Etiketler

, , , ,

Gültekin AvcıFitne hamuru binbir şeametle yoğrulmaya devam ediyor.

Objektif her vicdan, Hizmet camiasına yönelik “paralel devlet”, “örgüt” ve “cunta” gibi haksız ve suç teşkil eden ancak hükümetçe sükût edilmekle cesaretlendirilen ithamlardan sonra Hizmet’in hakkını ve varlığını müdafaa mecburiyetinde kaldığını görmektedir.

Ve ben bir şahit olarak yemin ederim ki, Hizmet camiasının üzerine bu kadar yoğun ve çirkin iftiralarla, kastı mahsusayla, kara propagandayla gidildiği bir dönem görmedim.

Darbe dönemlerinde bile bu kadar sırtlanın saldırdığı, saldırdıkça semirdiği, tahkir ettikçe “tutunduğu” vaki olmadı.

Bu saldırıların en önemli sebeplerinden birisi kıskançlıktır.

Türkiye’nin devlet olarak henüz adını bile duyuramayıp büyükelçilik bile açmadığı yerlerde, Hizmet hareketinin gönülleri fethetmiş olması, Türkiye’yi çoktan aşmış, dünya çapında asrın en büyük sivil toplum hareketi olmasını ölürcesine kıskanıyorlar.

İdrak edemedikleri şudur:
Hizmet siyasete bel bağlayan bir hareket olsaydı ne farklı iklimlerdeki gönüllere taht kurabilir ne de dünya çapında bir hareketin mümessili olabilirdi.

Türlü iklimlerin, türlü milletlerin insanları, devlet erkânı, ana ve babaları gözbebeği olan yavrularını bu insanlara emanet edebiliyorlarsa, gerisi laf-ı güzaftır.

Bugün Hizmet camiasının bir kısım demokratik kaygı ve eleştirileri var hükümete.

Fitne yaygaraları tetiklenir

Bu eleştirilerin kesif olması, basın ve sosyal medya organlarını kapsaması en doğal demokratik reflekstir.

İktidarın yanlışlarına muhalefet etmek, sadece muhalefet partilerinin tekelinde değildir.

Demokrasilerde her toplum grubu iktidarın yanlışlarına muhalefet eder.

Lakin nedense hiçbirine fitne denmez de Camia hatalara işaret edip ikaz edince “fitne” yaygaraları tetiklenir.

Hizmet camiasının böyle bir gayesi olmadığı halde, demokraside hükümetleri eleştirmek hatta iktidardan düşmesini isteme, aleyhte demokratik propaganda yapma hakkı da vardır.

Allah’ın melekleri gökten inip parti kurmuyor.
Bazı obsesifler atlayacaklardır hemen şimdi “Allah’ın melekleri cemaat de kurmuyor” diye.
Öyle bir iddia yok.

Siyasete yöneltilen zerrece eleştirinin fitne olarak değerlendirildiğini, tüm cemaatlerin AK Parti siyasetine râm edilme stratejisini, dershaneler, fişlemeler ve iktidara yakın basın organlarında camiaya matuf istikrarla yer alan çılgınca ithamlara dikkatinizi çekerim.

Haksız ve hukuksuzca öldürülmek istenen her organizma çığlık atar.

Önce kendine haksızca saldırana döner, sonra da Allah’a.

Bazen düşük veya yüksek perdeden müdafaa eder hayatını ve emeklerini.

Hiçbir cemaat veya sivil toplum grubu bir siyasal partinin görüş ve değerlerine mahkûm edilemez, o partiye ram olmaya zorlanamaz.

Hoşlanmasanız da şu demokrasi oyununun kurallarını öğrenmek zorundasınız.

Bir de şu saçmalığı dillendirenler var:
“Camia da siyasete karışmasın!”
Unutmayın ki her sivil toplum grubu veya her cemaat, siyaset açısından bir seçmen kitlesidir.

Seçmen kitleleri ise iktidara ortak olmaya çalışmaz, siyasetin kendisine ve topluma vadettiği ilkelerin arkasında durmasını ister.

Bir siyasal haktır

Bunun için ikaz eder, tepki gösterir.
Siyasetçilerin oy devşirme uğruna nice tarikatların, nice cemaatlerin kapısını aşındırıp oy talep ettiğini herkes biliyor.

Oy talep ediyorsan, o sosyal grup veya cemaat de “madem oy istiyorsun, sana neden oy vereyim, ne vadediyorsun” deme hakkına sahiptir.

Siyasiler de ne vadettiğini söyler, seçmen kitleleri iktidarın bu vaatlerinin arkasında durmasını bekler.

Durmadığında evvelce vaatte bulunup da oylarını aldığı cemaatlerden gelen ikazlar, siyasete karışmak değil en demokratik, en mesuliyet dolu tepkilerdir.

Dahası oylarını vermeyen cemaat ve toplum grupları da bu tepkiyi gösterme hakkına haizdir.

Ama bir de oy verdiyse evleviyetle tepkisini ortaya koyar, hiçbir densiz de “iktidara ortak olmak istiyorlar” diyemez.

Bu bir seçmen sorumluluğu olup, aynı zamanda bir siyasal haktır.

Partizanca naralarla “iktidara talip olma, siyasete karışma” gibi safsatalar, en demokratik hak ve tepkinin adına kara çalamaz.

O zaman sen de cemaat, tarikat, dernek, vakıf diye adlandırdığın sosyal gruplardan oy istemeye gitmeyeceksin.

Sana oy vermeyince de kara propagandayla tahkir ve tezyif etmeyeceksin!

GÜLTEKİN AVCI / BUGÜN

Reklamlar