Etiketler

, , , , ,

Salih TunaHocaefendi sizi bombalayacak!

Diyarbakır’daki o müthiş tarihi güne ‘seçim yatırımı’ diyenlere de, ‘Kürtleri bölmeye çalışıyorlar’ şeklinde zırvalayanlara da hiç aldırış etmeyin.

Onlar ne söylerse söylesin siz yürümenize devam edin.

Hakla yürüyün, halkla yürüyün, dualarla yürüyün, gözyaşlarıyla yürüyün, sonsuz bir sabırla yürüyün.

Fesada fitneye tuğyana inat, mütemadiyen kardeşliğe yürüyün.

‘Mahşere kadar biriz, kardeşiz’ diyerek yürüyün.

Yürüyün…

Rahmetli şair İlhami Çiçek’in ‘Satranç Dersleri’nde dediği gibi, ‘Yürümenin dışındaki bütün eylemlerin adı kaçış, kaçış, kaçıştır’ çünkü.

Siz yürüyeceksiniz ki, Diyarbakır’daki o görkemli buluşmanın altı büsbütün doldurulsun.

Kandan beslenenlere, kafatasçılara, ırkçılara lafım yok; onların yolu belli zaten.

Sureti haktan görünenler; Sol’dan Evrensel’e, Yurt’tan Birgün’e kadar şu bizim ‘ulusolcular’ nasıl da rahatsız oldular.

Bahaneleri de üç aşağı beş yukarı aynı.

‘Seçim yatırımı’ diyenlere, Diyarbakır buluşmasından birkaç gün önce (11 Kasım 2013) İlhami Işık’ın ‘Hür Haber’ sitesinde kaleme aldığı yazı erken verilmiş bir cevap niteliğindeydi.

Şu kadarcığını iktibas edelim: ‘Türkiye’nin Kürtlerin ve bölgenin yeni dengelerinde aldıkları ve alacakları roller kesinlikle ama kesinlikle dünkü gibi olmayacaktır. İran’ın yeni rolü dün Kürtleri çatışma alanında tutarken bugün ise Kürtleri Türkiye ile daha fazla yakınlaşmaya itecektir…’

‘Kürtleri bölmeye çalışıyorlar’ kara propagandasına da Orhan Miroğlu’nun Star’daki dünkü yazısı bir tokat gibiydi.

Miroğlu, Kürtlerin şimdi Erbil’den İstanbul’a, Marmara ve Akdeniz’e kadar sırtlarını dayayacakları bir lideri var diyordu.

Evet, lideri…

Recep Tayyip Erdoğan, Türklerin ne kadar lideriyse Kürtlerin de o kadar lideri. Tıpkı İstanbul ne kadar Türk’se o kadar Kürt olduğu gibi.

Sayın Erdoğan, Miroğlu’nun ifadesiyle, ‘Kürtler arası iç barışın inşasında rol oynamak ve çeşitli Kürt partileri arasında siyasi rekabeti çatışmadan kurtarıp normalleştirmek istiyor.(…) Kürtleri kendi aralarında barışmaya zorluyor…’

‘Dijwar’ın müellifi, ‘Türkiye bugün Kürtlerin birbirleriyle savaşmasını değil, barışmasını isteyen yeryüzündeki ender ülkelerden biridir’ tespitinin ardından şu hüküm cümlesine varıyordu: ‘Kürtler ve Türkler, dünyada iki halkın kaynaşması sonucu oluşan ortak bir etnisiteye doğru yol alıyor…’

Evet, yol bu yoldur.

Hani Yunus Emre’miz, ‘Yol oldur ki doğru vara’ demişti ya, o hesap hem de.

Bu yolda yürürken sakın ola herkesin sizi alkışlamasını beklemeyin.

Türkiye için asrın projesi mesabesindeki Marmaray hakkında bile, ‘Yüzerek geçerim, kapısında muska dağıtsalar, gene de bunların yaptığı tüpten geçmem kardeşim…’ diyen bir zihniyetten ne bekliyorsunuz Allah aşkına?

Bunlardan her şey beklenir!

‘Müftünün karısıyım’ yalanları deşifre olmasaydı, şimdilerde ‘Şivan’ın eski sevgilisiyim, aslında o azılı bir Türk düşmanı…’ diyecekleri kuvvetle muhtemeldi.

Gerçi ‘Karanlıkodacılar’ son günlerde Şivan Perwer’i itibarsızlaştırmak için kendilerini öyle paralıyorlar ki, bir ‘eski sevgilisiyiz’ demedikleri kaldı.

Malumunuz, Kadıköy’de ‘ulusolcuların’ gösterisini yere göğe sığdıramamış, ‘Kadıköy’den Lice’ye selam’ diyerek ‘Gezi ruhuna’ bağlamışlardı.

Şimdi de Şivan’ın ‘Öcalan’a yazdığı şarkı’ üzerinden akılları sıra Erdoğan’ı itibarsızlaştırdıklarını sanıyorlar.

Çok tuhaf bir ‘ruh’ yapıları var, gerçekten çok tuhaf!

Erdoğan’a zarar vereceğini bilseler, ‘Şivan’ın PKK tarafından ölümle tehdit edildiğini, konserlerinin taciz edildiğini’ hiç tereddütsüz manşete çekerlerdi.

Böylesi görülmemiş bir fesadın mümessilleri oldukları için ‘dershaneler’ tartışmasına bayıldılar.

Adeta zevkten dört köşe oldular.

Daha evvel AK Parti ile Cemaat arasındaki kimi ihtilaflara, ‘Yiyin birbirinizi’ diyorlardı.

Birkaç gün evvel hepten kaptırdılar.

Muhtıraya, darbeye aşerdikleri için ola gerek, ‘Fethullah Gülen’den Başbakan’a gece yarısı muhtırası’ manşetini attılar.

Vesayet rejimiyle mücadele eden herkesi ‘F tipi’ diye aşağılayan bu güruh, dün de, ‘Fethullah Gülen bir daha bombaladı’ manşetini atarak bayram yapmaya başladı.

Sevinçleri kursaklarında kalacak.

Bismil’de Erdoğan, Bülent Arınç’ın elini tutarak havaya kaldırdığında nasıl ki yamuldular, yine yamulacaklar.

Hocaefendi ve Erdoğan dershaneler konusunda bir orta yol bulduklarında, göreceğim ben o zaman kim kimi bombalıyor.

Beyhude çırpınıyorlar!

Hiç kuşkunuz olmasın, ‘muvahhidlerin’ karşısında ‘fesat ehli’ zelil olmaya mahkûmdur.

SALİH TUNA / YENİŞAFAK

Reklamlar