Etiketler

, , ,

Cem KüçükSistem dışına itilen Anadolu insanı Cemaatin izlediği politikayla enerjisini doğru yere yönlendirdi.

Türk entelejiyansını uzun zamandır elinde tutan ve gündemi belirleyen aydınlar uzun zamandır panik halinde. Kendilerini bu Cumhuriyet’in ve devletin sahibi sananlar altlarından çekilen halıyla neye uğradıklarını şaşırmış durumdular.

Toplumda meydana gelen değişimi bir türlü anlayamadıkları, daha doğrusu idrak etmek istemedikleri için sürekli topallıyorlar. Söyledikleri hiçbir şey gerçekleşmiyor. Yazdıkları artık gündemi belirlemiyor. Yepyeni bir kuşak yepyeni bir anlayışla yönetimi aldığı ve ülkenin yararına işler yaptığı için bu entelejensiya iyice zıvanadan çıktı.

Askerin içindeki cuntacı bir klik, medyadaki CHP yandaşları, iş dünyasının bazı kodamanları ve tabii ki bürokrasi bugüne dek parayı verip düdüğü çalıyordu. İstemedikleri hükümetleri devirmek için ellerinden geleni yaptılar ve devirdiler de. Cinayet işlediler, kaos planları yaptılar, hatta AK Parti gitsin diye ülkede ekonomik kriz çıkması için ortam yokladılar.Bir yandan gizli yollarla Amerikan yönetimine bizi destekleyin diye haberler yolladılar, öte yandan içeride Amerika ve AB düşmanlığı yaptılar.  AK Parti ve Gülen’i Bitirme Planları hazırladılar. Bu planlarla hem AK Parti’yi hem de Gülen Cemaatini itibarsızlaştırmak için sahte tertiplere giriştiler.

Kendi karanlık emellerine ulaşamayan darbeci ve cuntacılar, planları ortaya çıkınca hemen sağa sola sataşmaya başladılar. Sataştıkları ilk zümre Gülen Cemaati oldu.

Beline hakim olamayan siyasetçiler Cemaati suçladı. Basit bir cevap anahtarı olayını Cemaate bağladılar. Tutuklanan darbeciler işin arkasında Cemaati aradılar. Ama hep duvara tosladılar. Peki bu karanlık adamlar niçin sahtekarlıklarını AK Parti ve Cemaat’e yüklediler? Hükümete yüklenmelerinin sebebini biliyoruz. Asla ve asla sandıkta AK Parti’yi yenemeyeceklerini bildikleri için ne uydursak kârdır diye düşünüyorlar.

Gülen Cemaati’ne yüklenme gerekçeleri farklı. Bugüne kadar dışlanan, sistem dışına itilen Anadolu insanı Cemaatin izlediği sağlıklı bir politikayla enerjisini doğru yere kanalize etti. Birlik içinde hareket ederek bir sermaye yarattılar. Sistem kendilerine yer açmadığı için uluslar arası alanda rekabet etmeleri gerektiğini anladılar. Ürettikleri malları dünyanın hemen her yerine pazarlamaya ve satmaya başladılar.

Haliyle para kazanmaya başladılar. Cahilliğin ve dışlanmışlığın ancak eğitim sayesinde üstesinden gelineceğini fark ettiler.  Bu nedenle dünyanın her yerinde okullar açtılar. Gülen Cemaati’ne mensup insanlar kuş uçmaz kervan geçmez yerlere gittiler. Normalde insanların bırakın tatili mecburi istikamet bile olsa uğramak istemeyecekleri Bangladeş, Senegal, Nijerya gibi yerlere aileleriyle birlikte yerleştiler. Oralardaki insanlara Türkçe öğrettiler. Dünyanın her yerinde insanlar Türkiye sevgisiyle büyüdüler. Yarın bir gün kendi ülkelerinde önemli yerlere gelecek bu insanların Türkiye’ye bakışı çok daha olumlu olacaktır.

Allah ve vatan sevgisiyle hareket eden bu insanlar niçin karanlık unsurlar tarafından hedef gösteriliyor? Çünkü kendi tahtları sallanıyor. Alıştıkları düzen son buluyor. İstanbul sermayesi karşısında ciddi bir Anadolu sermayesi buluyor. Hatta TUSCON, MÜSİAD maddi güç anlamında TÜSİAD’ı geçmeye başladı.

Kemalist, laik ve tepeden inmeci bu zihniyet her türlü piş işlerle iktidarlarını korudukları için önlerinde asla hedef istemezler. Ne var ki zurnanın zırt dediği yere geldik. Onlar için yol bitti. Gidecek yol kalmadı. Çünkü kendi kurdukları düzen su koyvermeye başladı.

Cem Boyner’in meşhur tespitiyle sistemden geçinenler sistemi değiştiremezler. Gülen Cemaati mensupları sistemin dışından gelip merkeze vardılar. Türkiye’yi değiştirmeyi ve dönüştürmeyi başardılar. Bu değişim ve dönüşüm aşamasında başka grupların, cemaatlerin ve elbette hükümetin çok büyük katkıları var.

Ama Gülen Cemaati’nin yaptığı işler bir kesim hariç herkesten onay bulduğu için laikçi cenah onları hedef tahtasına oturttu. Yaptıklarının nafile olduğunun farkına henüz varmadılar.

Ünlü Yunanlı düşünür Heraklitos, “Aynı suda iki kere yıkanamazsın” demiş. Maşallah bizim darbeciler aynı suda yetmiş kez yıkandılar. Artık su kirlendi. Suyun değişmesi şart. Cemaat bu suyu değiştiriyor. Pisliğe alışmış olanların veryansını bundandır.

Cem Küçük – Haber 7
cemkucuk@gmail.com

Reklamlar