Etiketler

, , ,

Muhafazakar Medya“Süreç, bu gazetelerin muhafazakârlığının bir makyaj olduğunu net bir şekilde gösterdi. Ki bunu görmek için bu çekilenlere değerdi”

Dershanelerin kapatılması konusu medyada tam bir turnusol kağıdı işlevi gördü. Kimlerin gerçek demokrat kimlerin tatlı su demokratı olduğu yaptığı yayınlarla ortaya çıktı.

Ve bu süreçte bir gerçek kendini en acı biçimde gösterdi. Meğer din, diyanet diye mangalda kül bırakmayan bu gazeteler çok kolay bir biçimde yalan haber basabiliyorlamış.

Zaman’dan Veysel Ayhan, dershane tartışmalarında muhafazakar medyanın tutumunu yazdı…

Maskeler düşüyor, eteklerdeki taşlar dökülüyor, gerçek kimlikler ortaya çıkıyor.

Süreci en iyi ifade eden cümleler yıllar öncesinden “Toprağın sızıntıya, tohumun rüşeyme, balığın mercana ve yılanın zehire gebe olduğu bir bahar daha idrâk ediyoruz.” Kapatma süreci bu yönüyle pek çok hayra sebep oldu. Sürecin en belirgin ayrışması medyada görüldü.

DÜNYADA BÖYLE BİRŞEY YOK

Dünyanın hiçbir ülkesinde devlet 3.800 özel kurumu ‘dönüşüm’ ambalajıyla bir çırpıda kapatmaya kalkamaz. Bu ülkede maalesef buna teşebbüs edildi. Bu işte en zorlanan kesim, iktidarın her türlü icraatını onaylamayla ‘muvazzaf’ medya oldu. Bu gazeteler kapatmanın eğitim açısından mantıklı bir yol olduğuna dair tek bir köşe yazısı yayınlayamadılar. TV’ler bir eğitimci bulup bu yıkımı halka izah edemedi. Sayın Başbakan’a TV’de bu konu soruldu. 3 yıl önce dershane taksiti yüzünden intihar etmiş bir örnekle konuya girdi. Ki bu haberin de ne kadar gerçek(!) olduğu önceki günler Zaman’da yer aldı. Başbakan pek çok şey söyledi. Ertesi gün Başbakan’ın aktardığı rakamların hemen hepsinin yanlış olduğu haberi ‘Başbakan’a bu yanlış bilgileri kimler veriyor?’ başlığıyla Zaman’da yer aldı. Fakat günlerdir bu onlarca yanlış rakamla ilgili tek bir düzeltme gelmedi.

YALAN HABER BASTILAR

Malum gazeteler, kapatmanın meşruiyetini anlatmakta zorlanınca tersten haber yapmaya kalktılar. Muhabirler, yazı işleri emriyle ‘taşrada icra gelmiş dershane öğrencisi’ avına çıktı. ‘Muhafazakâr görünümlü’ gazetelerde kolayca yalan haber basılabildiğini hayretle gördük. Vaktiyle nasıl bir eğitim kurumunun yanında birahane olur diye haber yapan en dindarı, ‘Dershaneler bar ve meyhanelerle iç içe, öyleyse dershaneleri kapatın’ haberi yaptı. Haberler yalanlanınca, yalanı yeni bir yalanla perdelemeye kalktılar.

10 GÜNDE AYDINLIK’IN 10 YILDA YAPTIĞI KADAR ALEYHTE HABER YAPTILAR

10 günde neredeyse Aydınlık’ın 10 yılda yaptığı kadar Hocaefendi ve hizmet aleyhinde haber ve yorum yayınladı. Sonuç olarak bunların iktidarî duyarlıkları her türlü ahlaki duyarlığı rahatça ayak altına alabildi. Sonra Hocaefendi’ye saldırma faslını başlattılar. Tam bir müflis bakkal çaresizliğiyle ‘ama siz de şunu yaptınız’, ‘ama siz de bunu söylediniz’ zavallılığına sığındılar. Akıllarına, kapatana tek bir kelime söylemek gelmedi ama kapatılana ‘Niye feryat ediyorsunuz!’ demeyi başardılar.

Yani biri sizin evinize düşman mevzisine saldırır gibi yıkmak için saldıracak ama siz ‘tabii buyrun, şuradan yıkın!’ diyeceksiniz. Anadolu insanı dişinden tırnağından artırdığı ile kan ve terle yüzlerce müesseseler kuracak, hükümet yıkmaya kalkınca itiraz ettiğinizde ‘Nasıl kardeşliği bozarsınız!’ denilecek.

Aralarından bir ehli insaf da çıkıp ‘Sayın Başbakan’ım bu yüzlerce müesseseyi yıkmaktan vazgeçseniz’ demeye cesaret edemeyecek. Yalan, demagoji, iftira… Süreç, bu gazetelerin muhafazakârlığının bir makyaj olduğunu net bir şekilde gösterdi. Ki bunu görmek için bu çekilenlere değerdi.

Hocaefendi’nin sözlerinin devamıyla bitirelim: “Bakalım kimler bahardan yana, kimler de kıştan yana çıkacak? Kimler kelepir kovalayacak, kimler mercan avlamak için en derin noktaları kollayacak? Kimler bir muhâlif rüzgârla harman gibi savrulan mala mülke mağrur olacak ve kimler hem kendini hem de dünyaları aşarak sonsuzluğa erecek?”

Reklamlar