Etiketler

, , , , ,

ABD LOBİYahudi lobisi: “Cemaâti bitirmek zor, Erdoğan kolay iş..!”

Yaklaşık 1.5 yıldır Ergenekon’un karakutusu sayılan Tuncay Güney’i aramıyordum. Bir kaç gündür televizyonlara çıkmış, gazetelere demeçler vermiş, bir sorayım dedim; onun yorumuna göre Türkiye’de neler oluyor. Lafı bir espiri ile açtım:

“Gözünaydınlık olsun, beddua mı ettin, ahın mı tuttu nedir bana. AKP ile MİT’in birlikte yürüttüğü  bir asimetrik psikolojik savaş sitesi beni MOSSAD ajanı ilan etti, hedef gösterdi, kod adım bile var: Kabak.. Güler misin, ağlar mısın?”.

Epey güldü Tuncay ve lafı gediğine koydu: “Sen şanslısın, MOSSAD ajanlığı yaftası, cemaata atılan “terör örgütü” iftirası yanında çok masum kalıyor. Kimse senin MOSSAD ajanı olduğuna inanmaz, ama cemaata “casusluk ve vatan hainliği” davası açmaya çalışan karanlık şebeke başbakanı esir almış gözüküyor. Bu kara leke, cemaatın tüm dünyadaki hizmetlerini etkiler.”

“Ciddi olamazsın, yoksa sen de mi cemaata örgüt operasyonu yapılacağını sanıyorsun?” diye sert çıkıştım. Hiç oralı olmadı, “tahmin etmiyorum, eminim” dedi ve ekledi:

“New York’taki Yahudi dostlarım merkezi hükümeti, AKP’yi, Recep Tayyip Erdoğan’ı bu süreçte destekleme kararı aldılar. Aslında biliyorsun, sevmezler. Bağımsız olan ve satın alınamayan Cemaatten ise çok korkuyorlar. AKP’yi bitirmek çocuk oyuncağı, ANAP gibi kağıttan kaplan, bir üflesek yıkılır ama cemaatın kemiği sağlam, yıkılması zor diyorlar. Hedef cemaatı zayıflatmak, daha sonra Erdoğan’ı safdışı bırakmak kolay iş, o kadar fazla açığı var ki. Cemaat’de aydın, çok sağlam bir kesim var. Oysa AKP’dekiler toplama kampı gibi, çıkarları bitti mi bir düdükte saf değiştirirler.”

Tepkim anında oldu: “Cemaatı bitirmek planı haince, Türk milleti Erdoğan’ı af etmeyecektir, ayrıca AKP ve Erdoğan kendi kendine Voyvoda kazığı geçiriyor, kendi ayağına kurşun sıkıyor, AKP gemisi hızla su alıyor. Bu kadar aptallığı yapmak için nasıl bir danışmanlık alıyorlar?”

Tuncay uzun bir kahkaha attı ve tesbitini iletti: “Erdoğan’ın etrafındaki dalkavuklar ve yalakalar öyle demiyorlar ama. Cemaatten kurtulunca güçleneceklerini sanıyorlar. Pek çok tarikat ve cemaat Erdoğan’ın korkusundan ve menfaatlerinden dolayı cemaata savaş açtı, cemaate küfür ettikce değerleri artıyor. Erdoğan güya herkesten biat almış, cemaat ise direniyormuş. Direncini kırmak, siyasetin emrine sokmak için her türlü şantaj ve tehdit devrede. Paralel örgüt iddiası bundan, silahsız örgütde oluyormuş demek! Bak şimdi de Ergenekoncuları, Balyozcuları Silivri’den salıyorlar ve cemaatın üzerine saldırtacaklar. İntikam alacaklar.”

“Aman çok korktum” demişim, bu darbecileri bırakırlarsa, sadece hukuki ihlal olmaz, bir daha AKP hangi yüzle seçimde sandıkta halktan oy ister? 2011’de dediklerinin tam aksini yapan bir konuma savruldular. Bu adamları acaba hipnotizma yaparak, siz devletsiniz büyüsü filan mı yapıyorlar, hepsi zombiye döndü sanki! Eğer bugün yaptıkları İslam düşmanı icraatı o zaman yapsalardı, seçim meydanlarında halka anlatsalardı, yüzde 20 bile oy alamazlardı. Bu iki yüzlülük AKP’yi tam ortadan ikiye çatlatır. Parti üç aya kalmaz, 30 Mart 2014’den sonra ikiye bölünür. Korku duvarı, yerel seçimde yüzde 40 altı oy alınmasıdır, çatır çatır gümlerler.

Tuncay sazan gibi bu yorumum üzerine atladı: “Yapma yav! Hiç böyle düşünmemiştim. Erdoğan’dan çok korkuyorlar, AKP içinde bir tane bile liderlik yapacak adam yok sanıyordum. Kendisini çok güçlü gören bir iktidarın parçalanması ANAP’laşma sürecidir”.

