Etiketler

,

Fuat GörürŞu üç-beş gün içinde ne çok yazı kaleme alındı babalar ve oğullar hakkında. Çekici bir isim; Babalar ve Oğullar. Başlıca sebebi ise her baba ve oğlu ilgilendiren meselenin, unutulmaz Rus romancı Turgenyev’in aynı adlı eserinin isminden mülhem göndermelerle ele alınması.
Kolay değildir iktidar sahibi ya da sanatsal alanlarda ünlü bir babanın oğlu olmak. Genellikle arıza verir oğullar. Daha küçüklükten baba rol modeliyle yarış başlar ve karar verilir:
Boynuz mutlaka kulağı geçecektir.     
Kimi oğullar uzaklaşarak güçlü baba figüründen kurtulabilir ve kendilerini kanıtlarlar. Kimileri ise uzaklaşmakla kalmaz, düşman olur babasına. İşte, sürgünde olduğu yıllarda Varna kıyılarından İstanbul’a doğru“Memeeeed! Memeeed!” diye seslenen ünlü şair Nazım Hikmet’in oğlu Memed de onlardan biridir. Annesi Münevver’le birlikte babasından nefret etmiş, adını ağzına almamaya özen göstermiş, konuştuğunda da Nazım’a olan öfkesini hep belli etmiştir.
Bir de babanın sırtına basarak, hatta imkânlarını istismar ederek kendini kanıtlamak isteyen oğullar vardır.
Kimi muktedir siyasetçilerin oğullarında görünür bu durum. Köklerinden uzaklaşmakla başlar her şey. Yavaş yavaş sınıf atlama çabaları zuhur eder. Özenilen sınıfın gittiği yerler tercih edilir. Elde, içi şarap dolu balon kadeh, boy gösterilir abartılı bir vücut diliyle. Ünlü yıldızlara, sanatçı ve yazarlara ismiyle hitap edilir. Genç, güzel ve ünlü kadınlarla birlikte görünmek, olmak istenir.
Bu mutluluğun devam etmesi için güce, yani paraya da sürekli ihtiyaç vardır.
Biz gelelim Turgenyev’in romanı Babalar ve Oğullar’a…
Günümüzün aktüel baba-oğul ilişkisiyle romandaki kahramanlar arasındaki tek benzerlik, her ikisinde dearistokrasiden, liberalizmden, terakki ve prensiplerden söz edilemeyeceği.
Romanla dönemin Rusyası’nda Nihilist akımın ilk işaret fişeği atılmıştır: “Değer tanımazlık”
Günümüzdeki değer tanımazlık ise artık farklı bir noktada duruyor: Anomi, yani Değersizlik.
Gerçeği gören CHP’li vekiller
Bir olguyu, tartışılabilir ve eleştirebilirsin ama gerçeği gözden kaçırmadan.
Özellikle burnunun dibindeyse.
Time Türk’te yazan CHP Ankara milletvekili Bülent Kuşoğlu işte bu feraseti gösteren siyasetçilerden. Yolsuzluk iddiaları üzerine ağır eleştirileri var ama aşağıdaki satırlar da ona ait:
“Ben ilk günlerde; ‘Başbakan çıksa bakanları istifa ettirse ortada bir yolsuzluk ve rüşvet işi var, gereken yapılacaktır dese duruma hâkim olur, bu işten puan almaz ama pek zararlı da çıkmazdı’ düşüncesindeydim.
Sonra durumun farklı ve Başbakanı da ilgilendiren uluslararası bir boyutu olduğunu gördüm.
Belki operasyonun bir parçası cemaate yakın emniyetçiler. Bunu Başbakan da söylüyor ama bence bu tip uluslararası konular istihbarat kuruluşları işin içine girmeden gerçekleşemez. Türkiye çok boyutlu küresel bir operasyonla karşı karşıyadır.”
CHP eski milletvekili Şükrü Elekdağ da bu operasyonun çok uluslu küresel bir operasyon olduğunu söylemişti.
Kısaca bir Slovak masalındaki gibi Kral Çıplak.
Bu yüzden hukuk sistemini siyasi ve küresel bir operasyonun manivelası haline getirenlere karşı “istiklal mücadelesi” hiç de anlamsız bir söz gibi durmuyor.

28.12.2013 FUAT GÖRÜR / TÜRKİYE

Reklamlar