdığı iddia ediliyor. “Yok böyle bir şey” diyen yok. “Hayır yapılmadı” diyen yok. 
Peki bütün bu sorulara cevap olarak ne söyleniyor. “Bunlar Paralel Devlet!” 
Rüşvet ve yolsuzluk ile mücadele bir şeydir, paralel devlet ile mücadele başka bir şeydir. 
Türkiye’de paralel devlet ile mücadele edilmeli, hiçbir güç hukukun üstünde olmamalı. Paralel devlet varsa ortaya çıkartılıp sonuna kadar üzerine gidilmeli. 
Gelin görün ki bu sırada eğer ortada rüşvet ve yolsuzluk varsa onun da ayrıca üzerine gidilmeli. Gördüğümüz kadarıyla yargı ile yürütme arasında ipler kopmuş durumda. Savcılar polise söz geçiremiyor. 1000 polis şefinin yerleri değiştirilmiş. Savcıların ellerinden dosyalar alınıyor. 
Söylenebilen tek şey ‘bütün bunların dış güçlerin oyunu’ olduğu. 
Böyle bir ortamda belki dün Başbakan kendisine gönül vermiş ve inanmaya hazır o 45 kişiyi ikna edebilir hatta yılbaşı gecesi dahil 24 saat boyunca ekranlara çıkıp durmaksızın aynı cümleleri tekrar da edebilir veya Rıdvan Dilmen’i ve Fenerbahçeli yöneticileri bile ‘bağlayabilir’ ama statlarda yankılanan ‘Her yer rüşvet her yer yolsuzluk’ sloganlarını durduramaz. 
Zira o sloganlar şu anda sokaktaki fısıltı gazetesinin manşetinde duruyor.
Rüşvet ve yolsuzluğun her dilde, her görüşte, her sokakta tek bir anlamı var.
Sadece Türkiye’de değil dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde rüşvet ve yolsuzluk iddialarına net cevap vermeden, paralel devlete karşı demokrasi mücadelesi verdiğinize kitleleri inandıramazsınız. 
Rüşvet ve yolsuzluk iddialarını hiç hafife almayın zira siz hafife alsanız da onlar sizin peşinizi bırakmaz.
Değil Kadıköy stadından uzağa, dünyanın öteki ucuna mesela Japonya’ya bile gitseniz ‘her yer rüşvet, her yer yolsuzluk’ sloganlarının yankısı gelip sizi bulacaktır.
CÜNEYT ÖZDEMİR / RADİKAL
Reklamlar