Erdoğan, 2015 genel seçimlerini beklemeden bu yaz cumhurbaşkanlığı seçimi ile birlikte erken genel seçime gidecektir. Eğer beklerse, daha fazla yıpranacağını, partinin eriyeceğini, ikiye çatlıyacaklarını ve halk tarafından cumhurbaşkanı seçilmesinin riske gireceğini görüyor. Ergenekoncuları çıkartırsa Türk ordusunu da arkasına almış olacağını hesaplıyor. Böylece kimse darbe yapamaz diye düşünüyor. KCK ile PKK’ya Büyük Kürdistan kurduruyor, dış güçlerin bir dediğini zaten iki etmiyor. Kim tutarmış Tayyibimi, ‘halifeyim’ dese kimsenin gıkı çıkamaz.

Tuncay patladı: “Aman Faruk, sende olmasan millet doğruları öğrenemeyecek. Medyada o kadar salak gazeteci türedi ki, insan konuşmaya çekiniyor, çarpıtıyorlar. Bana akıllı ol, Erdoğan’a destek ver, yoksa Ergenekon’u ortaya çıkartan gazeteci olarak seni sanık yaparız, kapatılan eski davalarını açtırırız diye dolaylı tehdit ediyorlar. Cemaat mensubu ve MOSSAD olmadığımı anlatmam yıllarımı aldı, gazeteci ve yazar takımı kaz kafalı, bir defa da değil 10 yılda anlıyor.”

Tuncay, “yolsuzluk, rüşvet ve Muta nikahlı zinalar biliniyordu, peki AKP’lileri tuzağa düşürüp şantaj için seks kasetleri çekenler kim, cemaat mi?” diye merakından sordu.

Cevap belli değil mi? Erdoğan da biliyor bunu: “Sarı Levent’in ve Doğu Perinçek’in İngiliz ekibi cayır cayır çalışıyor. Kasetleri servis yaparlar, nasıl olsa cemaatın üstüne yıkacaklar. Medyanın ve Erdoğan’ın kullandığı dil Perinçekce, nefret dili oldu. Az konuş Tuncay, ortam berbat. Benim gibi çok konuşup, çok yazıp hedef olma. Twitter’da bombaladım gerçekleri. Sen kimsin diyorlar? Ben Şemsi Tebriziyim, Behlül Danayım, Ebu Cendelim, Ebu Dücaneyim, Niyazi Mısrıyim, Ebu Zer Gifariyim diyorum, aval aval bakıyorlar. Onlarda kim yahu diyorlar!”

Tuncay gülmekten yerlere yattı ahizenin öbür ucunda: “Müslüman entelektüellerin bilgi hazineleri kıt, seni anlamazlar, aydın bir müslümanla tartışamazlar, zekadan yoksunlar, çok kapasitelerini zorlama, motor kaynatırlar! Ergenekon’dan ve Odatv davasından dışarı çıkan gazeteci Ahmet Şık, Toronto’daydı, Kanada Gazeteciler Derneği, yılın gazetecisi ödülünü vermiş, aradı röportaj için, konuşmak istemedim. Cemaat aleyhine konuşmak moda oldu, beni de kullanmak istiyorlar. Mehmet Ali Birand’ın oğlu aradı 32. Gün’den, çıktım, konuştum. ABD, 22 ülkede sınırları değiştirmeye karar verdi, Büyük Kürdistan demek zaten, Türkiye, Irak, Suriye ve İran’ın topraklarının parçalanması anlamına geliyor. Cemaat önlerinde engel, derin Amerikalılar ve Yahudiler biliyorsun, cemaatı bu nedenle hedef haline getirdiler. AKP  tribünlere oynuyor, cemaatın ülkeyi sattığı yalanı tutmaz, ama operasyon için savcıya malzeme gerekliydi.”

“Çorumlu hemşerim, ben bunu biliyorum, sen biliyorsun da, neden Türkiye, neden aydınlarımız bir akıl tutulması yaşıyor? Vatanını seven evlatlarımıza ne oldu?”

Tuncay acı acı güldü bu defa: “ Onlar şimdi sürgün yedi. Pek çokları satıldılar dostum. Hemde pek ucuza. Kimi makama mansıba, kimi mala mülke, kimi şan ve şöhrete kimisi İran’dan, Orta Asya’dan, OrtaDoğu’dan, Fas’tan, Tunus’tan getirilen güzel bir cariyeye tav oldu. Sen herkesi kendin gibi saf dava adamı mı sanıyorsun! Dua edelimde, ülkemize oynanan asıl büyük oyunu Erdoğan görsün”.

“Suudi şeyhi Yasin El Kadı ile Suriye’de muhaliflere silah satan oğlu ve ortakları var iken Erdoğan uyanmaz bu uykudan. Suriye’de yapılan katliamlarda ölen milyonlarca garibin, mazulumun kanı bulaştı ellerine” diye sıkışıp kalan başbakanımızın ve AKP’lilerin ruh halini özetleyince Tuncay lafını esirgemedi:

“Sadece Erdoğan mı, AKP mi Suriye’ye silah gönderiyor? İsrail ve ABD, her iki tarafa da silah satıyor, savaş kasten daha fazla müslüman ölsün diye bitirilmiyor. AKP’nin Suriye politikasından İsrail ve İran kazançlı çıkıyor. Bu türlü kirli işlere bulaşanları gizlemek için cemaat günah keçisi yapıldı. Sen ne diye kendini yırtıyor, paralıyorsun? Cemaatı satanlar utansın! Tabi utanırlarsa. Halkımız er geç sular durulunca gerçekleri görecektir.”

FARUK ASLAN

Reklamlar