Etiketler

, , , ,

Neşe DüzelBiz hata yaptık… Ahmet Atakan’ın ölüm haberini ilk gelen tanıklıklara ve iddialara göre verdik. Atakan’ın çatıdan düşmediğini yazdık.

Oysa geceleyin yeni bilgiler ve görüntüler ortaya çıkınca, gazetenin manşetini değiştirmemiz gerekiyordu ama biz o bilgiye zamanında ulaşamadık.

Bugün, Atakan’ın ölümüyle ilgili yeni iddialar ortaya atılsa da… Bu ölüm sorgulanmaya devam etse de… Henüz hiçbir şey kesin olmasa da savunulacak bir yanı yok yaptığımızın.

Kendimizi savunmaya çalışacak da değiliz zaten.

Biz, yaptığımız hatadan dolayı özür diliyoruz.

Ama bir başka gerçeği de burada söylemek istiyoruz.

Türkiye bugün, AK Parti devletinin medyasıyla ulusalcı medya arasında sıkışmış durumda.

Taraf, bu ülkede, demokrasiye, gerçek bir barışa, özgürlüklere ve hukuka sahip çıkan… Dindar dinsiz, Kürt Türk, Alevi Sünni ayrımı yapmadan herkesin hakkını korumaya çalışan tek gazete.

Gazetecilerin insafsızca susturulduğu, medyanın baskıyla sindirildiği… Genç gazetecilerin, büyük ödüllerle devlet görevlisi hâline getirildiği utanç verici bir dönemden geçiyoruz.

Taraf işte böyle bir dönemde varlığını sürdürmeye çalışan güçlü bir ışık.

Zaten onun için saldırıların hedefi oluyoruz.

Yaptığımız bir hatayı, tüm doğru haberlerimizi karalamak için kullanmaya çalışan kurnazlıklarla da karşılaşıyoruz.

Hükümeti savunmak, polis şiddetini halktan saklamak, hukuku gözardı etmek ve iktidarı alabildiğine övmek için programlanmış olan kalemler, böyle bir kurnazlığa sapıyorlar.

Siyasi iktidarın ve onun bol maaşlı gazetecilerinin icadı olan yeni oyunlar değil bunlar.

Daha önceki askerî vesayet dönemlerinden ödünç alınmış ahlaksızlıklar ve kurnazlıklar bunlar.

Kendi ülkelerindeki baskıları görmemek için Suriye ve Mısır’daki haksızlıkları yazmaktan bugün kalemlerinde mürekkep kalmayan bu devlet gazetecileri, bir gün gelecek, Türkiye’nin sorunlarını da görmek zorunda kalacaklar.

Bir gün gelecek, 28 Şubat medyasının çektiği acıları onlar da çekecek.

Çünkü devlet gazeteciliğinin, ödülü olduğu kadar bedeli de var.

Şimdi ödüllerin tadını çıkaranlar, zamanı geldiğinde, kişiliklerinde açtıkları yaraların acısını da hissedecekler.

Alçaklığın işte böylesine olağanlaştığı bir dönemde,Taraf gibi dürüst ve özgür bir gazetenin yanlış yapma lüksü yok.

Zira her hatayı, “dürüstlüğü“ karalamak için kullananlar duruyor bizim karşımızda.

Herkesin, kendileri kadar kirli olduğunu kanıtlamaya çalışan kirli insanlar bunlar.

Onların değil yazmak, okumaya bile cesaret edemeyecekleri haberleri biz veriyoruz.

Vermeye de devam edeceğiz.

Biz, Atakan haberinde hata yapmış olan dürüst bir gazeteyiz.

Onlar ise, bol maaşlar karşılığında sattıkları kalemleriyle bizzat hatanın kendisi hâline gelmiş insanlar.

Biz, bir haber için özür dilemek zorundayız.

Onlar ise, bütün varoluşları ve satılmışlıkları için özür dilemek zorundalar.

Gün gelecek, o özrü bu millet onlara diletecek.

NEŞE DÜZEL / TARAF 11.12.2013

Reklamlar